logo
07 HAZİRAN 2026

Artık vakit Kerbela -1-

'Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda mümin, Allah'a kavuşmayı (şehit olmayı) istemekte haklıdır. 
Ben böyle bir ortamda ölümü saadet biliyorum, zalimlerle yaşamayı ise alçaklık'

16.08.2021 00:06:00
Artık vakit Kerbela -1-
Artık vakit Kerbela -1-
İmam Hüseyin (a.s.), Kerbela bölgesinde konaklama kararı aldığında tarihler Muharrem'ul-Haram ayının ikisini gösteriyordu. İmam Hüseyin (a.s.) eşyalarını indirdikten sonra Ehl-i Beyt'ine ve çadırındaki yakınlarına Allah'a hamd, Peygambere (s.a.v.) salat ve selamdan sonra şöyle buyurdu;
 
"İşte başımıza gelen olayı görmektesiniz. Gerçekten dünyanın durumu değişmiş, kötülükleri aşikar olmuş, iyilik ve faziletleri ortadan kalkmıştır.
 
İnsanî faziletlerden ancak kabın içerisinde kalan su damlacıkları kadar pek az bir şey kalmıştır. Halk zillet ve utanç dolu bir hayat sürmektedir.  
 
Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda mümin, Allah'a kavuşmayı (şehit olmayı) istemekte haklıdır.
 
Ben böyle bir ortamda ölümü saadet biliyorum, zalimlerle yaşamayı ise alçaklık.
 
İnsanlar, dünya kuludur. Din ise dillerinde dolaşır, dinin sayesinde geçimleri iyi olduğu müddetçe onu savunurlar, zorluklarla imtihan edildiklerinde ise dindarlar azalır." 
 
İmam Hüseyin'in, Kerbela'ya vardığını öğrenen İbn-i Ziyad, İmam'a (a.s) bir mektup daha gönderdi. Mektubunda, Yezid'in kendisine, seni (İmam Hüseyin'i) öldürmedikçe veya biatini almadıkça başımı yastığa koymamamı, karnımı doyurmamamı emrettiğini anlattı.
 
İmam (a.s.) mektubu okudu sonra yere atıp şöyle buyurdu: "Halkın rızasını, Allah'ın gazabına tercih eden bir kavim kurtuluşa ermez."
 
Elçi mektubun cevabını istediğinde, İmam (a.s.) şu cevabı buyurdu: "İbn-i Ziyad'ın mektubuna vereceğim bir cevap yoktur. Çünkü Allah'ın azabı onun hakkında sabit olmuştur."
 
İmam Hüseyin (a.s) ve kafilesine karşı bin kişilik süvari ordusu gönderen zihniyet bunu yeterli görmemiş olacak ki, 30 bin kişilik ayrı bir ordu daha hazırlayıp Kerbela'ya gönderdiler. 
 
Bir tarafta 75 kişilik nur kafilesi. Karşılarında ise 30 bini aşkın askerden oluşan dev ordu. Bu dengesizlik küfrün, imanın karşısındaki korkusundan başka bir şey değildir.
 
İbn-i Ziyad, Ömer b. Sa'd'a; "Hüseyin ve arkadaşlarının su ile temaslarını kes! Onlar bir damla su dahi tadamasınlar." Emrini verdi. Ömer b. Sa'd, 500 kişilik bir süvari birliği Fırat'ın kıyısına göndererek su ile bağlantılarını kesti. (Su ile bağlantılarının kesildiği bu hadise İmam Hüseyin (a.s.)'ın şahadetinden üç gün önce idi.)  
 
Ubeydullah emriyle Ömer b. Sad, Muharrem'in 9'unda yani Tasua gününde kuşatmayı başlattı. O gün (yani Tasua günü) İmam Hüseyin çadırın önünde kısa bir süre uyukladı. Bu esnada, Ömer b. Sa'd'ın ordusu saldırı pozisyonuna geçti. Durumu uzaktan fark eden Hz. Zeynep (a.s.), kardeşinin yanına gelerek; "Kardeşim, düşman çadırlara yaklaşmak üzeredir" dedi.
 
İmam (a.s.) başını kaldırıp şöyle buyurdu: "Şimdi ceddim Resulüllah (s.a.v.)'i rüyada gördüm ki, bana şöyle buyurdu: "Torunum, yakın bir zamanda Benim yanıma geleceksin."
 
