Her ülkede ezilmiş, sömürülmüş halk kitleleri, yolsuzluk ve rüşvete karşı seslerini yükseltiyor, bu işe bulaşanların devletten temizlenmesini talep ediyorlar. Ancak halk kitleleri, yolsuzluğun yolunu, rüşvetle oy vererek bizzat kendilerinin açtığını göz ardı ediyorlar. Maalesef, birçok demokratik ülkede durum böyledir. Bundan dolayıdır ki, bazı ülkelerde demokrasi kleptokrasiye (çalıp çırpanların rejimine), bürokrat da kleptokrata dönüşüyor. Kleptokratar, ulus-ötesi şirketlerin ve bankaların uzmanlarından yararlanarak, büyük yolsuzluklar yapmaktadırlar.Yurtiçi ve yurtdışı ihaleler, yolsuzluğun ana kaynağını oluşturmaktadır. Özellikle yurtdışından zırhlı araç, top ve savaş uçağı gibi ağır silâhların ihalesi söz konusu olduğunda, yüzde 40'lara varan rüşvet mutlaka hesaba katılmaktadır. Öyle ki, bazı OECD ülkelerinin vergi yasaları, yabancı ülkelere ödenmiş rüşvetin bir kısmının vergiden düşürülmesine imkân sağlamaktadır. Yolsuzluğun ve rüşvetin böyle teşvik edildiği ve uluslararası boyut kazandığı bir dünyada, elbette yolsuzluk ve rüşvetle mücadele etmek kolay olmaz. Dünya Bankası'nın eski üst yöneticilerinden biri olan Alman asıllı Peter Eigen, 1993 yılında yolsuzlukla mücadele için 'Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nü kurdu. Birçok ülkede, birçok üyesi olan bu örgüt, çok önemli ve başarılı hizmetlerde bulunmuştur. 'Uluslararası Şeffaflık Örgütü', yolsuzluğun en fazla görüldüğü ülkeler ile en az görüldüğü ülkeler arasında bir değerlendirme yaparak 'Yolsuzluk Listesi' oluşturuyor ve bu listeyi 1995'ten beri yıllık olarak yayınlıyor. Ne yazık ki, sözünü ettiğimiz örgütün hizmetleri, yoğun gayretlere rağmen, yine de sınırlı kalmaktadır. Meselâ örgüt, ulus-üstü silâh, ilâç ve gıda devleriyle uğraşamıyor, çünkü uğraşacak gücü yoktur. Hâlbuki yolsuzluğun en büyüğünü ulus-üstü bu devler yapmaktadır. Bir başka deyişle, 'Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün gücü, bir noktaya kadardır, ondan öteye geçememektedir. Bu örgüt, daha ziyade devletlerde yapılan yolsuzluklar üzerinde etkili olmaktadır. Bunun sebeplerinden biri, belki de birincisi, ulus-üstü devlerin yolsuzluklarının suç sayılmaması, suç sayılsa bile, ceza yasalarının onlara uygulanmamasıdır. Özetle ifade edersek, yasal ve yasal olmayan tüm önlemlere rağmen, yolsuzluk yoluna devam ediyor. Yolsuzluk nedeniyle oluşan ekonomik hasarlar astronomik tutarlara ulaşıyor. Dünya Bankası'nın hesaplamalarına göre, yolsuzluk yoluyla bir yıl içerisinde 80 milyar dolar el değiştirmektedir. Bu rakam, dünyadaki toplam ticaret rakamıyla karşılaştırılarak, yolsuzluğun korkutucu boyutu görülebilir.Yolsuzluğun en büyük zararı, halkın devlete güvenini sarsması ve zamanla onu yıkmasıdır. Bu, milli devletlerin zayıflamasının en önemli nedenlerinden biridir. Yolsuzluğun bir başka gerçeği de şudur: Yolsuzluğun faturasını sonuçta yoksul ve çaresizler ödüyor. Bu da, onların fiziksel ve ruhsal yıpranmalarına yol açmaktadır. Son günlerde ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet nedeniyle bu değerlendirmelerde bulunduk. İsteriz ki, hükümet de, yolsuzluğu böyle geniş bir çerçevede ele alsın ve gereğini yapsın. Unutulmasın ki, en büyük yolsuzluklar kitabına uydurularak gerçekleştirilmektedir. "Soruşturduk, araştırdık, inceledik, her şey yasalara uygundur" diyerek sıyrılmak mümkün olabilir. Ama asıl önemli olan halkın vicdanının tatmin edilmesidir. Daha doğrusu, halkın mahkûm ettiğini, hiçbir mahkeme aklayamaz. Buna çok dikkat etmek gerekir. Şu gerçek çok iyi bilinsin ki, yolsuzluğu yok edemeyenleri, yolsuzluk eninde sonunda yok etmektedir.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018





























































