logo
03 KASIM 2026

AB'de 50. yıl çatlağı!

25.03.2007 00:00:00
 
Avrupa Birliği'ndeki derin çatlak, birliğin 50. kuruluş yıldönümlerine de yansıdı. Anayasa, genişleme stratejisi ve "Avrupa ordusu" fikri ciddi tartışmalara neden oldu.

 

Times gazetesi, Berlin Deklarasyonu'nun, Türkiye'nin beklentilerine atıfta bulunmaması nedeniyle Ankara için hayal kırıklığı olduğu değerlendirmesinde bulundu. Roger Boyes ve David Charter tarafından kaleme alınan haberde, Roma Anlaşması'nın 50'nci yılı kutlamalarının tartışmalı bir şekilde başladığı belirtildi. Haberde, tartışmaların sebebi olarak da Almanya Başbakanı'nın gelecek 50 yıl içinde kurulmasını savunduğu "Avrupa Ordusu" fikrini gösterildi.Avrupa ülkeleri arasında uzun süredir herhangi bir gerilim yaşanmamasına rağmen, barışın doğal akışına bırakılamayacağını ifade eden Merkel, bu yüzden kurulacak ortak bir ordunun, ülkeleri yakınlaştıracağını öne sürdü.İngiltere karşı çıkıyorAncak Times gazetesi, Merkel'in bu çıkışının, NATO'ya rakip yeni bir oluşuma karşı çıkan İngiltere tarafından anında olumsuz yanıt aldığını yazdı. Haberde, İngiltere'nin sadece Aceh'te 2005 yılında yaşanan Tsunami felaketi benzeri durumlarda oluşan ihtiyaca çok hızlı bir biçimde yanıt verebilecek sınırlı bir birimi desteklediği duyuruldu.Times gazetesi, Berlin deklarasyonunda her ne kadar Angela Merkel'in hafta sonu Almanya'ya gidecek Avrupa Birliği liderlerinin tepkisini çekmemeye çalışsa da söz konusu deklarasyonun Türkiye için bir hayal kırıklığı olduğu değerlendirmesinde de bulundu. Haberde, deklarasyonda Türkiye'nin beklentilerine herhangi bir atıfta bulunulmadığı kaydedildi.Türkiye cesaretlendirilmediDeklarasyonda Türkiye'yi ya da ileride potansiyel aday olabilecek Ukrayna gibi ülkeleri cesaretlendirecek herhangi bir ifade bulunmadığı kaydedilen haberde, Türk liderlerin daha önce de Berlin'de yapılan kutlamalara davet edilmemesi nedeniyle duyduğu hayal kırıklığını dile getirdiği vurgulandı. Haberde ayrıca Merkel'in, bir söyleşide sorulan "2057 yılında Türkiye sizde kaç yıldır AB üyesi olmuş olacak" sorusuna da net bir yanıt verememesiyle Alman Başbakanı'nın Türkiye'de hayal kırıklığına neden olduğu ifade edildi. Gazete, Merkel'in bu soruya verdiği yanıtta tam üyelikten çok imtiyazlı ortaklığa atıfta bulunmayı tercih ettiğini yazdı.

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu (82) bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

03.11.2026 00:30:00
AA
 
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti

Zorlu Holding'in sosyal medya hesaplarında yer alan açıklamada, Yönetim Kurulu Başkanı Zorlu'nun akciğer kanseri nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat ettiği bildirildi.

Açıklamada, Ahmet Nazif Zorlu'nun, 1953 yılında Denizli'nin Babadağ ilçesinde temelleri atılan Zorlu Grubu'nu vizyonu ve liderliğiyle Türkiye'nin önde gelen sanayi gruplarından biri haline getirdiği, grubun uluslararası ölçekte büyümesine öncülük ettiği ve yaşamı boyunca ülkesi için çalıştığı ifade edildi.

Zorlu'nun gerçekleştirdiği yatırımlarla Türkiye'nin sanayileşmesine, ihracatına ve istihdamına önemli katkılar sunduğu, eğitim ve kültür-sanat alanındaki çalışmalarıyla toplumsal gelişimi desteklediği belirtildi.

Açıklamada, Zorlu'nun "Önce ülkem, sonra kurumum, sonra ailem" sözleriyle ortaya koyduğu anlayışın, ülkesine ve insanına duyduğu inancın, çalışmaya ve üretmeye verdiği değerin Zorlu Grubu'na bıraktığı en kıymetli miraslardan biri olarak yaşamaya devam edeceği kaydedildi.

