logo
22 MAYIS 2026

Yalancılıkla nereye kadar?

17.08.2013 00:00:00
Dünkü "Yazıklar olsun yalancılara" yazımızda: "Sosyal bünyemizi kemiren hastalıklardan biri de yalan ve iftiradır. Daha çok haksız ve hadsiz (ölçüsüz) kimselerin başvurduğu bu yol sebebiyle birçok insan maddi ve manevi zararlara uğramış. Nice ocaklar sönmüş, nice yuvalar yıkılmıştır" tespitini yapmış, yalan ve iftiranın ne kadar büyük bir günah olduğunu ve bu konudaki Yüce Allah'ın uyarılarını Kur'an-ı Kerim'den İfk hadisesi hakkındaki ayetleri aktarmıştık.  Yalancılık ve iftira öyle bir hale geldi ki eskiden yuvalar yıkılıyor, bazı aile facialarına sebebiyet veriyordu ama şimdi devletler, milletler helake doğru sürükleniyor. Yalan ve iftiralar sayesinde iç savaşlar oluyor, kardeşkanı dökülüyor.  Son yaşanan Suriye iç savaşında gün geçmiyor ki basına ya da sosyal medyaya bir facia haberi yansımasın. Aradan birkaç gün geçiyor, basına servis edilen haberlerin yalan haber olduğu meydana çıkıyor. O zamana kadar yapılan tahribat yapılıyor, kendisine doğrusu ulaşmayan haber, yanlış olarak insanların hafızasında kalıyor.  Özellikle Suriye'de muhalifleri haklı çıkartmak için yapılan batı destekli yalan haberler inanılmaz derecede, şeytanca niyetler taşımaktadır.  Geçtiğimiz gece bir haber kanalında haberleri izlerken gözüme çarpanları sizlerle paylaşmak istedim: Yapılan yalan haberlerle toplumsal infiallere çanak tutulmaya çalışıldığı anlaşılıyordu. Daha önce Irak'ta ya da başka yerlerde yaşanmış katliamların resimleri yıllar sonra Esad'ın halkına yaptığı zulüm ve işkence olarak servis edildiği izah ediliyordu.  En çok dikkatimi çeken, bir annenin feci şekilde can vermiş birkaç çocuğun başucunda ağlarken çekilen resim oldu. Bu resim Suriye'de Esad'ın çoluk çocuk demeden herkesi katlettiği şeklinde basına servis edilmiş. Ancak haberin gerçeği: Daha önce Türkiye'de meydana gelen depremde çocuklarını kaybeden bir annenin feryadının resmi olduğudur.  Peki, bu yalanlarla nereye kadar? Görünen o ki kardeş kavgasından, dökülen kanlardan, verilen canlardan, memnun olan birileri vardır ve bunlar asla ve asla gerçek mümin olamazlar.  Mümin odur ki aralarında ihtilaf olanlara arabuluculuk yapar. Asla fitne çıkartarak düşmanlıkları körüklemez, kardeşi kardeşe kırdırmaz, kan döktürmez! Rasûlullah (s.a.a.) buyuruyor ki:"Beni dinleyin! Oruçtan, namazdan ve sadaka vermekten daha çok sevap kazandıran ibadetin ne olduğunu size söyleyeyim mi? Arabuluculuk ve dargınları barıştırmaktır. Çünkü anlaşmazlık ve çatıştırma, İslâm birliğini kökünden kazıyan bir afettir." (616-Suyuti/Camiu's-Sağir /2.cilt /2.Bölüm) Yaşanan manzaraya bakarsak, bırakın arabuluculuk yapmayı; iftiralarla, düzmece yazılı ve görüntülü haberlerle kin ve nefretler körüklenmekte; kardeşkanı dökülmesine sebep olunmaktadır.   
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.