logo
24 HAZİRAN 2026

Atatürk ve Kazım Karabekir

Bazı İngiliz ve Yunan ajanları Kur’an-ı Kerim’i Türkçe’ye çevirtme işini, Kazım Karabekir’in anılarını dayanak göstererek, “İslam’lık aleyhtarı kimselere tercüme ettirecekti” diye anlatmaktadırlar

03.05.2026 00:16:00
Haber Merkezi
Atatürk ve Kazım Karabekir
Atatürk ve Kazım Karabekir
Bazı İngiliz ve Yunan ajanları Kur'an-ı Kerim'i Türkçe'ye çevirtme işini, Kazım Karabekir'in anılarını dayanak göstererek, "İslam'lık aleyhtarı kimselere tercüme ettirecekti" diye anlatmaktadırlar.

Oysa Atatürk bu işi, Mehmet Akif Ersoy, Elmalılı Hamdi Yazır ve Kamil Miras gibi dindar kişilere vermiştir.

Yine aynı iftiracılar, Mehmet Akif Ersoy'un vazife gereği yaptığı tercümeyi "namazda da Türkçe okunur" endişesi ile bazı kişilerin huzurunda yaktırdığını yazmaktalar.

Bu yalanı Prof. Kamil Miras Hoca'nın anıları ortaya çıkarmaktadır.

Prof. Kamil Miras Hoca, Mehmet Akif 1936'da hasta bir hal de Mısır'dan vatana döndüğünde onu ziyaret ettiğini anlatır:

"Mehmet Akif, Mısır'dan hasta geldikten sonra, Kuşadalı Rıza Efendi merhumla Şişli'deki şifa yurdunda ziyaret ettik.

İçeri girince merhum hemen yatağından doğrularak neşe ile karşıladı.







Hoş geldiniz, geçmiş olsundan sonra Akif, Rıza Efendi'ye öteden beri mutadı olan ihtiyarlık latifesiyle söze başlayarak, 'Hocam, bizim ihtiyar şair maşaallah hâlâ genç' diyerek güldü, bizi de güldürdü.

Rıza Efendi de, 'Bu sene oldu yaşım tam elli/Elli olduğu yüzümden belli" beytiyle sevgili dostunu karşıladı ve kahkahalar tazelendi. Çünkü Rıza Efendi'nin o sırada yaşı yetmişe merdiven dayamıştı. Bununla beraber üzüm gibi siyah sakalında bir tel beyaz yoktu.

İstiklal Marşı şairi kırk yıllık şiir yoldaşını cevapsız bırakmadı ve irticalen;

'İhtiyarlıkla yüzün saçmada nur, Fakat üstad sakalın şahid-i zor' beytini söyleyerek mukabele etti. Bana da bu latif konuşmayı muhtıra defterime kaydetmek vazifesi düştü.

Sonra uzun bir tahassürün hararetli muhasebesi başladı. Bu sırada Akif, son derece teessür irade eden bir eda ile son mektubumuza cevap veremediğinden itizar ederek Kur'an tercümesiyle iştigalini ve neticesini şöyle anlattı:

Cevap yazamadığıma mütessirim fakat mazurum. Çünkü Kur'an'ı tercüme edemedim. Hayır, ettim. Hem de bir değil, iki kere tercüme ettim.







İlk tercümeyi yaptım, hiç beğenmedim. İkinci bir tercüme daha yaptım,onu da bir türlü beğenemedim.

Ahmet Naim merhumun hadis tercümelerinde yaptığı gibi kavis içinde muavin kelimeler kullanarak eksikliğini tamamlamak istedim, bu da olmadı. Bu da Kur'an-ı Kerim'in aslındaki belagatini bozuyordu.

Bazı kelimelerin ve umumi sûrette edatların mukabillerinin bulunmaması, edebî birer vecize olan bazı cümlelerden olan o kısa ayetlerde müteaddit edatın içtima etmesi tercümeyi imkansız hale koyuyordu.

