HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 KASIM 2021, CUMARTESİ

Uludağ ve milli parklar...

02.02.2021 00:00:00
'Uludağ ve milli parklar...' seslendirme dosyası:

Okullar tatil oldu.

Pek çok bölgeye tatil ile birlikte kar da yağdı. 

Kar demek fakirin korkulu, zenginin heyecanlı beklentisidir. 

Kayak pistlerinin açılması ile tatilciler; otellerde yüzde 90 doluluğa sebep oldular. 

Malum, Uludağ, Marmara Bölgesi'nin gözdesi…  Yüksekte kaldığı için korona illeti oralara gelmiyormuş. 

Hoş; okulların son günü karne dağıtım törenlerinde de, korona hazretleri yoktu. 

Bu illetin ciddiye alınmadığının açık göstergesi... Önümüzdeki günlerde salgın ciddi-ciddi varlığını sürdürmeye; ölüm vakaları 150'ler civarında sürmeye devam edecek. Bizler de hafta sonları ev hapsinin tadını çıkaracağız. Bakalım tatil sonrası beklentiler ne olacak?

Bu konuda söyleyecek fazla bir şey yok. Devlet var gücü ile mücadele etmeye, aşılamayı yaygın hale getirmeye, bir yandan da aşı için vatandaşı ikna edecek tedbirleri almaya uğraşıyor. 

* * *

Daha öncede belirttiğim gibi 40 yıldan fazla bir süreyi, yaz ve kış aylarında Uludağ'ı yakından izleyerek geçirdik. Doğal güzelliklerine ve tehlikelerine aşina olduk. Zaman zaman yazılar yazdık. Dertlerine ortak olduk. Önemli toplantılarına katıldık. Tehlikelerine katlandık. Bu nedenle dağı yeterince tanıdığıma inanıyorum.

Maalesef Uludağ ile ilgili olarak tek ayırt edemediğim şey, ona rant gözlükleri ile bakan insanlar oldu. 

* * *

Uludağ; sıradan bir ağaç yığını değildir. Rahmetli Abdullah kardeşimizin dediği gibi "Orman Vatandır… Milli Parklar ise birer mücevher."

Bugün aramızda olmayan, Türkiye'de Milli Parkçılığı başlatmak için uğraş vermiş, Uludağ'ı korumaya çalışmış amir, memur, bürokrat tüm iyi insanların ruhlarına rahmet olsun…

Pek çok örneğe baktığımızda; bu tür yerlerin Milli Park olması için "olmazsa-olmaz" denilen uluslararası kriterlerini kaybettiğini görüyoruz. 

Yurt dışında gördüğümüz örneklerin özelliklerini uzun uzadıya anlatmamıza gerek yok. Sadece Uludağ'ı ele aldığımızda bile, neler yitirdiğimizi görmemiz mümkün. Kuruyup düşen yaprağın, devrilen bir ağacın yerinden kaldırılmaması; endemik bitki topluluklarına zarar vermemek için hayvan otlatmaya yasaklanması, bazı bölgelerde çadır kampçılığına izin verilmemesi, su kaynaklarına müdahale edilmemesi, çöp ve atık suları için ciddi tedbirler alınması, ziyaretçi sayısının kısıtlanması, doğal aydınlanma dışında yapay ışık kullanılmaması gibi tedbirler alınması gerekirken, bunlara uyulmadığı bir gerçek. 

Birebir yaşadığımız çok şey oldu. İdarecilerin "Kanun şurada dursun, biz ne yapmamız gerekiyorsa onu yapalım. Onun bize bir ziyanı yok" dediği de oldu.  Pek çok dirayetli Milli Park Müdürünün Uludağ'ı korumak adına il yöneticileri ve iktidar partisi üyeleri ile ters düşerek sürgün edildiği de oldu. Yasakların nasıl delindiğini de izledik. 