Daha sonra İmam (a.s.), kardeşi Ebu'l Fazl'a; "Kardeşim, canım sana feda olsun, atına bin de bunlarla mülakat et ve onların (bu hareketten) hedeflerinin ne olduğunu sor, öğren" dedi.
 
Ebu'l Fazl, yirmi kişiyle birlikte düşmana doğru hareket edip onların karşısında yer aldı ve onların bu hareketten hedeflerinin ne olduğunu sordu. Ömer b. Sa'd'ın ordusu Hz. Ebu'l Fazl'a cevaben, "Emir'den (İbn-i Ziyad) yeni bir hüküm gelmiştir; ya biat edersiniz veya şimdi sizinle savaşa başlarız" dediler.
 
Hz. Ebu'l Fazl, İmam Hüseyin'in (a.s.) huzuruna gelip cevabı iletti. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Onların yanına dön. Eğer becerebiliyorsan (bu gece mühlet al) savaşı yarına ertelet ve onları bu akşam bizden def et (savaştan vazgeçir); ta ki bu gece Rabbimize namaz kılalım, O'na dua edelim ve O'ndan mağfiret dileyelim. Çünkü ben namazı, Kur'an okumayı ve fazla dua edip, mağfiret dilemeyi çok seviyorum." 
 
Ömer b. Sa'd'ın askerleri epeyce tartıştıktan sonra İmam Hüseyin'in (a.s.) bu teklifi kabul ettiler. Yani ertesi güne kadar kafileye mühlet verildi. Aynı günün ikindi saatlerinde İmam Hüseyin (a.s.) yanındaki o kutlu insanlara şöyle buyurdu;
 
"Allah'a en güzel şekilde senâ ediyor, refah ve zorluklarda verdiği nimetlere karşı da şükrediyorum.
 
Allah'ım! Peygamberliği bizim ailemizde karar kılmakla bize ikramda bulunduğun için Sana hamd olsun. Kuran'ı bize öğrettin, dinde bizi fakih kıldın, bize (hakkı duyan) kulak, (hakkı gören) göz ve hakkı tasdik eden bir kalp verdin ve bizi müşriklerden kılmadın.
 
Ben, kendi ashabımdan daha hayırlı ve daha iyi bir ashap ve Ehl-i Beyt'imden de daha sadık ve daha vefalı bir Ehl-i Beyt tanımıyorum.
 
Ceddim Resulüllah (s.a.v.) Irak'a çağrılacağımı, Ammura veya Kerbela denilen yerde şehit olacağımı bana haber vermiştir; işte bu vaat edilen sözün, şahadetin zamanı yaklaşmıştır. Bana göre yarın düşmanla karşılaşacağımız gündür.
 
Artık ben, size izin veriyorum, siz serbestsiniz, biatimi sizden kaldırdım; Allah hepinizi hayırla mükafatlandırsın; bu gecenin karanlığından yararlanarak her biriniz Ehl-i Beyt'imden birisinin elini tutup kendi köy ve şehirlerinize dağılın, kendinizi ölümden kurtarın.
 
Çünkü bu insanlar sadece beni takip ediyorlar, beni ele geçirirlerse artık diğerleri ile işi olmaz, onlardan vazgeçerler." 
 
İmam Hüseyin'in (a.s.) ashabından biatini kaldırdığını söylediği ve gitmelerine izin verdiği konuşmasının ardından ilk söz alan kardeşi Abbas bin Ali oldu; "Allah böyle bir günü bize göstermesin ki, biz, seni yalnız bırakıp da şehrimize geri dönelim" dedi.
 
İmam, Akil'in çocuklarına bakıp; "Müslim'in öldürülmesi size yeter. Ben, size izin verdim, gidin artık burada kalmayın" dedi.  
 
Her birlikte dediler ki: "Suphanallah! İnsanlar, bize ne diyecek? Biz, onlara ne cevap vereceğiz? En büyüğümüzü, efendimizi, amcamızı, hem de amcaların en hayırlıların oğullarını yalnız bıraktık, onlarla beraber bir tek ok atmadık, onların yanında bir tek mızrak fırlatmadık, onların yanı başında bir tek kılıç sallamadık, şimdi de onlara neler yapıldığını bilmiyoruz mu diyeceğiz?
 
