Borç almak; aynı zamanda, alınanın geriye verilmesinin zorunlu olduğu bir haldir. Bu durumda , Borç alan yani borçlu, borç veren yani alacaklı diye iki mevhum ortaya çıkar. Borç almak, tarihin her döneminde var olan bir haldir. Borç ödenmesi zaruri olan bir kavramdır. Borcu affetmek(bağışlamak) ancak alacaklının tasarrufudur. (Borç yiğitin kamçısıdır diye öğünenlere; Yiğidimiz sizlere ömür...)Borç tarih boyunca, gerek bireysel, gerek toplumsal olsun, hep anlaşmazlık ve kırgınlık hatta kavga (savaş) ve ölümlerin (katliamların) temel kaynağı olagelmiştir. Borç veren verdiği karşılığında daha fazlasını talep etmiştir ki, buda borcun kirasıdır. Kısaca verilenin kirası borcun "faizidir". Bu durumda borç verebilecek sermayedar, verdiğinden çok fazlasını geri almaktadır ki, işte aradaki bu fazlalık faizdir. Faiz Allah(c.c) tarafından kullarına haram kılınmıştır. Rahman ve Rahim olan Allah(c.c) Yüce kitabımız Kuran-ı Azimüşşanda, Sure-i Bakaranın 275, 276. ve 277. ayetlerinde faizi mümin kullarına tamamen yasaklamıştır. Alana da verene de Faiz haramdır. Faiz, sosyal hayatta; huzur, refah ve adaletin en büyük düşmanıdır.Tarih Borç sebebiyle vücut bulmuş savaşlarla doludur. Sürekli borç alarak ekonomisini düzenleyen devletler eninde sonunda tarih sahnesinden silinmiş, halkı ve idarecileri köle olmak kaderinden kurtulamamışlardır. Borçlu borcunu ödemezse kapısına dayanan alacaklı bütün malına mülküne el koyar ki,Bu da İCRA dır. (Sayın akıttığı unu hiç görmediğimiz Kemal Bey Bakanımıza duyurulur.)Günümüzde Faizin haramlığından bahsetmek, yobazlık ve gericilik olarak addedildiğinden, toplumda pekte hoş karşılanmamaktadır. Kurulan bu sömürü düzeni, "günümüzün putu" olan para'nın satılması üzerine inşa edilmiştir. Bu açıdan PARA + FAİZ = GÜÇ ve KUDRET demektir. Sürekli borç alanın kapısına eninde sonunda icra gelir. Bu bireyler içinde, devletler içinde böyledir. Öyle zaman gelir ki, bırakın ana parayı, faizi bile ödemek imkansız hale gelir. Bu durumda yeniden borç alınarak faizin ödenmesi yoluna gidilir. Böylece borç sürekli olarak artar . Sonra elde avuçta ne kalmışsa satılığa çıkarılır ve yok bahasına tefeciye kaptırılır.Fransızlar MİDİLLİ yi neden işgal etti? "5 Kasım 1901 - Fransa Akdeniz donanmasından bir filoya hareket emri vererek, Midilli adasına asker çıkarmış, buradaki Türk idaresi altındaki, posta, gümrük, liman ve tüm resmi kurumları işgal etmiştir. Osmanlı Devleti'nin Fransız tebası olan iki İtalyan'dan aldığı borcun ödenmesi gecikince, Fransa ile arası açılmıştı. Yirmi beş yıl önce alınan borcun ödenmesi, çeşitli savaşlar ve faiz üzerindeki anlaşmazlık sebebiyle gecikmişti. Borç, faizlerle katlanarak 1901 de 502.000 altına çıktı. Fransa borcun ödenmesine kadar işgali kaldırmayacağını resmi olarak bildirdi. Bu sebeple, Devlet-i Ali Osman ile, Fransa arasında başlayan müzakerelerden sonra, Bab-ı Ali borcun faiz ve her türlü masraflarıyla ödenmesini kabul etmek zorunda kaldı. Böylece Fransa bir hafta süren Midilli işgalini kaldırdı". İcralık TürkiyeDeğerli okuyucularım bu güne baktığımızda, gördüğümüz manzara-i umumiye şu; üç yüz elli milyar Amerikanya doları iç ve dış borç, birkaç misli borç faizi(ceremesi), gelir gider arasında ki uçurum,(cari açık), millet malının haraç mezat bedavaya ona buna satılması, G-8'lerin yurdumuz dahilindeki terör organizasyonları, tarım ve hayvancılığın yok oluşu, eğitimdeki içler acısı durum, planlı olarak teşvik edilen göçlerle boşaltılan Şark-ı Türkiye vilayetleri, ırkçılığı körükleyen misyoner sürüleri, diller komedisi, umutsuzluk, kaos, kredi kartı çılgınlığı, ve uyutulan Millet var ortada. Bu sendrom ancak felaket getirir. Dün Devlet-i Ali Osman'ın Topraklarını işgal eden Fransa örneğini asla unutmayınız! EYY! Hükümet, Ey! Yöneten zevat; Milli Ekonomik Model diyen bilge kişiye kulak veriniz. Onu dinleyiniz ve dediklerini de, harfiyen uygulayınız. Uygulayınız ki , Dost zannettikleriniz İCRA için Uçak gemileri ile, nükleer Bombaları ile, bütün kibir ve şirretlikleri ile kapımıza da yanmasın. Bu Milleti Gavur kapısına borçlandıranlar, ne dün huzur buldular, ne de yarın bulacaklardır! Borç yiyen kesesinden yer ama o kese sizin değil ki! O kese asil TÜRK MİLLETİNİNDİR?
Mustafa Bekaroğlu / diğer yazıları
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (48) / Yazı dizisi / 07.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (47) / Yazı dizisi / 06.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (46) / Yazı dizisi / 05.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (45) / Yazı dizisi / 04.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (44) / Yazı dizisi / 03.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (43) / Yazı dizisi / 02.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 01.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 28.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (41) / Yazı dizisi / 27.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (40) / Yazı dizisi / 26.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (47) / Yazı dizisi / 06.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (46) / Yazı dizisi / 05.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (45) / Yazı dizisi / 04.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (44) / Yazı dizisi / 03.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (43) / Yazı dizisi / 02.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 01.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 28.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (41) / Yazı dizisi / 27.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (40) / Yazı dizisi / 26.02.2006




























































