logo
05 KASIM 2026

Yapay zekada küresel savaş kızışıyor

Teknoloji devi Nvidia, yapay zeka pazarındaki konumunu güçlendirmek adına stratejik bir hamleye imza atarak Poolside girişiminin teknolojilerini lisansladı ve şirkete 1 milyar dolarlık doğrudan yatırım yaptı. Bu gelişmeyle birlikte Poolside'ın piyasa değeri 12 milyar dolara yükselirken, 100'den fazla uzman mühendis de Nvidia bünyesine katıldı

24.08.2026 12:30:00
Eyüp Kabil
 
Yapay zekada küresel savaş kızışıyor
Yapay zekada küresel savaş kızışıyor
Anlaşma şartları doğrultusunda Nvidia, Poolside'ın yapay zeka modelleri inşa etmekte kullandığı "Model Factory" yazılım teknolojisinin lisans haklarını tamamen eline geçirdi. Doğrudan bir satın alma veya klasik bir devralma (acqui-hire) statüsünde olmayan bu özel yapı sayesinde Poolside bağımsız bir şirket olarak kalmaya devam edecek.

Ancak anlaşma kapsamında Poolside'ın 100'den fazla üst düzey uzman mühendisi Nvidia kadrosuna transfer edildi. Transfer edilen bu dev mühendislik ekibinin, Nvidia'nın açık kaynaklı yapay zeka ailesi olan Nemotron projesinin geliştirilmesinde doğrudan ve aktif bir rol oynayacağı açıklandı.

Çinli devlerin kuşatmasına karşı güç gösterisi

Sektör analistlerine göre Nvidia'nın bu adımı, özellikle Asya pazarında yapay zeka ve çip teknolojilerinde agresif bir büyüme trendi yakalayan Çinli teknoloji devlerine karşı verilmiş 6 milyar dolarlık çok net bir yanıt niteliği taşıyor.

2026 yılı, yapay zekanın küresel şirketler için bir tercih olmaktan çıkıp tam bir "var olma ya da yok olma" savaşına dönüştüğü bir kırılma noktası haline gelmiş durumda. Nvidia, donanım liderliğini yazılım ve yetenek havuzuyla birleştirerek ekosistem üzerindeki mutlak hakimiyetini korumayı hedefliyor.

Yatırımların gölgesinde güvenlik ve "balon" tartışmaları

Nvidia'nın milyar dolarlık bu hamlesi teknoloji borsalarında büyük bir hareketlilik yaratsa da, küresel arenada yapay zeka yatırımlarına yönelik temkinli sesler de yükselmeye devam ediyor.

Avrupa Merkez Bankası (ECB), yapay zeka yatırımlarındaki mevcut şişkinliğin ve kontrolsüz finansal büyümenin küresel piyasalarda ani bir sarsıntı yaratabileceği konusunda sektörü sert bir dille uyardı.

Eş zamanlı olarak yayınlanan güncel Pew Research verilerine göre, halkın yüzde 52'si yapay zekanın günlük hayata bu kadar hızlı entegre olmasından heyecan duymaktan ziyade ciddi bir endişe duyuyor. 30 yaş altı gençlerde ise yapay zeka kaynaklı iş kaybı korkusu ilk kez majör bir çoğunluğa ulaşmış vaziyette.

Nvidia ve Poolside ortaklığının önümüzdeki aylarda açık kaynaklı yapay zeka modellerine getireceği yenilikler tüm dünya tarafından yakından izleniyor.

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su bastı

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde etkili olan sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su bastı, tarım arazileri su altında kaldı, park halindeki bazı araçlar sel sularına kapılarak sürüklendi

05.11.2026 07:07:00 / Güncelleme: 05.11.2026 07:13:52
AA
 
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su bastı
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su bastı

Kent genelinde akşam başlayan sağanak, ilerleyen saatlerde etkisini artırdı.

Yağış nedeniyle Karakese, Özerli ve Kuzuculu mahallelerindeki bazı ev ve iş yerlerini su bastı, tarım arazilerinin bir kısmı su altında kaldı.