Hayır! Allah'a and olsun ki, bunu yapamayız. Tam tersine, canlarımızı, mallarımızı ve ailelerimizi sana feda edeceğiz. Seninle aynı akıbete varmak için seninle omuz omuza savaşacağız. Senden sonraki bir hayatı Allah kahretsin."
 
İmam Hüseyin (a.s.), ashabından kendisini yalnız bırakmayacaklarına dair bu emin sözleri duyduktan sonra ertesi gün yaşanacaklarla ilgili gerçekleri şu dua cümlesiyle açıklamaya başladı: "Allah hepinize en güzel mükafatı versin."
 
Öleceğini bildiği hâlde savaş hazırlıklarına son derece dikkat eden İmam Hüseyin (a.s.), kendilerini daha iyi savunabilmek için çadırları birbirine iplerle bağlattı. Böylece çadırlar arasından gelebilecek bir düşman saldırısını engelledi. Ertesi sabah ise askerlerini, çadırlar önünde saf tutacak şekilde görevlendirdi. Bu sayede düşmanın sadece ön saftan saldırabileceği tek cepheli bir savunma hattı hazırlamış oldu.
 
Tasua akşamında herkes yarın ki şahadet mertebesine erişmenin heyecanı içindeydi. Öleceklerini bilerek savaşacak, kanların son damlasına kadar Resulüllah'ın (s.a.v.) oğlunu koruyacaklardı.


 
İmam Seccad (a.s.) o geceyi şöyle anlatmıştı; "Aşura gecesi babam, dostlarından birkaç kişiyle birlikte çadırda oturmuşlardı. Ebuzer'in kölesi Cevn ise İmam'ın (a.s.) kılıcını düzeltiyordu.
 
İmam (a.s) bir şiir okuyordu; "Ey zaman! Bıktım senin arkadaşlığından! Senin nice sabah ve akşamlarına talip olanlar, ölmüş gitmişlerdir. Zaten zaman iyi ve sâlih kişileri tüketmeye doymaz. İşler ancak Celil olan Allah'a rücû eder. Her canlı ahret yoluna çekilir gider"
 
Ben, İmam'ın (a.s.) bu şiirinden şahadet haberini ilan ettiğini anladım. Bunun için gözlerim yaşla doldu ama kendimi tuttum. Fakat yatağımın kenarında oturan ve bu şiirleri duyan halam Zeynep (a.s.), İmam'ın (a.s.) ashabı dağılır dağılmaz İmam'ın çadırına gelip, şöyle dedi:
 
"Yazıklar olsun bana! Keşke ölseydim de böyle bir gün görmeseydim. Ey ölenlerimin yadigârı! Ey kalanlarımın sığınağı! Bu olay adeta bütün büyüklerimizin (babam Ali (a.s.), annem Zehra (a.s.) ve kardeşim Hasan) musibetlerini canlandırdı."
 
İmam (a.s.), Zeyneb-i Kübra'yı teselli etti ve ona sabretmeyi de tavsiye ederek şöyle buyurdu: "Ey bacım! Allah'ın takdirine sabret. Bil ki, yeryüzünün ehli ölecektir, göklerin ehli de baki kalmayacaktır.
 
Yeryüzünü kendi kudreti ile yaratan ve insanları diriltecek olan Yüce Allah'ın zatından başka bütün varlıklar yok olucudur. Ve O Allah tektir. Babam, annem ve kardeşim Hasan (a.s.) benden daha iyi idiler. Buna rağmen hepsi ahrete göç ettiler.
 
Resulüllah'da (s.a.v.), benim için ve her Müslüman için güzel bir örnek vardır. Resulüllah'da (s.a.v.) Beka âlemine göç etti.
 
Ey bacım! Ümmü Gülsüm (a.s.), ey Fatıma (a.s.), ey Rubab! Ben öldüğümde sakın yakanızı parçalamayın, yüzünüzü tırmalamayın ve size yakışmayacak bir söz söylemeyin."
 
Hz. Hüseyin (a.s.) ve yanındakiler geceyi ibadetle geçirdiler. Bütün gece namaz kıldılar, Kuran okudular ve Allah'a dua ettiler. Bu manzaradan çok etkilenen otuz iki kişi, Ömer b. Sa'd'ın ordusundan ayrılarak İmam Hüseyin'in (a.s.) saflarına katıldı.
 
