Demokrasi; halkın kendini yönetme rejimi olarak tanımlanır. Yani yönetimde aslolan halkın bizzat kendisidir. Ancak uygulama zorluğundan dolayı vekalet sistemi uygulanır. Yasama milletvekilleri aracılığı ile, yürütme Hükümet aracılığı ile, yargı mahkeme aracılığı ile yapılır. Bu üç kurumdan her biri millet adına, halk adına iş görür. Yani muhafaza yapar, uygular ve yargılar.
Konular bazan öyle önem kazanır ki, o zaman bizzat halka sormak gerekir. Yasalarda anlatıldığı üzere buna "halk oylaması" denir. Çünkü önemine binaen artık vekalet ortadan kalkar bizzat halk belirleyici olur.
Şimdi Afganistan'a asker yollama işi gündeme geldi. Biz halkın nabzını tutuyoruz. Halk, asker yollamayı uygun görmüyor. Parlamento ikiye bölünmüş durumda. İktidar kanadı isteyerek veya grup kararı baskısıyla evet diyor, muhalefet kanadı karşı çıkıyor. Sonuçta asker gönderme lehinde karar çıkıyor.
Son derece önemli bir konu olduğu halde yüzde yüz ittifak sağlanamamıştır. Halbuki bu gibi özellikli konularda yüzde yüz ittifak gerekir. Veya tamamen ya da kısmî bir referandum yapılmalıdır. Mevzuat problemi söz konusu ediliyorsa bunun da cevabı yine parlamentoda. İstenilen yasa ve mevzuat düzeni her an sağlanabilir.
Ülkemin tamamını kuşatan bir referandum zor olduğuna göre, bazı teknikler kullanılarak kısmi referandumlar yapılabilir. Mesela kura ile Türkiye'de 500 adet sandık tespit edilir. Uluslararası bir noterin de gözlemi altında oyalama yapılır. Böylece sorumluluk ve karar halkla paylaşılmış olur.
O zaman çıkan sonuç hem milli kamuoyunu ve hem de uluslararası kamoyunu tatmin eder. Milli direnç kırılmaz. Kafalar ve kalpler bir bütün olur.
Bu uygulamadan niçin kaçınıldığı merak konusudur. Acaba sayın yöneticiler halka güvenemiyor mu? Yapılacak halk oylamasında farklı şeyler mi bekleniyor? Çıkacak sonuçlara razı olamayacaklarından mı korkuyorlar?
Evet, halka rağmen demokrasi olmaz. Halkın istekleri, halkın kanaat oyları alınmadan gösterilen idare demokratik değildir. İşte o zaman çelişkiye düşersiniz. Adına demokrasi deseniz de, yaptığınız iş antidemokratiktir.
Konular bazan öyle önem kazanır ki, o zaman bizzat halka sormak gerekir. Yasalarda anlatıldığı üzere buna "halk oylaması" denir. Çünkü önemine binaen artık vekalet ortadan kalkar bizzat halk belirleyici olur.
Şimdi Afganistan'a asker yollama işi gündeme geldi. Biz halkın nabzını tutuyoruz. Halk, asker yollamayı uygun görmüyor. Parlamento ikiye bölünmüş durumda. İktidar kanadı isteyerek veya grup kararı baskısıyla evet diyor, muhalefet kanadı karşı çıkıyor. Sonuçta asker gönderme lehinde karar çıkıyor.
Son derece önemli bir konu olduğu halde yüzde yüz ittifak sağlanamamıştır. Halbuki bu gibi özellikli konularda yüzde yüz ittifak gerekir. Veya tamamen ya da kısmî bir referandum yapılmalıdır. Mevzuat problemi söz konusu ediliyorsa bunun da cevabı yine parlamentoda. İstenilen yasa ve mevzuat düzeni her an sağlanabilir.
Ülkemin tamamını kuşatan bir referandum zor olduğuna göre, bazı teknikler kullanılarak kısmi referandumlar yapılabilir. Mesela kura ile Türkiye'de 500 adet sandık tespit edilir. Uluslararası bir noterin de gözlemi altında oyalama yapılır. Böylece sorumluluk ve karar halkla paylaşılmış olur.
O zaman çıkan sonuç hem milli kamuoyunu ve hem de uluslararası kamoyunu tatmin eder. Milli direnç kırılmaz. Kafalar ve kalpler bir bütün olur.
Bu uygulamadan niçin kaçınıldığı merak konusudur. Acaba sayın yöneticiler halka güvenemiyor mu? Yapılacak halk oylamasında farklı şeyler mi bekleniyor? Çıkacak sonuçlara razı olamayacaklarından mı korkuyorlar?
Evet, halka rağmen demokrasi olmaz. Halkın istekleri, halkın kanaat oyları alınmadan gösterilen idare demokratik değildir. İşte o zaman çelişkiye düşersiniz. Adına demokrasi deseniz de, yaptığınız iş antidemokratiktir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Baki Bektaş / diğer yazıları
- Gerçek hayat ahiret hayatıdır / 09.09.2003
- Tek çare birlik / 11.09.2002
- Misyonerlik faaliyetlerinin boyutları / 30.05.2002
- Halkımız çok iyi bir gözlemci / 25.05.2002
- Derviş'e göre deniz bitti / 24.05.2002
- Aziz ol, Elazığ / 17.05.2002
- Kayseri, sen ne imişsin! / 15.05.2002
- Tek çare birlik / 15.04.2002
- Görebilmek / 08.04.2002
- En büyük terör işgaldir / 06.04.2002
- Tek çare birlik / 11.09.2002
- Misyonerlik faaliyetlerinin boyutları / 30.05.2002
- Halkımız çok iyi bir gözlemci / 25.05.2002
- Derviş'e göre deniz bitti / 24.05.2002
- Aziz ol, Elazığ / 17.05.2002
- Kayseri, sen ne imişsin! / 15.05.2002
- Tek çare birlik / 15.04.2002
- Görebilmek / 08.04.2002
- En büyük terör işgaldir / 06.04.2002






























































































