logo
23 EKİM 2026

Borsada gözler KKTC'ye çevrili

30.12.2003 00:00:00
 
İstanbul Borsası'nda yılın son haftasında KKTC'de hükümet kurma çalışmaları ve Irak'taki gelişmelerin belirleyici olması bekleniyor. Endeks seansın ilk iki saatlik bölümünde yüzde 0.27 düşüşle 17bin 947 puana indi. Uzmanlar, son çıkan sermaye piyasası düzenlemelerinin piyasalar üzerinde olumsuz baskıyı artırdığını kaydederken, endeksin 17 bin 500 puandaki destek düzeyine kadar inebileceğini kaydettiler. Yatırımcılar, yılın son haftasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) hükümet kurma çalışmalarını ve Irak'taki gelişmeleri yakından izleyecek. Uzmanlar yaptığı açıklamalarda, yıl sonu nedeniyle yabancı fonların çekilmesinden sonra piyasada önemli ölçüde daralma hissedileceğini, hisse bazında hareketlerle yukarı hareket eden endeksin tekrar teknik olarak yükseliş kanalına girdiğini söylemek için henüz erken olduğunu belirttiler.

BTP liderinden madenciler için taziye mesajı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen patlama sonrası sosyal medya hesabından bir taziye mesajı yayımladı. Baş, faciada hayatını kaybeden 3 maden işçisine rahmet, yaralılara ise acil şifalar diledi

23.10.2026 17:24:00 / Güncelleme: 23.10.2026 17:33:28
Haber Merkezi
 
BTP liderinden madenciler için taziye mesajı
BTP liderinden madenciler için taziye mesajı
Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde faaliyet gösteren özel bir kömür madeninde bugün metan gazı sıkışması (grizu) nedeniyle meydana gelen patlamada 3 maden işçisi hayatını kaybetti, 5 işçi ise yaralandı.

Türkiye'yi yasa boğan acı haberin ardından siyasi liderlerden taziye mesajları gelmeye başladı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş da X hesabı üzerinden yayımladığı mesajla acıyı paylaştı.


"Büyük bir üzüntüyle öğrendim"


BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, maden ocağındaki patlamada hayatını kaybeden ve yaralanan işçilere değinerek şu ifadeleri kullandı:

"Zonguldak'ın Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada 3 maden işçimizin hayatını kaybettiğini, 5 işçimizin yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı; yaralı işçilerimize acil şifalar diliyorum."

Zonguldak Valiliği ve İçişleri Bakanlığı açıklamalarına göre, özel maden ocağındaki grizu patlamasında arama kurtarma çalışmaları tamamlanarak Cengiz Bölükbaşı, Recep Çolakoğlu ve Murat Kaya'nın cansız bedenlerine ulaşıldı.

Yaralı 5 işçiden 2'sinin durumunun ağır olduğu ve Adalet Bakanlığı'nın ihmal iddialarını incelemek üzere adli soruşturma başlattığı bildirildi. 

 

İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışma, kentteki hava kirliliğinin eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 arttığını ortaya koydu

23.10.2026 16:10:00
AA
 
İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı
İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'da 2025 ve 2026'nın eylül aylarında hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yaptı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarında kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, kentte eylül ayındaki PM10 konsantrasyonu ortalaması 24 istasyonda metreküp başına 29,33 mikrogram olarak belirlendi. Bu oran, geçen yılın aynı ayında ise ortalama 28,38 mikrogram olarak ölçüldü.

Böylece partiküler madde kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 3 arttığı belirlendi.

Eylül ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 61,73 mikrogramla "Sultangazi 3" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 57,89 mikrogramla "Kağıthane 1" ve 53,18 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 12,96 mikrogramla "Kandilli 1" oldu.

Bunu 13,02 mikrogramla "Üsküdar 1" ve 15,17 mikrogramla "Ümraniye 1" istasyonları izledi.

Böylece partikül madde hava kirliliği oranının kentteki 15 istasyonda azaldığı, 9 istasyonda ise arttığı tespit edildi.

Hava kirliliği oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyonlar yüzde 75,97 ile "Çatladıkapı", yüzde 63,34 ile "Sultangazi 2" olarak belirlendi.

Aynı dönemde partikül madde hava kirliliği oranının en fazla azaldığı istasyonun yüzde 50,2'yle "Beylikdüzü" olması dikkati çekti.

