AKP hükümeti, ABD teslimiyeti ve AB aşkı uğruna ülkemizin neyi var neyi yok özelleştirme adı altında yabancılara peşkeş çekmeye devam ediyor. Esasen yapılanlara peşkeş demek de yetersiz.Özelleştirmenin bu kadar sulandırıldığı tarihin hiçbir sayfasında görülmemiştir. Özelleştirmenin çıkış mantığı zarar eden kamu kurumlarının daha verimli hale getirilmesi amacıyla devlet-millet ortaklığıyla işletilmesidir.Böylece o kamu kuruluşu bir otokontrole kavuşur ve bir tarafta devletin gücü, bir tarafta da milletin emeği ve takibiyle hantallıktan kurtulur, karlı ve verimli bir hale getirilir. Eğer o kamu kuruluşuna o kurumda çalışanlar da ortak edilirse herkes daha fazla kar elde edebilmek için daha verimli çalışır.Kamu kuruluşlarına milletin ortak edilmesinin bir önemli esprisi daha vardır. Millet devletiyle ortak olur ve bu ortaklıktan gelir elde ederse, devletine, vatanına, bayrağına daha fazla sahip çıkar, dağa çıkıp da eşkıyalık yapmaz, düşmanla bir olup milletini arkadan vurmaz, üç kuruş uğruna vatanını satmaz, "ben bu ülkenin sahibiyim, bu vatan bizimdir" der, aidiyet duygusu güçlenir, yeri geldiğinde değerleri uğruna seve seve canını feda etmekten çekinmez.İşin aslına bakılırsa zaten olması gereken de budur. Türkiye bir Cumhuriyettir, yani bu vatanın asıl sahibi de millettir. Devleti idare edenler, millete vekaleten bu görevi yerine getirmektedirler.Dolayısıyla vatanın toprakları, madenleri, suları, kurumları esasen bu millete aittir. Bu millete rağmen hiç kimse, hiçbir siyasi bu millete ait olan değerleri başkalarına, üstelik de bu ülke üzerinde menfur emelleri olan, dün ülkemizi işgal eden birilerine asla satamaz, ya da kiralayamaz.Üstelik yeraltı ve yerüstü değerlerimizin bu milleti bilgilendirmeden el altından yabancılara peşkeş çekilmesi ise bu aziz millete karşı işlenmiş en büyük suçtur.Bugün maalesef siyasilerimiz, yabancılara asla satılmaması gereken değerlerimizi haraç mezat satıyorlar ya da uzun yıllar kiralıyorlar.Türkiye'nin yer altı ve yerüstü zenginliğinin 3 katrilyon dolarlık bir servet olduğu bilimsel bir gerçektir ve hatta bu rakama ilave hala yeni rezervler bulunmaktadır.Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ifadesiyle, "Türkiye'nin tamamı bir kasa olsa bunun parasal karşılığını bu kasaya sığdırmanız mümkün değildir".Peki, bu kadar değerli olan madenlerimizi siyasilerimiz yabancılara ne kadara verdi? 49 yıllığına sadece 1 milyar 800 milyon dolara kiralandı.Rakamlara lütfen dikkat edin 3 katrilyon nerde, 1 milyar 800 milyon nerde?Eğer bu madenler peşkeş çekilmeseydi de devlet millet ortaklığı ile işletilseydi, emin olun sadece 1 yıllık kazancı bile yabancılardan alınan bu toplam paradan kat kat fazla olurdu. Devlet kat kat kar elde edebileceği gibi, milletine de para dağıtmış olurdu.Sizce bu peşkeşin arkasında bir samimiyet aramak mümkün mü?Yine çarpıcı bir misal: Çayeli Bakır İşletmeleri.15-20 milyar dolar değerinde bakır rezervi olduğu bilinen bu işletmeler 50 milyon dolara satıldı.Rakamlardaki uçuruma bakın.Eğer bu kurumu çalışanına özelleştirseydiniz, yine sadece 1 yılda bu rakamdan kat kat fazlasını alabilirdiniz.Bakırı hammadde olarak kullanan sanayicimize sorun bakırın kıymetini. Bakır'a "sarı" diyorlar ve kolay işlenmesi hasebiyle tercih ediliyor. İyi bir iletken ve elektrik sektöründe de bir numara. Bugünlerde zam üstüne zam alıyor, üstelik parasını hazırlasan bile hammaddeyi temin edemiyorsun. Bu kadar bolluk üzerinde bu kıtlığa bir anlam verebiliyor musunuz?Telekomünikasyon, limanlar, gayrı menkuller, bankalar derken şimdi sıra geldi elektrik özelleştirmesine.Bu yılın en büyük özelleştirmesi olarak ifade ediliyor, elektrik özelleştirmesi. Tam 20 elektrik dağıtım bölgesi 30 yıllığına sırayla özelleştirilecek. Yabancılar bu özelleştirmeye gözlerini dikmiş durumdalar. Niye dikmesinler ki, Türkiye'nin en stratejik ve karlı özleştirmelerinden birisi.Siz bir ülkenin iletişimine, elektriğine, bankasına, suyuna, madenine, arazisine sahip olursanız geriye o ülke üzerinde emanet yaşayan insanlar dışında ne kalır? Başbakanımız, Eminönü esnafını İkitelli'ye taşınmaya zorlamak için ne diyordu, hatırlarsınız: "Gerekirse elektriği, suyu keser, ulaşımı engelleriz ve mecburen ikitelli'ye taşınırlar".Bunu siz Eminönü esnafı için düşünüyorsunuz, ya elin adamları aynı uygulamayı Türk milletini Türkiye'den çıkarmak için yaparsa?Emin olun ki yapılacak. Size kimse bunun yapılmayacağının garantisini veremez.Gelin akıllı olalım ve Prof Dr. Haydar Baş Bey'in "Değerlerimizi yabancılara peşkeş +çekmeyelim, devlet-millet ortaklığıyla işletelim, hem devlet kazansın hem de millet" tavsiyesine uyalım.Hadi Eminönü esnafının gidecek bir İkitellisi var, ya biz nereye gideceğiz, bu vatandan başka gideceğimiz ahiret dışında başka bir yer var mı?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026



























































