Ahmet Nazif Zorlu'nun cenazesinin 4 Kasım Çarşamba günü Levent'teki Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde öğle vaktinde kılınacak cenaze namazı sonrasında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedileceği bildirildi.

Açıklamada, merhumun isteği doğrultusunda cenaze törenine çelenk gönderilmemesi, bunun yerine arzu edenlerin diledikleri bir sivil toplum kuruluşuna bağışta bulunmaları rica edildi.

Ahmet Nazif Zorlu kimdir?

Denizli'de 1944 yılında doğan Ahmet Nazif Zorlu, çalışma hayatına erken yaşlarda baba mesleği olan tekstille başladı.

İş hayatının ilk yıllarında Trabzon'da açtığı mağazayla tekstil ticareti yapan Zorlu, 1970 yılında şirketin merkezini İstanbul'a taşıyarak Zorlu Holding'in temellerini atmıştır.

İlk üretim şirketi Korteks'i 1976 yılında kuran Zorlu, 1990'da tüm şirketleri Zorlu Holding çatısı altında topladı. 1994'te Vestel'i Zorlu Holding bünyesine katan Ahmet Nazif Zorlu, yeni iş alanlarının da yolunu açtı.

Zorlu'nun tekstil sektörüyle başladığı girişimciliği beyaz eşya, elektronik, gayrimenkul, enerji, metalurji, savunma ve e-mobilite gibi birçok farklı alanda faaliyet gösteren şirketlerle devam etti. Ahmet Nazif Zorlu, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra Zorlu Grubu bünyesinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirkette yönetim kurulu başkanı veya başkan vekili olarak görev yapıyordu.

Sivil toplum kuruluşlarıyla da yakından ilgilenen Ahmet Zorlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Denizlililer Birliği Eğitim ve Kültür Vakfı (DENBİR), Babadağlı Sanayici ve İşadamları Derneği (BASİAD) ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) üyesiydi.

İstanbul'da "Daltonlar" suç örgütüne yönelik operasyonda 5 şüpheli yakalandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında, Fenerbahçe tribün lideri Cem Gölbaşı'na yönelik silahlı eylem hazırlığında oldukları değerlendirilen 5 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi

02.11.2026 06:00:00
AA
 
İstanbul'da "Daltonlar" suç örgütüne yönelik operasyonda 5 şüpheli yakalandı
İstanbul'da "Daltonlar" suç örgütüne yönelik operasyonda 5 şüpheli yakalandı

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen yeni nesil silahlı suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında, örgüt içerisinde "Baron" lakabını kullanan Yusuf Can Güngör'ün talimatıyla Cem Gölbaşı'na yönelik eylem gerçekleştirmek üzere Adana'dan İstanbul'a geldiği belirlenen İbrahim Çiftçi'nin, 31 Ekim'de Beyoğlu'nda yakalandığı belirtildi.

Açıklamada, şüphelinin üzerinde yapılan aramada, 1 ruhsatsız tabanca, 2 uzatılmış şarjör ve 1 utaş marka otomatik tabanca ele geçirildiği bilgisi verildi.

Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, Çiftçi'nin Gaziantep'ten İstanbul'a eylem gerçekleştirmek amacıyla gelen 3 şüpheliyle Esenyurt'taki bir hücre evinde kaldığının tespit edildiği aktarılan açıklamada, eylem hazırlığında oldukları değerlendirilen şüphelilerin yakalanması için düzenlenen operasyonda, Cihan Can Gökkuş, Abdulkadir Demir ve Orhan Bozan'ın da gözaltına alındığı kaydedildi.

Açıklamada, şüphelilerin eylemde kullanmayı planladıkları silahları Çınar Aksoy'dan temin ettiklerinin belirlenmesi üzerine düzenlenen operasyonda söz konusu şüphelinin de yakalandığı, ikamette yapılan aramada 1 uzun namlulu piyade tüfeği ve 200 fişek ele geçirildiği ifade edildi.

Başsavcılığın açıklamasında, şüphelilerin alınan ilk beyanlarından, Fenerbahçe tribün lideri Cem Gölbaşı'na yönelik silahlı eylem hazırlığında oldukları, ancak uygun koşulların oluşmaması üzerine eylemden vazgeçtikleri kanaatine varıldığı bildirildi.

