Yeryüzünde olanların hepsi insana hizmet içindir
Allah yeryüzünde olanların hepsini hizmetinize verdi.” İbn Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle diyor
Haber Merkezi





"Her şeyde Allah'ın isminden bir tanesi vardır. Ve her şeyin ismi Allah'ın ismidir. Sen ise o isim ve sıfatların içindesin. Dışta olanlar O'nun kudreti ile olur. İç âlemde olanlar O'nun hikmeti ile olur.
Allah zatını sıfatlarla gizlemiştir. Sıfatını da işlerle örtmüştür. İlim irade ile olur. İrade ise hareketlerle ortaya çıkar.
Sanat yapanı sakladı. Sanat irade ile belirdi. O gizliliği içinde saklıdır. Nimetleri yeryüzünde zahiridir. Kudreti açıktır. Hiç bir şey O'na benzemez. O görür ve işitir."
Kalp, Hakk'ı anmaya devam ederse, ona marifet, ilim, tevhid hali, tevekkül duygusu ve Hakk'ın zatından uzak olmama hali verilir.

Daim zikir, dünya ve ahiretin iyiliğini getirir. Zikrin devamı için kalbin sahih olması gerekir. Kalp sıhhatli olunca Hakk'ı daima anar. Ve kalbin sahibi için her yanı ve cümle azası zikre devam eder. Gözleri uyur, fakat kalbi Hakk'a zikre devam eder. Bu hal, Peygamber'den (s.a.a.v.) miras alan kula gelir.
Bir kimse zahirdeki hükümlere göre amel ederse Allah ona ilim ve marifet ihsan eder. İlahi marifet âlemine ermek ve gereği ile iş tutmak bu hali bulanla halkın arasındaki bir hüküm olur. Ama ilim arasındaki bir mesele olduğunu söyleriz.
Marifet sahibinin zahirde yaptığı işler, iç âlemindeki işlere nispetle bir zerre sayılır. Onun duyguları sakindir, ama kalbi daima hareket eder. Baş gözü uyur, kalp gözü uyumaz. O uyur, ama kalbi işleri görür, Hakk'ı anar.
İman ki, yakin derecesine çıkar; yakin ki, marifet halini alır; marifet ki, ilim olur; işte o zaman Aziz ve Celil olan Hak'tan güzellikler gelir…

Gerçek ilim Allah'ı bilmektir. Allah'ı bilen O'ndan korkar; emirlerine uyar ve yasaklarından kaçınır.
Arif kul, uhrevi hayatın nimetlerinden vazgeçince ahirete şöyle der: "Sen kenara çekil! Ben Hakk'ın kapısını istiyorum. Sen ve dünya benim gözümde birsiniz. Dünya bana senden perde olurdu, sen ise bana Rabbimden perde oluyorsun. Beni, Rabbimden perdeleyen hiçbir şeyin benim gözümde değeri yoktur."
Bu sözü dinleyin, çünkü o Allah'ın ilminin özüdür. Yarattığı varlıklar hakkındaki iradesinin özüdür. Peygamberlerin, velilerin ve salihlerin halidir.
Ey cemaat! Allah'ı tanıyın. O'nun cahili olmayın. O'na itaat edin, isyan etmeyin. O'nun yaptıklarına rıza gösterin, baş kaldırmayın. Kazasına razı olun, şikayetçi olmayın.
Allah'ı, ortaya koyduğu eserleriyle tanıyın. O Yaratan'dır, rızık verendir, ilktir, sondur, zahirdir, batındır.

O, evveli olmayan ilk, sonu olmayan daimdir. O, istediğini yapandır, yaptığı şeylerden sorguya çekilmez, insanlar ise sorgulanacaktır… Başkalarından değil, sadece O'ndan korkun. Başkasından değil, sadece O'ndan bekleyin…
Bir de ilim okuyup da bildiği ile amel etmeyenler var. Allah'tan korkmayan, kitap yüklü merkepler…
Oğlum! Ömrünü hiç amel etmediğin ilmi yazıp ezberlemekle heba ettin. Bunun sana ne faydası var!
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet gününde peygamberlere ve âlimlere, "Siz insanların çobanlarıydınız. Güttüğünüz bu insanlar hakkında ne yaptınız?" der, hükümdar ve zenginlere de "Siz Benim hazinemin bekçileriydiniz, fakirleri gözetip yetimleri yetiştirdiniz mi, sizin üzerinize farz kıldığım hakkımı mallarınızdan çıkarttınız mı?" der."

Sen boş bir hevesten ibaretsin. Kitaplardan sözler devşirip bir araya getirir ve onları dile dökersin.
Bu sözlerin yazılı olduğu kitap kaybolsa veya kütüphanen bir yangın sonucu yanıp kül olsa veya görmeni sağlayan kandilin sönse ya da hokkan kırılıp, içindeki mürekkep kitaba dağılsa ne yapacaksın?
Çakmağın, yakacağın ve kibritin nerede?
Her kim ilim öğrenir ve onunla içtenlikle amel ederse çakmağı da, pınarı da kalbinde taşır. Kalbinde Allah'tan gelen bir nur olur, onunla hem kendisi aydınlanır, hem de başkaları…
A dedikodu ile ve mal toplamakla uğraşıp ilmiyle amel etmeye fırsat bulamayan âlim! Hiç şüphe yok ki senin eline, ilminin manası değil, dış görünüşü geçecektir.
Allah, kullarından birinin iyiliğini murad edince ona ilim öğretir, sonra da ilmiyle amel etmesini ve amelinde ihlaslı olmasını ona ilham eder. Sonra da onu kendine yaklaştırır ve ona kalplerin ve sırların ilmini öğretir. Bu ilim yalnızca ona aittir." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)

















































































