logo
07 AĞUSTOS 2026

Yıllar önce ‘popülizm’ dediler, bugün batı peşine düştü!

Son yıllarda teknoloji devlerinin, ekonomistlerin ve Batılı ülkelerin ‘Evrensel Temel Gelir’ (Universal Basic Income) adı altında tartıştığı "koşulsuz gelir" modeli, Türkiye’de çok daha eskiye dayanan Milli Ekonomi Modeli tezini yeniden hatırlattı

07.08.2026 00:57:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Yıllar önce ‘popülizm’ dediler, bugün batı peşine düştü!
Yıllar önce ‘popülizm’ dediler, bugün batı peşine düştü!
Son yıllarda teknoloji devlerinin, ekonomistlerin ve Batılı ülkelerin 'Evrensel Temel Gelir' (Universal Basic Income) adı altında tartıştığı "koşulsuz gelir" modeli, Türkiye'de çok daha eskiye dayanan Milli Ekonomi Modeli tezini yeniden hatırlattı.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) merhum Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce ortaya koyduğu "Milli Ekonomi Modeli" ve bu modelin en dikkat çeken vaadi olan "Vatandaşlık Maaşı", küresel gelir eşitsizliği krizinin ortasında tekrar tartışma odaklarından biri haline geldi.







Hayal olarak görülmüştü, dünya modelin peşine düştü

İlk kez 2000'li yılların başında kamuoyuna sunulan ve uluslararası ekonomi kongrelerinde tebliğ edilen Milli Ekonomi Modeli, "tüketim eksenli" bir yaklaşımı benimsiyordu.

Kapitalizmin ve liberal iktisadın "arz" odaklı yapısını eleştiren Prof. Dr. Haydar Baş, ekonomideki temel sorunun üretim yetersizliği değil, üretilen malı satın alacak pazar (alım gücü) yetersizliği olduğunu savunmuştu.

Bu teorik çerçevenin en somut adımı ise her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına ayırım yapılmaksızın ödenmesi öngörülen 'Vatandaşlık Maaşıydı'.

İlk açıklandığı dönemde siyasi rakipleri ve bazı iktisatçılar tarafından "popülist bir seçim vaadi" ve "finanse edilemez bir hayal" olarak nitelendirilen bu proje; bugün Finlandiya, İspanya, İsviçre ve ABD'nin bazı eyaletlerinde "Evrensel Temel Gelir" adıyla pilot uygulamalarla test ediliyor.







Vatandaşlık maaşı ile evrensel temel gelir arasındaki fark ne?

Batı dünyasının otomasyon ve yapay zeka kaynaklı işsizliğe karşı bir "sosyal güvenlik ağı" olarak kurguladığı Evrensel Temel Gelir ile Haydar Baş'ın Vatandaşlık Maaşı benzerlik gösterse de mantıksal zeminleri farklılık taşıyor:

Finansman Mantığı: Senoryaj Hakkı ve Yeraltı Kaynakları

Prof. Dr. Haydar Baş, Vatandaşlık Maaşının karşılıksız para basmak (enflasyon) anlamına gelmediğini, arkasında iki temel güç olduğunu belirtmişti:

Milli Senoryaj (Para Basma Hakkı): Emek ve üretilen malın karşılığı kadar paranın piyasaya sürülmesi. Paranın bir borç aracı değil, bir değişim aracı olarak devlet tarafından basılarak doğrudan tüketiciye verilmesi.

Yeraltı Kaynaklarının Devlet-Millet Ortaklığıyla İşletilmesi: Türkiye'nin zengin maden ve enerji potansiyelinin doğrudan halka aktarılması.

Prof. Dr. Haydar Baş: 'Vatandaşlık maaşı bir sosyal yardım veya sadaka değildir; T.C. vatandaşının bu topraklardaki doğal kaynaklardan ve milli üretimden doğan hakkıdır, senet karşılığıdır."







Günümüz Ekonomisi İçin Ne Anlama Geliyor?

Yapay zekanın milyonlarca nitelikli işi ortadan kaldırma riskinin konuşulduğu günümüzde, "insanların çalışmadan bir gelir elde etmesi" fikri artık ütopik bulunmuyor.

