Yüzyılın felaketi başımıza çöktü. Hepimizin canları malları gitti. Hayatta kalan milletimizin fertleri, kardeşlerimiz, maddi manevi çok büyük kayıplar verdi. Fakat biz millet olarak birbirine yardımı candan seven, bir kültürün ve inancın sahibi ve uygulayıcılarıyız.
Devletin resmi kurumları yanında, federasyonlarımız, odalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, vatandaşlarımızın şahsi gayretlerini çok önemseyerek koordine eden, teşvik eden bir yapıyı hızla daha etkin bir şekilde hayata geçirmeliyiz.
Çünkü biz millet olarak vakıf medeniyeti ruhu ile tarih boyunca yaşadık. Bu inanç ve kültür, milletimizin mutlaka korunması gereken birlik harcı ve ruhudur.
Onun için freni patlamış gibi yardım malzemesini bölgeye getiren tır ve kamyon şoförlerimiz dünyayı şaşırtıyor.
İlk günden itibaren, hem deprem bölgesinden hem de Türkiye'nin her tarafından, gönüllü genç, yaşlı insanlar elleri patlasa da, soğuktan donsalar da, canhıraş yardım çalışmalarına ilk günden itibaren devam ediyorlar. Milletimiz yediden yetmişe tek yürek, tek vücut bu noktada.
Yönetim bundan sonra ne yapmalı, süreci nasıl yönetmeli? Yeni yerleşim ve yaşam alanları nasıl olmalı?
Yerel yönetimler devre dışı bırakılmadan, belediye meclisleri devre dışı bırakılmadan, öncelikle şehirlerin tüm kesimlerinin içinde olduğu koordinasyon mutlaka aktif tutulmalı. Ankara'dan sahayı tanımayanların kararıyla kentlerin imarı ne kadar gerçekçi olabilir. Çevre ve şehircilik bakanlığı genel koordinatörlük yapmalı. Elbette en başta barınma, sıcak yuva, kalıcı konutlar öncelikli. Fakat ben yaptım oldu zihniyetinden vazgeçilmeli. Hem de artçı depremler devam ediyor ve bir yılda bitirilecek deniyor!?
Şimdilik 200 bin şehirlerde 90 bin köylerde konut yapılacak deniyor.
Mantık inşaat işi benim işim asla olmamalı. Olaya rant gözüyle bakılmamalı. Milletimizin de oluşan bu izlenimini, kaldıracak tedbirler ivedilikle ortaya konmalı.
Bu deprem felaketi, tüm sahalarda ortaya çıkan işlevsizliklerle, tek adam sistemi olan cumhurbaşkanlık sisteminin çöktüğünü bize net bir şekilde gösterdi.
Maalesef bu sistem çökerken Atatürk'ün milletiyle birlikte kurduğu devletin kurumlarını işlevsiz hale getirdiğini gösterdi.
Bu deprem afetinde sanayi devi şehirler çok büyük darbe yedi. Ekonominin lokomotifi olan bu şehirlere uzun vadeli faizsiz krediler verilmeli.
Göçü önlemek ve halkın yaşama kabiliyetini kendi şehirlerinde kazandırmak için, emek yoğun üretim yapan sektör ve işleri öne çıkarıma projeleri geliştirilmeli.
Yöresel tarım ekonomisini öne çıkaran üretimi teşvik edilmeli.
Şehirlerde ve kazalarda işsiz aşsız kimse kalmamalı. Birinci hedef bu olmalı.
Böylece öncelikle deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın ve milletimizin mutluluğu sağlanmalı.
Sanayi bölgelerindeki fabrikaların çatılarında güneş enerjisi üretimi mutlaka teşvik edilip yapılmalı.
Böylece enerjinin bedava hale getirilmesi projesinin önü açılmalı.
Üretilen enerjinin fazlası devlet tarafından satın alınmalı.
Bununla ilgili yasal mevzuat, özel birkaç dev şirketi koruyan değil, yerel sanayiciyi ve vatandaşı koruyacak şekilde düzenlenmeli.
Bölge güneş enerjisi üretimi için çok uygun. Yeni yapılan evlerde de bu proje mutlaka uygulanmalı. Böylece enerjide dışa bağımlılıktan kurtuluruz.
Esnaf nasıl korunacak? Hibe krediler esnaf için hemen devreye konmalı.
Evini ve işyerini kaybetmiş vatandaşlara devlet ücretsiz veya yapı maliyetinde faizsiz çok uzun vadeli krediler vermelidir.
Fakir, dar gelirli ve orta gelirli vatandaşlara hibe şeklinde eşya desteği mutlaka yapılmalı.
Şehirlerin tarihi kültürel yapıları korunmalı.
Tarım sektörü ve köylü kesimi korunmalı.
Tarlalarda ekilmiş tonlarca mahsul var. Bunlara ürün alım garantisi verilmeli. Deprem bölgesindeki köylü vatandaşlar ve yöre halkından olan tarım işçileri, devlet tarafından sigortası ödenerek desteklenmeli. Sulama, tohum, gübre, mazot desteği verilmeli. Bu şekilde bölgeden göçler önlenir. Herkes kendi toprağında, köyünde, kazasında, şehrinde iş aş bulduğu için yerinde kalır. Devletimiz depremzedelere, yaralar sarılıncaya kadar vatandaşlık maaşı şeklinde yardım vererek, yöre halkının kendi yerine kalmasını sağlamalı. Böylece demografik ve kültürel yapı bozulmadan korunur. Bu şekilde vatandaşlarımıza yönetim, sizin devletiniz yanınızdadır anlayışını göstermelidir. Bu bir milli güvenlik görevidir.
Bunları yapmak zor mu? Hayır, fakat zorunlu.
Burada sunduğumuz bu çözümler ve daha fazlası Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Projeleri'nde var. Ve dünyada uygulanıyor.
Bağımsız Türkiye Partisi'nin Genel Başkanı Hüseyin Baş, partisinin tüzüğünde olan MEM projelerini uygulamak için tüm teşkilatlarıyla sahada vatandaşlarımızın yanında. Anlayan için çözüm herkesin gözünün önünde.
- Bayrama bir de buradan bakalım / 05.06.2025
- Kültürel değerlerimizin korunması / 11.05.2025
- Prof. Dr. Haydar Baş’ın vuslatının 5. yılında duam / 16.04.2025
- AKP yasa çıkardı, ‘evime, mülküme çökme’ / 06.12.2023
- Eğitim ve adalet / 29.11.2023
- BOP mu, Atatürk’ün Ortadoğu projesi mi? / 21.11.2023
- Kaybolan değerlerimiz / 15.11.2023
- Gençliğe hitabenin ışığında 10 Kasım / 13.11.2023
- 10 Kasım’da okuduğum Hutbe / 12.11.2023





























































