Bir Narsistle İlişkiyi Bitirmek Neden Bu Kadar Zor?
09.10.2026 22:13:00 / Güncelleme: 09.10.2026 22:31:54
Reklam
Reklam





Bir ilişkide sürekli sorun yaşamak normalde insanı uzaklaştıracakmış gibi düşünülebilir. Fakat bazı ilişkilerde tam tersi olur. Kötü dönemlerin ardından gelen ilgi, yakınlık ve sıcaklık, kişinin ilişkiye daha fazla bağlanmasına neden olabilir. Dutton ve Painter'ın (1993) çalışması da özellikle kötü muamele ile sevgi ve ilginin dönüşümlü yaşandığı ilişkilerde güçlü duygusal bağların oluşabileceğini öne sürmektedir.
Bunun nedenlerinden biri belirsizliktir. İlişkinin kötü gittiği bir dönemin ardından partnerin aniden ilgili ve sıcak davranması büyük bir rahatlama yaratabilir. Kişi de zamanla "Belki yine eskisi gibi olur" düşüncesine tutunabilir. Böylece kötü dönemlere rağmen bir sonraki iyi dönemi beklemek, ilişkiden uzaklaşmayı zorlaştırabilir.
Burada önemli olan yalnızca iyi ve kötü anların yaşanması değildir. Güç dengesizliği ve kötü muamelenin aralıklı olması da bu bağın oluşmasında etkili olabilir. Dutton ve Painter'ın 75 kadınla yaptığı çalışmada, ilişkideki bazı dinamiklerin ayrılık sonrasında devam eden bağlılıkla güçlü biçimde ilişkili olduğu görülmüştür.
Bu durum bazen kişinin neden zarar gördüğü bir ilişkiye hâlâ özlem duyduğunu anlamasını zorlaştırabilir. Çünkü mantıken uzaklaşmak isterken duygusal olarak hâlâ güçlü bir bağ hissedebilir. Özellikle kötü bir dönemin ardından gelen beklenmedik yakınlık, ilişkinin düzelebileceğine dair umudu yeniden güçlendirebilir.
Bu yüzden "Madem bana iyi gelmiyor, neden hâlâ bu kadar bağlı hissediyorum?" sorusunun cevabı her zaman basit değildir. Bazen bağlılığı güçlendiren şey ilişkinin sürekli iyi olması değil, iyi ve kötü dönemlerin belirsiz şekilde birbirini takip etmesi olabilir. Bu örüntüyü fark etmek, kişinin yaşadığı çelişkili duyguları daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
Bazı ilişkilerde aynı sorunların tekrar tekrar yaşandığı bir döngü oluşabilir. Bir dönem her şey çok iyi giderken kısa süre sonra eleştiri, soğukluk veya uzaklaşma başlayabilir. Tam ilişki bitecek gibi olduğunda ise yeniden ilgi ve yakınlık ortaya çıkabilir. Ameen ve arkadaşlarının (2025) değerlendirmesinde bu örüntü idealizasyon, değersizleştirme, terk etme ve yeniden yaklaşma aşamaları üzerinden ele alınmaktadır.
İdealizasyon döneminde kişi kendisini son derece özel ve değerli hissedebilir. Yoğun ilgi, yakınlık ve güzel sözler ilişkinin çok güçlü başladığı düşüncesini yaratabilir. Fakat zamanla bu davranışların yerini eleştiri, küçümseme veya mesafe alabilir. Bu dönem ise değersizleştirme olarak tanımlanır.
Ardından partner ilişkiden uzaklaşabilir veya ilişki tamamen bitebilir. Ancak bazı durumlarda bu ayrılık uzun sürmez. Yeniden mesaj atmak, pişmanlık göstermek veya eskisi gibi yoğun ilgi göstermeye başlamak yeniden yaklaşma sürecinin bir parçası olabilir. Kişi de ilişkinin gerçekten değiştiğini düşünerek bir şans daha vermek isteyebilir.
Asıl zorlayıcı olan, bu sürecin birden fazla kez tekrarlanabilmesidir. Her barışma döneminde "Bu sefer farklı olacak" düşüncesi yeniden ortaya çıkabilir. İyi dönemlerin ne zaman başlayıp biteceğinin belli olmaması ise kişinin zamanla kendisini sürekli tetikte hissetmesine yol açabilir.