Bu istasyonları yüzde 30,44 ile "Yenibosna", yüzde 29,77 ile "Alibeyköy" takip etti.

İstanbul'daki istasyonlarda ölçülen partikül madde ortalamaları şu şekilde:


Rüzgar yönü hava kirliliğini etkiliyor


Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine, İstanbul'da hava kalitesinin meteorolojik koşulların yanı sıra trafik, sanayi ve ısınma gibi insan kaynaklı faaliyetlerden etkilendiğini söyledi.

Kentte rüzgarın yönünün ve hızının kirleticilerin atmosferdeki dağılımını doğrudan etkilediğini belirten Toros, kuzeydoğulu rüzgarların Karadeniz üzerinden temiz hava taşıyarak kirleticilerin dağılmasına katkı sağladığını kaydetti.

Prof. Dr. Toros, güneyli rüzgarların etkili olduğu veya rüzgar hızının düşük seyrettiği dönemlerde ise kirleticilerin yüzeye yakın bölgelerde birikebildiğine dikkati çekerek, sonbahara geçişte gece saatlerinde yüzeyin soğumasıyla oluşan sıcaklık terselmesinin de hava kalitesini etkileyebildiğini vurguladı.

Bu durumun özellikle sabah saatlerinde azot oksitler ve partikül maddeler gibi kirleticilerin atmosferde dağılmasını zorlaştırabildiğinin altını çizen Toros, yağış miktarı ve yağışlı gün sayısının da havadaki partikül madde yoğunluğunun azalmasında etkili olduğuna işaret etti.

Prof. Dr. Toros, yağışların atmosferdeki asılı parçacıkların yeryüzüne taşınmasına katkıda bulunduğunu anlattı.

İstanbul özelinde her ay hava kirliliği üzerine çalışma yapıp hava kalitesini takip ettiklerini dile getiren Toros, "Eylül ayında eğitim öğretimin başlamasıyla birlikte trafik yoğunluğunun etkisi arttı. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde okul servisleriyle işe gidiş-geliş hareketliliği artıyor. Bu durum hava kalitemizin bozulmasına neden oluyor." diye konuştu.

Eylül ayında evsel ısınma faaliyetlerinin henüz yoğunlaşmaması nedeniyle kükürtdioksit seviyelerinin sanayi faaliyetleri ve gemi trafiği gibi kaynaklardan etkilenebildiğinden bahseden Toros, ısınma kaynaklı hava kirliliğinin azaltılmasında binalarda ısı yalıtımının temel adımlardan biri olduğunu, enerji tüketiminin azaltılmasının yakıt kullanımını ve buna bağlı emisyonları da düşürebileceğini kaydetti.

Konut ve iş yerlerinde gereğinden fazla ısıtmadan kaçınılması gerektiğini ifade eden Toros, iç ortam sıcaklığının uygun seviyelerde tutulmasının hem enerji tasarrufu hem de solunum yolu sağlığının korunması açısından önem taşıdığını anlattı.

Prof. Dr. Toros, katı ve sıvı yakıt kullanılan ısıtma sistemlerinde doğru yakma tekniklerinin uygulanmasının hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlayacağını, özellikle katı yakıtlı sistemlerde uygun yakma yöntemlerinin tercih edilmesi, bacaların düzenli temizlenmesi ve yanmanın verimli şekilde gerçekleşmesinin is ve zararlı gaz salımını sınırlandırabileceğini söyledi.

Sonbahar ve kış aylarında meteorolojik koşulların kirleticilerin atmosferde birikmesini kolaylaştırabildiğine dikkati çekerek, bu nedenle enerji verimliliğini artıran uygulamalar ve doğru ısınma yöntemlerinin hava kalitesinin korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti.

Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü

Kütahya'da 3 katlı binada çıkan yangında yaralanan şahıs, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti

23.10.2026 14:18:00
İHA
 
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Yangın, Bahçelievler Mahallesi Lodos Sokak'taki 3 katlı bir binanın 2. katındaki dairede meydana geldi.

Daireden dumanların yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü.

Yangında yaralanan Ramazan Öget, sağlık ekiplerince Kütahya Şehir Hastanesi kaldırıldı.

Öget, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Dairede hasara yol açan yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor

Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor

23.10.2026 14:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Özellikle büyük kentlerde meydana gelen taşkınlar, yalnızca yoğun yağışların değil, yıllardır biriken plansız yapılaşmanın da sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre sorun sadece gökten düşen yağmur miktarı değil; yağmurun toprağa ulaşamaması.