Seher vakti olunca Hüseyin (a.s.) biraz uyukladı. Ardından uyandı ve dedi ki: "Resulüllah'ı (s.a.v.) bir grup ashabı ile birlikte gördüm. Bana şöyle buyurdu: "Sen bu ümmetin şehidisin, göklerin ve en yüksek semanın ehli, senin gelmeni birbirlerine müjdeliyorlar. İftarın bu gece bizim yanımızda olacaktır, acele et, gecikme…"
 
Namaz, Kuran ve zikirle geçirilen gecenin sabahında, namazın kılınmasının ardından, İmam Hüseyin (a.s.) arkasındaki cemaate şöyle hitap etti;
 
"Allah-u Teâlâ, bugün benim ve sizin ölümünüze müsaade etmiştir. Öyleyse direnin, düşmana karşı savaşın. 
 
Ey Kerimzâdeler! Sabırlı olun. Ölüm sizi sıkıntı ve mihnetten geçirip, geniş cennet ve daimî nimetlere ulaştıran köprüden başka bir şey değildir. Hanginiz zindandan saraya gitmeyi sevmez? Halbuki ölüm, düşmanlarınız için saraydan zindana ve azaba intikal etmeye benzer.
 
Babam, Resulüllah (s.a.v.)'den naklen şöyle buyurdu: "Dünya mümine zindan, kâfire ise cennettir. Ölüm, müminleri cennetlerine, kâfirleri ise cehennemlerine ulaştıran bir köprüdür. Ne yalan duymuşum ve ne de yalan konuştum." 
 
Artık savaşın kaçınılmaz olduğu kesinlik kazanmıştı. Verilen mühlet sona ermiş ve ordu saldırı pozisyonunu almıştı.
 
İmam Hüseyin (a.s) ordunun sağ kanadını Züheyr bin Kayn'a, sol kanadını Habib bin Mezahir'e, sancağı ise kardeşi Abbas'a verdi. Geri kalan ev halkını ise kendisi ile beraber merkezde topladı.
 
İmam'ın, ordusu için bu hazırlıkları yaptığı sırada, Ömer bin Sa'd komutasındaki on binlerce kişilik ordu da saldırı pozisyonuna geçmişti. Bu manzarayı gören İmam Hüseyin (a.s.) ellerini Cenab-ı Hakka açarak şöyle yardım diledi:
 
"Allah'ım! Her kederde benim güvencem Sensin. Her zorlukta benim ümidim Sensin. Karşıma çıkan her meselede benim güvencem ve donanımım Sensin. Kalbi zayıf düşüren, insanı çaresiz bırakan, dostların bırakıp kaçmasına ve düşmanların şamata yapmasına neden olan nice felaketleri, başkasından yüz çevirip Sana yönelerek, Sana sundum, Sana şikayet ettim. Sen de, beni bu felaketlerden kurtardın. Bana çıkış yolu gösterdin. Her nimetin velisi, her güzelliğin sahibi ve her arzunun mercii Sensin." 
 
Ömer b. Sa'd'ın ordusundakiler, İmam Hüseyin'in (a.s.) kanını akıtmakla Allah'a yaklaşacaklarını zannediyorlardı. İki tarafın da son hazırlıklarını yaptığı bir sırada İmam Hüseyin (a.s.) karşısındakilere son bir nasihatte bulunmak için düşman askerlerine yaklaşmış ve atının üzerinden şöyle seslenmişti;
 
"Ey insanlar! Beni dinleyin! Üzerime düşen sizlere öğüt ve nasihatimi dinlemedikçe ve bu bölgeye gelmemin sebebini öğrenmedikçe savaş hususunda acele etmeyin.
 
Eğer delilimi kabul edip, sözümü tasdik eder de bana karşı insaflı davranırsanız, saadet yolunu bulursunuz. Artık benimle de savaşmaya hiçbir sebep kalmaz.
 
Eğer delilimi kabul etmezseniz, daha sonra yaptığınız işin gam ve üzüntünüze sebep olmaması için de ortaklarınızı bir araya toplayıp düşünüp, taşının ve hakkımda aldığınız kararı uygulayın. Bana göz açtırmayın. Şüphesiz benim yardımcım Kuran'ı indiren Allah'tır. Salih kulların yardımcısı da O'dur." 
 
Hamd ve salattan sonra İmam Hüseyin (a.s) sözlerine şöyle devam etti:
 
"Şimdi benim soyumu araştırın ve bakın, ben kimim? Sonra vicdanınızla baş başa kalın ve nefsinizi ayıplayın. Bakın bakalım, beni öldürmeniz, sizin için uygun mudur?
 
