2 yılı aşkın süredir Erdoğan AKP iktidarı devlet ve millet üzerine adeta "çökmüş" durumda. Her seçimde bir öcü-düşman üretme taktiği ile oluşturduğu yapay gerilim sayesinde bir yandan oylarını maksimize etmeyi başardı. Diğer yandan da devletin temel kurumlarını kıra döke zapturapt altına almayı başardı. Öyle ki koskoca Türk Ordusunu dahi AKP iktidarının kurşun askeri haline getirdi. Son paralel devlet söylemi ile emniyeti ve yargıyı biçmeye başladı. Devletin bütün kurumlarının çökertildiği, savrulduğu bir vasatta iktidarın teslim olmadığı tek kale Anayasa Mahkemesi oldu. Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın özgürlükler ve hukuk manifestosu Erdoğan'ın dizginsiz yürüyüşüne "dur" dedi. Twitter kararından sonra Anayasa Mahkemesi'ni de sindirebileceğini zanneden Erdoğan'ı Haşim Kılıç'ın Anayasa Mahkemesi'nin 52. Kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşma derin uykudan uyandırdı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç'ın Üstad Necip Fazıl'dan süt emdiğini gösteren bilgece söylemleri, bir hukuk adamına yakışır vakur ama bir o kadar metin ve mekin duruş ve edası, en önemlisi örselenmiş vicdanların sözcüsü, keyfi iktidara karşı millet hukukunun gözcüsü duygusunu yaşatan muhteva yüklü konuşması ekmek gibi su gibi geldi. Kendisini cübbesini çıkarıp siyasete davet gibi çirkin bir üslupla yıpratacağını zanneden iktidara, "Bizler adil olmayı kutsal bir görev kabul eden bir medeniyetin mensupları olarak, GÜCÜN VE ŞARTLARIN etkisiyle gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olmayız" çıkışı ile altın vuruşunu yaparak düştükleri derin gafletten uyandırmaya çalıştı. İktidar sözcüleri ve yağcıları gafletten uyanmak yerine Başkan Kılıç'ı seviyesizce eleştirip kendilerini ve seçmenlerini kandırmayı seçtiler. Bu saatten sonra iktidara kim inanır? Kadir İnanır. Şimdiye kadar Erdoğan'ın işi kolaydı. Her seçimde bir düşman üretip onu yasakçı, statükocu, baskıcı ilan etti ve karşı tarafın da verdiği bolca malzemeyi müsrifçe tüketerek oylarını korumayı başardı. Ama artık işi zor? Çünkü ilk defa Erdoğan'ın karşısında vicdanı örselenen sessiz yığınların sesi, Gezi'den bu yana kimyası bozulup yasakçı diktatörlüğe dönüşen iktidara karşı özgürlüğün sesi, delilleri karartmaya, yolsuzlukları örtmeye çalışan iktidara karşı hukukun izzetinin sesi ve Necip Fazıl'ın rahle-i tedrisinden geçen mütedeyyin yığınların içten sesi var, bununla nasıl mücadele edecek? İktidar nihayet baltayı taşa vurdu. Taş bilendi keskin bir kılıç oldu. Adalet ile oynanmaz. Çünkü eninde sonunda ilahi adalet tecelli eder ve adaletin keskin kılıcı suçlu olanın ensesine iner. Teşekkürler adaletin keskin kılıcı. Ne kadar da susamışız.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014





























