Park halindeki bazı araçlar, sel suları nedeniyle sürüklendi.

Ulaşımda aksamalara yol açan yağış nedeniyle köprü ve bulvarlarda polis ekiplerince önlem alındı.

Devlet Su İşleri (DSİ) ekipleri dere yataklarında, Büyükşehir Belediyesi ekipleri ise su baskınından etkilenen evlerde tahliye çalışması başlattı. 



İSTANBUL UYUŞTURUCUNUN MERKEZİ Mİ OLUYOR?

Beylikdüzü, Gaziosmanpaşa ve Avcılar'da düzenlenen son operasyonda 195 kilo 900 gram metamfetamin ve 400 bin sentetik ecza ele geçirildi

04.11.2026 22:12:00
Haber Merkezi
 
İSTANBUL UYUŞTURUCUNUN MERKEZİ Mİ OLUYOR?
İSTANBUL UYUŞTURUCUNUN MERKEZİ Mİ OLUYOR?
Beylikdüzü, Gaziosmanpaşa ve Avcılar'da düzenlenen son operasyonda 195 kilo 900 gram metamfetamin ve 400 bin sentetik ecza ele geçirildi. Dört şüpheli gözaltına alındı. İstanbul'da 2026 yılının ilk 10 ayında ele geçirilen uyuşturucu miktarının 15 tonu aşması, kentteki uyuşturucu trafiğinin boyutunu yeniden gündeme taşıdı. Peki, yakalananların dışında piyasaya ulaşan miktar ne kadar?

İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin üç ilçede gerçekleştirdiği operasyonlarda yalnızca uyuşturucu maddeler değil, adeta bir üretim tesisi ortaya çıkarıldı.

Aramalarda 195 kilo 900 gram metamfetamin, 400 bin sentetik ecza hap, 112 kilo 850 gram sentetik ecza maddesi, 133 kilo 800 gram katkı maddesi, 200 bin boş kapsül ve uyuşturucu üretiminde kullanılan makineler ele geçirildi. Dört şüpheli adliyeye sevk edildi.

10 AYDA 15 TON UYUŞTURUCU!



İstanbul'daki uyuşturucu operasyonlarına ilişkin açıklanan veriler dikkat çekici. 1 Ocak-18 Ekim 2026 tarihleri arasında kentte gerçekleştirilen operasyonlarda 15 ton 44 kilogram uyuşturucu madde ile 27 milyon 700 bin uyuşturucu ve uyarıcı hap ele geçirildi.

Ayrıca 2026 yılının 18 Ağustos-15 Eylül dönemindeki operasyonlarda 1 ton 432 kilogram uyuşturucu, 922 bin hap ve 134 kilo 50 gram kimyasal katkı maddesi yakalandı. Bu operasyonlarda 46 şüpheli gözaltına alınırken 41 kişi tutuklandı.

İSTANBUL UYUŞTURUCU TİCARETİNİN MERKEZİ Mİ?



İstanbul'un uluslararası hava ve deniz limanları, kara yolu bağlantıları, yoğun nüfusu ve büyük tüketici pazarı, uyuşturucu kaçakçılığı açısından kenti önemli bir güzergâh ve hedef pazar haline getirebiliyor.

YAKALANAMAYAN UYUŞTURUCU NE KADAR?

Uyuşturucuyla mücadelede en önemli soru, ele geçirilen miktarın dışında kalan uyuşturucunun ne kadar olduğu. Çünkü yakalanan 15 tonluk miktar, piyasaya hiç ulaşmamış ürünleri gösteriyor; ülkeye veya kente giren toplam uyuşturucu miktarını değil.

Denetimlerden kaçan, depolarda tutulan, sokak satıcılarına ulaştırılan veya başka kentlere sevk edilen uyuşturucunun miktarına ilişkin kesin bir hesap bulunmuyor.

Uzmanların üzerinde durduğu temel mesele, mücadelenin yalnızca uyuşturucuyu taşıyan veya satan kişilerle sınırlı kalmaması. Üretim merkezleri, finans kaynakları, uluslararası bağlantılar ve dağıtım ağlarının ortaya çıkarılması gerekiyor.


Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki

Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı 2026 Türkiye Raporu, ekonomik iş birliği, Gümrük Birliği ve savunma sanayiindeki ortak çıkarları överken; siyasi kriterler, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz başlıklarında ön yargılı yaklaşımını sürdürdü. Dışişleri Bakanlığı, rapora "mesnetsiz ve çifte standartlı" diyerek sert tepki gösterdi

04.11.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki
Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, genişleme stratejisi kapsamında merakla beklenen yıllık 2026 Türkiye Raporu'nu yayımladı. İkili ilişkilerin mevcut durumunu röntgenleyen rapor, ekonomi ve güvenlik alanlarında Türkiye'nin kritik rolünü teslim ederken, siyasi ve bölgesel konularda Ankara ile Brüksel arasındaki geleneksel görüş ayrılıklarını bir kez daha derinleştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, raporun açıklanmasının hemen ardından yayımladığı bildiride siyasi ithamları ve Kıbrıs konusundaki iddiaları tamamen reddettiğini duyurdu.

Ticaret hacmi 218 milyar avroya ulaştı

Raporda, Türkiye ekonomisinin son dönemde attığı kararlı adımlar ön plana çıkarıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikasında güvenilirliği yeniden tesis etme hamleleri, enflasyonla mücadeledeki kararlılık ve cari açığın dengelenmesi AB tarafından olumlu not edildi.

Türkiye'nin AB içindeki rekabet baskısıyla baş edebilecek güçlü bir imalat, tarım ve hizmet sektörüne sahip olduğu vurgulanan raporda, taraflar arasındaki ticaret hacminin 218 milyar avroya ulaştığı bilgisine yer verildi. Gümrük Birliği'nin küresel çalkantıların yaşandığı bu dönemde AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına ve arz güvenliğine devasa bir katkı sağladığı açıkça itiraf edildi.

Türk savunma sanayii AB radarında

2026 raporunun en dikkat çekici bölümlerinden birini ise Türk savunma sanayiinin yükselişi oluşturdu. Raporda, Türk savunma şirketlerinin küresel pazardaki gücünü artırdığı, teknoloji ve bilgi transferi sağlamak amacıyla giderek daha fazla AB pazarına yöneldiği ve kıta genelinde ortak üretim tesisleri kurduğu kaydedildi.

Karadeniz'de "gölge filo" ve hibrit tehditler uyarısı

Güvenlik ve bölgesel riskler başlığında, Türkiye'nin siber saldırılar, yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları ve göç akımlarının manipülasyonu gibi hibrit tehditlerle en yoğun karşılaşan ülkelerin başında geldiği aktarıldı.

Rusya'nın Karadeniz'deki askeri varlığı, "gölge filosu" ve insansız deniz araçlarının (İDA) deniz güvenliği açısından yarattığı risklere dikkat çekilirken, Türkiye'nin Ukrayna Savaşı'ndaki kolaylaştırıcı ve arabulucu rolü ile Ukrayna'nın yeniden inşasına verdiği stratejik destek takdir edildi. Ancak raporda, Türkiye'nin Rusya ile olan yakın ekonomik bağlarını koruyor olması da not edildi.

Ankara'dan brüksel'e muhtıra niteliğinde yanıt

Dışişleri Bakanlığı, rapordaki siyasi değerlendirmeler ve bölgesel iddialara karşı çok sert bir açıklama yayımlayarak raporun bu kısımlarını "mesnetsiz" bulduğunu ve tamamen reddettiğini ilan etti. Ankara'nın Brüksel'e yönelik tepkisinde şu üç başlık öne çıktı:

• Yargı ve Temel Haklar: AB'nin Türkiye'deki iç hukuka ve yargı bağımsızlığına yönelik eleştirileri "çifte standartlı, hukuki temelden uzak ve ön yargılı bir zihniyetin yansıması" olarak nitelendirildi.