Her şeyin para ile ölçüldüğü, bizim aklımızın alamayacağı küçük dünyamızda; Uludağ'ı Milli Park olmaktan çıkarıp mahalle yapmaya çalışan, bir belediye yapmaya veya bir belediyeye bağlamaya kalkışanlar da marifetmiş gibi manşetlere taşındı. Uludağ'ın mastır planına karşı çıkanlar, akademisyenleri dışlayanlar, tuvalet ruhsatı alıp otel yapanlar da oldu.

Yurt dışında gördüklerimizden etkilenip, "burada da böyle olmalı" diye yaptığımız uyarılar, kurduğumuz hayaller, tüm çıkar oyunları ve getirim tehlikesinden uzak bir Milli Park özlemi; yönetimin kendisine bırakılacağı bir Milli Park özlemimiz asla gerçekleşmedi. Ağaç keseninden kaçak avlanana, hayvan otlatmasına izin verilmediği için orman yakacak kadar alçalan insanlara şahit olduk.

* * *

Uludağ için özlenenler maalesef hiç gerçekleşmedi. Uludağ, siyasetten soyutlanacağına siyasetin albeni merkezi oldu. Bir sürü yeni otele kılıf uyduruldu. İmar izinleri alındı. 

Uluslararası yarışlar yapılan pistler tercih edilen yer olmaktan çıktı. 

Yaz aylarında seyrangâh dağı olarak kabul edilen, ailece gidilen zirve yürüyüşleri yasaklandı. Kış aylarında gerçekleştirdiğimiz zirve tırmanışları anılarımızı süsleyen lüks birer hatıra olarak kaldı. 

Ormanlarındaki vahşi yaşam bitti. Son 'kurt' öleli sanırım 34 sene oldu. Yenisi türedi mi bilmiyoruz. Av üretme alanındaki geyikler doğaya salındığı için kaçak avcıların insafına terk edildi. 

Flora ve faunayı içeren sürekli takip edilecek bir döküm çıkarılamadı. Milli Parkların vazgeçilmezi olan bir müze kurulamadı. Sadece kış aylarında çalışan otel ve misafirhaneler yapıldı. Sorulara cevaplar alınamadı. 

Sakallı Akbabası, Apollo Kelebeği kayboldu. Dağı besleyen su kaynakları en başından kesilip oteller bölgesine tahsis edildiği için Uludağ'ın alt yamaçları susuz kaldı. Yaban hayatı öldü. Kanalizasyon şebekesi ve arıtma tesisleri yerine suni kar üretme tesisleri kuruldu. 

Sade vatandaşın şifa bulmak için yaz aylarında gittiği, bizim kış aylarında kullandığımız orman barakaları özelleştirildi. Dar gelirli, çadırda konaklayan Uludağcı kültürü yok oldu. Geceliği bir aylık kira bedeline yaklaşık lüks dağ kulübeleri yerini aldı. 

Her şeyde olduğu gibi Uludağ da günümüz düzeninden nasibini aldı. 

Ünlü kırk kişilik teleferiğin yerinde yeller esiyor. Rüzgâr rejimine uymayan bir telesiyej sistemi kuruldu. Fiyatları katladı. 

Ben her zaman bir şeye inanmışımdır: Uludağ; canlı bir dağdır. Kendisine kötülük yapanlardan intikamını alır. Ancak bu sefer tüm Bursa zararlı çıkacağa benziyor. 

İnsanoğlu, nerede doğaya bir kötülük yapmış, nerede onun önünü kesmiş ise; sonuçları kötü olmuştur. 

Kimisinde siyanürlü altın aramaya, kimisinde ağaç katliamı yapmaya devam edilsin bakalım.

Bu olay nereye kadar sürecek?

Unutmayın. Paranın tek satın alamayacağı şey doğanın kuvvetidir…

İnsanoğlu bir gün bunu fark edecektir…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

02.02.2020, 02.02.2019, 02.02.2018, 02.02.2017, 02.02.2016, 02.02.2015, 02.02.2014, 02.02.2013, 02.02.2012, 02.02.2011, 02.02.2010, 02.02.2009, 02.02.2008, 02.02.2007, 02.02.2006, 02.02.2005, 02.02.2004, 02.02.2003, 02.02.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.