Kur'an'ın tam tercümesindeki imkansızlık ne benim kusurum, ne de dilimizin. Ben tercüme ile meşgul olurken, Farsça ve Fransızca tercümeleri de gördüm. Benim Türkçe tercümem onlardan yüksekti.

Fakat bu nispi yükseklik benim edebî zevkimi tatmin etmiyordu. Kur'an'ın nazmındaki icazkâr belagata baktıkça hayranlığım artıyordu. Tercümemden utanıyordum. Birisi Allah'ın kelamı, öbürü Akif kulunun tercümesi.







Bu vaziyette ben bu tercümeyi İslam ümmetinin ve Türk milletinin eline nasıl sunabilirdim? Bu cihetle onu Mısır'dan getiremedim."  

Yani, Akif'in Türkçe ibadet endişesi ile vazifeyi bırakarak Mısır'a kaçtığı bir yalandır. Tam tersine o, bu vazifeyi hakkıyla yapamadığının suçluluğu içindedir.

Vazife kendine verilen Elmalılı Hamdi bu tefsir işini tamamlamış ve onun yaptığı tercüme ibadet hayatında kullanılmamıştır.

Kullanılmamasını da Sadettin Kaynak'ın şu sözlerinden anlıyoruz:

"Atatürk'ün arzusu,Kur'an'ın Türkçe'sinin de aslı gibi makam ve (lahn) ezgi ile okunması merkezindeydi. Fakat bu bir türlü olmuyordu. Çünkü tercüme nesirdi (düz yazı).Bununla beraber, iyi bir nesir de değildi.







Kur'an'ın edaya gelmesi, lahn ile okunmaya uyması, Arap dilinin medler, gunneler, idgamlar ve bunlara benzer hususiyetleri oluşundan başka bir de Kur'an'ın kendisine has olan nefes alma için secaventleri (duraklama işaretleri), seci ve kafiyeye benzeyen fakat nesir olmayan, sözün kısası her şeyiyle, her haliyle metni gibi okunmasının da bir mucize oluşundan ileri geliyordu.

Türkçe tercümesinde bu vasıfların hiçbiri yoktu ve bir türlü de olamıyordu." 







Atatürk de bu konuda bir zorlamada bulunmamıştır.

Bütün bu anlattıklarımızdan Atatürk'ün Türkçeleştirme çalışmalarından çıkan netice İslam dinini ortadan kaldırmak olmayıp; tam tersine, cahil halk dinini öğrensin, nasıl ve ne şekilde ibadet ettiğini öğrensin; hurafelere aldırmasın gayreti idi.

Yine aynı gerekçelerle,Atatürk'ün emri ile "Sahih-i Buhari ve Tecrid-i Sarih" adlı eserin tercüme işi Babanzade Ahmed Naim Hoca'ya verilmiştir. Ahmed Naim Hoca, 1934 senesinde vefat edene kadar üç cildin tercümesini tamamlamıştır.

Daha sonra bu şerhi Prof. Kamil Miras Hoca tamamlamıştır. Atatürk hayatta iken, 12 ciltlik bu eserden 60 bin adet basılarak ücretsiz dağıtılmıştır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi

Samsun merkezli 7 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 52 şüpheli gözaltına alınırken, yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen organizasyona ağır darbe vuruldu

23.06.2026 19:00:00
İHA
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samsun Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yasa dışı bahis suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi.






Yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen yasa dışı bahis organizasyonuna yönelik Samsun merkezli İstanbul, Batman, Antalya, Muğla, Aydın, Osmaniye ve Eskişehir'de eş zamanlı operasyon düzenlendi.








23 Haziran 2026 tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda adreste arama, el koyma ve yakalama işlemi yapıldı. Operasyon kapsamında haklarında işlem yapılan 52 şüpheli gözaltına alınarak Samsun Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.








Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, elde edilen delillerin incelenmesine devam edildiği öğrenildi. Operasyon anları ise polis kamerasınca kaydedildi.








Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, soruşturmanın tüm yönleriyle devam ettiği bildirildi.













Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı

Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem toprağa verildi

17.06.2026 14:14:00 / Güncelleme: 17.06.2026 14:17:46
İhlas Haber Ajansı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem, sevenlerinin gözyaşları içerisinde Aydın'ın Kuşadası ilçesinde toprağa verildi.






Oyuncu Ece İrtem, 15 Haziran 2026 tarihinde rahatsızlanarak evinde hayatını kaybetti. Doğum gününden bir gün sonra hayatını kaybeden İrtem'in vefat haberi yakınları ve hayranlarında büyük üzüntüye neden oldu. Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'in cenazesi dün Adli Tıp Kurumu'ndan babası Vural İrtem tarafından alınmıştı.

Oyuncu İrtem'in cenazesi, bugün öğle namazını müteakip, Hanım Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kuşadası Yeniköy Mezarlığı'nda sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.








Aile yakınlarından Semra Karataş, genç oyuncunun ölümüyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çok sevdiğimiz bir insandı. Bizim için çok değerliydi. Genç yaşta ölümü bize yasa boğdu, hepimiz çok üzgünüz" diye konuştu.








Cenazeye genç oyuncunun annesi Nuriye İrtem, babası Vural İrtem, aile yakınları, dizi ve sinema oyuncusu Gürkan Uygun, genç oyuncunun arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı

Antalya'nın Korkuteli ilçesinde 3 kişinin yaşamını yitirdiği, 9 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin davanın 12'nci duruşmasında savcı, tutuksuz yargılanan sanığın "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mütalaaya karşı savunma yapan sanık, "Kaza sırasında 4 evladım ve eşim vardı arabanın içinde, çok üzgünüm, keşke böyle bir kaza yaşanmasaydı" dedi

17.06.2026 12:01:00
İHA
Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı
Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı
Kaza, 16 Haziran 2023 tarihinde Korkuteli-Elmalı yolu Beğiş Yaylası Öküzgözü mevkiinde meydana geldi. Erhan Deniz yönetimindeki 07 YBN 01 plakalı otomobil, emniyet şeridinde bulunan Muharrem Ertör yönetimindeki 07 L 9456 plakalı araca arkadan çarptı. Kazada Muharrem Ertör olay yerinde hayatını kaybetti.






Aynı araçta bulunan Gülten Ertör (59), Berra Türkmen (8), Kübra Türkmen (34), Beyza Türkmen (4), Abdullah Türkmen (34) ile 07 YBN 01 plakalı otomobilin sürücüsü Erhan Deniz ve araçta yolcu olarak bulunan Sudenaz Deniz (13), Dürdane Deniz (8), Veli Deniz (10), Emine Deniz (35) ve Hatice Nur Deniz yaralandı. Durumu ağır olan Gülten Ertör ile torunu Berra Türkmen, sevk edildikleri hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yaralılar Elmalı Devlet Hastanesi ve Korkuteli Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınırken, yaşamını yitiren Muharrem Ertör'ün cenazesi otopsi işlemleri için Korkuteli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Tedavisinin ardından otomobil sürücüsü Erhan Deniz, jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı.








Taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması talep edildi

Olayın ardından hakkında "taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma" suçundan iddianame hazırlanan Erhan Deniz'in yargılanmasına Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 12'nci duruşmaya tutuksuz sanık Erhan Deniz, mağdurlar Abdullah Türkmen, Kübra Türkmen, Rasim Ertör ve taraf avukatları katıldı.








Müştekiler sanığın cezalandırılmasını talep ederken, Cumhuriyet savcısı ise sanığın "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılması yönünde mütalaa verdi.

Sanık Erhan Deniz, mütalaaya karşı yaptığı savunmada suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Atılı suçları kabul etmiyorum. Kaza sırasında 4 evladım ve eşim vardı arabanın içinde, çok üzgünüm, keşke böyle bir kaza yaşanmasaydı" ifadelerini kullandı.








Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.