Dünya kapitalizmlesosyalizm arasında gitti geldi. Her ikisinin temel prensibi aynı; ikisi de maddeyi esas almaktadır.
İnsan ve insan gücü demek olan emek yedek unsur sayılır. Bu anlayışla olacak ki, hiçbirinde insanlar huzur bulamamıştır. Önce kapitalist-liberalist anlayış uygulanmış, tepki üzerine sosyalizme geçilmiş, orada da istenilen bulunamamış, yeniden kapitalizme geriye dönülmüştür.
İsim değişikliği yapan ABD, kapitalizme "yeni dünya düzeni" veya "globalleşme" diyor. Sanki yeni bulunmuş bir şey gibi.
Bu yeni isimlerle dünyaya takdim edilen sistem liberalizmdir. Bunun ekonomik anlayışına kapitalizm denir. Felsefik olarak takdimi "Bırakınız yapsınlar"dır. Bu anlayışa göre aslanın insanı parçalaması hakkıdır. İnsanın gücü yeterse o da aslanı öldürebilir. Yani "kuvvet" belirleyici ölçüdür. Hak kuvvetlinindir. Hukuk, ahlak, sosyal kimlik hep kuvvete göre değer taşır.
Bu anlayışın çağdaş görüntüsü G7'ler ve Rusya'dır. Dünyanın ekonomik yönden güçlü olan 7 ülkesi bir araya gelerek, globalleşme adı altında, dünyanın tüm değerlerini sömürme niyetindedirler.
ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Kanada, Japonya ve Rusya'nın oluşturduğu G7'ler ve Rusya, bu anlayışın örgütlenmiş son şeklini ifade eder.
Bu ülkelerde kişi başına milli hasıladan düşen pay 2540 bin dolar arasındadır.
Ülkemizde ise tüm dağılım haksızlıklarına rağmen 2000 dolardır milli hasıladan düşen pay. Ancak çok bir nüfus 30 bin 40 bin alırken 100 dolar sınırında kalan ciddi bir yekun vardır.
IMF ve Dünya Bankası'nın yönetimi ellerinde olan bu dev kapitalist ülkeler, dünya ülkelerinin kaynaklarını da sömürüyorlar. Onları güçsüz kılıp bağımlı hale getirmek istiyorlar.
Sonra kalkıp ya sosyalizmi benimseyeceksiniz, ya da kapitalist olacaksınız diye dayatıyorlar. Bir başka anlayışa fırsat tanımıyorlar.
Bir tarafta 3540 bin dolar geliri olan bir kapitalist ülke, diğer yanda 2000 dolarlık Türkiye. Olmaz böyle şey. Kararı IMF, Dünya Bankası vermemeli. Bu kurumların hesabı sömürü üzerine kuruludur.
Türk Hükümeti Ficher'den talimat almamalıdır. Paranın ölçüsü dolar olmaktan çıkmalıdır. En azından dalgalı kurdan vazgeçilmelidir.
Bir milli politika gerekir. Türk lirasını esas alan bir anlayış gerekir. 1923-1938 dönemi iyi incelenmelidir.
Türkiye'nin kapitalist veya sosyalist bir sistemi seçme zorunluluğu yoktur. Globalleşme, bir kapitalist oyundur. Türkiye'nin bu anlayışa teslim olmaması gerekir.
İşte Prof. Dr. Haydar Baş
Bey, tamamen milli bir yaklaşım öneriyor.
Bu konuda çok ciddi tezleri var. İzin verilirse 24 saatte halledebileceğini söylüyor.
Özellikle enflasyon konusunda sunduğu ciddi çözümleri var.
Türkiye'nin kaynakları işletilirse döviz, faiz ve borsa üçgeninden çıkılırsa her şey rahatlayacaktır.
Türkiye gümrük birliğine girmekle ciddi bir yanlış yapmıştır. Körfez politikasıyla ciddi kayıpları olmuştur.
Emperyalistlerin bölücü senaryoları ile ciddi kayıplara uğramıştır.
Türkiye sosyalist de olmayacaktır, kapitalist de olmayacaktır.
Türkiye'ye her konuda milli bir çözüm gerekir. Siyasette mili bir anlayış, ekonomide milli bir anlayış, dış politikada milli bir anlayış gerekir.
Gümrük birliğinden bir an önce çıkmanın yolları aranmalıdır. AB'ye giriş senaryoları rafa kaldırılmalıdır.
Bu şartlarda özelleştirme ve yabancılara satış projeleri iptal edilmelidir. Telekom örneği bu konuyu ortaya koyan acı bir örnektir. Evet ne sosyalizm ve ne de kapitalizm. Milli bir oluş, milli bir çözüm gerekir. Bu milleti esenliğe çıkaracak olan, milletin kendisidir.
İnsan ve insan gücü demek olan emek yedek unsur sayılır. Bu anlayışla olacak ki, hiçbirinde insanlar huzur bulamamıştır. Önce kapitalist-liberalist anlayış uygulanmış, tepki üzerine sosyalizme geçilmiş, orada da istenilen bulunamamış, yeniden kapitalizme geriye dönülmüştür.
İsim değişikliği yapan ABD, kapitalizme "yeni dünya düzeni" veya "globalleşme" diyor. Sanki yeni bulunmuş bir şey gibi.
