HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 HAZİRAN 2022, CUMARTESİ

Abdülhamid Han, milliyetçilik ve küreselleşme

12.05.2011 00:00:00
2. Abdülhamid dönemi tarihin en çok tartışılan fakat  en az bilgiye sahip olduğumuz zamanlarından biridir. Hem dünya tarihinin hem Osmanlı tarihinin en karmaşık ve zor dönemlerinden biri olan bu zaman dilimi pek çok olayın ardı ardına yaşandığı, aynı zamanda Osmanlı toplumu için soyut ve somut değişim ve dönüşümlerin meydana geldiği özel bir dönemdir. Herhalde hiçbir hükümdar da Abdülhamid Han kadar zor kararlar almak zorunda kalmamıştır. Bir taraftan "kıldan ince kılıçtan keskin" bir ipin üstünde devleti dağılmadan yürütmek bir taraftan da kaçınılmaz olan sona halkı ve aydınları hazırlamak sorumluluğu ve bilinciyle hareket etmek mecburiyetinde kalmıştır.Büyük devletlerin dinmek bilmeyen bir hırs ve iştahla Osmanlı'ya saldırıp her hamlede bir parçasını kopardıkları bir dönemde devletin dağılmakta olduğunun bilinciyle her şeyden önce bir "zaman kazanma" yarışına girmiştir. Bu kazandığı  zamanda ülkesinin tamamen parçalanmaya çalışılacağı ve düşman çizmelerinin harimimize kadar sokulacağı o muhtemel günlerde sahip olduğu her şeyi bir kenara bırakıp  vatanını kurtarmaya koşacak bir nesil yetiştirmiştir. Abdülhamid Han, ülkenin kalkınması, modernleşmesi ve bir kurtuluş ümidi olarak her alanda yatırımlar gerçekleştirmiştir. Asıl büyük yatırımını ise eğitim alanında yapmıştır.Sıbyan mekteplerinden yükseköğretime kadar her seviyede pek çok ve memleketin her tarafında okullar açılmıştır bu dönemde. Bir yandan gelişen ve değişen dünyayı algılayabilecek, olayları doğru okuyabilecek ufku açık gençler yetiştirme amacını güderken bir yandan da dünyanın bulunduğu noktanın ve bunun nereye varacağının hesabını çok iyi yapabilen bir hükümdar olarak 2. Abdülhamid, eğitim müfredatını Türk- İslam sentezi üzerine kurmuş, bu his ve inanca sahip nesiller yetiştirmiştir. Milliyetçilik fikrinin Osmanlıyı parçalayacağının, Osmanlılık düşüncesinin gayr-i Müslim tebaayı devlete bağlı tutamayacağının farkında olarak Müslüman tebaayı "Türklük" çatısı altında birleştirmeyi ummuş ve eğitimi buna göre programlamıştır. İslam ortak paydasında ve millet şuuru için gerekli olan tarih, kültür, dil, ortak amaç gibi unsurlar adına Osmanlılılık yerine Türklük adı altında kürdü, arnavudu, çerkezi, lazı ve hatta arabı aynı gaye ve birlik etrafında toplamaya çalışmış ve tahttan indirilene kadar bunda gayet başarılı olmuştur.  Mustafa Kemal, Mehmed Akif, Kazım Karabekir, Ömer Seyfettin? Hepsi Abdülhamid'in okullarında yetişen insanlardır. Bu eğitim ve dünya görüşüdür ki bir Arnavut olan Mehmed Akif'e Anadolu'ya "vatanım" dedirtmiş,  Anadolu için mücadele etmiş ve İstiklal Marşı'nı yazdırmıştır. Çanakkale'de ölüme koşa koşa giden, en büyüğü 26-27 yaşındaki 250 bin şehide orada "vatan için ölmek" şuurunu veren bu eğitimdir. Düşman işgali altındaki bir şehirde "misak-ı milli" kararlarını alabilecek babayiğitleri yetiştiren, Kurtuluş Savaşı gibi dünya tarihinde eşine rastlanmayan bir mücadeleyi gerçekleştiren,düşmana "her milletin müdafaadan ümidinin kesildiği yerde Türk milletinin taarruzu başlar"dedirten işte o okullarda yetişen nesillerdir. Bu Türklük anlayışı ve şuuru ne ırkçılıktır, ne başkalarını ötekileştirmektir. Tam tersine bugünkü kadar sistemli ve ahtapotlaşmamış olsa da o günün dünyasında da var olan "küreselleşme" denilen bela ve sömürgeleştirilmeye karşı alınmış harika bir tedbirdir. Etnik kimliği ne olursa olsun Müslüman olan herkesi "müslüman türklük" çatısı altında bir ortak gaye etrafında toplama çabasıdır. Kurtuluş Savaşının başarılı olması ve o zamanın sömürgecilerinin bu topraklardan "geldikleri gibi gitmeleri"neticesine bakarak Türk- İslam sentezi anlayışının ne kadar başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ne yazık ki yüz yıl önceki tehdidin daha beteriyle karşı karşıya olmamıza rağmen eğitimimizde ve insan yetiştirmemizde büyük yanlışlarla karşı karşıyayız. Millet olma şuurundan yoksun, etnik kimliklerin abartılarak ön plana çıkarılıp ortak noktaların arka plana itildiği, "dünya vatandaşı" olmanın özendirildiği nesiller yetiştiriliyor. Ne vatan topraklarının satılmasını, ne Kıbrıs'ın elden gidecek olmasını ne Güneydoğu'nun bizden koparılacak olmasını umursamayan ve bunun ne anlama geldiğini de anlayamayan, milli duygularla "vatan, millet, Sakarya edebiyatı" diye alay eden, kendinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen, satılan ve peşkeş çekilen vatanla birlikte kendisinin ve sevdiklerinin de uçuruma doğru gittiğini göremeyen  insanlar yetişiyor. Vatan sevgisi-millet birliği bir edebiyat malzemesi değil var olma, insan gibi yaşayabilme gerekliliğidir. Dün, İngilizlerin düşünme yeteneklerini kullanamamaları için Hintli sömürgelerine "logaritma cetvelini"ezberletmelerine acırken bugün halimizin onlardan daha iyi olmadığını görmemiz lazım.Bugün Abdülhamidvari bir anlayışa,  geleceği görebilen, olayları doğru okuyabilen, komplekssiz, bütün vatanı kuşatacak ve yaşatacak algılamaya sahip bir yönetici kadrosuna şiddetle ihtiyaç var. Öyle ki bu coğrafyada yaşamanın gereği olarak hem doğuyu hem batıyı anlayabilen, halkı birbirine düşman eden değil kaynaştıran milli eğitimi verebilecek bir yönetici kadro. Necip Fazıl bugün yaşasaydı kim bilir ne veciz cümlelerle bu durumları özetlerdi ama yaşarken söyledikleri de yeter. Ne diyordu üstat: "Abdülhamid'i anlamak her şeyi anlamak olacaktır."
 
Hüma Gökçe / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

12.05.2010, 12.05.2009, 12.05.2008, 12.05.2007, 12.05.2006, 12.05.2005, 12.05.2004, 12.05.2003, 12.05.2002, 12.05.2001, 12.05.2000, 12.05.1999, 12.05.1998, 12.05.1997, 12.05.1996, 12.05.1995, 12.05.1994, 12.05.1993, 12.05.1992
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.