Benzer ilişki örüntüleri yalnızca romantik ilişkilerde değil, arkadaşlık veya aile ilişkilerinde de görülebilir. Ancak her iniş çıkış yaşayan ilişkiyi bu döngüyle açıklamak ya da karşıdaki kişiyi yalnızca bu davranışlara bakarak "narsist" olarak tanımlamak doğru değildir. Burada daha önemli olan, kişinin etiketinden çok davranışların sürekli tekrarlanıp tekrarlanmadığına ve ilişkinin diğer kişi üzerinde nasıl bir etki bıraktığına bakmaktır.
Empati, bazı ilişkilerde uzaklaşmayı beklenenden daha zor hale getirebilir. Çünkü karşınızdaki kişinin ne hissettiğini anlamak, davranışlarının arkasındaki nedenleri de sürekli düşünmenize yol açabilir. Effiong, Ibeagha ve Iorfa'nın (2022) 345 kadınla yaptığı araştırmada da empati ile travmatik bağlanma arasında bir ilişki olduğu görülmüştür.
Örneğin karşınızdaki kişinin zor bir çocukluk geçirdiğini veya geçmişte incindiğini bilmek, yaptığı şeylere farklı gözle bakmanıza neden olabilir. "Bunu bana zarar vermek için yapmıyor, kendisi de çok şey yaşamış" düşüncesi ortaya çıkabilir. Bu açıklama doğru olsa bile, zamanla kişinin kendi yaşadığı kırgınlığı geri plana atmasına yol açabilir.
Benzer şekilde duygusal empati güçlü olduğunda, karşı tarafın üzülme ihtimali bile ayrılma kararını zorlaştırabilir. Kişi ilişkinin kendisine zarar verdiğini fark ettiği halde "Onu yalnız bırakırsam ne olur?" veya "Belki biraz daha sabredersem değişir" diye düşünebilir. Böylece kendi ihtiyaçlarından çok karşı tarafın duygularına odaklanmaya başlayabilir.
Burada önemli bir ayrım var: Birinin neden böyle davrandığını anlamak, o davranışı kabul etmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Geçmişte yaşanan zorluklar bazı davranışların nereden geldiğini açıklayabilir, ancak verilen zararı ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle sorun empatinin kendisi değildir. Asıl mesele, başkasına gösterilen anlayışın kişinin kendi sınırlarının önüne geçmeye başlamasıdır. Empatiyi tamamen bırakmak yerine, aynı anlayışı kendi ihtiyaçlarına ve yaşadığı duygulara da gösterebilmek daha dengeli bir yaklaşım olabilir.
Ayrıldıktan sonra bile bağın hemen kopmamasının nedeni, güçlü bir duygusal bağlanmanın, ilişkinin fiziksel olarak bitmesinden çok daha yavaş bir hızla çözülmesidir. Az önce bahsedilen araştırma, ilişkiden yeni ayrılmış kadınları hem ayrılığın hemen ardından hem de altı ay sonra tekrar değerlendirmiş ve altı ayın sonunda hissedilen bağlanmanın ortalama yalnızca %27 oranında azaldığını bulmuştur (Dutton ve Painter, 1993). Bu da bağın büyük bir kısmının altı ay sonra bile hâlâ varlığını sürdürdüğü anlamına gelir. Araştırmacılar, bu yavaş çözülmenin, kişinin özgüveni ve travma belirtileri üzerinde de benzer bir seyir izlediğini, yani duygusal iyileşmenin tüm boyutlarının paralel bir hızda ilerlediğini bulmuştur.
Bu yavaş çözülme süreci şu şekillerde deneyimlenebilir:
• Ayrılıktan haftalar sonra bile eski partnerle ilgili yoğun düşünceler yaşamak
• Bir mesaj ya da arama alındığında, aradan geçen zamana rağmen güçlü bir tepki hissetmek
• Kendini artık bitmiş olması gerekirdi diye eleştirmek, oysa bu süreç doğası gereği yavaş ilerler
• Zaman zaman ilişkiyi özlemek ile o ilişkiyi geri istemek arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanmak
Bu veriler, ilişkiyi bitirdikten sonra hâlâ bir şeyler hissetmenin başarısızlık ya da zayıflık değil, iyi belgelenmiş ve beklenen bir sürecin parçası olduğunu gösteriyor. Sabır, bu noktada gerçek bir gerekliliktir. Araştırmacılar, bağlanmanın azalma hızının kişiden kişiye değiştiğini, ancak genel eğilimin doğrusal değil kademeli bir çözülme şeklinde ilerlediğini belirtmektedir; bu da bazı günlerin diğerlerinden çok daha zor hissedilmesinin tamamen beklenen bir durum olduğu anlamına gelir.
