Dünkü "Yazıklar olsun yalancılara" yazımızda: "Sosyal bünyemizi kemiren hastalıklardan biri de yalan ve iftiradır. Daha çok haksız ve hadsiz (ölçüsüz) kimselerin başvurduğu bu yol sebebiyle birçok insan maddi ve manevi zararlara uğramış. Nice ocaklar sönmüş, nice yuvalar yıkılmıştır" tespitini yapmış, yalan ve iftiranın ne kadar büyük bir günah olduğunu ve bu konudaki Yüce Allah'ın uyarılarını Kur'an-ı Kerim'den İfk hadisesi hakkındaki ayetleri aktarmıştık. Yalancılık ve iftira öyle bir hale geldi ki eskiden yuvalar yıkılıyor, bazı aile facialarına sebebiyet veriyordu ama şimdi devletler, milletler helake doğru sürükleniyor. Yalan ve iftiralar sayesinde iç savaşlar oluyor, kardeşkanı dökülüyor. Son yaşanan Suriye iç savaşında gün geçmiyor ki basına ya da sosyal medyaya bir facia haberi yansımasın. Aradan birkaç gün geçiyor, basına servis edilen haberlerin yalan haber olduğu meydana çıkıyor. O zamana kadar yapılan tahribat yapılıyor, kendisine doğrusu ulaşmayan haber, yanlış olarak insanların hafızasında kalıyor. Özellikle Suriye'de muhalifleri haklı çıkartmak için yapılan batı destekli yalan haberler inanılmaz derecede, şeytanca niyetler taşımaktadır. Geçtiğimiz gece bir haber kanalında haberleri izlerken gözüme çarpanları sizlerle paylaşmak istedim: Yapılan yalan haberlerle toplumsal infiallere çanak tutulmaya çalışıldığı anlaşılıyordu. Daha önce Irak'ta ya da başka yerlerde yaşanmış katliamların resimleri yıllar sonra Esad'ın halkına yaptığı zulüm ve işkence olarak servis edildiği izah ediliyordu. En çok dikkatimi çeken, bir annenin feci şekilde can vermiş birkaç çocuğun başucunda ağlarken çekilen resim oldu. Bu resim Suriye'de Esad'ın çoluk çocuk demeden herkesi katlettiği şeklinde basına servis edilmiş. Ancak haberin gerçeği: Daha önce Türkiye'de meydana gelen depremde çocuklarını kaybeden bir annenin feryadının resmi olduğudur. Peki, bu yalanlarla nereye kadar? Görünen o ki kardeş kavgasından, dökülen kanlardan, verilen canlardan, memnun olan birileri vardır ve bunlar asla ve asla gerçek mümin olamazlar. Mümin odur ki aralarında ihtilaf olanlara arabuluculuk yapar. Asla fitne çıkartarak düşmanlıkları körüklemez, kardeşi kardeşe kırdırmaz, kan döktürmez! Rasûlullah (s.a.a.) buyuruyor ki:"Beni dinleyin! Oruçtan, namazdan ve sadaka vermekten daha çok sevap kazandıran ibadetin ne olduğunu size söyleyeyim mi? Arabuluculuk ve dargınları barıştırmaktır. Çünkü anlaşmazlık ve çatıştırma, İslâm birliğini kökünden kazıyan bir afettir." (616-Suyuti/Camiu's-Sağir /2.cilt /2.Bölüm) Yaşanan manzaraya bakarsak, bırakın arabuluculuk yapmayı; iftiralarla, düzmece yazılı ve görüntülü haberlerle kin ve nefretler körüklenmekte; kardeşkanı dökülmesine sebep olunmaktadır.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- İnsanlık direniş çağının eşiğindedir / 22.05.2026
- Sorunların çözümü için Atatürk gibi düşünmek gerekir / 21.05.2026
- 19 Mayıs ruhunu anlamak / 20.05.2026
- Hüseyin Baş’tan ekonomi yönetimine tepki -3- / 18.05.2026
- Hüseyin Baş’tan ekonomi yönetimine tepki -2- / 17.05.2026
- Hüseyin Baş’tan ekonomi yönetimine tepki -1- / 16.05.2026
- Milli Para, alın terinin ekonomiye dönüşmüş hâlidir / 14.05.2026
- Hüseyin Baş, ABD-İran anlaşmazlığının perde arkasını aralıyor -3- / 13.05.2026
- Hüseyin Baş, ABD-İran anlaşmazlığının perde arkasını aralıyor -2- / 12.05.2026
- Hüseyin Baş, ABD-İran anlaşmazlığının perde arkasını aralıyor -1- / 11.05.2026
- Sorunların çözümü için Atatürk gibi düşünmek gerekir / 21.05.2026
- 19 Mayıs ruhunu anlamak / 20.05.2026
- Hüseyin Baş’tan ekonomi yönetimine tepki -3- / 18.05.2026
- Hüseyin Baş’tan ekonomi yönetimine tepki -2- / 17.05.2026
- Hüseyin Baş’tan ekonomi yönetimine tepki -1- / 16.05.2026
- Milli Para, alın terinin ekonomiye dönüşmüş hâlidir / 14.05.2026
- Hüseyin Baş, ABD-İran anlaşmazlığının perde arkasını aralıyor -3- / 13.05.2026
- Hüseyin Baş, ABD-İran anlaşmazlığının perde arkasını aralıyor -2- / 12.05.2026
- Hüseyin Baş, ABD-İran anlaşmazlığının perde arkasını aralıyor -1- / 11.05.2026

























