• Kıbrıs ve Doğu Akdeniz: Raporda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) tek taraflı tezlerine koşulsuz destek verilmesi Ankara'nın en büyük tepki gösterdiği alan oldu. Bakanlık, AB'nin bu taraflı tutumunu sürdürdüğü müddetçe Kıbrıs meselesinde bir çözüm ortağı veya tarafsız bir aktör olamayacağını net bir dille hatırlattı.

• Libya Mutabakatı: Raporda Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatına yönelik olumsuz ifadelere değinen Ankara, bu iddiaların Türkiye açısından "yok hükmünde" olduğunu ve Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarından taviz verilmeyeceğini vurguladı.

Ortaklık şart, yaklaşım sorunlu

2026 Türkiye Raporu, AB'nin Türkiye'yi ekonomik gücü, askeri sanayisi ve lojistik/tedarik zincirindeki yeri bakımından "vazgeçilmez bir ortak" olarak gördüğünü; ancak iş siyasi kriterlere ve Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarına geldiğinde üye ülkelerin (Yunanistan ve GKRY) baskısıyla taraflı duruşundan sıyrılamadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi

Marmara Bölgesi'ni etkisi altına alan Sibirya kökenli soğuk ve yağışlı hava dalgası İstanbul'da günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Aniden bastıran şiddetli sağanak yağış ve kararan gökyüzü, iş çıkış saatiyle birleşince kent genelindeki trafik yoğunluğu yüzde 89 seviyesine kadar fırladı

04.11.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi
İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi
İstanbul'da gün genelinde aralıklarla kendini gösteren olumsuz hava koşulları, öğleden sonra zirve noktasına ulaştı. Kentin üzerine çöken yoğun ve koyu kara bulutlar, gündüz saatlerinde adeta gece karanlığı yaşanmasına neden oldu.

Başta Tarihi Yarımada, Boğaz hattı ve Avrupa Yakası'nın merkezi alanları olmak üzere, şehrin birçok bölgesinde gök gürültülü şiddetli sağanak yağış etkisini gösteriyor. Yağışa hazırlıksız yakalanan İstanbullular kapalı alanlara sığınırken, ana yollarda görüş mesafesi önemli ölçüde düştü.

Ana arterler durma noktasında

Sağanak yağışın tam iş ve okul çıkış saatlerine denk gelmesi, zaten hassas olan İstanbul trafiğini felç etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Trafik Yoğunluk Haritası verilerine göre, kent genelindeki anlık trafik yoğunluğu yüzde 89 seviyesine yükseldi.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün her iki yakadaki bağlantı yollarında kilometrelerce araç kuyruğu oluştu.

D-100 karayolu ve TEM Otoyolu'nun özellikle rampalar ve katılım noktalarında araçlar tampon tampona ilerlemekte güçlük çekiyor.

Kendi araçları yerine toplu taşımayı kullanmak isteyen vatandaşlar; metro, metrobüs ve otobüs duraklarında uzun kuyruklar ve aşırı yoğunluk oluşturdu.

AKOM ve valilikten peş peşe "sarı kodlu" uyarılar

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün İstanbul için "Sarı Kodlu" uyarı vermesinin ardından, İstanbul Valiliği ve İBB Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.

Yapılan açıklamalarda, metrekareye 30 ila 60 kilogram arasında yağış düşmesinin beklendiği vurgulandı. Güçlü poyraz fırtınasının da (40-60 km/s) eşlik ettiği hava muhalefeti sebebiyle ani sel, su baskını, tünellerde göllenme, ağaç devrilmesi ve ulaşımda aksamalara karşı sürücülerin takip mesafelerini korumaları ve zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları istendi.

Sıcaklıklar hissedilir derecede düşecek

Rusya üzerinden sarkan Sibirya kökenli soğuk hava dalgası yalnızca yağış getirmekle kalmadı, dereceleri de kış moduna soktu. Kentte daha önce 18-20 derece civarında seyreden hava sıcaklıklarının ani bir düşüşle 12-14 derece bandına kadar gerileyeceği bildirildi.