Karbon vergileri, dijital hizmet vergileri veya devlet kaynaklı taban gelir modelleri küresel zirvelerde ana gündem maddesi haline gelmiş durumda.

Türkiye'de döneminde sert tartışmalara konu olan Prof. Dr. Haydar Baş'ın Vatandaşlık Maaşı tezi; toplumsal huzurun korunması, gelir dağılımındaki uçurumun kapatılması ve tüketim çarklarının dönmesi açısından geleceğin ekonomisinde adı daha sık anılacak bir yaklaşım olarak varlığını koruyor.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Kağıthane'de yıkım paniği: "Deprem oluyor sandık"

Kağıthane'de kentsel dönüşüm kapsamında yıkımı gerçekleştirilen bir binanın yanında bulunan apartmanın girişinin bir kısmı ile balkon ve kiler bölümünde çökme meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, apartman sakini deprem olduğunu sanarak şikayette bulundu

31.07.2026 13:12:00
İHA
 
Kağıthane'de yıkım paniği: "Deprem oluyor sandık"
Kağıthane'de yıkım paniği: "Deprem oluyor sandık"
Edinilen bilgiye göre, olay sabah saatlerinde Merkez Mahallesi'nde bulunan bir binada meydana geldi. Kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında yıkımı yapılan binada yürütülen çalışmalar sırasında, bitişikte bulunan apartmanın giriş kısmı ile balkon ve kiler kısmında çökme meydana geldi. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve belediye ekipleri sevk edildi. Ekipler, çevrede güvenlik önlemi alarak binada inceleme yaptı. Yıkım çalışması ise geçici süreliğine durduruldu. Hasarın boyutunun belirlenmesi için teknik inceleme başlatılırken, olayla ilgili gerekli değerlendirmelerin sürdüğü öğrenildi.






"Deprem oluyor zannettik"

Bina sakini Burak Eşcan, deprem oluyor sandıklarını belirterek, "Sabah saat 09.00 sıralarında evimizde uyurken balkondan ses geldi. Biz önce çok aşırı bir ses duyup deprem oluyor zannettik. Daha sonra da arkada yapılan inşaattaki dozer kepçesi bizim balkona girdi ve balkonu, içindeki eşyalarla beraber tamamen aşağıya indirdi. Balkonum direkt mutfağa bağlanıyordu. Şu an balkonumdan ya da odamdan baktığım zaman sadece uçurum görüyorum. Herhangi bir teras, balkon vesaire hiçbir şey görünmüyor" dedi.








Şikayetçi oldu

Eşcan, firmanın zararlarını karşılayacaklarını fakat kendisinin şikayetçi olduğunu söyleyerek, "Biraz önce belediye ile zabıta geldi. Durumu, mağduriyetimi anlattım. Karşı taraf mühendis göndereceklerini, 10-15 gün içerisinde mağduriyetimin giderileceğini söyledi. Ama ben yine de kendilerinden şikayetçi oldum. Karakola ifademi verdim, olayın hızlanması için şikayetçi oldum. Çok mağdurum. Şimdi balkonumdan baktığım zaman artık aşağısı uçurum olduğu için olay çözülene kadar ben orada uyurken, yatarken kendimi güvende hissetmeyeceğim. O duvarlar da sağlam mı' Tekrar başlarlarsa, tekrar zarar verebilirler mi' Bilmiyorum. En kısa zamanda çözülmesini istiyorum. Karşı müteahhitlerle, mühendislerle görüştük. 'Biz sizi mağdur etmeyeceğiz. En kısa zamanda bu durumu çözüme kavuşturacağız. Öncelikle sizin işinizi halledeceğiz. Daha sonra da kendi inşaatımıza geçeceğiz' diye bir açıklama yaptılar. Ama biz "Söz uçar yazı kalır" dedik. Biz yazılı olarak ifademizi verdik. Balkon içerisinde kilerim vardı. Kiler de benim kışlık eşyalarım vardı. Gıda malzemesi vardı, diyeyim. Hani çok aşırı bir şeyim yok ama şu an manevi bir mağduriyetim var" diye konuştu.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.