Kentlerde betonlaşmanın artması, dere yataklarının daraltılması ve doğal su yollarının yapılaşmaya açılması, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, gelecekte benzer felaketlerin daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunurken, doğayla uyumlu kentleşmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Sel felaketlerinin nedeni sadece yağış değil

Şiddetli yağmurlar her zaman yaşanabiliyor. Ancak uzmanlara göre bir yağışın afete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen temel unsur, kentin bu suyu nasıl karşıladığı.

Yıllar içinde beton ve asfaltla kaplanan şehirlerde yağmurun toprağa sızması zorlaşıyor. Su toprağa karışamadığında ise hızla yüzeyde birikiyor, yolları, alt geçitleri ve yerleşim alanlarını su altında bırakabiliyor.

Bu nedenle uzmanlar, yaşanan felaketleri yalnızca hava koşullarıyla açıklamanın eksik bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor.

Dere yatakları unutulduğunda risk büyüyor

Kentleşme sürecinde en çok zarar gören alanların başında dere yatakları geliyor. Uzmanlar, geçmişte suyun doğal geçiş güzergâhı olan birçok bölgenin yıllar içinde yapılaşmaya açıldığına dikkat çekiyor.

Oysa dere yatakları ve taşkın sahaları, yağışlı dönemlerde fazla suyu taşıyan doğal güvenlik koridorları olarak görev yapıyor. Bu alanların daraltılması veya tamamen ortadan kaldırılması halinde, su farklı güzergâhlar arıyor ve bu durum yerleşim alanlarını tehdit eden taşkınlara neden olabiliyor.

Beton yerine suyu emen kentler öneriliyor

Uzmanların çözüm olarak dikkat çektiği yaklaşım ise "mavi-yeşil altyapı" sistemi.

Bu modelde yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler, sulak alanlar, bitkilendirilmiş drenaj sistemleri ve yeşil koridorlar birlikte planlanıyor. Amaç, yağmur suyunu mümkün olduğunca düştüğü yerde tutabilmek ve kontrollü şekilde doğaya geri kazandırabilmek.

Uzmanlara göre suyu hızla uzaklaştırmaya çalışan klasik yöntemler tek başına yeterli olmayabiliyor. Bunun yerine suyu yönetebilen ve depolayabilen sistemlere ihtiyaç duyuluyor.

Parklar sadece dinlenme alanı değil

Birçok kişi parkları ve yeşil alanları yalnızca sosyal yaşamın bir parçası olarak görüyor. Ancak uzmanlar bu alanların iklim krizine karşı mücadelede kritik görevler üstlendiğini belirtiyor.

Kent ormanları, sulak alanlar, açık yeşil bölgeler ve ekolojik koridorlar yağmur suyunun tutulmasına yardımcı olurken aynı zamanda kent sıcaklıklarını da düşürebiliyor. Kısacası parklar yalnızca piknik yapılacak yerler değil; aynı zamanda kentin doğal savunma mekanizmaları olarak görülüyor.

İklim krizine karşı doğa temelli çözümler gerekiyor

Uzmanlara göre gelecekte aşırı hava olaylarının sıklığında artış yaşanabilir. Bu nedenle sadece beton kanallar ve mühendislik projeleriyle çözüm aramak yeterli olmayabilir.

Doğa temelli çözümler olarak adlandırılan yöntemler; ekosistemlerin kendi işleyişinden yararlanarak suyu tutmayı, filtrelemeyi ve yönlendirmeyi hedefliyor. Böylece hem taşkın riski azaltılıyor hem de doğal yaşam destekleniyor.

Bu yaklaşımın şehir planlamasına entegre edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Kentler doğayla mücadele ederek değil uyum sağlayarak korunabilir

Uzmanlar, afetlere karşı dayanıklı şehirler oluşturmanın yolunun doğayı kontrol etmeye çalışmaktan değil, doğal süreçlerle uyum içinde yaşamaktan geçtiğini ifade ediyor.

Dere yataklarının korunması, yeşil alanların artırılması, geçirimsiz yüzeylerin azaltılması ve suyun doğal döngüsüne saygı gösteren planlama anlayışının benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kentleşmenin kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli güvenlik perspektifiyle ele alınmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, bugün alınacak doğru kararların gelecekte yaşanabilecek can ve mal kayıplarını azaltabileceğini belirtiyor. Yağmurun düşmesini engellemek mümkün değil; ancak suya hareket edeceği güvenli alanlar bırakıldığında şehirlerin sel felaketlerine karşı çok daha dirençli hale gelebileceği ifade ediliyor.

Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti

Şanlıurfa'da bir ortaokulda yaprak sarması yiyen 12 öğrenci zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

23.10.2026 14:06:00
İHA
 
Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti
Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti
Edinilen bilgiye göre olay, Eyyübiye ilçesine bağlı Süleymanşah Mahallesi'nde bulunan Mustafa Vedat Mutlu Ortaokulu'nda meydana geldi. İddiaya göre, bir velinin okula getirdiği yaprak sarmasını yiyen 12 öğrenci, bir süre sonra rahatsızlandı.

Durumun bildirilmesi üzerine okula sağlık ekipleri sevk edildi. Zehirlenme şüphesi bulunan 12 öğrenci, sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Öğrencilerin kent merkezindeki hastanelerde tedavisi sürüyor.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve provası kapsamında 24 ve 29 Ekim tarihlerinde trafiğe kapatılacak yolları ve alternatif güzergahları duyurdu

 

23.10.2026 11:06:00
Anadolu Ajansı
 
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü, İstanbul'da düzenlenecek törenlerle coşkuyla kutlanacak.

Vatan Caddesi'nde 29 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek resmi geçit töreninin provası, 25 Ekim Pazar günü düzenlenecek Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) nedeniyle 24 Ekim Cumartesi günü yapılacak.

Alınacak trafik tedbirlerinde 58 noktada 22 ekip, 28 MEDAR Mobil Hız Tespit Sistemi (MTS) unsuru, 36 yaya personel ve 3 çekici ile toplam 111 personel görevlendirilecek.

Bu kapsamda provanın yapılacağı 24 Ekim Cumartesi ve törenin gerçekleştirileceği 29 Ekim Perşembe günleri saat 05.45 itibarıyla program bitimine kadar trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.

Adnan Menderes Bulvarı (Vatan Caddesi) gidiş ve gelişler ile D-100 kuzey ve güney istikametinden, Edirnekapı'dan, 10. Yıl, Oğuzhan, Sofular, Halıcılar, Akdeniz, Akşemsettin ve Ordu caddelerinden, Atatürk Bulvarı, Keçeci Meydan Sokak ve Hal Yolu güney istikametinde Adnan Menderes Bulvarı girişleri trafiğe kapatılacak.

Adnan Menderes Bulvarı'na çıkan tüm cadde ve sokaklar ile Tatlıpınar, Kaleboyu ve Sulukule caddelerinden bulvara katılım da sağlanamayacak.

Kapatılacak yollara alternatif olarak Turgut Özal Millet ve Fevzipaşa caddeleri ile Atatürk Bulvarı, D-100 kara yolu ve O-3 Hal Yolu kullanılabilecek. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda gözaltına alınan 11 şüpheli tutuklandı

23.10.2026 08:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 31 şüpheliden 16'sının sulh ceza hakimliğindeki sorgu işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, şüphelilerden Çetin Genç, Eren Yeşilyurt, Hakan Avdan, Konuralp Özkan, Metin Kartal Emür, Osman Uçar, Seyit Tahir Özek, Ahmet Haluk Güner, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Terzi ve Ümit Yılmaz'ın tutuklanmalarına karar verdi.

Şüpheliler Fadimenur Demir, Gülsüm Doğan, Zuhal Topaloğlu ve Yasemin Yılmaz hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Gözaltında bulunan 15 şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli ise aranıyor.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fadimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Alnus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Alnus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında ayrıca şüpheliler Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın şüpheliler arasında yer aldığı ancak yakalanmadığı, kardeşi İnan Altınbaş'ın gözaltında olduğu ve diğer aile fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu öğrenilmişti. 

Kanada ile yeni bir dönem başlıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada ile atacakları adımlarla, halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmini ilk olarak 5 milyar dolara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ettiklerini söyledi

22.10.2026 22:30:00
AA
 
Kanada ile yeni bir dönem başlıyor
Kanada ile yeni bir dönem başlıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Kanada Başbakanı Mark Carney ile baş başa görüşmesi, heyetler arası görüşmeye başkanlık etmesi ve iki ülke arasında 3 anlaşmanın imzalanmasının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihi dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine "Hoş geldiniz" dedi.

İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Erdoğan, Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkanı bulduklarını söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayi gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yıl sonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dahil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz."

Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık 2 katına çıkaracaklarını bildiren Erdoğan, "Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika'dan Latin Amerika'ya, Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz." diye konuştu.

Kanada ile savunma sanayisi ve nükleer enerji alanlarında yakın temas halinde olduklarını belirten Erdoğan, savunma sanayi işbirliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.

Bunu son olarak Ankara'da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Erdoğan, biraz önce de "Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı"nın imzalandığını anımsattı.

Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.

Enerji alanında, madencilikten LNG'ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen "Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri"nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.

Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dahil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, "Gerek Ukrayna'da, gerek Körfez'de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze'de ise Kanada'nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükümetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz." diye konuştu.


"Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık"


Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan işbirliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kağıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney'nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum."

Carney'ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Gerçekten uzun yıllara sari bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada'ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız."


Carney: "Bir Kanada Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyaret"


Kanada Başbakanı Carney, Erdoğan ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Başbakan Carney, yaptığı ziyaretin bir Kanada Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyaret olduğunun altını çizdi.

Anıtkabir'i ziyaret ettiğini belirten Carney, şöyle devam etti:

"İkinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda dünyanın farklı ülkeleri, Kanada bunlara dahil, ağaçlar gönderdiler buraya Anıtkabir'in etrafındaki parkta bu ağaçların yetişmesi için. Bu park farklı ülkelerin bugün aynı barış düşüncesini paylaştığı bir sembolü bize hatırlatıyor. Bu çabalar zamanla ancak gelişiyor, karşılıklı saygı ve ortak bir amaç güdüsüyle şekillenebiliyor."

Carney, "Bugün bir kopuşun tam ortasındayız. Eski dünya düzeni geri gelmeyecek. Güvenliğimizi ve refahımızı on yıllarca sağlamış olan kurumlar tehdit altında. Bu yeni gerçeklik karşısında Kanada, kendine yatırım yapmaya devam ediyor ki kendi geleceğimizi kontrol edelim, kendi geleceğimizin efendisi olabilelim. Kendi yaşam tarzımızı, güvenliğimizi ve egemenliğimizi sürdürebilelim." dedi.


"En dirençli ülkeler birbirini tamamlayan güçlü yanları doğru ortaklarla harmanlayanlardır"


Elinde ne tür kaynaklar olursa olsun hiçbir ülkenin tek başına güçlü bir hale gelemeyeceğini belirten Carney, "En dirençli ülkeler birbirini tamamlayan güçlü yanları doğru ortaklarla harmanlayanlardır." diye konuştu.

Carney, Kanada'nın ortak dayanıklılığın peşinde olduğunu kaydederek, "Bugün Kanada güvenilir ortaklarla derin ortaklıklar kurmanın, karşılıklı olarak yeni fırsatlar yaratmanın peşinde ve Türkiye bu açıdan istisnai bir ortak." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin dinamik bir piyasa ekonomisi, 85 milyonu aşkın nüfusuyla Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun tam ortasında oduğunu ve 24 serbest ticaret anlaşmasına ulaşan bir ağı bulunduğunu vurgulayan Carney, "NATO'nun ikinci en büyük silahlı kuvvetlerine ve en yenilikçi, en hızla gelişen savunma sanayilerinden birine sahip. Geçtiğimiz yıllarda iki ülke arasındaki ticaret yüzde 50 arttı." değerlendirmesinde bulundu.

Carney, temmuz ayında NATO zirvesi bağlamında bir araya gelindiğinde, serbest ticaret anlaşmasına yönelik müzakereleri başlatma kararlılığının ifade edildiğini ve yeni bir savunma işbirliği anlaşması imzalandığını hatırlatarak, "Bugün bir adım daha atıyoruz, stratejik ortaklığımızı başlatıyoruz. Üç yıllık bir eylem planı da ortaya koyduğumuz bir plan. Bunun üç tane ayağı var; savunma ve yatırım, enerji ve halklar arası ilişkiler." dedi.

Başbakan Carney, yakın zamanda müzakere ekiplerinin serbest ticaret anlaşması kapsamında Ankara'da olacağını söyleyerek, "Hedefimiz açık; şirketlerin daha fazla refah yaratması, halklarımızı kalkındırması, masrafların azaltılması, engellerin azaltılması, belirsizliklerin azaltılması, şirketlerin ve yatırımcıların önünde her iki ülkede yeni kapıların açılması." diye konuştu.