AKOM uzmanları, yağışlı sistemin perşembe günü de aralıklarla kuvvetli sağanak geçişleri şeklinde etkisini sürdüreceğini, cuma gününden itibaren ise kenti terk edeceğini tahmin ediyor.

Dört gazeteci için ağır hapis istemi

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon soruşturmasına ilişkin yaptıkları haber, yorum ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle hedef olan gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında hazırlanan iddianameler tamamlandı. Savcılık, dört gazeteci için onlarca yılı bulan hapis cezaları talep etti

04.11.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Dört gazeteci için ağır hapis istemi
Dört gazeteci için ağır hapis istemi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye gündemini sarsan "fon dolandırıcılığı" ve "fon vurgunu" soruşturması kapsamında yürüttüğü adli süreçte kritik bir adımı daha geride bıraktı. Sosyal medyadaki iddiaları ve televizyon ekranlarındaki değerlendirmeleri nedeniyle mercek altına alınan gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında hapis istemli iddianameler hazırlandı.

Tutuklu gazetecilere en ağır ceza istemi

Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana Maltepe Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci Şaban Sevinç ile Sözcü editörü Mustafa Balcı'ya yönelik yürütülen soruşturma dosyası tamamlandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve fon soruşturmasında adı geçen Osman Arıkan Nacar'a yönelik sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açılan davada savcılık ceza yağdırdı.

Şaban Sevinç, üç ayrı suçtan ve "zincirleme suç" hükümleri uygulanması talebiyle 18 yıl 11 ay 15 güne kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

Mustafa Balcı, "Kamu görevlisine alenen hakaret", "iftira" ve "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla 10 yıl 10 aya kadar hapsi talep edildi.

İki gazetecinin tutukluluk halinin devamına karar verilirken, davanın ilk duruşması 27 Kasım 2026 tarihinde görülecek.

Saymaz ve Ağırel'e 14 yıl 10 ay istemi

Öte yandan, Sözcü TV'de yayımlanan "Gazeteci Masası" programındaki fon vurgunu değerlendirmeleri nedeniyle hakkında soruşturma açılan ve ev hapsinde bulunan gazeteciler İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkındaki iddianame de mahkemeye sunuldu.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın şikâyeti ve Ticaret Bakanlığı'nın "ihbarcı" sıfatıyla yer aldığı iddianamede, iki gazetecinin bakanı fon soruşturmasıyla ilişkilendiren açıklamalarının kamu kurumlarına güveni zedelediği öne sürüldü. Savcılık; Saymaz ve Ağırel hakkında "kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret", "iftira", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" de dahil olmak üzere çeşitli suçlardan ayrı ayrı 14 yıl 10'ar aya kadar hapis cezası talep etti.

Gazeteciler ifadelerinde ne dedi?

Haklarındaki suçlamaları reddeden gazetecilerden Murat Ağırel, savcılık ifadesinde programda dile getirdiği iddiaların kaynağının siyasi parti kulisleri olduğunu, kesinleşmemiş bilgileri her zaman "iddia" vurgusuyla izleyiciye aktardığını belirtti. İsmail Saymaz ise canlı yayında şahsi bir ithamda bulunmadığını, sadece mesleki bir sorumlulukla gazeteci meslektaşına sorular yönelttiğini ifade etti.

Dört gazeteciye yönelik hazırlanan bu iddianameler, basın örgütleri ve kamuoyu tarafından "basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale" eleştirileriyle takip ediliyor.

2026 KPSS branş sıralamaları açıklandı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) Lisans için branş bazında sıralamaların açıklandığını bildirdi

04.11.2026 12:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
2026 KPSS branş sıralamaları açıklandı
2026 KPSS branş sıralamaları açıklandı
ÖSYM'den yapılan açıklamada, "2026 Kamu Personel Seçme Sınavı'na (2026-KPSS Lisans) katılan adayların sınav sonuçlarına göre branş bazında sıralamaları ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi'ne yansıtılmıştır. Adaylar, ÖSYM'nin 'https://ais.osym.gov.tr' adresinden T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle branş bazında sıralamalarını öğrenebilecektir.