Yakınlarınızın yaşadığınız ilişkiyi anlamakta zorlanması aslında şaşırtıcı değildir. Dışarıdan bakıldığında bazı şeyler çok daha basit görünebilir. Oysa ilişkinin içinde hem güzel hem de zorlayıcı dönemlerin olması, kişinin ne yaşadığını anlamasını ve bunu başkalarına anlatmasını zorlaştırabilir.
Day, Townsend ve Grenyer'ın (2022) narsistik özellikleri yüksek kişilerle yakın ilişkisi olan 436 kişiyle yaptığı araştırmada; kontrol, agresyon ve değersizleştirme gibi olumsuz davranışların yanında idealizasyonun da görülebildiği belirtilmiştir. Yani ilişki baştan sona kötü yaşanmayabilir. Tam tersine, bazı dönemlerde kişi kendisini oldukça değerli, sevilen ve özel hissedebilir.
Dışarıdan bakan biri çoğunlukla yaşanan tartışmaları, kırgınlıkları veya kötü davranışları duyar. Bu nedenle "Madem bu kadar mutsuzsun, neden ayrılmıyorsun?" diye düşünmesi kolaydır. Fakat ilişkinin iyi dönemlerini, aradaki güçlü bağı ve her şeyin düzeleceğine dair oluşan umudu aynı şekilde görmeyebilir.
Üstelik kişi yaşadıklarını çevresine her zaman tamamen anlatmayabilir. Kontrol veya sosyal çevreden uzaklaşma zaman içinde arkadaşlarla ve aileyle iletişimi azaltmış olabilir. Bazen de kişi anlatacaklarının küçümseneceğinden veya kendisine "Sadece ayrıl" denileceğinden çekinebilir.
Araştırmada katılımcılar arasında kaygı, depresif belirtiler ve bedensel yakınmaların da bildirildiği görülmüştür. Bu da böyle bir ilişkinin etkilerinin yalnızca ilişki sırasında yaşanan tartışmalarla sınırlı kalmayabileceğini düşündürmektedir.
Bu yüzden dışarıdan oldukça açık görünen bir durum, ilişkinin içindeki kişi için aynı derecede basit olmayabilir. Bir ilişkiyi yaşamak ile dışarıdan izlemek arasında önemli bir fark vardır. Yakınların çözümü kolay görmesi de çoğu zaman ilişkinin içinde yaşanan bütün süreci ve duygusal karmaşayı görememelerinden kaynaklanabilir.
Bu bağı çözmek, tek bir kararla değil, küçük ve tekrarlanan adımlarla mümkün olan bir süreçtir. Yukarıdaki araştırmalar, bu sürecin neden zaman aldığını gösteriyor; bu bilgiyi kendinize karşı sabırlı olmak için bir gerekçe olarak kullanabilirsiniz. İyileşme, çoğu zaman doğrusal değil, iniş çıkışlı bir seyir izler; bazı günler diğerlerinden çok daha kolay hissedilebilir ve bu tamamen beklenen bir durumdur. Denenebilecek bazı somut adımlar şunlardır:
• İletişimi tamamen kesmek; bu, döngünün yeniden başlamasını önlemenin en etkili yollarından biridir
• Güvendiğiniz, yargılamayan bir kişiyle ya da bir terapistle düzenli olarak konuşmak
• İlişkideki iyi anları hatırladığınızda, bunun döngünün bir parçası olduğunu kendinize hatırlatmak
• Kendi empatinizi bir zayıflık değil, korunması gereken bir kaynak olarak yeniden çerçevelemek
• Gündelik hayatınızda yeni rutinler ve sosyal bağlantılar kurarak, zihninize alternatif odak noktaları sunmak
Yaşadığınız ilişki dinamiğinin altında yatan kişilik örüntüsünü daha yakından tanımak isterseniz, daha fazla bilgi almak için 1001Terapist sitesindeki Narsist Ne Demek? başlıklı yazıya bakabilirsiniz; bu bilgi, yaşadıklarınızı isimlendirmenize ve kendinize karşı daha şefkatli olmanıza yardımcı olabilir. Bu süreç yalnız yürünmesi gereken bir yol değildir; profesyonel destek, iyileşmeyi önemli ölçüde hızlandırabilir. Kendinize karşı sabırlı olmak, bu iyileşme sürecinin belki de en önemli ve en çok ihmal edilen parçasıdır; bağın çözülmesi zaman aldığı gibi, bu zamana saygı duymak da iyileşmenin bir parçasıdır.
