HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 HAZİRAN 2022, SALI

Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu

02.02.2022 00:00:00

Bağnazlığın hüküm sürdüğü yerlerde en çok tartışılan şey "özgür düşünce ve ifade hürriyeti" olmuştur. Bu tür ülkelerde en zor görevlerden birisi gazeteci olmak; diğeri ise düzeni korumakla yükümlü olan, her an yüzlerce suçlu ile uğraşan, polis, savcı, jandarma gibi meslek mensuplarıdır.

Vatanını sevmek ve haksızlıklarla mücadele etmeye kararlı olmak farklı bir imtiyazdır. Ancak bunu yapabilmek için gerekli donanıma sahip olmak da önemlidir. Bir yanlışla mücadele etmek için öncelikle gücü elde etmiş olmanız gerekir. Toplum tarafından seviliyor olmanız, tanınıyor olmanız, doğru yazılar yazmanız yeterli değildir. Toplum eğer o kişiye sahip çıkabiliyor, koruyor ve destekliyor ise bir önemi vardır. 

Rahmetli Uğur Mumcu'nun kaydedilmiş söylemlerini izlediğimde, vatanını çok seven sağ tandanslı bir insan ile özgürlüğü ve eşitliği savunan bir solcunun söylemlerindeki ince ayrıntıları görüyorsunuz. Savundukları hedefler ortak olmasına rağmen kullandıkları yollar ve diller farklı. 

Nasıl bir tuzağa çekildikleri, birbirlerine nasıl düşman edildikleri bugün çok daha rahat anlaşılıyor. 

Yitip gitmiş değerleri ve bu cinayetlerin sorumlularının yakalanamamış olmasından duyduğunuz üzüntü ile geçmişteki mirası devraldığınızı daha net görüyorsunuz. 

***

Eğer ilk cinayetler işlendiğinde toplumsal tepki net bir şekilde ortaya koyulsaydı katiller bu kadar cesur, görevliler bu kadar korkak olmazlardı. Türkiye'yi karıştırmak için siyasi cinayetler yolunu seçenler ve azmettirenler akıl yolundan hep korktular.  

Bu akıl kuşu, öylesine labirentlerde dolaşır ve öyle şeyler keşfeder ki, şaşarsınız. Düşünce gücü günümüzde planlama gücü ile birleştiğinde bir işe yarar. Araştırmacı gazeteci rahmetli Uğur Mumcu, bunlardan biriydi. Olanlarla olacak olayları birbirine bağlayan, ilişkilendiren, şekillendiren bir zekaya sahipti. 

Çocukların lego dedikleri parçalardan hareketle Türkiye'nin ileriki yıllarını görmeyi başarmıştı. Pek çok aydın insan Türkiye'nin geleceği noktayı gördüğü, zenginliklerinin nasıl sömürüldüğünü fark ettiği için öldürüldü. Cinayet şebekelerinin tek hedefi, Türkiye'nin zenginliklerini ele geçirmek; akıl kuşunu yok etmek, onu elden kaçırmamak için hapsedecek kafesler ve tuzaklar kurmaktı. 

Basını susturmak ancak korkutmakla mümkündü. Bunu yapmanın yolu da ses getirecek olaylar yaratmaktı. Sosyal medyanın olmadığı bir dönemde meydana gelen bu olaylar, sadece cesur gazetecileri aramızdan alıp götürmekle sınırlı kalmadı. Aksine hepimizde var olan akıl kuşumuzun esaretine de neden oldu. 

Geleceği gören, gerekli sorgulamaları yapıp sebep sonuç ilişkisini kuran insanlara bugün dünden daha fazla ihtiyacımız olduğunu sakın unutmayın. 

Akıl kuşunun özgür kalması ancak düşüncenin özgürce ifade edilebilmesi ile mümkündür. Sadece özgürce düşünmek yeterli değildir. Dillendirilmeyen hiçbir özgür düşünce insanları beklenen tehlikeden koruyamaz. 

Hoş görünün olmadığı, siz-biz kutuplaşmasının yaygınlaştığı, milyonlarla ifade edilen seçmen kitlelerinin görmezden gelinerek yok sayıldığı bir demokrasi olsa olsa görece dayalı bir demokrasi olur ki, sonu oligarşinin egemenliğine yol açar. 

Aydın düşünceli, seviyeli tartışmaların gerçekçi sonuçlar doğuracağı, bize kimlik ve lider sorgulaması  yaptıran ve ayrıştıran bir düzen değil, insanları birleştiren,  insan sevgisinin ön planda olduğu, eşit ve özgürlükçü, kardeşçe yaşanan, adil paylaşımların olduğu bir birliktelik ve yönetim şekli gereklidir. 

Bunun adı da bu ülke kurulurken konulmuş Türkiye Cumhuriyeti ve onunla gelen demokratik parlamenter sistemdir.

Bugün bile katillerinin bulunamadığı Uğur Mumcu gibi arkadaşlarımızın ruhlarını huzura kavuşturmak için tek bir sistem vardır. 

Kurucumuz sevgili Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği gibi…

Bu da özgür düşünceli bireyler yetiştirmek ve size ne kadar ters gelirse gelsin, düşünce özgürlüğüne katlanmak ile mümkündür. 

Hapishaneleri çoğaltmak, düşünce ve ifade özgürlüğünü suç kabul ederek onlara giden yolları kolaylaştırmak asla çözüm değildir…

Çözüm vardır ve tektir.

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Demokratik krallık / 22.06.2022
- Kaybedilen veya kaybolan insanlar… / 21.06.2022
- Yol / 18.06.2022
- Tespihler ve tespitler / 15.06.2022
- Salda’nın güzelliği… / 11.06.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 04.06.2022
- Yazının dili / 31.05.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 29.05.2022
- Aşk… / 24.05.2022
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

02.02.2021, 02.02.2020, 02.02.2019, 02.02.2018, 02.02.2017, 02.02.2016, 02.02.2015, 02.02.2014, 02.02.2013, 02.02.2012, 02.02.2011, 02.02.2010, 02.02.2009, 02.02.2008, 02.02.2007, 02.02.2006, 02.02.2005, 02.02.2004, 02.02.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.