"Türkiye'nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor"


Bugünkü yeni savunma sanayi işbirliği anlaşmasının Kanada ve Türk şirketlerini bir araya getireceğini, işbirliğine yönlendireceğini, istihdam ve ihracat fırsatları yaratacağını, vatandaşlarn güvenliğini artıracağını ve daha güçlü bir NATO ittifakına yol açacağını ifade eden Carney, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu güvenlik işbirliği çok derin. Zira Türkiye'nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor. G20'nin büyük bir ekonomisi, NATO içerisinde önemli bir müttefikimiz ve çok önemli roller oynuyor Türkiye, dünyanın farklı bölgelerindeki en çetrefilli çatışmaların çözümü anlamında. Gazze'den tutun, Ukrayna'ya, İran'dan, Orta Doğu'ya gelen anlamında ve daha başka nice bölgeler."

Carney, Kanada'nın şu anda attığı adımlarla bir enerji süper gücü olma yolunda ilerlediğini aktararak, ekonomisi hızla gelişen, büyüyen Türkiye'nin enerji tedariğine ihtiyacı olduğunu ve bunun güvenilir bir kaynaktan gelmesi gerektiğine dikkati çekti.

Başbakan Carney, iki ülkenin enerji, nükleer teknoloji, sivil teknoloji, temiz enerji ve kritik mineraller gibi üzerine çalışabileceği birçok alan bulunduğunu belirterek, bugün iki ülkenin enerji bakanlarının da bir araya gelerek bu alanlarda çalışacaklarını beyan ettiğini aktardı.

COP31'in iddialı ve bir o kadar da pragmatik bir yaklaşım benimsemiş durumda olduğunu ifade eden Carney, "Dünya çapında iklim söz konusu olduğunda Kanada güvenilebilir bir ortaktır." dedi.

Carney, bugün imzalanan hava taşımacılık anlaşması sayesinde iki ülke arasındaki yolcu uçuşlarının haftada 12'den 21'e yükseleceğini açıklayarak, böylece aile seyahatlerinin ve turist hareketlerinin kolaylaşacağını aktardı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" desturuyla yola çıktığını ve kendine güvenen egemen bir ulus kurduğunu dile getiren Carney, Kanada'nın güncel konjonktürde bu prensibi gerçekten değerli bulduğunu söyledi.

Carney, Kanada'nın 70 yılı aşkın bir süre önce Türkiye'ye Anıtkabir etrafındaki parklara dikilmesi amacıyla akçaağaç fidanları gönderdiğini ve bugün bu ağaçların oldukça büyüdüğüne dikkati çekti.

Bugün de yeni bir stratejik ortaklığın tohumlarını ektiklerini belirten Carney, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yeni fırsatlar yaratacağız. Halklarımız, firmalarımız, şirketlerimiz için daha fazla refah ve daha fazla güvenlik sağlayacağız, ülkelerimize hem kendi halklarımıza hem de başka halklara bu bölgede ve daha da geniş bir coğrafyada. Bu ortaklık ümit ediyoruz ki gelecek nesiller boyunca güçlenerek devam edecektir. Yurtta sulh, cihanda sulh."

Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama

CİMER ihbarıyla ortaya çıkarılan ve 14 ile yayılan yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında adliyeye sevk edilen 8 şüpheli örgüt faaliyeti suçlamasıyla tutuklanırken, 36 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı

22.10.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında son dakika gelişmesi yaşandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan ve sabah saatlerinde Anadolu Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerin savcılık ve hakimlik sorguları tamamlandı.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen aralarında örgüt yöneticilerinin de bulunduğu 8 şüpheli, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sağlık sorunları ve ileri derece hastalıkları bulunan şüphelilerin de dahil olduğu 36 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 1 şüpheli ise savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.


Eşinin şüphesi şebekeyi çökertti


Milyonlarca avroluk yasa dışı ağın, suç örgütü lideri olduğu öne sürülen kadının durumundan şüphelenen eşinin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yaptığı ihbarla deşifre olduğu ortaya çıktı.

İhbarın ardından harekete geçen göçmen kaçakçılığı ekipleri; HTS kayıtları, MASAK verileri ve yurt dışı seyahat trafiğini incelemeye alarak dev bir şebekeyi gün yüzüne çıkardı.