Narsistik bir ilişkiden ayrılmak neden bu kadar uzun sürüyor?
Araştırmalar, güçlü duygusal bağların aralıklı kötü muamele ile sıcaklık dönemlerinin dönüşümlü yaşandığı ilişkilerde oluştuğunu gösteriyor. Bu bağlar, sürekli tutarlı davranış sergilenen ilişkilerdekinden daha güçlü olabilir. Ayrılık sonrası bile bu bağın tamamen çözülmesi aylar alabilir; bu tamamen normal ve beklenen bir süreçtir.
Hâlâ eski partnerimi özlemem, onu hâlâ sevdiğim anlamına mı gelir?
Mutlaka değil. Araştırmalar, ayrılık sonrası hissedilen bağlanmanın altı ayda ortalama sadece %27 azaldığını gösteriyor; bu, güçlü bir duygusal alışkanlığın ve travmatik bağın devam ettiği anlamına gelebilir, mutlaka gerçek bir aşkın sürdüğü anlamına gelmez ve zamanla giderek daha da azalır, kaybolur.
Empatili olmam bu ilişkide beni daha mı savunmasız yaptı?
Araştırmalar, yüksek empatinin travmatik bağı güçlendirebileceğini gösteriyor; çünkü karşı tarafın acısını gerçek hissetmek, ayrılma kararını duygusal olarak zorlaştırır. Bu bir zayıflık değildir; empatinizin, belirli bir dinamik içinde istismar edilmiş olabileceği anlamına gelir, hiç utanılacak ya da kendinizi suçlayacak bir durum değildir.
Neden bu ilişkiye geri dönme isteği duyuyorum?
Bu, idealizasyon-değersizleştirme-terk etme-yeniden yaklaşma döngüsünün doğal bir sonucu olabilir. İyi anıların hatırlanması, kötü dönemlerin etkisini geçici olarak azaltabilir. Bu isteği fark etmek ve döngünün bir parçası olduğunu anlamak, ona zamanla direnmeyi kolaylaştırabilir ve gücünü giderek belirgin şekilde azaltıp yok edebilir.
Ne zaman profesyonel destek almalıyım?
Ayrılık sonrası düşünceler haftalar sonra da yoğun şekilde sürüyor, günlük yaşamı ciddi şekilde etkiliyor ya da ilişkiye geri dönme isteği çok güçlüyse, bir terapistle çalışmak faydalı olabilir. Erken destek, bu bağın çözülme sürecini önemli ölçüde hızlandırabilir ve süreci çok daha az acı verici hale getirebilir.
Dutton, D. G., & Painter, S. (1993). Emotional attachments in abusive relationships: A test of traumatic bonding theory. Violence and Victims, 8(2), 105–120. https://doi.org/10.1891/0886-6708.8.2.105
Day, N. J. S., Townsend, M. L., & Grenyer, B. F. S. (2022). Pathological narcissism: An analysis of interpersonal dysfunction within intimate relationships. Personality and Mental Health, 16(3), 204–216. https://doi.org/10.1002/pmh.1532
Ameen, S., Chandran, S., Chatterjee, R., Chatterjee, S., & Sarkhel, S. (2025). Narcissistic abuse cycle deserves clinical and research attention. Indian Journal of Psychological Medicine. https://doi.org/10.1177/02537176251406477
Effiong, J. E., Ibeagha, P. N., & Iorfa, S. K. (2022). Traumatic bonding in victims of intimate partner violence is intensified via empathy. Journal of Social and Personal Relationships, 39(12), 3619–3637. https://doi.org/10.1177/02654075221106237
İlişkideki İniş Çıkışlar Neden Beni Daha Çok Bağlıyor?