Suç örgütünün tüm eylemlerinin ortaya çıkarılması, yurt içi ve yurt dışı bağlantılarının deşifre edilmesi amacıyla soruşturma işlemlerinin çok yönlü ve titizlikle sürdürüldüğü kaydedildi.
 

Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi

Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi

01.11.2026 23:27:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi
 Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi
Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi.

Yönetmelik, 15 yaş altındaki çocukların sosyal ağ hizmetlerine erişiminin önlenmesini, 15-18 yaş grubundaki çocuklara ise yaş doğrulama ve kullanım kısıtlamaları getirilmesini hedefliyor.

Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik, sosyal medya platformlarına, çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmetler sunma, gizlilik ve güvenlik standartları uygulama ve ebeveyn kontrol araçlarını kullanıma sunma yükümlülükleri getiriyor.

Düzenleme Nisan ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edilmişti.

Dünyada çocuklara sosyal medya yasağı uygulayan ilk ülke Avustralya oldu. İngiltere'de de 16 yaşından küçük çocuklara önümüzdeki yıl benzer bir yasağın getirilmesi planlanıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, konuyla ilgili paylaşımında "Yürürlüğe giren yeni yönetmelik doğrultusunda, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya hizmeti sunulamayacak" dedi ve ekledi:

"Yalnızca 15-18 yaş arasındaki çocuklar hesap açabilecek. 15-18 yaş aralığında çocuklara ayrıştırılmış hizmet verilecek. Platformlar, kullanışlı ebeveyn kontrol araçları sunacak."

Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığından yapılan açıklamada, yaş doğrulama işlemleri için yalnızca "turkiye.gov.tr" adresinin veya resmi e-Devlet mobil uygulamasının kullanılması gerektiği belirtildi.

Yaş doğrulama sürecinde yalnızca sosyal medya platformlarının resmi uygulamaları üzerinden yapılan bildirimlerin ve yetkili kurumların duyurularının dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Üçüncü kişilerden gelen mesajlardaki bağlantılara tıklanmaması gerektiği belirtilen açıklamada, e-Devlet şifresi, SMS doğrulama kodları ile banka ve kredi kartı bilgilerinin hiçbir kişi, kurum veya platformla paylaşılmaması uyarısı yapıldı.

Çocuklara yönelik düzenlemeye destek olsa da kapsamı ve uygulanmasına dair kaygılar da dile getiriliyor.

Siber haklar ve ifade özgürlüğü alanında çalışan hukukçu ve akademisyen Yaman Akdeniz daha önce yaptığı değerlendirmede, uygulamanın kapsamı ve etkilerine dair ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi.

Yaman Akdeniz'e göre düzenleme, kamuoyuna "çocukları koruma" amacıyla sunulsa da pratikte çok daha geniş bir kontrol mekanizmasının önünü açabilir.

Akdeniz, yaş doğrulamanın e-Devlet üzerinden yapılmasının tüm kullanıcıların kimlik bilgileriyle sosyal medya hesaplarının eşleştirilmesi anlamına gelebileceğini belirtti.

"Bugün sosyal medya için kurulan bir sistem, yarın başka dijital hizmetler için de kullanılabilir" dedi.

Dünya gazetesinin bağlı olduğu Dünya Holding'in ortağı Umut Güner, fon soruşturmasında gözaltına alındı

Dünya gazetesinin bağlı olduğu Dünya Holding'in ortağı Umut Güner, fon soruşturmasında gözaltına alındı

01.11.2026 17:32:00
Haber Merkezi
 
 Dünya gazetesinin bağlı olduğu Dünya Holding'in ortağı Umut Güner, fon soruşturmasında gözaltına alındı
 Dünya gazetesinin bağlı olduğu Dünya Holding'in ortağı Umut Güner, fon soruşturmasında gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması sürüyor.

Başsavcılık, bazı fon ve hisseler üzerinden haksız ve yüksek miktarda kazanç sağlandığını belirterek inceleme başlattı.

Soruşturmada adı geçen kişilerin hesapları arasındaki transferler, şüpheli ifadeleri ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları inceleniyor.

Fon soruşturmasına yeni isimler de eklendi. Soruşturma kapsamında Dünya gazetesinin ortaklarından Umut Güner gözaltına alındı.