Ben, Peygamberinizin (s.a.v.) kızının oğlu değil miyim? Peygamberinizin (s.a.v.) vasisi, Resulüllah'ın (s.a.v.) Allah katından getirdiğini ilk tasdik eden, ilk mümin Ali'nin (a.s.) oğlu değil miyim?
 
Şehitlerin efendisi Hamza, benim amcam değil mi? Resulüllah'ın (s.a.v.) benim ve kardeşimin hakkında, "Şu ikisi cennet gençlerinin efendileridir" dediğini duymadınız mı?
 
Eğer benim dediklerimi doğruluyorsanız -ki haktan ibarettir- Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın yalan söyleyenlere buğz ettiğini öğrendiğim günden beri yalan söylemedim. Yok, eğer, beni yalanlıyorsanız, içinizde, sorduğunuzda size doğruyu söyleyecek kimseler vardır.
 
Câbir bin Abdullah el-Ensarî'ye, Ebu Said el-Hudrî'ye, Sahl b. Sa'd es-Saidî'ye, Zed b. Erkam'a ve Enes bin Mâlik'e sorun. Resulüllah (s.a.v.)'in bu sözleri benim ve kardeşim hakkında söylediğini duyduklarını size söyleyeceklerdir. Kanımı dökmenizi engellemeye bu kadar yetmez mi?
 
Eğer bundan şüphe ediyorsanız, benim, Hazreti Peygamberin (s.a.v.) kızının oğlu olduğumdan da mı şüphe ediyorsunuz? Allah'a yemin ederim ki, doğu ve batı arasında, ne sizin içinizde, ne de başka topluluklar içerisinde benden başka Peygamberin (s.a.v.) kızının oğlu yoktur.
 
Yuh olsun size! Sizden birini öldürdüm de mi, buna karşılık beni öldürmek istiyorsunuz? Yoksa birinizin malını mı yedim? Ya da birinizi yaraladım da onun karşılığı olarak mı benim kanımı dökmek istiyorsunuz?" dedi.
(devam edecek… geniş bilgi ve hikmetler için bkz. Prof. Dr. Haydar Baş İmam Hüseyin (a.s) eseri) H: Akın Aydın

Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı

Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı düzenlendi. Olay yerinde bulunan delilleri inceleyen polis, şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
 

07.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı
Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı
Koç Holding'e bağlı Maltepe'deki Otokoç Genel Müdürlüğü'ne 08.30 sıralarında bir silahlı saldırı düzenlendiği bildirildi. Saldırıda yaralanan olmadı.

Sözcü'nün aktardığına göre, binaya iki kurşun isabet etti. Olay yerine maskeyle gelen saldırganlar, silahlarını ve kıyafetlerini yakınlarda bulunan bir AVM'nin bahçesine attıktan sonra taksiyle bölgeden uzaklaştı.

Saldırganların yakalanması için çalışma başlatan polis ekipleri, güvenlik kameraları ve delilleri incelemeye aldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma başlattı.

Anlattığı bir fıkra sebebiyle Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, eleştirilerin odağı olmuş ve bu sebeple hakkında soruşturma başlatılmıştı. Olayın, Koç'un söz konusu fıkrayı anlatmasıyla bağı olup olmadığına dair bir açıklama yapılmadı.

Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde 53 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılara ilişkin karar davasında; mahkeme 3 sanığı 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 3 bin 921 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gerçekleştirilen terör saldırısında evladını ve kardeşini Hatice Kübra Erboz, suçluların cezalarının alması kendilerinin yüreklerine su serptiğini belirterek, "Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti" dedi

06.06.2026 11:28:00
İHA
Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet
Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen terör saldırılarında 53 vatandaş hayatını kaybederken birçok vatandaş yaralandı. Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen bombalı saldırılara ilişkin, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı, Cengiz Sertel ve Mohammad Dib Korali cezaevlerinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Esasa ilişkin son savunmalarında sanıklar, saldırıyla bağlantılarının bulunmadığını ileri sürdü. Beyanların ardından hükmünü açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişinin öldürülmesi suçundan ise 52 kez olmak üzere toplam 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti.






Mahkeme ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi. Heyet, sanık Mohammad Dib Korali ile firari sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural hakkındaki dosyaların ayrılmasına karar verirken, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti.








