Bugünlerde bir fikrin, siyasetin ve hareketin anti-emperyalist olup olmadığının sorgulanmasında uygulanacak en önemli kıstas Atatürk ile mesafesidir. Meşhur ifade ile; düşmanımın düşmanı dostumdur ifadesi de bu yönden kısmen bir değerlendirme ölçütüdür.
Bilindiği gibi sadece 20 yüzyılda değil, dünya tarihinde küresel emperyalizmi mağlup eden ve bir anlaşmaya (Lozan) mecbur bırakan en önemli lider Atatürk'tür. Diyebiliriz ki; emperyalist batı son iki yüz yılda en büyük tokadı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten yemiştir. Bu durum tartışmasızdır.
Hiç kimse din ibadet falan karıştırmasın, Atatürk Müslümandır ve yayılmacı haçlı ittifakına bu tokadı İslam adına atmıştır. Dolayısıyla 200 yıllık Batı uygarlığının Müslümanlarla girdiği mücadelede en ağır yenilgisi Anadolu Kurtuluş Savasında olmuştur.
Bütün bunlar açık seçik ortadayken şunları anlamak mümkün değil:
1- Milli Görüş camiasının "Atatürk dinsizdir" diye sürekli el altından propaganda yapması.
2- CHP içindeki bazı uç çevrelerin kendi sapkın fikirlerine Atatürk'ü delil gösterme gayretleri.
3- Son 50 yılda küresel emperyalizme bayrak açan İran devrimi çevrelerinin Ehl-i Beyt sevdalısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü doğru anlayamaması, İngiliz ve Yunan istihbaratının tanımladığı şekilde Atatürk'ü değerlendirmesi ve Türkiye'ye geldiklerinde Anıtkabir ziyaretinden sakınmaları.
Bu üç madde belki ayrı ayrı sosyolojik ve politik tahlillere ihtiyaç duyulan ve üzerinde konferans, araştırmalar ve tezler hazırlanması gereken önemli sosyo-politik konulardır.
En önemli soru da şudur; Atatürk aleyhine yapılan bu yanlış propagandaların devlet ve İslam düşmanlığına dönüştüğü ortamda, bu yanlış algı ve yönlendirmeleri önlemek için Türk devlet erki ne yapmıştır?
Özetle, tek yapılan şey Atatürk büstü yaparak sorunu çözeceğini düşünmek olmuştur. Daha ilerisi düşünülememiştir. Ne zaman ki, Prof. Dr. Haydar Baş, "Atatürk Müslümandır, velidir" deyip, "Hoş Geldin Atatürk" vatandır kitabını yazdı, herkes şapkalarını önüne koymuş ve biz nerede hata yaptık sorgulaması yapmaya başlamıştır.
CHP içinde oluşan ve Prof. Dr. Haydar Baş'ı takdir eden dip dalgayı iyi okumak gereklidir. Bu dip dalga bugün bir siyasi mevta olan Kemal Kılıçdaroğlu'nu sorgulamaktadır. Vatanperver ve Atatürk'ü doğru anlayan CHP tabanının bir şekilde bu kamburdan kurtulmayı istediği ortadadır.
Benzer şekilde muhafazakâr olarak bilinen camialarda Atatürk ve ecdadı daha dikkatle ve özenle dillendirilmekte, ağız dolusu küfürlü ifadeler terk edilmiş, sadece aşırı fanatiklerin ve istihbarat örgütlerinin yönlendirmesinde olabilecek bazı çevrelerin dilinde bu ifadeler kalmıştır.
Öte yandan, İran gibi emperyalizme direnen koskoca bir devletin siyasi erki ve onunla mezhebi irtibatı olan Türkiye'deki bazı çevrelerde hâlâ Ehl-i Beyt sevdalısı, Peygamber torunu Atatürk hakkında önyargılardan kurtuluş emaresi görülmemektedir.
Bu konuda en önemli gösterge İranlı yetkilerin Anıtkabir ziyareti ve Caferilerin bu konudaki ortaya koyacakları samimi tavır olacaktır. Onlara "Hoş geldin Atatürk" kitabını dikkatle okumalarını ve Milli Ekonomi Modeli nedir? Prof. Dr. Haydar Baş neyi öneriyor anlamaya çalışmalarını tavsiye ederiz.
Bilindiği gibi sadece 20 yüzyılda değil, dünya tarihinde küresel emperyalizmi mağlup eden ve bir anlaşmaya (Lozan) mecbur bırakan en önemli lider Atatürk'tür. Diyebiliriz ki; emperyalist batı son iki yüz yılda en büyük tokadı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten yemiştir. Bu durum tartışmasızdır.
Hiç kimse din ibadet falan karıştırmasın, Atatürk Müslümandır ve yayılmacı haçlı ittifakına bu tokadı İslam adına atmıştır. Dolayısıyla 200 yıllık Batı uygarlığının Müslümanlarla girdiği mücadelede en ağır yenilgisi Anadolu Kurtuluş Savasında olmuştur.
