HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 20 MAYIS 2022, CUMA

Artık ağlamak istemiyorum

25.01.2022 00:00:00

Yaşlanmıştı. Avurtları çökmüş, gözlerinin feri sönmüştü. Yıllar olmuştu görmeyeli… O dağ gibi adamdan eser kalmamıştı. Bizim önümüze düşer, dağ dere tepe hepimizden hızlı yürürdü. Kahkahası her yeri çınlatırdı. Çıkmaza düştüğümüzde bizim akıl hocamız, yol göstericimiz olmuştu.

Dağın her çukurunu, tepesini bilir; kestirme patikaları aklından kağıda çizer, önemli özelliklerini not eder, eğer yalnız gidemeyeceğimizi anlarsa önümüze düşmekten emeğini esirgemezdi… Tüfeklere meraklı idi ama hiç avlandığına şahit olmamıştık. "Silah tehlikede kullanılır" derdi. 

Malı, mülkü çoktu ama vergilerini ödemek için sıkıştığında malını satardı. Çocukları çok severdi. Evli değildi. Gençliğinde büyük bir ailenin kızı ile aşk yaşamış, ona sevdalanmış, mesleğinden ötürü vermemişler, o defteri bir daha açmamıştı. Zaman zaman gözleri dalar, gizli gizli ağlardı… Biz konuyu bilmediğimiz için "Yine duygulandı" derdik.  Gördüğü güzel bir çiçeği koparmaya kıyamaz, yaşlı bir ağaçla konuşur; ateş yakacağımız zaman dökülen dalları almak için ağaçtan izin isterdi…

Karınca yuvalarına dikkat etmemizi söyler, gerekirse basmamak için yolumuzu değiştirmemizi isterdi. Bazen bir su başında durur, pınardan kana kana su içişimizi seyrederdi.  Kim bilir bize sunduğu o pınardan kaç kişiye su içirmişti ama biz bilmezdik…

Kendisine kötülük yapanların, ardından kötü konuşanların hiç birisine kötülük yapmadı. Babasından kalma müessesesini nedendir bilinmez ani bir kararla sattı. Şehrin en işlek yerinde idi. Sorularımıza cevap vermedi. 

***

Onunla son kez bir çay bahçesinde buluştuk. 

O zamanlar ölüm bize o kadar uzak ve biz o kadar hamdık ki, söylediklerinin ne anlama geldiğini anlayamadık. Birkaç saat konuştuğumuzu hatırlıyorum. Hastalanmıştı. O zamanlar kalp damarları sadece Amerika'da değişiyordu. "Değmez" demişti. "Artık ağlamak istemiyorum. Alnımıza ne yazıldı ise o olur… Kaderin önüne geçmek için bütün servetimi harcasam ne olur? Hiçbir şeyin garantisi yok." Tedaviyi reddetmişti. Sarılıp ayrıldığımızda onu son defa gördüğümü bilmiyordum. 

Gazeteciliğimde kullandığım adam gibi ilk fotoğraf makinesini onun sayesinde almıştım. Ondan kalan tek hatıra oldu… Ne atabildim, ne satabildim… Bir kere çaldırdım, yeniden önüme çıktı buldum, helal malmış diye ne kadar sevindim…

Sonra, sokağa çıkma yasağının olduğu bir gün vefat ettiğini öğrendik. Cenazesine de katılamamıştık. O da cenazeleri sevmezdi. "İnsan sevdiklerini nasıl toprağa gömer? Gönlüne gömmek varken" derdi. 

Dostu olarak kalmayı başardık ama onun için bir şeyler yapamadık. Adını yaşatamadık.  Toprağı bol olsun. 

***

"Artık ağlamak istemiyorum" diyerek ne demek istediğini artık biliyorum.  Yine biliyorum ki, yaşam küçük mutluluk kırıntıları ile doludur. Geri kalanı ise büyük bir sınav… Ne zaman nerede, neyle karşılaşacağımızı bilemiyoruz. Ama o sevdiğimiz insanlar gönlümüzde yaşadıkça ve sayıları çok oldukça dünyaya katlanmak daha mümkün hale geliyor. Anamız babamız yaşarken nasıl bizi gönüllerinde biriktiriyorsa, bizde sevdiğimiz insanları gönlümüzde biriktirmeli, onları sık sık hatırlamalı, göçenleri hayalen de olsa sohbet etmeli kendimizden uzaklaştırmamalıyız. 

Maddi çıkarların geçerli olduğu, gönül sultanlarının hayal olduğu günümüzde tek sığınağımızın yaşayanlara ve ölenlere duyacağımız sevgi olduğunu unutmamak, isimlerini anarak örnek davranışlarını hatırlamak yaşamlarının boş olmadığını fark etmemizi sağlayacaktır. 

Sevgi bir kar topudur. Yükseklerde durur… Ne zaman çığ olur ancak o zaman kötülükleri yok eder. 

Günümüzün aç gözlülüğünü, kıskançlık ve başkaları hakkındaki kötü düşüncelerin ancak bu şekilde hakkından gelebiliriz. 

Gönül gözümüzü açmaya ve aklımızı kullanmaya çalışarak…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

25.01.2021, 25.01.2020, 25.01.2019, 25.01.2018, 25.01.2017, 25.01.2016, 25.01.2015, 25.01.2014, 25.01.2013, 25.01.2012, 25.01.2011, 25.01.2010, 25.01.2009, 25.01.2008, 25.01.2007, 25.01.2006, 25.01.2005, 25.01.2004, 25.01.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.