Reyhanlı ilçesinde bombalı saldırıda hayatını kaybeden 2 yaşındaki Fatmanur Erboz ve teyzesi Nadire Kuvvet'in ailesi 13 yıldır buruk acıyla yaşıyor. Evladını ve kardeşini bombalı saldırıda kaybeden Hatice Kübra Erboz, suçluların cezalarının alması kendilerinin yüreklerine su serptiğini belirterek, "Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti" dedi.








"Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti"

Kızının ve kardeşinin katillerinin ceza alması yüreklerine su serptiğini belirten Hatice Kübra Erboz, "Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs patlamasında ablam Nadire Kuvvet ve kızım Fatma Nurel'i kaybettim. Suçluların ceza almasını duyduğumda çok sevindim. Sevinçten hatta ki ağladım, adalet yerini buldukça yüreğimize bir damla su serpiliyor. Tabii ki ölenler geri gelmiyor ama gene de bu sevinç bizi ağlatmaya, bizi sevindirmeye ve yüreğimi de su serpmeye yetiyor. Ülkemizde idam cezası olmadığı için bu ceza adaletimize göre yeterli oldu. Biz de kabul etmek zorundayız. Keşke onlar da bizim çocuklarımızın öldüğü gibi onlar da idam olsa onlar da ölse, onların öldüğünü görsek, acı çektiğini görsek ama maalesef adalet sistemiz de böyle bir şey olmadığı için; onların ömür boyu hapiste olması, demir parmaklıklar haricinde olması, hücrede olması bizi sevindirmeye yetti. Türk adaletine güveniyoruz. 13 yıl boyunca Ankara'ya gidip geldik. Mahkemeye takip ettim. Kendim katıldım. Mahkeme sürecini yakından takip ettim. Bu yüzden 53 defa müebbet almaları sevindirdi. Umarım ki en kısa zamanda dışarıda olan sanık Miraç Ural'da yakalanır ve gerekli cezayı alırlar. Bence aydınlatıldığını düşünüyorum. Çünkü MİT'imiz, askerimiz, polisimiz 13 yıldır didik didik aradılar. Suçluları ne yapmak istediklerini, çözdüklerini düşünüyorum. Türk adaletine güveniyoruz. Zaten bu bizi bir nebze rahatlatmıştı. Eninde sonunda adaletin yerini bulacağına inanıyordum, çok şükür yerini buldu ve çok sevinçliyiz. Ben ve bütün şehit aileleri devletimize teşekkür ederiz. Ülkemizi bölmek isteyenler şehrimizi karıştırmak isteyenlere fırsat vermedik. Hiçbir zaman vermeyiz. İnşallah ülkemizde bir daha böyle sorunlar yaşanmaz. Hiçbir anne evladıyla, hiçbir eş eşiyle, hiçbir çocuk anne babasıyla sınanmaz diyorum. Bu son olur. Ben ablam ve çocuğumu kaybettim. İki acı birden yaşadım. Rabb'im hiç kimseye böyle acı yaşatmasın" ifadelerini kullandı.






Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler


 
Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor.

06.06.2026 11:04:00
Haber Merkezi
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler

Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar birçok alanda çevre dostu çözümler üreten şirket, "akıllı şehircilik uygulamaları", "akıllı aydınlatma projeleri" ve "akıllı kavşak" çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor.

Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran'da yapılacak Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak, sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak gördüklerini belirtti.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi

06.06.2026 10:30:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 27 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, 6 Haziran tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonda; Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt ve Eyüpsultan başta olmak üzere Avrupa ve Anadolu yakalarında örgütlü şekilde suç faaliyetlerinde bulundukları, iş yerlerine yönelik silahlı saldırı, tehdit ve benzeri olayları organize ettikleri tespit edilen iki ayrı suç örgütüne yönelik çalışma yürütüldü.

Çalışmalar kapsamında örgütlerin hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilirken, çeşitli olaylarla bağlantıları tespit edilen 27 şüpheli yakalandı.

Öte yandan, yapılan aramalarda 7 adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve bir miktar uyuşturucu ele geçirildiği öğrenildi.

Konuyla ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği belirtildi.

LGS için son bir hafta!


 
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 13 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav, yurt içi ve yurt dışında toplam 1 milyon 22 bin 658 öğrencinin katılımıyla yapılacak.