Bunun nedenlerinden biri belirsizliktir. İlişkinin kötü gittiği bir dönemin ardından partnerin aniden ilgili ve sıcak davranması büyük bir rahatlama yaratabilir. Kişi de zamanla "Belki yine eskisi gibi olur" düşüncesine tutunabilir. Böylece kötü dönemlere rağmen bir sonraki iyi dönemi beklemek, ilişkiden uzaklaşmayı zorlaştırabilir.
Burada önemli olan yalnızca iyi ve kötü anların yaşanması değildir. Güç dengesizliği ve kötü muamelenin aralıklı olması da bu bağın oluşmasında etkili olabilir. Dutton ve Painter'ın 75 kadınla yaptığı çalışmada, ilişkideki bazı dinamiklerin ayrılık sonrasında devam eden bağlılıkla güçlü biçimde ilişkili olduğu görülmüştür.
Bu durum bazen kişinin neden zarar gördüğü bir ilişkiye hâlâ özlem duyduğunu anlamasını zorlaştırabilir. Çünkü mantıken uzaklaşmak isterken duygusal olarak hâlâ güçlü bir bağ hissedebilir. Özellikle kötü bir dönemin ardından gelen beklenmedik yakınlık, ilişkinin düzelebileceğine dair umudu yeniden güçlendirebilir.
Bu yüzden "Madem bana iyi gelmiyor, neden hâlâ bu kadar bağlı hissediyorum?" sorusunun cevabı her zaman basit değildir. Bazen bağlılığı güçlendiren şey ilişkinin sürekli iyi olması değil, iyi ve kötü dönemlerin belirsiz şekilde birbirini takip etmesi olabilir. Bu örüntüyü fark etmek, kişinin yaşadığı çelişkili duyguları daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
Bu Döngü Aslında Nasıl İşliyor?
Bazı ilişkilerde aynı sorunların tekrar tekrar yaşandığı bir döngü oluşabilir. Bir dönem her şey çok iyi giderken kısa süre sonra eleştiri, soğukluk veya uzaklaşma başlayabilir. Tam ilişki bitecek gibi olduğunda ise yeniden ilgi ve yakınlık ortaya çıkabilir. Ameen ve arkadaşlarının (2025) değerlendirmesinde bu örüntü idealizasyon, değersizleştirme, terk etme ve yeniden yaklaşma aşamaları üzerinden ele alınmaktadır.
İdealizasyon döneminde kişi kendisini son derece özel ve değerli hissedebilir. Yoğun ilgi, yakınlık ve güzel sözler ilişkinin çok güçlü başladığı düşüncesini yaratabilir. Fakat zamanla bu davranışların yerini eleştiri, küçümseme veya mesafe alabilir. Bu dönem ise değersizleştirme olarak tanımlanır.
Ardından partner ilişkiden uzaklaşabilir veya ilişki tamamen bitebilir. Ancak bazı durumlarda bu ayrılık uzun sürmez. Yeniden mesaj atmak, pişmanlık göstermek veya eskisi gibi yoğun ilgi göstermeye başlamak yeniden yaklaşma sürecinin bir parçası olabilir. Kişi de ilişkinin gerçekten değiştiğini düşünerek bir şans daha vermek isteyebilir.
Asıl zorlayıcı olan, bu sürecin birden fazla kez tekrarlanabilmesidir. Her barışma döneminde "Bu sefer farklı olacak" düşüncesi yeniden ortaya çıkabilir. İyi dönemlerin ne zaman başlayıp biteceğinin belli olmaması ise kişinin zamanla kendisini sürekli tetikte hissetmesine yol açabilir.
Benzer ilişki örüntüleri yalnızca romantik ilişkilerde değil, arkadaşlık veya aile ilişkilerinde de görülebilir. Ancak her iniş çıkış yaşayan ilişkiyi bu döngüyle açıklamak ya da karşıdaki kişiyi yalnızca bu davranışlara bakarak "narsist" olarak tanımlamak doğru değildir. Burada daha önemli olan, kişinin etiketinden çok davranışların sürekli tekrarlanıp tekrarlanmadığına ve ilişkinin diğer kişi üzerinde nasıl bir etki bıraktığına bakmaktır.
