Zeydi Irak’ın geleceğini Amerikan şirketlerine teslim etti!
Göreve geldikten sonra ilk resmi yurt dışı seyahatini Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştiren Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Bağdat'ta çok sert siyasi ve toplumsal eleştirilerin hedefi oldu
Haber Merkezi





Siyasi analistler ve ülkedeki Şii fraksiyonlar, ilk seyahatin bölge ülkeleri yerine Washington'a yapılmasını sembolik bir biat olarak nitelendirirken; imzalanan 60 milyar dolarlık dev anlaşmalar paketinin Irak'ı ekonomik olarak tamamen ABD'ye bağımlı hale getiren ağır tavizler içerdiğini ileri sürüyor.
Egemenlik Karşılığı Ekonomik Kuşatma: 48 Ağır Anlaşma

Irak iç siyasetinde infiale yol açan en somut gelişme, Başbakan Zeydi'nin Washington'da ABD Ticaret Odası zirvesinde Amerikan şirketleriyle imzaladığı 48 stratejik anlaşma ve ortaklık deklarasyonu oldu.
Eleştirmenler, bu adımları Irak'ın ulusal kaynaklarının çok uluslu Amerikan şirketlerine peşkeş çekilmesi olarak görüyor:
Petrol Altyapısı Chevron'a Teslim Edildi
Yıllardır atıl durumda olan Kerkük-Suriye ham petrol boru hattının yeniden inşası ihalesi, Amerikan enerji devi Chevron'a devredildi. Projenin finansal ve teknik kontrolünün tamamen ABD güdümlü konsorsiyumların eline bırakılması, "Irak petrolünün kontrolü Beyaz Saray'a teslim edildi" şeklinde yorumlandı.
ABD'nin bölgedeki temel stratejisi olan İran'ı Hürmüz Boğazı'nda yalnızlaştırma hamlesine Irak, bu boru hattıyla doğrudan lojistik lojistik destek vermiş oldu. ABD elçiliği düzeyinde yapılan açıklamalarda hattın "Hürmüz'ü bir teferruat haline getireceği" açıkça ilan edilerek, Irak'ın egemen enerji politikasının Amerikan jeopolitik çıkarlarına feda edildiği belgelendi.
Ulusal siber güvenlik ve egemenlik tartışmalarına rağmen, uydu haberleşme altyapısının Starlink sistemine açılması "Irak'ın tüm kritik verilerini ve iletişim ağını Pentagon'un gözetimine sunma" hamlesi olarak sert biçimde eleştirildi.
En Büyük Taviz: "Silah Yalnızca Devletin Elinde Olacak" Sözü

Güvenlik alanında ise Başbakan Zeydi'nin, Washington'un talepleri doğrultusunda "Silahların yalnızca devletin elinde bulunması politikasını kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklaması, doğrudan Haşdi Şabi ve Şii direniş gruplarını tasfiye etmeye yönelik bir taahhüt olarak algılandı.
Iraklı silahlı gruplar ve siyasi uzantıları, Zeydi henüz Washington'dayken eş zamanlı bildiriler yayınlayarak silahlarını teslim etmeyeceklerini ilan ettiler. Siyasi çevreler, Zeydi'nin ABD desteğini arkasına alarak iç savaşı tetikleyebilecek bir bölgesel tasfiye planına onay verdiğini savunuyor.
Bölge Siyasetinden Sert Tepkiler: "Affedilemez Bir İhanet"
Ziyaretin içeriğine ve Başbakan'ın sergilediği profile en sert diplomatik tepkilerden biri de İran kanadından geldi. İran Devrim Lideri Danışmanı Ali Ekber Velayeti, Ali ez-Zeydi'nin Washington ziyaretinin zamanlamasını ve Trump karşısındaki esnek üslubunu hedef alarak bu adımı "affedilemez bir hata" olarak nitelendirdi. Velayeti, eski Irak başbakanlarının işgalci ABD yönetimine karşı gösterdiği dik duruşun Zeydi tarafından tamamen terk edildiğini iddia etti.
"Kurye Başbakan" İddiaları ve Bağdat'taki Siyasi Kriz
Ziyaretin hemen ardından ABD medyasında (The New York Times), Başbakan Zeydi'nin Beyaz Saray'dan aldığı talimatla Tahran'a giderek Trump'ın hazırladığı bir "ateşkes paketini" İran'a dikte etmeye çalıştığı yönündeki haberler bardağı taşıran son damla oldu.
Her ne kadar Irak Başbakanlık Ofisi bu iddiaları jet hızıyla "asılsız" diyerek yalanlasa da; muhalefet, Başbakan'ın Irak'ı bağımsız bir aktör olmaktan çıkarıp "Washington'ın bölgedeki kuryesi" pozisyonuna düşürdüğünü savunuyor.
Sonuç olarak; Başbakan Ali ez-Zeydi, Washington'dan 60 milyar dolarlık "açık kapı politikası" vaatleriyle dönmüş olsa da, ülkenin stratejik enerji yollarını, haberleşme güvenliğini ve egemen savunma dinamiklerini ABD çıkarlarına göre dizayn etme sözü vermesi nedeniyle, Bağdat'ta erken bir hükümet kriziyle karşı karşıya kalabilir.










































































