Çin, 2021 yılında bir yasa çıkardı. O dönem neredeyse hiç dikkat çekmedi. Ne büyük bir diplomatik tartışma oldu ne de ciddi bir küresel yankı uyandırdı. Yasa sessizce yürürlüğe girdi ve çekmecede beklemeye başladı.
Beş yıl sonra, Mayıs 2026'da aynı yasa bu kez sahaya indirildi.
Zamanlama dikkat çekiciydi. İran çevresindeki kriz devam ederken ve ABD, İran petrolü satın alan bazı Çinli rafinerilere yaptırım uygularken Pekin, kendi şirketlerine bu yaptırımlara uymamalarını söyledi.
İlk bakışta bu, İran'a verilen bir siyasi destek gibi okunabilir. Ama yüzeyin altında daha farklı bir mesele var.
Pekin'in derdi birkaç rafineriyi korumak değil. Gerekirse o rafineriler zarar görebilir. Asıl mesele, gelecekte Çin benzer yaptırımlarla karşılaştığında sistemin nasıl tepki vereceğini bugünden ölçmek.
Son yıllarda Rusya'ya uygulanan yaptırımlar bu açıdan Pekin için önemli bir örnek oldu. Bankaların sistem dışına itilmesi, rezervlerin dondurulması ve ticaret kanallarının daraltılması, Çin'in hafızasında ciddi bir yer tuttu. Bu deneyimden çıkan soru basit ama kritik:
Bir gün aynı durum Çin'in başına gelirse ne olur?
Bu nedenle bugün yaşananlar bir enerji anlaşmazlığından çok bir tür test alanına benziyor.
Çin burada devlet devlerini öne çıkarmıyor. Daha küçük, daha yönetilebilir özel rafineriler üzerinden ilerliyor. Çünkü amaç ekonomik bir kırılma yaratmak değil; sistemin sınırlarını görmek.
Asıl test edilen, şirketlerin ve bankaların hangi kurala uyacağı. Çünkü bu noktada mesele artık politik bir tercih değil, ticari bir hesap haline geliyor. Aynı anda iki büyük pazarda var olabilen kurumlar için soru basit değil: Hangi taraftaki kurala uymak daha az maliyetli?
Bugün birçok uluslararası banka için Çin pazarını kaybetmek mi, yoksa ABD finans sistemine erişimin zayıflaması mı daha büyük risk? Bu soru artık teorik değil, doğrudan bilanço hesabı.
Bu nedenle mesele yalnızca petrol değil. Aynı anda iki farklı hukuk ve yaptırım sisteminin aynı şirketler üzerinde baskı kurması.
Bir tarafta Amerikan yaptırımları var.
Diğer tarafta Çin'in açık talimatı: "Bu yaptırımlara uymayın."
Peki aynı anda hem ABD'de hem Çin'de iş yapan bir banka ne yapacak?
Bir şirket hangi pazarı kaybetmeyi göze alacak?
Bir yatırımcı hangi hukuki zemine güvenecek?
Çin'in görmek istediği şey tam olarak bu.
Burada önemli bir nokta daha var. Bu adım, ABD yaptırımlarını kısa vadede etkisiz hale getirecek bir hamle değil. Küresel finans sisteminde doların ağırlığı hala belirleyici. Büyük bankalar için Amerikan piyasası hala vazgeçilmesi zor bir alan.
Ama ilk kez büyük bir ekonomi, yaptırımların otomatik olarak kabul edilmesi gerektiği fikrine açıkça itiraz ediyor. Pekin'in mesajı net: "Başka bir ülkenin kararı, otomatik olarak benim ekonomik alanımın da kuralı değildir."
Türkiye açısından bakıldığında bu tartışma uzaktan izlenecek bir konu değil.
Türkiye'nin ihracatı büyük ölçüde Avrupa'ya dayanıyor, aynı zamanda Çin ile ticaret hacmi giderek büyüyor. Büyük ekonomiler arasındaki bu tür hukuki ve ticari çatışmalar arttıkça Türk şirketleri de hangi kurala uyacakları konusunda daha zor kararlarla karşılaşabilir.
Enerji boyutu da ayrı bir baskı alanı oluşturuyor. İran çevresindeki gerilim sürdükçe petrol ve doğal gaz fiyatları dalgalanıyor. Bu da doğrudan enerji ithalatçısı ülkelerin maliyetlerine yansıyor.
Bugün tartışma İran üzerinden yürüyor.
Ama bu yalnızca görünen yüz.
Çin, beş yıl boyunca beklettiği bir yasayı kullanarak aslında çok daha basit bir şeyi ölçüyor: Büyük şirketler ve bankalar, aynı anda iki farklı güç merkezinin kurallarıyla ne kadar süre yaşayabilir?
Ve en sonunda geriye şu soru kalıyor:
Bir gün baskı altında kalan taraf Çin olursa, küresel ekonomi hangi kuralları daha fazla dikkate alacak?
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Barış konuşulurken Lübnan'da bombalar / 14.06.2026
- İngiltere'de ne oluyor? / 13.06.2026
- Güvenilirliğin temeli tutarlılıktır / 11.06.2026
- Ermenistan seçmeni Paşinyan'ı değil, yeni bir yönü onayladı / 09.06.2026
- Mesele İran değil / 07.06.2026
- Erivan sandığı, Moskova'nın Orta Asya yönelimi / 06.06.2026
- Yeni küresel denge ve Türkiye'nin konumu / 04.06.2026
- GKRY–Hindistan savunma hattı / 03.06.2026
- Hayalden zorunluluğa: Türkiye–Avrupa dengesi / 02.06.2026
- Lübnan'da bitmeyen denklem / 27.05.2026
- İngiltere'de ne oluyor? / 13.06.2026
- Güvenilirliğin temeli tutarlılıktır / 11.06.2026
- Ermenistan seçmeni Paşinyan'ı değil, yeni bir yönü onayladı / 09.06.2026
- Mesele İran değil / 07.06.2026
- Erivan sandığı, Moskova'nın Orta Asya yönelimi / 06.06.2026
- Yeni küresel denge ve Türkiye'nin konumu / 04.06.2026
- GKRY–Hindistan savunma hattı / 03.06.2026
- Hayalden zorunluluğa: Türkiye–Avrupa dengesi / 02.06.2026
- Lübnan'da bitmeyen denklem / 27.05.2026
























