41 kadın 811 kez yurt dışına gönderildi


Yapılan teknik ve fiziki takip çalışmalarında, şebekenin maddi zorluk yaşayan 22-33 yaş aralığındaki Türk vatandaşı 41 kadını donör olarak kullandığı belirlendi. Bu kadınların yumurta hücrelerini satmaları amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Gürcistan ve Arnavutluk'taki tüp bebek merkezlerine toplamda 811 kez seyahat ettirildiği saptandı.


"Sarı saç, mavi göz" siparişiyle 2 milyon avroluk vurgun


Soruşturma dosyasındaki detaylara göre şebeke, donör kadınlardan yumurtalıkların tanesini 60 ila 80 avro arasında değişen fiyatlarla satın alıyordu. Toplanan bu hücreler, yurt dışındaki tüp bebek merkezlerine 100 avro civarında pazarlanarak yaklaşık 2 milyon avroluk yasa dışı bir para trafiği oluşturuldu.

Çocuk sahibi olmak isteyerek şebekeye başvuran kişilerin "sarı saç, mavi göz" gibi spesifik gen taleplerinde bulunduğu, organizatörlerin ise bu taleplere "her türlü buluruz, hemen buluruz" yanıtını vererek katalog üzerinden donör seçtirdiği belirlendi.

Şebeke yöneticilerinden eski bir eczacının sevgilisi aracılığıyla işlemlerde kullanılacak yasa dışı ilaçları temin ettiği, bir diğer yöneticinin ise donör kadınların fotoğraflarını çekerek müşterilere pazarladığı tespit edildi.


14 ilde eş zamanlı darbe


Soruşturma kapsamında delillerin toplanmasının ardından İstanbul merkezli Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Tekirdağ, Giresun, Aydın, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Şanlıurfa, Karaman ve Muğla olmak üzere 14 ilde operasyon yapıldı. Haklarında işlem başlatılan toplam 53 şüphelinin arasında 1 örgüt lideri, 5 örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, 2 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile 4 seyahat organizatörü yer alıyor.

Başsavcılık, kimlikleri belirlenen ancak henüz yakalanamayan firari durumdaki 8 şüphelinin yakalanması için operasyonların titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğünü açıkladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

22.10.2026 20:44:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa'nın üç büyük ülkesi Almanya, Fransa ve İngiltere'yi (E3), Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubuyla ilk kez aynı formatta buluşturacak toplantılara ev sahipliği yapacak.

Toplantılarda Ortadoğu'daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği, Yemen'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkileri masaya yatırılacak. Tarafların, önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek iş birliği ve koordinasyon olanaklarını değerlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın aktardığı bilgilere göre, Fidan, bölgesel güvenliğin sağlanmasında bölge ülkelerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajını verecek. Fidan'ın ayrıca mevcut anlaşmazlıkların birbirini derinleştirmesinin, çatışmaların yeni bölgelere yayılmasının ve bölgesel gerilimlerin daha geniş çaplı istikrarsızlığa dönüşmesinin önlenmesi gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

İsrail'in politikaları ve Suudi Arabistan'ın güvenliği
Toplantının gündeminde Filistin meselesi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri de bulunuyor. Uluslararası toplumun, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve yerleşimci şiddetine karşı baskıyı artırması gerektiği mesajının öne çıkması bekleniyor.

Yemen'deki Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın güvenliğine verilen destek de görüşülecek konular arasında. Fidan'ın Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınması gerektiğini vurgulaması öngörülüyor.

Görüşmelerde ayrıca Karadeniz'deki güvenlik durumu ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de ele alınacak. Son haftalarda Karadeniz'de ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların yoğunlaşması, deniz taşımacılığı açısından güvenlik kaygılarını artırmış bulunuyor. Özellikle insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılarda Türk gemilerinin de hedef hâline geldiği gözlemleniyor.

E3 ve R4 formatları nedir?
E3 formatı, İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik koordinasyonu ilerletmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından oluşturuldu.

R4 ise Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı bir araya getiriyor. Bu ülkeler, bölgesel güvenlik ve iş birliğini geliştirmeye yönelik girişimler kapsamında ortak hareket ediyor.

Öte yandan Ankara, kısa süre önce İslamabad ve Riyad ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yeni bir güvenlik ittifakı oluşturmuş bulunuyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.