Bireylerin veya toplumların değişmesi, inançtan kaynaklanan dünya görüşünün değişmesiyle olur. İnanç ve ona bağlı olan dünya görüşü değişmeden değişmek, şekilden öteye gitmez. Batılılar, zaman zaman böyle şekli değişiklikler yapar, ama öz cevherlerini sürekli korurlar. Korumak için mücadeleyi asla terk ve ihmal etmezler.
Batılıların değişmeyen dünya görüşü, ülkeleri sömürgeleştirmek ve insanları köleleştirmektir. Bu görüş, değişmediği sürece, Batılılarla barış, dünyada da huzur olmaz. Batılıların şekli değişikliklerini, özde değişiklik zannedenler, “Batılılar değişti, artık ülkeleri sömürgeleştirmiyor, insanları köleleştirmiyor” diyebilirler. Hâlbuki dünya görüşü değişmeyince, sömürgeleştirme ve köleleştirme farklı bir şekilde mutlaka bir yerden hortlar. Nitekim de öyle oluyor.
Melvin Knight, “Çağdaş sömürgeleştirme, kalın çizgileriyle, Avrupa ideallerinin ve metotlarının yayılışından ibarettir” diyor. Bu tespite göre, Avrupalıların içi boş demokrasisini, insan hakları, özgürlük ideallerini ve metotlarını savunanlar, sömürgeleştirme için çalışan köleleşmiş insanlar sınıfına girer. Bu kişiler yönetici ise, tabii olarak durum daha da vahim bir hal alır. O yöneticilerin yönettiği ülkede, gerçek bağımsızlık ve özgürlük rafa kalkar. Çünkü bağımsız ve özgür düşünemeyen yöneticiler, bu değerleri sunamazlar.
Söylediklerimizi, günümüzde yaşanan çok acı bir olayla örneklendirelim. Sözde kölelik kalktı, öyle değil mi? Peki, ABD’nin her yıl dünyanın birçok yerinden binlerce insanı köle olarak ithal etmesine ne buyrulur? “Bu da nereden çıktı?” demeyiniz. Evet, böyle bir olay bizatihi yaşanıyor. Öyle ki, kölelerin bulunmasından sorumlu birimler ve ajanslar bile kurulmuş. Bunlar, köle ihraç eden devletin bilgisi dâhilinde faaliyet yapıyorlar. ABD adına hareket eden bu aracı kurumlar, yoksul köylüleri, “iyi ücret ödeyeceğiz” vaadiyle toplayıp ABD’deki çiftliklere götürüp çalıştırıyorlar. Gerçekten iyi ücret ödüyorlar mı? Hayır, bu zavallı insanlar, Amerikalı çiftlik ağalarına teslim ediliyor, orada boğaz tokluğuna çalıştırılıyor. Ülkelerine geri dönme imkânları da ellerinden alınmış durumda. Çünkü bankalara borçlandırılmışlar, çeşitli sözleşmelere imza attırılmışlar. Yüzsüzlüğe, pişkinliğe bakınız ki, aldatarak köleleştirdikleri bu insanları, emek faktörünün küreselleşmesine örnek gösteriyorlar. Bu kadarına da pes doğrusu.
Şimdi insafla cevap veriniz. Batılılar değişmiş mi? Bu uygulamanın eski köle ticaretinden farkı var mı? Batılılar, eskiden Afrika’da, hayvanları avlar gibi masum erkek ve kadınları avlar, çığlıklarına aldırış etmeden köle tacirlerinin gemilerine birbiri üstüne yığarak alıp götürürlerdi. Günümüzde bunu daha farklı metotlarla yapıyorlar. Malcom X, zencilere hitaben yaptığı bir konuşmada bu insanlık dışı uygulamaları şöyle anlatıyordu: “Sizler buraya kendi isteğinizle gelmediniz. Esir gemisi ile geldiniz. Hem de nasıl biliyor musunuz? Zincirlere vurularak, atlar gibi. Hem de eşkıyalar, çapulcular tarafından değil, Hıristiyan hacılar tarafından. Amerikalıların ‘kurucu baba’ dediği hacılar tarafından.” Malcom X’in dediği şekilde Amerika’ya götürülen zenciler, pazarda hayvanlar gibi satıldılar. Kime ait oldukları belli olsun diye kızgın demirlerle dağlanarak işaretlendiler. Yük hayvanı gibi çalıştırıldılar, işe yaramayanlar hemen öldürüldü. Dile kolay, tam 100 milyon zenci bu şekilde yok edildi.
Batılı işte budur. Hiçbir zaman değişmemiştir, inancını koruduğu sürece de değişmeyecektir. “Batılılar değişti” diyerek, onlarla ortaklık ve işbirliği yapan Müslümanlar, farkında değiller, asıl değişen kendileridir. Ne ilginçtir ki, değişen bu Müslümanlar, İslâm ülkelerinde çoğunlukla iktidara geliyorlar. Bunun hikmetini anlamak, asırlık oyunların kördüğümünü çözmek demektir. Zaten temel sorunlarımızdan biri de budur. Diğer bir deyişle, özü, sözü bizden olanları iktidara getirmek, en önemli ve öncelikli görevimizdir. Bunu başaramazsak, ülkemizi sömürgeleşmekten, insanlarımızı köleleşmekten kurtaramayız.