Güner'in emniyetteki işlemleri sürüyor.

Gazetenin bağlı olduğu Dünya Holding'in Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) tasfiye kararı aldığı Bulls Yatırım Holding ile ortaklığı bulunduğu ileri sürüldü.

SPK, daha önce Bulls Portföy' e ait 15 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermişti.

Soruşturmada Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun da "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "rüşvet" suçlarından dün gözaltına alınmıştı.

Soruşturmada ayrıca Bulls Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya ile Lydia Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Çevik'in de mal varlıklarına ve finansal işlemlerine tedbir kararı alınmıştı.

UMUT GÜNER KİMDİR?

51 yaşındaki Umut Güner, iş dünyasındaki faaliyetlerinin yanı sıra spor yöneticiliği ve medya sektöründeki çalışmalarıyla da tanınıyor.

İş insanı Umut Güner, Mart 2012'de Fikret Orman'ın Beşiktaş başkanlığına seçilmesinin ardından siyah-beyazlı kulübün yönetiminde görev almıştı.

Güner, kulüpte farklı dönemlerde asbaşkanlık, Pazarlama Komitesi Başkanlığı, Yeni Stadyum Projesi'nden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyeliği ve Transfer Komitesi Başkanlığı görevlerini üstlenmişti.

2024 yılında Didem Demirkent, Dünya gazetesini Umut Güner'e devrettiğini açıklamıştı.

Emir Sarıgül, babasının Özgür Özel'e para verdiğini anlattı

Sarıgül ailesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli Emir Sarıgül'ün ek ifadesi ortaya çıktı. Sarıgül, babası Mustafa Sarıgül'ün Yeni Parti'nin kuruluş sürecinde Özgür Özel'e farklı tarihlerde elden para verdiğini söyledi. Sarıgül, annesinden kalan miras nedeniyle babasıyla yaptığı sözleşmenin ayrıntılarını da anlattı

01.11.2026 17:06:00
İhlas Haber Ajansı
 
Emir Sarıgül, babasının Özgür Özel'e para verdiğini anlattı
Emir Sarıgül, babasının Özgür Özel'e para verdiğini anlattı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren Emir Sarıgül, ilk ifadesinde anlatmadığı bazı hususları paylaşmak istediğini belirtti. Mustafa Sarıgül'ün kendisine devretmeyi taahhüt ettiği taşınmazlar ile Yeni Parti'ye verildiğini öne sürdüğü paralar hakkında beyanda bulunan Sarıgül, suçlamalarla ilgisinin olmadığını savunarak tahliyesini talep etti.

"Özgür Özel'e 250 bin dolar bıraktığını biliyorum"

Yeni Parti'nin kuruluş aşamasında parti genel merkez binasının eşyaları için para verildiğini iddia eden Emir Sarıgül, "Yeni Parti'nin kuruluş aşamasında partinin genel merkez binasının iç tefrişatının yapılması için 250 bin dolar parayı Ankara'da Ümitköy'de bulunan bir restoranın çıkışında Özgür Özel'e ait aracın içerisine bıraktığını biliyorum. O gün babam Mustafa Sarıgül ve Özgür Özel 6-7 kişilik bir milletvekili grubuyla yemek yemişlerdi. Restoranın çıkışında bizzat babamın kendisi 250 bin dolar parayı Özgür Özel'e ait aracın arka kısmına bıraktı. Bunu bana doğrudan kendisi anlattı" dedi.

"Otobüsün ses sistemi için de 250 bin dolar ya da euro verdiğini söyledi"

Partiye ait otobüsün ses sistemi ve iç tasarımı için de babasının para verdiğini öne süren Sarıgül, "Yine partiye ait bir otobüsün ses sisteminin yapımı ve otobüsün içinin özel olarak tasarlanması amacıyla 250 bin dolar ya da euro cinsinden parayı Özgür Özel'e elden verdiğini bana söyledi. Bu paranın Silivri'de katıldıkları bir duruşmadan sonra gittikleri bir balıkçı restoranının çıkışında verildiğini bana söyledi. Bu olay son 2 ay içerisinde Büyükçekmece'de bir balıkçı çıkışında gerçekleşti" ifadelerini kullandı.

