Başbakan Erdoğan'ın danışmanı Yalçın Akdoğan'ın "Cemaat Ordu'ya kumpas kurdu" ifadesi ile perde biraz daha aralanmış oldu. Bu çerçevede Soner Yalçın'ın "Asıl soru" diye sorduğu soruyu, tekrar hatırlatmak isterim. Asıl soru, orduya kurulan kumpasın nasıl değil de niçin olduğunda saklıdır. TSK ülkemizin göz bebeği, kurumsal yapılanması ve birikimi ile devletin bekasının teminatıdır. Yalnız ülkemiz değil bölgesel dengelerde de TSK söz sahibidir. İşte bu çaptaki bir TSK, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesinde (BOP) takoz görevi görmektedir. TSK'nın etkisizleştirilmesi gerekir. Hatta bu da yetmez kozmik odasına girilerek hafızasının da ele geçirilmesi gerekir. İşte orduya kurulan kumpasın sebebi budur. Şimdi hükümet bu kumpas, cemaat eliyle kuruldu diyor. Nitekim TSK başta olmak üzere siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri bu açıklamadan sonra konuşmaya başladılar. Gündem, yeniden yargılanmaya kilitlendi. * * *Bakın AKP'li Cemil Çiçek bir adım daha atarak ne söyledi. AKP hükümetinin bütün kabinelerinde Adalet bakanlığı da dahil görev yapmış, şimdi cumhurbaşkanından sonraki makam olan TBMM Başkanlığını yapan sayın Çiçek Anayasa'nın 138. maddesinin öldüğünü söyledi. Anayasa'nın 138. maddesi öz olarak "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler..." demektedir. * * * Burada tutuklu olan kişiler suçlu veya suçsuz demeyeceğim. Bir başka açıdan yargılayanlar yanlış veya doğru karar verdi de demeyeceğim. Diyeceğim, mülkün temeli olan adalet inancının ortadan kalkmış olmasıdır. Mülk yani devlet büyük bir sarsıntı geçirmektedir. TSK'nin düşürüldüğü durumdan en büyük fayda bölgemiz üzerinde hesapları olan ABD'nin işine yaramıştır. Peki, bu kadar büyük cinayetler işlenirken bunun kumpas olduğunu gören sayın hükümetin niçin sesi çıkmadı acaba? Bunda, Sayın Erdoğan'ın Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanı olmasının payı mı vardı acaba? * * * Sürecin sonu nereye varacak sorusunun cevabını merak mı ediyorsunuz? Çok kolay. Erdoğan henüz elinde bulunan güçle yakasını eşbaşkanlıktan kurtarabilirse süreç lehine dönebilir. vgAksi halde en ufak bir tereddüt kendisini deliğe süpürülmekten kurtarmayacaktır.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Sömürüye karşı, işsizliğe ve açlığa karşı çözümümüz var / 31.01.2026
- Deli Dumrul düzeni: Davos’ta açığa çıkan güç siyaseti / 30.01.2026
- İran–Türkiye hattında kurulan büyük tuzak / 29.01.2026
- Mekke: Teslimiyetin, arayışın ve birliğin merkezi / 28.01.2026
- Medine: Kalbin eğitildiği şehir / 25.01.2026
- Yeni dünya düzeninde güvenlik satılık mı? / 24.01.2026
- Ulus devlet olmadan güvenlik olmaz / 23.01.2026
- Atatürk’ün devlet aklı bugün ne söyler? / 11.01.2026
- Yeni dünya düzeni: Arka bahçeler çağı / 10.01.2026
- İç cepheyi tanımlayalım mı? / 09.01.2026
- Deli Dumrul düzeni: Davos’ta açığa çıkan güç siyaseti / 30.01.2026
- İran–Türkiye hattında kurulan büyük tuzak / 29.01.2026
- Mekke: Teslimiyetin, arayışın ve birliğin merkezi / 28.01.2026
- Medine: Kalbin eğitildiği şehir / 25.01.2026
- Yeni dünya düzeninde güvenlik satılık mı? / 24.01.2026
- Ulus devlet olmadan güvenlik olmaz / 23.01.2026
- Atatürk’ün devlet aklı bugün ne söyler? / 11.01.2026
- Yeni dünya düzeni: Arka bahçeler çağı / 10.01.2026
- İç cepheyi tanımlayalım mı? / 09.01.2026
























































