logo
04 ŞUBAT 2026

Aklımızı başımıza almalıyız!

12.09.2013 00:00:00
Dünkü "savaş çığırtkanlarına duyuru" yazımızda savaş çığırtkanlığı yapanlara bazı hatırlatmalarda bulunarak olası bir savaşta bizi ne gibi tehlikelerin beklediğini bazı örneklerle dile getirdik. Ancak bu konu hakkında onlarca makale yazılsa yeridir diye düşündük ve en azından eksik kalan bazı hatırlatmaları yapmak için bir makale daha kaleme alalım istedik. Dünkü yazımda daha çok ülkemizin maddi açıdan çökertilme noktasına nasıl getirildiğini izaha çalıştık. Bugün ise milletimizin hâlini ve olası bir savaşta milletimizi bekleyen tehlikeleri izaha çalışalım.Gerek devlet olarak gerek millet olarak tarihin en karanlık günlerini yaşamaktayız. Çünkü bir milleti millet yapan en büyük özellik olan milli tarih şuurunu ve aidiyet duygusunu kaybettik. Ekonomik, kültürel ve siyasal olarak dışa bağımlı bir hâl aldık. Çeşitli açılımlarla etnik ve kültürel bütünlüğümüz bozuldu. Türk kimliği darbe aldı. Çeşitli sebeplerle Türk milletinin bazı fertleri, Türk olmadıklarını dile getirmeye başladılar. AB raporlarına göre ülkemizde 36 etnik grubun barındığı ve bunların özgürlüğüne kavuşması gerektiği dile getirilmektedir. 'Dinlerarası Diyalog' fitnesiyle hak olmayan dinler milletimizin gündemine din olarak sokuldu. İseviler ve Museviler de cennetliktir safsatasıyla son din İslam'ın getirdiği emir ve yasakları çiğnendi. Terör örgütü ile müzakere masasına oturuldu. Çekilme bahanesiyle terör örgütünün daha düzenli bir ordu kurmalarına imkân tanındı.Suriye'den gelen mülteci akımıyla kim olduğu belli olmayan, gerekli incelemeye tabi tutulmayan, her gelene imkân tanındı. Bu gelenlerin arasında farklı niyetler besleyen ve belki de kendi ülkesi adına çok tehlikeli eylemler yapabilecek, canlı bomba olabilecek adamların ülkemize sızmasına imkân tanındı. En büyük gücümüz ve güvencemiz olan Türk askerinin başına geçen çuval hala çıkmış değil. Kozmik odalara girilerek alınan devlet sırları nerelere aktı belli değil. En yüksek rütbeli subaylarımız terör örgütü kurmaktan müebbetle cezalanmış, sonu belli değil. Milletimizin görünen hâli budur. Şimdi size soruyorum değerli okurlar: Hâli böyle olan bir devlet, Müslüman Suriye'ye müdahalede etkin rol oynarsa, sonumuz ne olur? Sizi bilmem ama bence bu millet kendi içinde bir kargaşaya düşer, çok kısa bir zamanda bölünür paramparça olarak tarih sahnesinden silinir. Bazılarının "biz şöyle milletiz, şöyle imanlıyız, dünyayı dize getiririz alimallah" dediğini duyar gibiyim. Bende onlara peşinen katıla katıla güleyim bari?Çünkü biz millet olarak ne tarihimize ne ecdadımıza ne de dinimize layık bir millet olma vasfını kaybedeli yıllar oldu. Onun için geçmişle öğünmek kimseye bir fayda sağlamaz. Aklınızı başınıza alır, titrer ve kendinize dönerseniz. Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın çözüm önerilerine kulak verirseniz o başka tabii ki?
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.