"100 bin doları atkı paketinin içine koydu"

Emir Sarıgül, son olarak yaklaşık bir ay önce Mustafa Sarıgül'ün Özgür Özel'e 100 bin dolar verdiğini iddia ederek, "Geçtiğimiz 1 ay içerisinde Özgür Özel'e yine elden 100 bin dolar verildiğini bana Mustafa Sarıgül söyledi. O tarihte babam Özgür Özel'in Ankara'daki eve yemeğe geleceğini bana söylemişti. Bunun üzerine babam bana Vakko'dan 2 adet atkı almamı söyledi. Ben de İstinye Park'taki Vakko'dan 2 adet atkı aldırdım. Sonrasında babam İstanbul'daki Ulus Platin Konutları'nda bulunan evde bu atkı paketinin içine 100 bin dolar para koydu. Paraların yanında atkılar da duruyordu. Sonrasında bunu bir hediye paketi şekline getirdik. Babam da bu paketi alarak kendi aracıyla İstanbul Havalimanı'na gitti. Uçakla Ankara'ya gidip önce meclise uğradı, ardından Ümitköy Angora Evleri'ndeki eve geçti. Akşamına da Özgür bey yemeğe gelmiş, burada da bu para kendisine elden verilmiş. Paranın elden kendisine verildiğini de babam bana hemen ertesi gün söyledi" diye konuştu.

"Bana 5 taşınmazı devretmeyi taahhüt etti"

İfadesinde annesinden kalan mirasa ilişkin süreci de anlatan Emir Sarıgül, dedesi Abdurrahman Köksaloğlu'nun 1980 yılında öldürülmesinin ardından annesine büyük bir mal varlığı kaldığını, annesinin 1984 yılında vefat etmesi üzerine bu mal varlığının bir bölümünün kendisine bırakıldığını söyledi.

Sarıgül, 18 yaşına geldiğinde annesinden kalan mal varlığının kendi üzerine geçirilmesini istediğini ancak babasının bunu kabul etmediğini belirterek, "Kendimi güvence altına almak için annemden kalan mal varlığımı kendi üzerime yapmasını istedim. Ancak babam kabul etmedi ve beni sürekli geçiştirdi. Bundan yaklaşık 2 sene öncesine kadar bu süreç hiçbir aşama katedemeden böyle devam etti" dedi.

Son yıllarda maddi zorluk yaşadığını ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini belirten Sarıgül, "Bu neticede bana 5 adet taşınmazı devretmeyi taahhüt etti. Bu 5 taşınmazdan bir tanesinin yarısı zaten benimdi" ifadelerini kullandı.

"Taşınmazlar devredilmezse 50 milyon dolar verilecekti"

Sözleşmede yer alan taşınmazların Nişantaşı, Marmaris, Mecidiyeköy ve Ankara'da bulunduğunu belirten Sarıgül, taşınmazların kendisine devredilmemesi ihtimaline karşı ayrıca bir senet imzalandığını söyledi. Sarıgül, "Bu sözleşmenin yanında taşınmazların tarafıma devredilmemesi halinde yine avukat huzurunda 50 milyon dolar paranın bana verileceğine dair bir senet daha imzaladık. Bu senedi teminat olarak imzaladık. Bu sözleşme ve senedin aslı şu anda avukatım Emrah Cengiz'in kasasında bulunmaktadır" dedi.

Tahliyesini talep etti

İfadesinin sonunda iki kızının bakımından sorumlu olduğunu belirten Emir Sarıgül, "Benim 2 kızım vardır. Başlarında bulunmam gerekiyor çünkü anneleri de şu anda yurt dışındadır. Uzun bir süre de gelmeyecektir. Kızlarım şu an bakıma muhtaç haldeki anneannelerinin yanındadır. Ben tahliyemi talep ediyorum. Ev hapsi seçeneği de dahil değerlendirilmesini talep ediyorum. Böyle bir takdirde bulunulursa başıma bir şey gelme ihtimaline binaen devletimizden koruma talep ediyorum. Benim yaşanan olaylarla bir ilgim yoktur. Suçsuzum" ifadelerini kullandı.

SPK Başkanlığına Muhsin Atcı atandı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığına, Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı atandı

01.11.2026 07:00:00
AA
 
SPK Başkanlığına Muhsin Atcı atandı
SPK Başkanlığına Muhsin Atcı atandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı atama kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 119. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7. maddeleri gereğince SPK Başkanlığına Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, Başkan Vekilliğine Ersin Başar Ekmekci ve üyeliğine Yasemin Girici atandı.