06.06.2026 10:23:00
AA
LGS için son bir hafta!
LGS için son bir hafta!

14 Haziran Pazar günü yapılacağı duyurulan LGS merkezi sınavının tarihi, aynı gün A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Avustralya milli takımıyla oynayacağı müsabakanın bitiş saatinin, sınav başlangıç saatiyle çakışması nedeniyle bir gün öne alınmıştı. Bu doğrultuda merkezi sınav, 13 Haziran'da yurt içi ve yurt dışı sınav merkezlerinde yapılacak. İki oturumdan oluşan sınavın ilk oturumu saat 09.30'da, ikinci oturumu ise saat 11.30'da başlayacak. Merkezi sınav, yurt içinde 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 binada 1 milyon 22 bin 104 öğrenci, yurt dışında ise 8 ülke ve 11 sınav merkezinde 554 öğrenci olmak üzere toplam 1 milyon 22 bin 658 adayın katılımıyla gerçekleştirilecek.

12 Haziran'da okullar tatil

LGS kapsamındaki merkezi sınavın sağlıklı şekilde yürütülmesi ve sınav öncesinde bina ve çevresinin temizlik, hijyen ve fiziki şartlar bakımından sınava hazır hale getirilmesi, sınav salonlarının numaralandırılması ve gerekli yönlendirme levhalarının yerleştirilmesi gibi okul hazırlıklarının tamamlanabilmesi adına 12 Haziran Cuma günü idari tatil ilan edildi. LGS kapsamındaki merkezi sınavda güvenliğin artırılması amacıyla, sınav binalarının girişlerinde üst arama kontrolünün sağlanması, toplantı odalarında ise sınav evraklarının salon görevlilerine dağıtım süreçlerinin izlenebilmesi için yapay zeka destekli altyapıya sahip kamera kurulumu gerçekleştirilecek.

Beslenme paketi verilecek

Bakanlıkça alınan karar doğrultusunda öğrencilere ilk kez sözel ve sayısal oturumları arasındaki dinlenme süresinde beslenme ihtiyaçlarını karşılamak, sınav kaygısını azaltmak ve motivasyonu artırmak amacıyla kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan beslenme paketi dağıtılacak. Beslenme paketi, sınav başvuru esnasında velisi tarafından talep edilen öğrencilere dağıtılacak ve öğrenciler, beslenme paketi talep durumlarına göre okullara yerleştirilecek.
Beslenme paketi istemeyen öğrenci sayısının 40'ın altında olduğu ilçelerde ise bu öğrenciler, beslenme paketi isteyen öğrencilerle aynı binalarda ancak farklı salonlarda sınava girecek.

Sonuçlar 10 Temmuz'da açıklanacak

Sınav sonuçları, 10 Temmuz'da "www.meb.gov.tr" adresinden ilan edilecek. Sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek. Tercihlere esas kontenjan tabloları da aynı tarihte yayımlanacak. Tercih işlemleri, 13-24 Temmuz'da yapılacak. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar 5 Ağustos'ta ilan edilecek. Yerleştirmeye esas 1. ve 2. nakil tercih başvuruları ve sonuçları ise 5-14 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.

24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi

06.06.2026 10:05:00
İhlas Haber Ajansı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi.

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı göçmen kaçakçılarına yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 24 ilde düzenlenen operasyonlarda; yakalanan şüphelilerin 36'sının tutuklandığı, 12'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığı açıklandı.

118 adet araç ile 9 bot ve motor ele geçirildi

Ağrı, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Mardin, Muğla, Sakarya, Tekirdağ, Şanlıurfa, Van ve Iğdır'da İnsansız Hava Araçları (JİHA) ile havadan, İl Jandarma Komutanlıkları; asayiş, otoyol ve komando timlerince karadan yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen operasyonlarda, 118 adet araç ile 9 adet bot ve motorun da ele geçirildiği ifade edildi.

Erzurum'da hurdaya dönen araç 3 kişiye mezar oldu


 
Erzurum'un Karayazı ilçesinde hafif ticari aracın devrilmesi sonucu 3 kişi öldü, 4 kişi yaralandı.

