11 ilimizde büyük bir yıkıma ve on binlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş depremlerinden sonra yetkililerin 'gözlemle' hasar tespit çalışmaları bütün hızıyla devam ediyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Depremden etkilenen illerimizde bugüne kadar 5 milyon 158 bin 93 bağımsız bölümden oluşan 1 milyon 728 bin binada inceleme yapıldı. İçerisinde 637 bin 222 bağımsız bölümden oluşan 227 bin 27 binanın acil yıkılacak, ağır hasarlı ve yıkık olduğunu tespitini yaptık" açıklamasında bulundu. Özetle; 227 bin bina ya yıkık vaziyette ya da ağır hasarlı olduğu için acil yıkılması gerekenler arasında… İnceleme yapılan bina sayısı arttıkça bu rakam elbette ki daha da artacaktır.
Tespitler bakanlığın ifade ettiği şekilde 'gözlemle' yapıldığı için doğal olarak itirazlar da çok oluyor. Örneğin, Diyarbakır kent merkezinde ve ilçelerinde toplam 23 bin 864 binaya 'hasarlı' raporu verilmiş, fakat sadece Diyarbakır'da çelişkili hasar raporlarına daha şimdiden 10 bini aşkın itiraz yapılmış. Neredeyse hasar tespitlerinin yarısına itiraz var.
İtiraz sonrası süreç şöyle işliyor: Hasar kayıtlarına itiraz eden kat malikleri ve işyeri sahiplerinin başvuru dilekçeleri işleme alınarak yeniden hasar tespit komisyonlarınca ilgili adreslerde tespit yapılacak; hasar tespitinde değişiklik olabileceği gibi aynı kararlar yeniden uygulanabilecek; itiraz sonrası verilen hasar raporu itiraz yolu kapalı olarak kesin rapor niteliğinde olacak.
İtirazlarda, hasarlı olan binaya hasarsız denildiği, ya da hasarsız binaya hasarlı denildiği belirtiliyor. Vatandaşların itirazlarına göre değişiklik yapılacak, peki, ya itiraz edilmezse? Diğer önemli konu ise, 'gözlemle' yapılan bir tespitte, diyelim ki bina 'orta hasarlı' çıktı, yani güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi ama kapsamlı bir incelemede belki de bu bina 'ağır hasarlı', yani gerçekte yıkılması gereken bir bina... Bu durumda ne olacak? Oldukça riskli bir tablo var ortada…
Deprem bölgesinde yeni yapılacak konutlarla ilgili de bilim insanları uyarmaya devam ediyor. Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya hesabından bu konuda önemli uyarılarda bulundu. Deprem bölgesinde enkaz kaldırma çalışmaları devam ederken yenileme çalışmalarının başladığını söyleyen Naci Görür, 6 Şubat gibi bir afetin yeniden yaşanmaması için dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.
Görür şunları ifade etti: "Bu günlerde harıl harıl deprem bölgesinde yerleşim bölgelerini yenileme, ayağa kaldırma çalışmaları yapılıyor. Deprem kentlerini tamir ve yenileme çalışmaları sadece bir inşaat projesi değildir. Her yerleşim alanının yüzey jeolojisini, yeraltı jeolojisini, jeomorfolojisini, jeofiziğini, sismolojisini, zeminini, vb. ayrıntılı olarak bilecek ve yenilediğiniz bölgenin depremselliğini, aktif faylarını, çökme alanlarını, sıvılaşma yörelerini, kütle hareketlerinin olabileceği yerleri, deprem etkisinin büyütüleceği yöreleri, deprem dalgalarının bir nevi kapana kısılıp yıkıcı etkilerinin artacağı alanları, vb. belirleyip inşaatına giriştiğiniz yerlerin yerleşime uygun olup olmadığına karar vermeniz, sonra da yenileme ve imar çalışmalarına girişmeniz lazım. Ne olur alelacele deprem bölgelerinde yenileme çalışmaları yapıp 6 Şubat gibi bir afeti aynı bölgedeki gelecek nesillerimize ihale etmeyelim."
Bilim insanlarının bugüne kadar yaptığı uyarılar dikkate alınmadığı için böylesine acı bir sonuçla karşılaştık, bari bundan sonrası için bu uyarıları dikkate alalım.