SPK Başkanı Muhsin Atcı, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun olduktan sonra, 2014 yılında ABD'deki Duke Üniversitesinde Kalkınma Politikası alanında yüksek lisans yaptı.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Maliye Bölümünde doktora eğitimine devam eden Atcı, 2003'te Vergi Denetmen Yardımcısı olarak başladığı meslek hayatında 2005 yılında Stajyer Gelirler Kontrolörü, 2008 yılında Gelirler Kontrolörü, 2010 yılında ise İdari ve Mali İşler Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış, 2011 yılında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının kurulmasıyla Vergi Müfettişi olarak atanmıştır.

Atcı, 15 Eylül 2014-7 Temmuz 2017 tarihleri arasında Ankara Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanı, 31 Temmuz 2017-18 Nisan 2019 tarihleri arasında Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış olup 7 Ekim 2023 tarihinde ise Vergi Denetim Kurulu Başkanı olarak atanmıştı.

 

Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi mümkün mü?


 
Toplumda yaygın olarak görülen tiroid nodülleri, büyük oranda iyi huylu özellik taşımasına rağmen bazı hastalarda zaman içerisinde büyüyerek yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Peki nodülleri ameliyatsız küçültmek ya da yok etmek mükün mü?

31.10.2026 14:14:00
Murat Çorbacı
 
Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi mümkün mü?
Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi mümkün mü?

Tiroit nodülleri toplumumuzda da yaygın olarak görülüyor. Boynun ön bölümünde bulunan tiroid bezinde gelişen bu oluşumlar, belirli bir büyüklüğe ulaştığında boyunda şişlik, yutma güçlüğü, baskı hissi ve estetik rahatsızlık gibi şikâyetlere neden olabiliyor. Geçmişte tedavi gerektiren tiroid nodüllerinde cerrahi yöntemler ön plana çıkarken, girişimsel radyoloji alanında yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde günümüzde uygun hastalarda ameliyatsız tedavi seçenekleri de uygulanabiliyor.

Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, iyi huylu olduğu gerekli incelemelerle doğrulanan ve belirli anatomik özelliklere sahip tiroid nodüllerinin minimal invaziv yöntemlerle tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, özellikle doğru hasta seçimi ve ayrıntılı ultrasonografik değerlendirmenin tedavi planlamasında büyük önem taşıdığını vurguluyor.


Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi nedir?

Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi, uygun nodüllerin görüntüleme rehberliğinde gerçekleştirilen minimal invaziv işlemlerle küçültülmesini amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu tedavilerde temel hedef, şikâyete neden olan nodül dokusunu kontrollü şekilde etkisiz hale getirerek zaman içerisinde hacminin azalmasını sağlamaktır.
Cerrahi yöntemlerde tiroid bezinin bir bölümü veya tamamı çıkarılabilirken, ablasyon işlemlerinde nodül çevresindeki sağlıklı tiroid dokusunun mümkün olduğunca korunması hedefleniyor.
Ancak ameliyatsız tedavi her nodül veya her hasta için uygun olmayabiliyor. Tedavi öncesinde ultrasonografi bulguları, biyopsi sonuçları ve tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekiyor.

Radyofrekans ablasyon ile tiroid nodülü tedavisi

Radyofrekans ablasyon, iyi huylu tiroid nodüllerinin tedavisinde kullanılan termal ablasyon yöntemlerinden biri...
İşlem sırasında ultrasonografi rehberliğinde nodül içerisine ince bir elektrot yerleştiriliyor. Elektrot aracılığıyla oluşturulan ısı enerjisi, nodül dokusunda kontrollü termal hasar meydana getiriyor.

Tedavi edilen nodül dokusu zaman içerisinde vücut tarafından kısmen yeniden emiliyor ve nodül hacminde küçülme meydana gelebiliyor.
Radyofrekans ablasyon genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilebiliyor. Bazı hastalarda işlem sırasında ek ağrı kontrolü veya sedasyon yöntemlerinden yararlanılabiliyor.

Tedavinin en önemli avantajlarından biri, uygun hastalarda büyük bir cerrahi kesi yapılmadan nodül hacminin azaltılabilmesi olarak öne çıkıyor.

Mikrodalga ablasyon nasıl uygulanıyor?