06.06.2026 10:03:00
AA
Erzurum'da hurdaya dönen araç 3 kişiye mezar oldu
Erzurum'da hurdaya dönen araç 3 kişiye mezar oldu

Erzurum'un Karayazı ilçesinde hafif ticari aracın devrilmesi sonucu 3 kişi öldü, 4 kişi yaralandı.
E.İ'nin (58) kullandığı 34 NHZ 027 plakalı hafif ticari araç, Aşağı İncesu mevkisinde yoldan çıkarak araziye devrildi.

İhbar üzerine kaza yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.
Araçtaki H.M. (67) ve N.İ. (52) ile 2 yaşındaki Y.A.M. hayatını kaybetti. Yaralanan sürücü ile D.Y. (31), L.M. (39) ve Z.P. (57) kentteki hastanelere kaldırıldı.

Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı

Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı

05.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti, Arı'nın tahliyesine karar verdi.

Duruşma salonuna alkışlarla giren İsmail Arı, savunmasında kamu kaynaklarının vakıflara aktarılmasına dair yaptığı haberlerin arkasında durdu.

Gazetecilik suç değildir



Arı savunmasında, "Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma savcısı, delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti Arı'nın tahliyesine hükmederek davayı 9 Ekim'e erteledi.

Tokat'ta gözaltına alınmıştı

Gazeteci İsmail Arı, bayram tatili için gittiği Tokat'ta gözaltına alınmış ve 23 Mart 2026 tarihinde Ankara'da tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.

İddianamede, Arı'nın BirGün TV'deki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti

31 Mart seçimlerinde tarihi bir başarı elde eden Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, CHP Genel Merkezi’ndeki iç çekişmeleri ve destek yetersizliğini gerekçe göstererek partisinden istifa etti. Bilecen, yoluna bir süre bağımsız olarak devam edeceğini açıkladı

05.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis'te 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir sürpriz yaparak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) amblemiyle seçimi kazanan Belediye Başkanı Hakan Bilecen, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulunan Bilecen, CHP Genel Merkezi'ndeki siyasi kargaşadan ve belediye olarak yalnız bırakılmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

"Mansur Yavaş dışında kimse destek olmadı"

Başkan Bilecen, istifa kararının arkasındaki en büyük etkenlerden birinin CHP'li büyükşehir belediyelerinden bekledikleri desteği görememeleri olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı istisna tutan Bilecen, şu ifadeleri kullandı:

"Kilis Belediyesi olarak kapı kapı gezdik ancak Mansur Yavaş başkanımız dışında hiçbir CHP'li belediyeden destek alamadık. Şehrimize hizmet etmek için bu siyasi tıkanıklığı aşmak zorundaydık."

"Genel Merkez'deki kargaşadan bıktık"

CHP içinde süregelen kurultay tartışmalarına ve çift başlılık iddialarına da değinen Hakan Bilecen, parti içi çekişmelerin hizmet üretmeyi engellediğini savundu. Bilecen, açıklamasına şöyle devam etti:

"Genel Merkez'deki kurultay davası, 'mutlak butlan' tartışmaları, resmi ve gayriresmi genel başkanlık çekişmeleri artık Kilis'e hizmet etmemizin önüne geçmeye başladı. Biz bu siyasi kargaşanın içinde yer almak istemiyoruz. Kilis halkı bizden siyaset değil, hizmet bekliyor."

Meclis üyeleri de istifa etti

Hakan Bilecen'in istifa kararının ardından, belediye meclisinde de hareketli dakikalar yaşandı. Bilecen ile birlikte hareket eden 7 ila 8 belediye meclis üyesinin de CHP'den istifa ettiği öğrenildi. Bu toplu istifaların ardından Kilis Belediye Meclisi'ndeki dengelerin nasıl şekilleneceği merak konusu oldu.

"AK Parti dahil diğer partilerle görüşebilirim"

Siyasi geleceğine dair de açık kapı bırakan Hakan Bilecen, ilk etapta görevine "bağımsız belediye başkanı" olarak devam edeceğini vurguladı. Ancak Kilis'in menfaatleri doğrultusunda diğer siyasi partilerle temas kurabileceğini belirten Bilecen, "İlerleyen süreçte Kilis'e hizmet getirebilmek adına, aralarında AK Parti'nin de bulunduğu farklı siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştireceğim" diyerek yeni bir siyasi hamlenin sinyalini verdi.

CHP Genel Merkezi'nin Kilis'te yaşanan bu toplu istifa dalgasına nasıl bir yanıt vereceği ise henüz netlik kazanmadı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.