logo
24 HAZİRAN 2026

Türk dünyasında Kıbrıs çatlağı ve aksakalların sessizliği

07.06.2026 00:00:00

Kıbrıs davası, Türk milletinin yalnızca bir dış politika gündemi değil; tarihi, hukuki ve vicdani en büyük haklılık mücadelesidir. 

1974 öncesinde Kıbrıs Türklerine yönelik uygulanan sistematik zulüm ile katliamlara karşı verilen varoluş mücadelesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) çatısı altında bağımsız bir devlet vizyonuyla taçlanmıştır. 

Ancak son günlerde Orta Asya'dan yükselen diplomatik hamleler, Türk dünyasının omurgasını oluşturan birlik ruhunun ve KKTC'nin uluslararası alanda tanınma stratejisinin ciddi bir yara aldığını açıkça gözler önüne sermektedir. 

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis'i Astana'da ağırlayarak kendisine "Birinci Derece Dostluk Nişanı" takdim etmesi ve "Kıbrıs'ın toprak bütünlüğüne saygı duyulması" yönünde yaptığı çağrı, Türk dünyasında derin bir kırılmaya işaret etmektedir. 

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) kurucu ve güçlü bir üyesi olan Kazakistan'ın, adanın tek meşru temsilcisi olarak Rum Kesimi'ni öne çıkarması ve TDT'nin gözlemci üyesi olan KKTC'yi adeta yok sayması, Türk dünyasının istişare organı olan Aksakallar Konseyi'nin kuruluş felsefesine de taban tabana zıttır.

Astana'da açılan kara sayfa ve haklı davaya ihanet

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristodulidis'in Larnaka'dan Astana'ya gerçekleştirilen ilk doğrudan uçuşla Kazakistan'a yaptığı resmi ziyaret, sıradan bir diplomatik temasın ötesinde bir anlama sahiptir. 

Bir Rum liderin Kazakistan'a gerçekleştirdiği bu ilk resmi ziyarette, Astana'da GKRY Büyükelçiliği açılmış ve iki ülke arasında "yeni bir sayfa" vurgusu yapılmıştır. 

Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'in, 1974 öncesi Türk kanı döken bir zihniyetin bugünkü temsilcisine devlet nişanı layık görmesi, tarihsel hafızayı ve soydaşlık hukukunu derinden zedelemiştir.

Tokayev'in "Kıbrıs'ın toprak bütünlüğü" vurgusuna karşılık, Rum liderin Kazakistan'ın Kıbrıs sorunundaki "ilkeli tutumu ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine verdiği istikrarlı destek" için kamuoyu önünde teşekkür etmesi, Türkiye'nin ve KKTC'nin kırmızı çizgilerinin açıkça çiğnenmesi anlamına gelmektedir. 

Üstelik bu diplomatik kırılma yalnızca Kazakistan ile sınırlı kalmamakta; Rum yönetiminin Özbekistan ve Kırgızistan ile de ilişkileri geliştirmek adına diplomatik taarruza geçtiği görülmektedir. 

Rum Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos'un Orta Asya turuna çıkarak Özbekistan ve Kırgızistan'da temaslarda bulunacak olması, tehlikenin boyutunun ne denli genişlediğini ve Türk dünyasında organize bir Kıbrıs çatlağı oluşturulmaya çalışıldığını kanıtlamaktadır.

Aksakalların sessizliği ve Ankara'nın diplomatik başarısızlığı

Bu vahim tablo karşısında asıl düşündürücü ve dikkat çekici olan nokta, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde üye devletler arasında danışma ve köprü vazifesi görmek amacıyla oluşturulan Aksakallar Konseyi'nin takındığı tavırdır. 

Toplumda saygınlığı ve akil duruşuyla bilinen isimlerden oluşan bu kurulun başkanı, Türkiye'nin eski Başbakanı Binali Yıldırım'dır. 

Ne var ki, Kazakistan'ın TDT ruhunu hiçe sayan bu adımlarına ve Rum tarafının Orta Asya'daki diplomatik yayılmacılığına karşı ne Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım'dan ne de Ankara'daki mevcut iktidardan dişe dokunur, net bir tepki gelmemiştir.

Kendi etki sahamız ve soydaşlık bağlarımız olan Türki cumhuriyetlerde bile Rum Kesimi'nin menfur ve haksız tezlerinin bu denli rahat kabul görmesi, mevcut hükümetin dış politikadaki büyük bir diplomatik başarısızlığıdır. 

Normal şartlar altında Türk Devletleri Teşkilatı üyelerinin, Türkiye'deki hükümetin güçlü bir diplomatik duruşuna ve iradesine rağmen böyle radikal bir adım atması düşünülemez. 

Bu sessizlik, akıllara "Kıbrıs davasından arka planda bir taviz mi verilmektedir?" sorusunu getirmektedir. 

Haklı bir davada, kendi kardeş coğrafyanızı bile ikna edemiyor ve onların Rum tezlerine alet olmasını engelleyemiyorsanız, dış politikanın diğer hiçbir hususunda gerçek bir başarıdan söz etmeniz mümkün değildir.

"Kıbrıs yavru vatan değil, vatandır" iradesine dönüş zorunluluğu

Unutulmamalıdır ki Kıbrıs, jeopolitik ve stratejik açıdan Anadolu'nun güvenliğinin kilit taşıdır. Kıbrıs davası konusunda verilecek en ufak bir taviz, domino etkisi yaratarak arkasından daha büyük diplomatik ve coğrafi kayıpları beraberinde getirecektir. 

Tarihin bizlere öğrettiği en net hakikat şudur: Kıbrıs'ı kaybedersek, Anadolu'yu kaybederiz. Bu noktada, Türk dış politikasının içine düştüğü bu teslimiyetçi ve basiretsiz sarmaldan kurtulabilmesi için milli bir doktrine ve sarsılmaz bir duruşa ihtiyaç vardır.

Tıpkı bağımsızlığın ve milli ekonominin savunucusu Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce net bir şekilde ortaya koyduğu gibi; "Kıbrıs yavru vatan değil, vatandır" duruşu, devletin temel dış politika ekseni haline getirilmelidir. 

Kıbrıs'ı bir "yavru" olarak görüp edilgen bir pozisyonda tutmak yerine, onun doğrudan vatan toprağı kadar aziz ve vazgeçilmez olduğunu idrak etmek şarttır. 

Prof. Dr. Haydar Baş'ın önemle vurguladığı üzere, KKTC tam anlamıyla bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesinde yerini almalıdır. 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendi etki alanındaki Türki cumhuriyetlerden başlayarak, KKTC'nin dünyada resmen tanınması için elindeki tüm diplomatik, ekonomik ve askeri gücü seferber etmelidir. 

Aksakalların sessiz kaldığı, diplomasinin çöktüğü yerde, milli duruşu yeniden canlandırmak ve vatan toprağı Kıbrıs'a sonuna kadar sahip çıkmak tarihsel bir sorumluluktur.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.