Mikrodalga ablasyon, elektromanyetik enerji kullanılarak nodül dokusunda ısı oluşturulmasını sağlayan bir başka minimal invaziv yöntemdir. Ultrasonografi eşliğinde nodül içerisine yerleştirilen özel bir anten aracılığıyla hedef dokuda kontrollü ısı etkisi meydana getiriliyor. Bu etki, nodül dokusunun zaman içerisinde küçülmesini amaçlıyor.

Mikrodalga ablasyon özellikle belirli iyi huylu tiroid nodüllerinde değerlendirilebiliyor. Ancak yöntemin seçimi nodülün büyüklüğüne, yerleşimine, iç yapısına ve işlemin güvenli şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine bağlı olarak değişiyor.
Radyofrekans ve mikrodalga ablasyon yöntemleri arasında seçim yapılırken hastanın klinik özellikleri ve uygulama merkezinin deneyimi dikkate alınıyor.

Kistik tiroid nodüllerinde etanol ablasyonu

İçerisinde sıvı bulunan kistik tiroid nodüllerinin tedavisinde etanol ablasyonu önemli bir seçenek olarak kullanılabiliyor.
Bu yöntemde öncelikle nodül içerisindeki sıvının boşaltılması, ardından uygun koşullarda etanol uygulanarak kistik yapının yeniden sıvı biriktirme olasılığının azaltılması hedefleniyor.
Etanol ablasyonu özellikle tekrarlayan ve şikâyete neden olan iyi huylu kistik nodüllerde değerlendirilebiliyor.
Nodülün büyük ölçüde katı yapıda olması durumunda ise farklı ablasyon yöntemleri daha uygun olabiliyor.

Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi kimler için uygun?

Minimal invaziv ablasyon yöntemleri genellikle iyi huylu olduğu uygun biyopsi değerlendirmeleriyle doğrulanmış, büyüyen veya belirgin şikâyete neden olan nodüllerde gündeme geliyor.
Boyunda kozmetik rahatsızlık, baskı hissi veya yutma güçlüğü oluşturan nodüller bu kapsamda değerlendirilebiliyor.

Bazı aşırı hormon üreten otonom tiroid nodüllerinde de termal ablasyon seçenekleri düşünülebiliyor.
Ancak kanser şüphesi bulunan nodüllerde standart iyi huylu nodül ablasyon yaklaşımı uygun kabul edilmiyor. Bu hastalarda ileri tanısal değerlendirme ve gerekli durumlarda onkolojik tedavi planlaması gerekiyor.

Ameliyatsız tedavinin avantajları neler?

Minimal invaziv tiroid nodülü tedavilerinin önemli avantajlarından biri, uygun hastalarda cerrahi kesi yapılmadan işlem gerçekleştirilebilmesidir. Bu yöntemler çoğunlukla günübirlik uygulanabiliyor ve birçok hasta kısa süre içerisinde günlük aktivitelerine dönebiliyor.
Sağlıklı tiroid dokusunun korunması, işlem sonrasında tiroid hormonu kullanımına ihtiyaç duyulma olasılığını azaltabiliyor. Ancak hormon fonksiyonlarının korunacağı her hasta için garanti edilemiyor.

Ablasyon işlemlerinde nodülün tamamen ortadan kaldırılması her zaman hedeflenmiyor. Temel amaç, nodül hacmini azaltarak neden olduğu şikâyetleri hafifletmektir. Bazı hastalarda istenilen küçülmenin sağlanması için ek ablasyon seansları gerekebiliyor.

Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisinin riskleri var mı?

Termal ablasyon yöntemleri minimal invaziv işlemler olmakla birlikte tamamen risksiz değildir. İşlem sonrasında geçici ağrı, boyunda hassasiyet, morarma veya şişlik görülebiliyor.
Daha nadir olarak ses değişikliği, kanama, cilt yanığı veya çevre dokularda termal hasar gibi komplikasyonlar gelişebiliyor. Bu nedenle işlemlerin tiroid anatomisine ve görüntüleme rehberliğinde ablasyon tekniklerine hâkim deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilmesi önem taşıyor.

Tedavi sonrası tiroid nodülü tekrar büyür mü?

Ablasyon sonrasında tiroid nodüllerinin hacminde zaman içerisinde küçülme bekleniyor. Ancak elde edilen sonuçlar nodülün başlangıç büyüklüğüne, yapısına ve uygulanan tedaviye göre değişebiliyor.