Branş bazında sıralama hizmeti, adayların ilgili ekranda seçmiş oldukları puan türü ve eğitim alanlarında sınava giren diğer adaylar arasında başarı durumlarını değerlendirmelerine imkân veren, yerleştirme işlemlerine etkisi olmayan, adayları bilgilendirme amacıyla oluşturulmuş bir hizmettir. Görüntülenen sayfa, belge niteliği taşımaz. Her türlü değerlendirmede ÖSYM sisteminde kayıtlı bilgiler esas alınır" denildi.

BİR SEN EKSİKTİN!

Türkiye, yüz binlerce insanın birikiminin tehlikeye girdiği, milyarlarca liralık kazanç iddialarının gündeme geldiği fon skandalını tartışıyor

03.11.2026 11:44:00
Haber Merkezi
 
BİR SEN EKSİKTİN!
BİR SEN EKSİKTİN!
İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fesih Kaya, yüz binlerce yatırımcının mağdur edildiği fon skandalının sorumluluğunu Kemalist sisteme yükledi. "Bu rejimin değişmesi gerekiyor, mevcut sistemle artık bir yere varılamaz" diyen Kaya'ya sormak gerekiyor: Fon vurgununu yapanlar Kemalistler miydi? Yoksa iktidarın siyasi ve bürokratik çevrelerinden çıkan isimler mi?

Türkiye, yüz binlerce insanın birikiminin tehlikeye girdiği, milyarlarca liralık kazanç iddialarının gündeme geldiği fon skandalını tartışıyor. Soruşturma kapsamında eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın adı gündeme geldi. Kaya görevlerinden ayrıldı. Eski bakan yardımcıları, bürokratlar ve iktidar çevreleriyle bağlantılı isimler de soruşturmanın farklı başlıklarında yer aldı.

Ancak bütün bu tartışmaların ortasında İMH Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fesih Kaya'nın açıklaması dikkat çekti.

Kaya, fon meselesini kişilerin eylemlerinden ziyade rejim tartışmasına taşıyarak şu ifadeleri kullandı:

"Fon meselesi yalnızca şahıslardan değil bu 100 yıllık laik-Kemalist sistemden kaynaklanıyor. Bu rejimin değişmesi gerekiyor. Mevcut sistemle artık bir yere varılamaz."

VURGUN MAHALLİNDEKİLER BİZİM ÇOCUKLARDI

Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar ise fon skandalına ilişkin yaptığı açıklamalarda, olayın AKP'ye yönelik bir seçim operasyonu veya dış güçlerin komplosu olarak gösterilmesine tepki gösterdi.

Tayyar, 2 Ekim'deki açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Her şey gözümüzün önünde oldu, vurgun mahallindekiler bizim çocuklardı. Sözüm ona finans dehasıydılar, yerli ve milliydiler. Güçlüydüler. Dokunulmazlardı. Yağma coşkusuyla kendi finansal iktidarlarını kuruyorlardı."

Tayyar, bu çevrelerin zamanla siyasi ve toplumsal bir mahalleyi kuşattığını belirterek, "Yozlaşa yozlaşa, göz göre göre, zehirli sarmaşık gibi mahalleyi kuşattılar" dedi.

DENETİM KURUMLARINA DA HESAP SORDU

Tayyar'ın eleştirileri yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı kalmadı. Piyasayı denetlemek ve düzenlemekle görevli kamu kurumlarını da hedef aldı.

"Bu olup bitenleri denetlemek ve düzenlemekle sorumlu kamu görevlileri görmezlikten mi gelinecek? Hiçbir şey olmamış gibi görevlerine devam mı edecekler? Beceriksizliğin, sorumsuzluğun veya ihmalin bir faturası olmayacak mı?" diye soran Tayyar, denetleyici ve düzenleyici kurumların sil baştan ele alınması gerektiğini savundu.

VURGUNUN ADRESİ KEMALİZM Mİ?