Batılıların değişmeyen dünya görüşü, ülkeleri sömürgeleştirmek ve insanları köleleştirmektir. Bu görüş, değişmediği sürece, Batılılarla barış, dünyada da huzur olmaz. Batılıların şekli değişikliklerini, özde değişiklik zannedenler, “Batılılar değişti, artık ülkeleri sömürgeleştirmiyor, insanları köleleştirmiyor” diyebilirler. Hâlbuki dünya görüşü değişmeyince, sömürgeleştirme ve köleleştirme farklı bir şekilde mutlaka bir yerden hortlar. Nitekim de öyle oluyor.
Melvin Knight, “Çağdaş sömürgeleştirme, kalın çizgileriyle, Avrupa ideallerinin ve metotlarının yayılışından ibarettir” diyor. Bu tespite göre, Avrupalıların içi boş demokrasisini, insan hakları, özgürlük ideallerini ve metotlarını savunanlar, sömürgeleştirme için çalışan köleleşmiş insanlar sınıfına girer. Bu kişiler yönetici ise, tabii olarak durum daha da vahim bir hal alır. O yöneticilerin yönettiği ülkede, gerçek bağımsızlık ve özgürlük rafa kalkar. Çünkü bağımsız ve özgür düşünemeyen yöneticiler, bu değerleri sunamazlar.
Söylediklerimizi, günümüzde yaşanan çok acı bir olayla örneklendirelim. Sözde kölelik kalktı, öyle değil mi? Peki, ABD’nin her yıl dünyanın birçok yerinden binlerce insanı köle olarak ithal etmesine ne buyrulur? “Bu da nereden çıktı?” demeyiniz. Evet, böyle bir olay bizatihi yaşanıyor. Öyle ki, kölelerin bulunmasından sorumlu birimler ve ajanslar bile kurulmuş. Bunlar, köle ihraç eden devletin bilgisi dâhilinde faaliyet yapıyorlar. ABD adına hareket eden bu aracı kurumlar, yoksul köylüleri, “iyi ücret ödeyeceğiz” vaadiyle toplayıp ABD’deki çiftliklere götürüp çalıştırıyorlar. Gerçekten iyi ücret ödüyorlar mı? Hayır, bu zavallı insanlar, Amerikalı çiftlik ağalarına teslim ediliyor, orada boğaz tokluğuna çalıştırılıyor. Ülkelerine geri dönme imkânları da ellerinden alınmış durumda. Çünkü bankalara borçlandırılmışlar, çeşitli sözleşmelere imza attırılmışlar. Yüzsüzlüğe, pişkinliğe bakınız ki, aldatarak köleleştirdikleri bu insanları, emek faktörünün küreselleşmesine örnek gösteriyorlar. Bu kadarına da pes doğrusu.
Şimdi insafla cevap veriniz. Batılılar değişmiş mi? Bu uygulamanın eski köle ticaretinden farkı var mı? Batılılar, eskiden Afrika’da, hayvanları avlar gibi masum erkek ve kadınları avlar, çığlıklarına aldırış etmeden köle tacirlerinin gemilerine birbiri üstüne yığarak alıp götürürlerdi. Günümüzde bunu daha farklı metotlarla yapıyorlar. Malcom X, zencilere hitaben yaptığı bir konuşmada bu insanlık dışı uygulamaları şöyle anlatıyordu: “Sizler buraya kendi isteğinizle gelmediniz. Esir gemisi ile geldiniz. Hem de nasıl biliyor musunuz? Zincirlere vurularak, atlar gibi. Hem de eşkıyalar, çapulcular tarafından değil, Hıristiyan hacılar tarafından. Amerikalıların ‘kurucu baba’ dediği hacılar tarafından.” Malcom X’in dediği şekilde Amerika’ya götürülen zenciler, pazarda hayvanlar gibi satıldılar. Kime ait oldukları belli olsun diye kızgın demirlerle dağlanarak işaretlendiler. Yük hayvanı gibi çalıştırıldılar, işe yaramayanlar hemen öldürüldü. Dile kolay, tam 100 milyon zenci bu şekilde yok edildi.
Batılı işte budur. Hiçbir zaman değişmemiştir, inancını koruduğu sürece de değişmeyecektir. “Batılılar değişti” diyerek, onlarla ortaklık ve işbirliği yapan Müslümanlar, farkında değiller, asıl değişen kendileridir. Ne ilginçtir ki, değişen bu Müslümanlar, İslâm ülkelerinde çoğunlukla iktidara geliyorlar. Bunun hikmetini anlamak, asırlık oyunların kördüğümünü çözmek demektir. Zaten temel sorunlarımızdan biri de budur. Diğer bir deyişle, özü, sözü bizden olanları iktidara getirmek, en önemli ve öncelikli görevimizdir. Bunu başaramazsak, ülkemizi sömürgeleşmekten, insanlarımızı köleleşmekten kurtaramayız.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018





























