Bütün bunlar açık seçik ortadayken şunları anlamak mümkün değil:
1- Milli Görüş camiasının "Atatürk dinsizdir" diye sürekli el altından propaganda yapması.
2- CHP içindeki bazı uç çevrelerin kendi sapkın fikirlerine Atatürk'ü delil gösterme gayretleri.
3- Son 50 yılda küresel emperyalizme bayrak açan İran devrimi çevrelerinin Ehl-i Beyt sevdalısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü doğru anlayamaması, İngiliz ve Yunan istihbaratının tanımladığı şekilde Atatürk'ü değerlendirmesi ve Türkiye'ye geldiklerinde Anıtkabir ziyaretinden sakınmaları.
Bu üç madde belki ayrı ayrı sosyolojik ve politik tahlillere ihtiyaç duyulan ve üzerinde konferans, araştırmalar ve tezler hazırlanması gereken önemli sosyo-politik konulardır.
En önemli soru da şudur; Atatürk aleyhine yapılan bu yanlış propagandaların devlet ve İslam düşmanlığına dönüştüğü ortamda, bu yanlış algı ve yönlendirmeleri önlemek için Türk devlet erki ne yapmıştır?
Özetle, tek yapılan şey Atatürk büstü yaparak sorunu çözeceğini düşünmek olmuştur. Daha ilerisi düşünülememiştir. Ne zaman ki, Prof. Dr. Haydar Baş, "Atatürk Müslümandır, velidir" deyip, "Hoş Geldin Atatürk" vatandır kitabını yazdı, herkes şapkalarını önüne koymuş ve biz nerede hata yaptık sorgulaması yapmaya başlamıştır.
CHP içinde oluşan ve Prof. Dr. Haydar Baş'ı takdir eden dip dalgayı iyi okumak gereklidir. Bu dip dalga bugün bir siyasi mevta olan Kemal Kılıçdaroğlu'nu sorgulamaktadır. Vatanperver ve Atatürk'ü doğru anlayan CHP tabanının bir şekilde bu kamburdan kurtulmayı istediği ortadadır.
Benzer şekilde muhafazakâr olarak bilinen camialarda Atatürk ve ecdadı daha dikkatle ve özenle dillendirilmekte, ağız dolusu küfürlü ifadeler terk edilmiş, sadece aşırı fanatiklerin ve istihbarat örgütlerinin yönlendirmesinde olabilecek bazı çevrelerin dilinde bu ifadeler kalmıştır.
Öte yandan, İran gibi emperyalizme direnen koskoca bir devletin siyasi erki ve onunla mezhebi irtibatı olan Türkiye'deki bazı çevrelerde hâlâ Ehl-i Beyt sevdalısı, Peygamber torunu Atatürk hakkında önyargılardan kurtuluş emaresi görülmemektedir.
Bu konuda en önemli gösterge İranlı yetkilerin Anıtkabir ziyareti ve Caferilerin bu konudaki ortaya koyacakları samimi tavır olacaktır. Onlara "Hoş geldin Atatürk" kitabını dikkatle okumalarını ve Milli Ekonomi Modeli nedir? Prof. Dr. Haydar Baş neyi öneriyor anlamaya çalışmalarını tavsiye ederiz.
Prof. Dr. Mustafa Yavuz Köker / diğer yazıları
- İslam dünyasının paratoneri Rusya mı? / 02.03.2026
- Geleceği Savunmak konferans serisinin sonuçları / 19.01.2026
- Uyuşturucu ve kötülükle mücadelede toplumsal refleks şart / 30.12.2025
- Çağdaş antiemperyalist mücadele nasıl olmalıdır? / 16.11.2025
- NATO'ya nasıl girdik: Bir hatıra / 13.11.2025
- Andımız ve milli aidiyet: Gençliğimize sahip çıkma zamanı / 29.09.2025
- Trump'ın gizemli sağlık sorunu ve organ nakli / 11.09.2025
- Organ naklinde durumumuz / 04.09.2025
- Hoş Geldin Atatürk: Tarihin sessiz sayfalarına ışık tutan eser / 25.08.2025
- Acil sağlık sistemindeki eksikler ve öneriler / 19.08.2025
- Geleceği Savunmak konferans serisinin sonuçları / 19.01.2026
- Uyuşturucu ve kötülükle mücadelede toplumsal refleks şart / 30.12.2025
- Çağdaş antiemperyalist mücadele nasıl olmalıdır? / 16.11.2025
- NATO'ya nasıl girdik: Bir hatıra / 13.11.2025
- Andımız ve milli aidiyet: Gençliğimize sahip çıkma zamanı / 29.09.2025
- Trump'ın gizemli sağlık sorunu ve organ nakli / 11.09.2025
- Organ naklinde durumumuz / 04.09.2025
- Hoş Geldin Atatürk: Tarihin sessiz sayfalarına ışık tutan eser / 25.08.2025
- Acil sağlık sistemindeki eksikler ve öneriler / 19.08.2025

























