İyi de Muhammed Fesih Kaya, fon skandalında adı geçenler kimler? Soruşturmanın gündemine gelen siyasi isimler hangi dönemde, hangi siyasi kadrolarda görev yaptı?

Eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, eski bakan yardımcıları, kamu bürokrasisinde görev almış isimler ve iktidar çevreleriyle bağlantılı kişiler hakkındaki iddialar ortadayken faturayı 100 yıllık Cumhuriyet'e, laikliğe ve Kemalizm'e kesmek nasıl bir siyasi ve ahlaki muhasebedir?

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu (82) bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

03.11.2026 00:30:00
AA
 
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti

Zorlu Holding'in sosyal medya hesaplarında yer alan açıklamada, Yönetim Kurulu Başkanı Zorlu'nun akciğer kanseri nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat ettiği bildirildi.

Açıklamada, Ahmet Nazif Zorlu'nun, 1953 yılında Denizli'nin Babadağ ilçesinde temelleri atılan Zorlu Grubu'nu vizyonu ve liderliğiyle Türkiye'nin önde gelen sanayi gruplarından biri haline getirdiği, grubun uluslararası ölçekte büyümesine öncülük ettiği ve yaşamı boyunca ülkesi için çalıştığı ifade edildi.

Zorlu'nun gerçekleştirdiği yatırımlarla Türkiye'nin sanayileşmesine, ihracatına ve istihdamına önemli katkılar sunduğu, eğitim ve kültür-sanat alanındaki çalışmalarıyla toplumsal gelişimi desteklediği belirtildi.

Açıklamada, Zorlu'nun "Önce ülkem, sonra kurumum, sonra ailem" sözleriyle ortaya koyduğu anlayışın, ülkesine ve insanına duyduğu inancın, çalışmaya ve üretmeye verdiği değerin Zorlu Grubu'na bıraktığı en kıymetli miraslardan biri olarak yaşamaya devam edeceği kaydedildi.

Ahmet Nazif Zorlu'nun cenazesinin 4 Kasım Çarşamba günü Levent'teki Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde öğle vaktinde kılınacak cenaze namazı sonrasında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedileceği bildirildi.

Açıklamada, merhumun isteği doğrultusunda cenaze törenine çelenk gönderilmemesi, bunun yerine arzu edenlerin diledikleri bir sivil toplum kuruluşuna bağışta bulunmaları rica edildi.

Ahmet Nazif Zorlu kimdir?

Denizli'de 1944 yılında doğan Ahmet Nazif Zorlu, çalışma hayatına erken yaşlarda baba mesleği olan tekstille başladı.

İş hayatının ilk yıllarında Trabzon'da açtığı mağazayla tekstil ticareti yapan Zorlu, 1970 yılında şirketin merkezini İstanbul'a taşıyarak Zorlu Holding'in temellerini atmıştır.

İlk üretim şirketi Korteks'i 1976 yılında kuran Zorlu, 1990'da tüm şirketleri Zorlu Holding çatısı altında topladı. 1994'te Vestel'i Zorlu Holding bünyesine katan Ahmet Nazif Zorlu, yeni iş alanlarının da yolunu açtı.

Zorlu'nun tekstil sektörüyle başladığı girişimciliği beyaz eşya, elektronik, gayrimenkul, enerji, metalurji, savunma ve e-mobilite gibi birçok farklı alanda faaliyet gösteren şirketlerle devam etti. Ahmet Nazif Zorlu, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra Zorlu Grubu bünyesinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirkette yönetim kurulu başkanı veya başkan vekili olarak görev yapıyordu.

Sivil toplum kuruluşlarıyla da yakından ilgilenen Ahmet Zorlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Denizlililer Birliği Eğitim ve Kültür Vakfı (DENBİR), Babadağlı Sanayici ve İşadamları Derneği (BASİAD) ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) üyesiydi.

İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı

İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu'nda başkan seçilen Ümit Kocasakal, Beyoğlu'ndaki baro binasında düzenlenen törenle görevi Prof. Dr. Av. İbrahim Kaboğlu'ndan devraldı

02.11.2026 15:12:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı
İstanbul Barosu 128. Olağan Genel Kurul Kapsamında düzenlenen başkanlık seçimini Ümit Kocasakal kazanmıştı. Seçimlerin ardından Beyoğlu'nda bulunan İstanbul Barosu binasında devir teslim töreni düzenlendi.

Prof. Dr. Av. İbrahim Kaboğlu, başkanlık görevini Ümit Kocasakal'a devretti. Devir töreninde konuşan Kocasakal, "Bu süreçte biz bu seçime iştirak eden bütün avukat meslektaşlarımızla bir araya geleceğiz, arayışlarda bulunacağız, gerekiyorsa büyük bir çalıştay, hatta belki de sadece meslek sorunlarının konuşulacağı olağanüstü genel kurultay gibi de düşüncelerimiz var. Dolayısıyla bunları da hayata geçirmek için elimizden geleni yapacağız.

Bu bir görev değişimidir ve değişimin de bu şekilde avukatlara yaraşır bir biçimde olması çok değerlidir. Dediğiniz gibi İstanbul Barosu'nun kurumsal kimliği ve itibarı, avukatlık itibarı her şeyin üstündedir. Avukatın kavgası bile avukata yaraşır biçimde olmalıdır. Farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz ama bunlar bir araya gelmemizi, bu anlamda mesleki sorunlar bakımından hiçbir biçimde engellemiyor.

O yüzden içtenlikle size iki yıllık mesainizde bu baroya katkılarınız için, emekleriniz için, size ve yönetiminize ve kurullarınıza ve delegasyonunuza bir kere daha teşekkür ediyorum. Biz de şu anda bayrağı sizden devralıyoruz. Biz de elimizden geldiğince hizmet etmeye gayret edeceğiz ve umuyorum ki en azından yapabildiğiniz kadarını yapıp üzerine bir şeyler ekleyip biz de zamanı gelince bu bayrağı bizden sonra gelecek değerli meslektaşlarımıza teslim edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor

Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor

02.11.2026 11:54:00
Haber Merkezi
 
 Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor
 Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor
Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor.

17 Ekim'de İmamoğlu'nun savunmasıyla tamamlanan ikinci celsenin ardından yedi sanığın tahliyesine karar verilmişti ve mahkeme iki haftalık araya girmişti.

Bugün başlayacak üçüncü celseyle 60 tanık, müşteki ve gizli tanık dinlenecek. Ardından davanın delillerinin tartışılması ve esasa ilişkin mütalaa aşamasına geçilmesi bekleniyor.

Mahkeme ayrıca dosyada "İlke", "Zeytin", "Martı" ve "Gürgen" kod adlı gizli tanıkların da üçüncü celse için duruşmada hazır edilmesini istedi.

Yeni Parti lideri Özgür Özel, Aralık 2025'te "İlke" kod adlı gizli tanığın, verdiği ifadelerden kısa bir süre sonra tüm ifadelerini ve gizli tanıklık statüsünü resmen geri çektiğini beyan ettiğini aktarmıştı.

Soruşturmanın başlangıcında İmamoğlu'na yönelik beyanlarda bulunan ancak hazırlanan iddianamede yer almayan "Meşe" kod adlı gizli tanığın beyanlarının da iddianamede "İlke" kod adlı gizli tanığın beyanlarının arasında yer aldığı ileri sürülmüştü.

Bugün başlayacak üçüncü celsenin ardından devam edecek dördüncü celsede ise delillerin tartışılması aşamasına geçilmesi bekleniyor.

Delillerin tartışılması aşamasının geçilmesi halinde ise duruşma savcısının esasa ilişkin mütalaasını açıklaması bekleniyor.

Mütalaanın ardından tüm sanıklar ve avukatlarının yeniden savunma yapması ve İmamoğlu'nun da esasa ilişkin savunması kapsamında, iddianamedeki suçlamalara ilişkin günler sürecek kapsamlı bir savunma yapması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.