Empatim Bu Durumu Neden Daha Da Zorlaştırıyor?
Empati, bazı ilişkilerde uzaklaşmayı beklenenden daha zor hale getirebilir. Çünkü karşınızdaki kişinin ne hissettiğini anlamak, davranışlarının arkasındaki nedenleri de sürekli düşünmenize yol açabilir. Effiong, Ibeagha ve Iorfa'nın (2022) 345 kadınla yaptığı araştırmada da empati ile travmatik bağlanma arasında bir ilişki olduğu görülmüştür.
Örneğin karşınızdaki kişinin zor bir çocukluk geçirdiğini veya geçmişte incindiğini bilmek, yaptığı şeylere farklı gözle bakmanıza neden olabilir. "Bunu bana zarar vermek için yapmıyor, kendisi de çok şey yaşamış" düşüncesi ortaya çıkabilir. Bu açıklama doğru olsa bile, zamanla kişinin kendi yaşadığı kırgınlığı geri plana atmasına yol açabilir.
Benzer şekilde duygusal empati güçlü olduğunda, karşı tarafın üzülme ihtimali bile ayrılma kararını zorlaştırabilir. Kişi ilişkinin kendisine zarar verdiğini fark ettiği halde "Onu yalnız bırakırsam ne olur?" veya "Belki biraz daha sabredersem değişir" diye düşünebilir. Böylece kendi ihtiyaçlarından çok karşı tarafın duygularına odaklanmaya başlayabilir.
Burada önemli bir ayrım var: Birinin neden böyle davrandığını anlamak, o davranışı kabul etmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Geçmişte yaşanan zorluklar bazı davranışların nereden geldiğini açıklayabilir, ancak verilen zararı ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle sorun empatinin kendisi değildir. Asıl mesele, başkasına gösterilen anlayışın kişinin kendi sınırlarının önüne geçmeye başlamasıdır. Empatiyi tamamen bırakmak yerine, aynı anlayışı kendi ihtiyaçlarına ve yaşadığı duygulara da gösterebilmek daha dengeli bir yaklaşım olabilir.
Ayrıldıktan Sonra Bile Bağ Neden Hemen Kopmuyor?
Ayrıldıktan sonra bile bağın hemen kopmamasının nedeni, güçlü bir duygusal bağlanmanın, ilişkinin fiziksel olarak bitmesinden çok daha yavaş bir hızla çözülmesidir. Az önce bahsedilen araştırma, ilişkiden yeni ayrılmış kadınları hem ayrılığın hemen ardından hem de altı ay sonra tekrar değerlendirmiş ve altı ayın sonunda hissedilen bağlanmanın ortalama yalnızca %27 oranında azaldığını bulmuştur (Dutton ve Painter, 1993). Bu da bağın büyük bir kısmının altı ay sonra bile hâlâ varlığını sürdürdüğü anlamına gelir. Araştırmacılar, bu yavaş çözülmenin, kişinin özgüveni ve travma belirtileri üzerinde de benzer bir seyir izlediğini, yani duygusal iyileşmenin tüm boyutlarının paralel bir hızda ilerlediğini bulmuştur.
Bu yavaş çözülme süreci şu şekillerde deneyimlenebilir:
• Ayrılıktan haftalar sonra bile eski partnerle ilgili yoğun düşünceler yaşamak
• Bir mesaj ya da arama alındığında, aradan geçen zamana rağmen güçlü bir tepki hissetmek
• Kendini artık bitmiş olması gerekirdi diye eleştirmek, oysa bu süreç doğası gereği yavaş ilerler
• Zaman zaman ilişkiyi özlemek ile o ilişkiyi geri istemek arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanmak
Bu veriler, ilişkiyi bitirdikten sonra hâlâ bir şeyler hissetmenin başarısızlık ya da zayıflık değil, iyi belgelenmiş ve beklenen bir sürecin parçası olduğunu gösteriyor. Sabır, bu noktada gerçek bir gerekliliktir. Araştırmacılar, bağlanmanın azalma hızının kişiden kişiye değiştiğini, ancak genel eğilimin doğrusal değil kademeli bir çözülme şeklinde ilerlediğini belirtmektedir; bu da bazı günlerin diğerlerinden çok daha zor hissedilmesinin tamamen beklenen bir durum olduğu anlamına gelir.
