Hükümet ortakları son iki aydır açıklanan enflasyon rakamlarına ve TL'nin değer kazanmasına bakarak pembe hayaller kurmaya başlamışlardı.
Ancak hevesleri kursaklarında kaldı. IMF yayınladığı raporda kriz sinyalleri verdi.
IMF Türkiye raporunda, TL'nin değer kazanmasından kaygı duyduğunu ve Merkez Bankası'nın dolar alımına geçmesini önerdi.
Yanlış duymadınız. Döviz çıpası politikasını dayattığı zaman, Merkez Bankası'na müdahale ettirmeyerek iki krize neden olan IMF, dövizin dalgalanmaya bırakılmasını istemişti. Yani Merkez Bankası piyasalara müdahale etmesin, piyasa aktörleri fiyatı belirlesin dayatmasında bulunmuştu.
Şimdi aynı IMF kalkmış, dalgalı kur ortamında dövize Merkez Bankası'nın alım yoluyla müdahalesini istiyor.
Niçin acaba? Ve niçin şimdi? Dalgalı kur, Türk sanayiîni, esnafını, işçi ve memurunu yutarken aman dalgalı kurda serbestlik esastır, sakın müdahale etme diyen IMF neden şimdi üçüncü kez çark ediyor?
Muhtemel bir kriz görüp sorumluluğu üzerinden atmak için mi yoksa yeni bir krizi tetiklemek için mi?
Galiba her ikisi birden. IMF, ülkemizi yeniden krize gömecek "iyi niyet taşlarını" döşerken, ilerde "ben uyarmıştım" diyebilmek için şimdiden çelişkili tavsiyelerde bulunuyor.
Raporda bahsedilen risk faktörlerini irdelediğimizde krizin ayak seslerini duyar gibi oluyoruz.
IMF'ye göre Merkez Bankası'nın hazırlıklı olması gereken risk faktörleri şunlar:
1. Ortadoğu'daki gelişmeler,
2. Petrol fiyatları,
3. Türkiye'nin yüksek kamu borcu,
4. Enflasyon geleneği,
5. Banka reformu,
6. Özel sektör kredi yapılandırması meseleleri.
Bir sürü laf kalabalığı arasında saklanan krizin gerçek sebebini Derviş'in açık sözlülüğü sayesinde öğrendik.
Derviş bu raporda "Ortadoğu'daki gelişmeler" diye geçiştirilen cümleyi açtı. "ABD'nin Irak müdahalesinin yol açacağı krize karşı hazırlıklıyız. Bir miktar para ayırdık."
Yaza yaklaştıkça Ortadoğu'da sıcaklık yükseliyor. ABD Irak'a saldırı hesapları yaparken hükümetin etekleri tutuşuyor. Derviş işi soğukkanlılıkla idare etmeye çalışıyor.
Eğer Derviş de IMF gibi "kaygılıyım" dese bu hükümetin ömrü sonbahara kadar zor ulaşır da ondan.
Citibank ve HSBC yine Merkez Bankası ile kedi fare oyununa başlamak için pusuya yatmış, IMF'yi fişekliyor. Hükümet ise yatağa düşmüş hasta gibi Derviş ne tarafa çevirirse o tarafa dönebiliyor ancak.
Ancak hevesleri kursaklarında kaldı. IMF yayınladığı raporda kriz sinyalleri verdi.
IMF Türkiye raporunda, TL'nin değer kazanmasından kaygı duyduğunu ve Merkez Bankası'nın dolar alımına geçmesini önerdi.
Yanlış duymadınız. Döviz çıpası politikasını dayattığı zaman, Merkez Bankası'na müdahale ettirmeyerek iki krize neden olan IMF, dövizin dalgalanmaya bırakılmasını istemişti. Yani Merkez Bankası piyasalara müdahale etmesin, piyasa aktörleri fiyatı belirlesin dayatmasında bulunmuştu.
Şimdi aynı IMF kalkmış, dalgalı kur ortamında dövize Merkez Bankası'nın alım yoluyla müdahalesini istiyor.
Niçin acaba? Ve niçin şimdi? Dalgalı kur, Türk sanayiîni, esnafını, işçi ve memurunu yutarken aman dalgalı kurda serbestlik esastır, sakın müdahale etme diyen IMF neden şimdi üçüncü kez çark ediyor?
Muhtemel bir kriz görüp sorumluluğu üzerinden atmak için mi yoksa yeni bir krizi tetiklemek için mi?
Galiba her ikisi birden. IMF, ülkemizi yeniden krize gömecek "iyi niyet taşlarını" döşerken, ilerde "ben uyarmıştım" diyebilmek için şimdiden çelişkili tavsiyelerde bulunuyor.
Raporda bahsedilen risk faktörlerini irdelediğimizde krizin ayak seslerini duyar gibi oluyoruz.
IMF'ye göre Merkez Bankası'nın hazırlıklı olması gereken risk faktörleri şunlar:
1. Ortadoğu'daki gelişmeler,
2. Petrol fiyatları,
3. Türkiye'nin yüksek kamu borcu,
4. Enflasyon geleneği,
5. Banka reformu,
6. Özel sektör kredi yapılandırması meseleleri.
Bir sürü laf kalabalığı arasında saklanan krizin gerçek sebebini Derviş'in açık sözlülüğü sayesinde öğrendik.
Derviş bu raporda "Ortadoğu'daki gelişmeler" diye geçiştirilen cümleyi açtı. "ABD'nin Irak müdahalesinin yol açacağı krize karşı hazırlıklıyız. Bir miktar para ayırdık."
Yaza yaklaştıkça Ortadoğu'da sıcaklık yükseliyor. ABD Irak'a saldırı hesapları yaparken hükümetin etekleri tutuşuyor. Derviş işi soğukkanlılıkla idare etmeye çalışıyor.
Eğer Derviş de IMF gibi "kaygılıyım" dese bu hükümetin ömrü sonbahara kadar zor ulaşır da ondan.
Citibank ve HSBC yine Merkez Bankası ile kedi fare oyununa başlamak için pusuya yatmış, IMF'yi fişekliyor. Hükümet ise yatağa düşmüş hasta gibi Derviş ne tarafa çevirirse o tarafa dönebiliyor ancak.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014


























