Bu yeni isimlerle dünyaya takdim edilen sistem liberalizmdir. Bunun ekonomik anlayışına kapitalizm denir. Felsefik olarak takdimi "Bırakınız yapsınlar"dır. Bu anlayışa göre aslanın insanı parçalaması hakkıdır. İnsanın gücü yeterse o da aslanı öldürebilir. Yani "kuvvet" belirleyici ölçüdür. Hak kuvvetlinindir. Hukuk, ahlak, sosyal kimlik hep kuvvete göre değer taşır.
Bu anlayışın çağdaş görüntüsü G7'ler ve Rusya'dır. Dünyanın ekonomik yönden güçlü olan 7 ülkesi bir araya gelerek, globalleşme adı altında, dünyanın tüm değerlerini sömürme niyetindedirler.
ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Kanada, Japonya ve Rusya'nın oluşturduğu G7'ler ve Rusya, bu anlayışın örgütlenmiş son şeklini ifade eder.
Bu ülkelerde kişi başına milli hasıladan düşen pay 2540 bin dolar arasındadır.
Ülkemizde ise tüm dağılım haksızlıklarına rağmen 2000 dolardır milli hasıladan düşen pay. Ancak çok bir nüfus 30 bin 40 bin alırken 100 dolar sınırında kalan ciddi bir yekun vardır.
IMF ve Dünya Bankası'nın yönetimi ellerinde olan bu dev kapitalist ülkeler, dünya ülkelerinin kaynaklarını da sömürüyorlar. Onları güçsüz kılıp bağımlı hale getirmek istiyorlar.
Sonra kalkıp ya sosyalizmi benimseyeceksiniz, ya da kapitalist olacaksınız diye dayatıyorlar. Bir başka anlayışa fırsat tanımıyorlar.
Bir tarafta 3540 bin dolar geliri olan bir kapitalist ülke, diğer yanda 2000 dolarlık Türkiye. Olmaz böyle şey. Kararı IMF, Dünya Bankası vermemeli. Bu kurumların hesabı sömürü üzerine kuruludur.
Türk Hükümeti Ficher'den talimat almamalıdır. Paranın ölçüsü dolar olmaktan çıkmalıdır. En azından dalgalı kurdan vazgeçilmelidir.
Bir milli politika gerekir. Türk lirasını esas alan bir anlayış gerekir. 1923-1938 dönemi iyi incelenmelidir.
Türkiye'nin kapitalist veya sosyalist bir sistemi seçme zorunluluğu yoktur. Globalleşme, bir kapitalist oyundur. Türkiye'nin bu anlayışa teslim olmaması gerekir.
İşte Prof. Dr. Haydar Baş
Bey, tamamen milli bir yaklaşım öneriyor.
Bu konuda çok ciddi tezleri var. İzin verilirse 24 saatte halledebileceğini söylüyor.
Özellikle enflasyon konusunda sunduğu ciddi çözümleri var.
Türkiye'nin kaynakları işletilirse döviz, faiz ve borsa üçgeninden çıkılırsa her şey rahatlayacaktır.
Türkiye gümrük birliğine girmekle ciddi bir yanlış yapmıştır. Körfez politikasıyla ciddi kayıpları olmuştur.
Emperyalistlerin bölücü senaryoları ile ciddi kayıplara uğramıştır.
Türkiye sosyalist de olmayacaktır, kapitalist de olmayacaktır.
Türkiye'ye her konuda milli bir çözüm gerekir. Siyasette mili bir anlayış, ekonomide milli bir anlayış, dış politikada milli bir anlayış gerekir.
Gümrük birliğinden bir an önce çıkmanın yolları aranmalıdır. AB'ye giriş senaryoları rafa kaldırılmalıdır.
Bu şartlarda özelleştirme ve yabancılara satış projeleri iptal edilmelidir. Telekom örneği bu konuyu ortaya koyan acı bir örnektir. Evet ne sosyalizm ve ne de kapitalizm. Milli bir oluş, milli bir çözüm gerekir. Bu milleti esenliğe çıkaracak olan, milletin kendisidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Baki Bektaş / diğer yazıları
- Gerçek hayat ahiret hayatıdır / 09.09.2003
- Tek çare birlik / 11.09.2002
- Misyonerlik faaliyetlerinin boyutları / 30.05.2002
- Halkımız çok iyi bir gözlemci / 25.05.2002
- Derviş'e göre deniz bitti / 24.05.2002
- Aziz ol, Elazığ / 17.05.2002
- Kayseri, sen ne imişsin! / 15.05.2002
- Tek çare birlik / 15.04.2002
- Görebilmek / 08.04.2002
- En büyük terör işgaldir / 06.04.2002
- Tek çare birlik / 11.09.2002
- Misyonerlik faaliyetlerinin boyutları / 30.05.2002
- Halkımız çok iyi bir gözlemci / 25.05.2002
- Derviş'e göre deniz bitti / 24.05.2002
- Aziz ol, Elazığ / 17.05.2002
- Kayseri, sen ne imişsin! / 15.05.2002
- Tek çare birlik / 15.04.2002
- Görebilmek / 08.04.2002
- En büyük terör işgaldir / 06.04.2002

















































