Yeni yapılan konutların yukarıdaki bilimsel uyarılar dikkate alınarak yeniden inşa edilmesi önemli bir konu ama bir diğer önemli konu ise vatandaşlar bu konutlara nasıl ulaşabilecek? Daha doğrusu ulaşabilecek mi?
Yapılan açıklamalara göre depremzedelerin yıkılan konutlarına karşılık yapılacak konutlar şu şartlarla sunulacak:
İlk 2 yıl ödemesiz, 20 yıl vadeli, aylık ve yıllık eşit taksitlerle ödeme yapılacak; faizi devlet tarafından karşılanacak. İş yerleri ise yüzde 4 faizle 8 yıl taksitli olacak. Bu kampanya sadece 1 konut ve 1 işyeri için geçerli olacak.
Hükümetin bir de güçlendirme kredisi projesi var o da şöyle:
Konut için 8 yıl faizsiz kredi; iş yerleri için yüzde 4 faiz, 3 yıl vadeli kredi…
Depremlerde ev ve iş yerlerini kaybetmiş vatandaşlarımıza afet projesi kapsamında yine ev ve işyeri satılıyor. Üstelik bu vatandaşlarımızın bir bölümü belki de yıkılan evlerinin aylık kredi taksitlerini ödemeye devam ediyor. Birden fazla konutunu ya da işyerini kaybeden vatandaşlara sadece bir adet için proje sunuluyor.
Diyeceksiniz ki, 'DASK'tan alınacak'; tamam da maddi imkansızlıklar sebebiyle vatandaşlarımızın neredeyse yarısı konut ve işyerlerine DASK yaptıramamış durumda… Açlık sınırının altında maaş alan bir işçi, bir emekli söyler misiniz bu tür ödemeleri nasıl yapacak? Ayrıca DASK bir konut için en fazla 640 bin TL ödeyecek.
Bu insanlar bir şekilde çalışmışlar, çabalamışlar, bir kısmı da büyüklerinden miras kalmış bir ev sahibi olmuşlar. Şimdi yılların mücadelesiyle elde ettikleri ev yıkıldığı için yeniden ev almak zorundalar.
Hükümet, yaptığı bağış kampanyasıyla 117 milyar lira para topladı. Ayrıca deprem vergisi olarak yıllardır alınan paranın 34.5 milyar doları bulduğu ifade ediliyor. Bu da TL bazında 650 milyar lirayı aşıyor. Toplamda sadece deprem amaçlı toplanan 770 milyar liraya yakın bir meblağdan bahsediyoruz.
Maliyet açısından değerlendirdiğimizde bu, yaklaşık 770 bin konutun, vatandaşlara bir kuruş ödetmeden temin edilmesi anlamına gelir.
Anayasamızda ifade edilen 'sosyal devlet' kavramının karşılığı işte budur.
Depremlerde en yakınlarını kaybetmiş, sahip oldukları her şey yerle bir olmuş olan insanlarımıza, yeniden ev satarak sosyal devlet olunmaz!
Daha kapsamlı, daha güçlü çözüm projeleri istiyorsanız, mutlaka Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'a danışmalısınız. BTP'nin parti programında olan Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli vatandaşlarımızın her türlü sorununu çözebilecek kalıcı ve yapısal çözümler sunmaktadır.
- Çerçeve yasa kimin geleceğini inşa ediyor? / 07.08.2026
- Petrol için ittifak, insanlık için sessizlik / 06.08.2026
- Alevlerin kıyısında zamanla yarış / 05.08.2026
- ABD tıkandı, İsrail rahatsız, İran'dan geri adım yok / 04.08.2026
- Dimyat saldırısı ve ‘sahte bayrak’ şüphesi / 03.08.2026
- Mutfaktaki yangın ve derinleşen işsizlik / 02.08.2026
- Körfez'de çok yönlü satranç ve vekalet savaşları / 01.08.2026
- İran’ın Hürmüz stratejisi ve İsrail-ABD hattındaki gizli trafik / 31.07.2026
- Kıbrıs’ta taviz mi, tam bağımsızlık mı? / 30.07.2026























































