logo
10 AĞUSTOS 2026

Fındıkta kâr şirketlerde, yük çiftçinin omuzlarında

10.08.2026 00:00:00
 

Türkiye, dünya fındık üretiminin ve ihracatının yaklaşık yüzde 59'unu elinde tutarak küresel pazarda lider konumda bulunmaya devam ediyor.

Ancak 2026/2027 sezonu için Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından kilogram başına 255 TL olarak açıklanan kabuklu fındık alım fiyatı, bu devasa gücün arkasındaki asıl kahraman olan Karadeniz köylüsünü bir kez daha hüsrana uğrattı. 

Üretim maliyetlerinin kilogram başına 240 TL ile 280 TL arasında değiştiği bir ortamda açıklanan bu fiyat, çiftçinin emeğini sıfırlamak anlamına geliyor.

Ordu'da 140 bin, Giresun'da 80 bin ve Samsun'da 50 binden fazla hane geçimini doğrudan bu üründen sağlıyor. 

Eskiden düğün masraflarını karşılayan, çocukların eğitimini güvenceye alan fındık, bugün yanlış tarım politikaları ve küresel tekellerin baskısı nedeniyle çiftçiyi üretimden koparan bir yük haline dönüştü.

Rekolte oyunları ve şirketleşen tarım kıskacı

Alım fiyatlarının enflasyon ve girdi maliyetlerinin altında kalmasının temelinde, serbest piyasa adı altında küresel aktörlerin fiyat belirleme gücü yatıyor. 

Türkiye'nin Dünya Ticaret Örgütü sistemine entegre olmasıyla başlayan süreç, tarımda uluslararası tekellerin egemenliğini pekiştirdi. 

Rekolte tahminleri reel rekoltenin çok üzerinde açıklanarak algı operasyonlarıyla fiyatlar bilinçli şekilde baskılanıyor. 

Örneğin geçtiğimiz yıl 601 bin ton olarak tahmin edilen rekoltenin reelde 350 bin ton civarında kalmasına rağmen, bu yıl TÜİK'in açıkladığı 715 bin tonluk yüksek rekolte tahmini fiyatı düşürmenin gerekçesi yapıldı.

Diğer yandan, FİSKOBİRLİK gibi üreticiyi koruyan köklü kooperatiflerin işlevsizleştirilmesi, çiftçiyi alıcıların insafına terk etti. 

Depolama imkanı olmayan üreticinin ürününü harman sonrası tüccara "emanete" bırakması da fiyat çöküşünü tetikliyor. 

Bu durum, fındık ihracatında ilk 7 ayda 1 milyar 620 milyon dolarla son 5 yılın rekoru kırılırken, gelirin ana üreticiye değil ihracatçı ve uluslararası devlere aktığını net bir şekilde gösteriyor.

Yapısal krizler, zararlılar ve doğa tahribatı

Fındık üreticisi sadece piyasa baskısıyla değil, doğrudan doğada ve bahçede yaşanan krizlerle de boğuşuyor. 

Bölgeyi istila eden kahverengi kokarca zararlısı ve külleme hastalığı, yüzde 30 ila yüzde 50'ye varan rekolte ve kalite kayıplarına yol açıyor. 

Gübre, ilaçlama ve eğimli arazide elle yapılan toplama işçiliği maliyetlerin yüzde 80'inden fazlasını oluştururken, devletin toplu mücadele desteği yetersiz kalıyor.

Bunun yanı sıra miras hukuku yüzünden bölünen küçük araziler, ekonomik ömrünü tamamlamış yaşlı ağaçlar ve Ordu'nun yüzde 75'i ile Giresun'un yüzde 85'ini kapsayan maden arama ruhsatları Karadeniz'in tarımsal geleceğini tehdit ediyor. 

Dönüm başına verimin rakip ülkelerde 250-300 kg olduğu yerde, geleneksel yöntemlerle 60-100 kg bandında kalması maliyet krizini derinleştiriyor.

Gıda egemenliği ve millî politikalar

Bu kronik tablodan çıkışın yolu, ithalat ve ihracat odaklı yaklaşımları terk edip "gıda egemenliği" ilkelerini benimsemektir. 

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın da vurguladığı gibi, kanunen ayrılması gereken ama uygulanmayan Gayrisafi Milli Hasıla'nın yüzde 1'lik tarımsal destek payı eksiksiz verilmelidir. 

BTP'nin parti programı olan Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modeli" çerçevesinde sunduğu çözümler hayati önem taşımaktadır: Devletin ürün alım garantisi sunması ve taban fiyatın tüccarlar veya tekeller tarafından değil, çiftçilerin örgütlendiği bağımsız kooperatiflerce belirlenmesi piyasadaki sömürüyü sonlandıracaktır.

FİSKOBİRLİK gibi yapılar demokratik biçimde yeniden piyasa düzenleyici konumuna getirilmeli, lisanslı depoculuk yaygınlaştırılmalıdır. 

Ayrıca kahverengi kokarcaya karşı biyolojik toplu mücadele başlatılmalı, yaşlı bahçeler tek gövdeli modern dikimle yenilenmeli ve fındık sadece hammadde olarak değil, katma değerli işlenmiş mamul olarak ihraç edilmelidir. 

Karadeniz toprağını tutan en temel unsur olan fındığa sahip çıkmak, Türkiye'nin geleceğine ve bağımsızlığına sahip çıkmaktır.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.