Yakınlarım Bu İlişkiyi Neden Anlamıyor?
Yakınlarınızın yaşadığınız ilişkiyi anlamakta zorlanması aslında şaşırtıcı değildir. Dışarıdan bakıldığında bazı şeyler çok daha basit görünebilir. Oysa ilişkinin içinde hem güzel hem de zorlayıcı dönemlerin olması, kişinin ne yaşadığını anlamasını ve bunu başkalarına anlatmasını zorlaştırabilir.
Day, Townsend ve Grenyer'ın (2022) narsistik özellikleri yüksek kişilerle yakın ilişkisi olan 436 kişiyle yaptığı araştırmada; kontrol, agresyon ve değersizleştirme gibi olumsuz davranışların yanında idealizasyonun da görülebildiği belirtilmiştir. Yani ilişki baştan sona kötü yaşanmayabilir. Tam tersine, bazı dönemlerde kişi kendisini oldukça değerli, sevilen ve özel hissedebilir.
Dışarıdan bakan biri çoğunlukla yaşanan tartışmaları, kırgınlıkları veya kötü davranışları duyar. Bu nedenle "Madem bu kadar mutsuzsun, neden ayrılmıyorsun?" diye düşünmesi kolaydır. Fakat ilişkinin iyi dönemlerini, aradaki güçlü bağı ve her şeyin düzeleceğine dair oluşan umudu aynı şekilde görmeyebilir.
Üstelik kişi yaşadıklarını çevresine her zaman tamamen anlatmayabilir. Kontrol veya sosyal çevreden uzaklaşma zaman içinde arkadaşlarla ve aileyle iletişimi azaltmış olabilir. Bazen de kişi anlatacaklarının küçümseneceğinden veya kendisine "Sadece ayrıl" denileceğinden çekinebilir.
Araştırmada katılımcılar arasında kaygı, depresif belirtiler ve bedensel yakınmaların da bildirildiği görülmüştür. Bu da böyle bir ilişkinin etkilerinin yalnızca ilişki sırasında yaşanan tartışmalarla sınırlı kalmayabileceğini düşündürmektedir.
Bu yüzden dışarıdan oldukça açık görünen bir durum, ilişkinin içindeki kişi için aynı derecede basit olmayabilir. Bir ilişkiyi yaşamak ile dışarıdan izlemek arasında önemli bir fark vardır. Yakınların çözümü kolay görmesi de çoğu zaman ilişkinin içinde yaşanan bütün süreci ve duygusal karmaşayı görememelerinden kaynaklanabilir.
Bu Bağı Yavaş Yavaş Nasıl Çözebilirim?
Bu bağı çözmek, tek bir kararla değil, küçük ve tekrarlanan adımlarla mümkün olan bir süreçtir. Yukarıdaki araştırmalar, bu sürecin neden zaman aldığını gösteriyor; bu bilgiyi kendinize karşı sabırlı olmak için bir gerekçe olarak kullanabilirsiniz. İyileşme, çoğu zaman doğrusal değil, iniş çıkışlı bir seyir izler; bazı günler diğerlerinden çok daha kolay hissedilebilir ve bu tamamen beklenen bir durumdur. Denenebilecek bazı somut adımlar şunlardır:
• İletişimi tamamen kesmek; bu, döngünün yeniden başlamasını önlemenin en etkili yollarından biridir
• Güvendiğiniz, yargılamayan bir kişiyle ya da bir terapistle düzenli olarak konuşmak
• İlişkideki iyi anları hatırladığınızda, bunun döngünün bir parçası olduğunu kendinize hatırlatmak
• Kendi empatinizi bir zayıflık değil, korunması gereken bir kaynak olarak yeniden çerçevelemek
• Gündelik hayatınızda yeni rutinler ve sosyal bağlantılar kurarak, zihninize alternatif odak noktaları sunmak
Yaşadığınız ilişki dinamiğinin altında yatan kişilik örüntüsünü daha yakından tanımak isterseniz, daha fazla bilgi almak için 1001Terapist sitesindeki Narsist Ne Demek? başlıklı yazıya bakabilirsiniz; bu bilgi, yaşadıklarınızı isimlendirmenize ve kendinize karşı daha şefkatli olmanıza yardımcı olabilir. Bu süreç yalnız yürünmesi gereken bir yol değildir; profesyonel destek, iyileşmeyi önemli ölçüde hızlandırabilir. Kendinize karşı sabırlı olmak, bu iyileşme sürecinin belki de en önemli ve en çok ihmal edilen parçasıdır; bağın çözülmesi zaman aldığı gibi, bu zamana saygı duymak da iyileşmenin bir parçasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Narsistik bir ilişkiden ayrılmak neden bu kadar uzun sürüyor?