Bazı nodüllerde uzun dönem takip sırasında yeniden büyüme görülebiliyor. Bu durumda ek ablasyon veya farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebiliyor. İşlem sonrasında ultrasonografi kontrolleriyle nodül hacmindeki değişim ve tiroid fonksiyonları takip ediliyor.

Ankara'da toprak kayması sonucu istinat duvarı çöken 17 katlı binanın temeli açığa çıktı

Ankara'nın Mamak ilçesinde toprak kayması sonucu istinat duvarı çöken 17 katlı apartmanın temeli açığa çıktı

31.10.2026 13:54:00 / Güncelleme: 31.10.2026 13:56:54
AA
 
Ankara'da toprak kayması sonucu istinat duvarı çöken 17 katlı binanın temeli açığa çıktı
Ankara'da toprak kayması sonucu istinat duvarı çöken 17 katlı binanın temeli açığa çıktı

Mamak ilçesi Yeşilbayır Mahallesi 1805'inci Sokak'ta bulunan 17 katlı apartmanın istinat duvarı, toprak kayması nedeniyle çöktü.

Bunun üzerine yamaçta bulunan binanın yerin altında kalan duvarı ve temeli açığa çıktı.

Ayrıca binanın çevresindeki yollarda yarıklar oluştu.

İhbar üzerine binada çalışma yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri, güçlendirme çalışması yapılmasına karar verdi.

Bina tahliye edilirken, çevresi de iş makineleriyle kontrollü şekilde kazıldı.

Kazının ardından zeminin güçlendirilmesi için sağlamlaştırma çalışmaları başlatıldı. 

Ölümlü kazanın yaşandığı teknede vinçler belgesiz çıktı

Trabzon'da balıkçı teknesinde vinç sisteminin devrilmesi sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği kazanın ardından yapılan incelemelerde, teknedeki vinçlerin denize elverişlilik belgesinde kayıtlı olmadığı tespit edildi

31.10.2026 11:59:00 / Güncelleme: 31.10.2026 12:02:54
İHA
 
Ölümlü kazanın yaşandığı teknede vinçler belgesiz çıktı
Ölümlü kazanın yaşandığı teknede vinçler belgesiz çıktı
Trabzon'un yaklaşık 30 mil açığında 19 Ekim'de meydana gelen kazada, palamut avı sırasında ağları tekneye çeken vinç sisteminin devrilmesi sonucu 4 balıkçı yaralandı. Yaralılardan 40 yaşındaki İzzet Sırtbaşı, kaldırıldığı hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay anı teknenin güvenlik kamerasına yansıdı.



Kazanın ardından yürütülen incelemeler kapsamında, teknenin denize elverişlilik belgesinde vinçlerin kayıtlı olmadığı belirlendi.

Yaşanan kazanın ardından Sürmene Yeniay Balıkçı Barınağı'nda bulunan teknede olay yeri inceleme ekipleri, makine mühendisi ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanı eşliğinde incelemeler yapıldı. Cumhuriyet savcısının talimatıyla tekne kaptanı, tekne donatanı ve vinç operatörünün şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınmasına karar verilirken, teknede bulunan tayfalarında tanık olarak ifadelerine başvuruldu.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Edirne'de tur otobüsüyle tırın çarpıştığı kazada 10 kişi yaralandı

Edirne'de yabancı turistleri taşıyan tur otobüsüyle tırın çarpışması sonucu 10 kişi yaralandı

31.10.2026 06:38:00 / Güncelleme: 31.10.2026 06:42:24
AA
 
Edirne'de tur otobüsüyle tırın çarpıştığı kazada 10 kişi yaralandı
Edirne'de tur otobüsüyle tırın çarpıştığı kazada 10 kişi yaralandı

M.D. idaresindeki P 3690 MB plakalı Bulgaristanlı turistleri taşıyan tur otobüsü, Kartaltepe Mensucat Kavşağı'nda E.Ö. yönetimindeki 33 FL 738 plakalı nar yüklü tırla çarpıştı.

Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine jandarma, polis, itfaiye ve çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi.

Kazada otobüste bulunan 10 yolcu yaralandı.

İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralılar, ambulanslarla Edirne Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Jandarma ve polis ekipleri kaza yerinde güvenlik önlemi aldı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.