Araştırmalar, güçlü duygusal bağların aralıklı kötü muamele ile sıcaklık dönemlerinin dönüşümlü yaşandığı ilişkilerde oluştuğunu gösteriyor. Bu bağlar, sürekli tutarlı davranış sergilenen ilişkilerdekinden daha güçlü olabilir. Ayrılık sonrası bile bu bağın tamamen çözülmesi aylar alabilir; bu tamamen normal ve beklenen bir süreçtir.
Hâlâ eski partnerimi özlemem, onu hâlâ sevdiğim anlamına mı gelir?
Mutlaka değil. Araştırmalar, ayrılık sonrası hissedilen bağlanmanın altı ayda ortalama sadece %27 azaldığını gösteriyor; bu, güçlü bir duygusal alışkanlığın ve travmatik bağın devam ettiği anlamına gelebilir, mutlaka gerçek bir aşkın sürdüğü anlamına gelmez ve zamanla giderek daha da azalır, kaybolur.
Empatili olmam bu ilişkide beni daha mı savunmasız yaptı?
Araştırmalar, yüksek empatinin travmatik bağı güçlendirebileceğini gösteriyor; çünkü karşı tarafın acısını gerçek hissetmek, ayrılma kararını duygusal olarak zorlaştırır. Bu bir zayıflık değildir; empatinizin, belirli bir dinamik içinde istismar edilmiş olabileceği anlamına gelir, hiç utanılacak ya da kendinizi suçlayacak bir durum değildir.
Neden bu ilişkiye geri dönme isteği duyuyorum?
Bu, idealizasyon-değersizleştirme-terk etme-yeniden yaklaşma döngüsünün doğal bir sonucu olabilir. İyi anıların hatırlanması, kötü dönemlerin etkisini geçici olarak azaltabilir. Bu isteği fark etmek ve döngünün bir parçası olduğunu anlamak, ona zamanla direnmeyi kolaylaştırabilir ve gücünü giderek belirgin şekilde azaltıp yok edebilir.
Ne zaman profesyonel destek almalıyım?
Ayrılık sonrası düşünceler haftalar sonra da yoğun şekilde sürüyor, günlük yaşamı ciddi şekilde etkiliyor ya da ilişkiye geri dönme isteği çok güçlüyse, bir terapistle çalışmak faydalı olabilir. Erken destek, bu bağın çözülme sürecini önemli ölçüde hızlandırabilir ve süreci çok daha az acı verici hale getirebilir.
Kaynakça
Dutton, D. G., & Painter, S. (1993). Emotional attachments in abusive relationships: A test of traumatic bonding theory. Violence and Victims, 8(2), 105–120. https://doi.org/10.1891/0886-6708.8.2.105
Day, N. J. S., Townsend, M. L., & Grenyer, B. F. S. (2022). Pathological narcissism: An analysis of interpersonal dysfunction within intimate relationships. Personality and Mental Health, 16(3), 204–216. https://doi.org/10.1002/pmh.1532
Ameen, S., Chandran, S., Chatterjee, R., Chatterjee, S., & Sarkhel, S. (2025). Narcissistic abuse cycle deserves clinical and research attention. Indian Journal of Psychological Medicine. https://doi.org/10.1177/02537176251406477
Effiong, J. E., Ibeagha, P. N., & Iorfa, S. K. (2022). Traumatic bonding in victims of intimate partner violence is intensified via empathy. Journal of Social and Personal Relationships, 39(12), 3619–3637. https://doi.org/10.1177/02654075221106237














































































