Son günlerde Papa'nın İznik'e yönelik ziyaret hazırlıkları yeniden gündeme gelince, yıllardır dikkat çektiğimiz bir tehlike bir kez daha karşımıza çıktı: Dinlerarası Diyalog adı altında yürütülen ve Vatikan'ın 3. bin yıl hedefi olarak açıkladığı misyonerlik faaliyetleri.
Biz yıllardır bu projenin, masum bir "diyalog" faaliyeti değil; İslam'ı etkisizleştirme ve Hristiyan dünyasının nüfuzunu genişletme hedefi olduğunu anlattık. Ne var ki bizi anlamak istemeyenler, kraldan çok kralcı kesilip Vatikan'ın misyonerlik değirmenine su taşımaya devam ediyor. Ancak biz hak bildiğimiz yolda gerçekleri söylemekten geri durmayacağız.
Vatikan'ın kendi ifadeleri bunu açıkça ortaya koyuyor:
"Dinlerarası diyalog, kilisenin tüm insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun parçasıdır." (Redemptoris Mission, 1991)
"Diyalog, kilisenin İncil'i yayma görevinden bağımsız değildir." (Pietro Rossano, Bulletin)
"Birinci bin yılda Avrupa, ikinci bin yılda Afrika ve Amerika Hıristiyanlaştırıldı; üçüncü bin yılda Asya'yı Hıristiyanlaştıralım." (Papa II. Jean Paul)
Bu ifadelerden sonra hâlâ "diyalog"u masum bir kültürel buluşma sananlara ne desem bilemiyorum.
İznik, Hristiyan dünyası için semboliktir. 325'te toplanan İznik Konsili, bugünkü Hristiyanlık inancının şekillendiği yerdir. Papa'nın ziyaret ısrarı manevi değil, siyasidir. Çünkü Vatikan, Anadolu'da yeniden "Hristiyan hafızası" oluşturmak istemektedir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu girişimlerin Türkiye'nin dini, milli ve kültürel bütünlüğü için ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Bu nedenle:
Misyonerlik faaliyetlerine karşı çok sıkı denetim getirdi.
Yabancı dini yapıların Anadolu'da örgütlenmesine izin vermedi.
Türkiye'nin egemenliğini zedeleyecek hiçbir dış dini otoriteye kapı açmadı.
Hristiyan dünyasının "tarihi hak iddiası" oluşturabileceği her girişimi devlet aklıyla engelledi.
Atatürk, Anadolu'nun "dini ve tarihi miras" üzerinden paylaşılmak istendiğini fark etmişti. Bu yüzden Papa'nın Anadolu'da sembolik alanlar üzerinde nüfuz kurmasına hiçbir zaman müsaade etmedi.
Bugün Dinlerarası Diyalog adı altında Türkiye'nin milli ve dini hassasiyetleri yeniden hedef alınmaktadır. İznik ziyareti de bu sürecin bir uzantısıdır.
Din gündem olunca mangalda kül bırakmayan tarikatlardan, cemaatlerden; sözde şeyhlerden, cübbeliden, sarıklıdan, külahlıdan, bir ses çıkmadı. Kimse sokaklarda "şeriat isterik" diye Osmanlı bayraklarıyla sancaklarıyla yürümedi. "Din elden gidiyor" diyen olmadı.
Şimdi sözde dindarlara kritik bir soru soralım: Papanın İznik ziyaretine izin vermeyenlere mi verenlere mi dinsiz demek lazım?
Bu sorunun cevabı çok zordur. Ama sizi bir tavsiyede bulunayım. Bundan sonra sakın kimse Atatürk'ün dini inancına imanına kimse laf söylemesin.
Son söz Hüseyin Baş'ın olsun: ''Atatürk'ün Müslümanlığı şu anda en benim diyen Müslümana nal toplatır. Yalancılara ve iftiracılara itibar etmeyin.''
Biz yıllardır bu projenin, masum bir "diyalog" faaliyeti değil; İslam'ı etkisizleştirme ve Hristiyan dünyasının nüfuzunu genişletme hedefi olduğunu anlattık. Ne var ki bizi anlamak istemeyenler, kraldan çok kralcı kesilip Vatikan'ın misyonerlik değirmenine su taşımaya devam ediyor. Ancak biz hak bildiğimiz yolda gerçekleri söylemekten geri durmayacağız.
Vatikan'ın Diyalog Tanımı: "Misyonerliğin Yeni Adı"
Dinlerarası Diyalogun kaynağı, 1965'te II. Vatikan Konsili'nin "Nostra Aetate" belgesidir. Bu belge, Papa 6. Paul tarafından "3. bin yıl hedefi" olarak ilan edilmiş ve Diyalog doğrudan misyonerliğin çağımıza uyarlanmış şekli olarak tanımlanmıştır.Vatikan'ın kendi ifadeleri bunu açıkça ortaya koyuyor:
"Dinlerarası diyalog, kilisenin tüm insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun parçasıdır." (Redemptoris Mission, 1991)
"Diyalog, kilisenin İncil'i yayma görevinden bağımsız değildir." (Pietro Rossano, Bulletin)
"Birinci bin yılda Avrupa, ikinci bin yılda Afrika ve Amerika Hıristiyanlaştırıldı; üçüncü bin yılda Asya'yı Hıristiyanlaştıralım." (Papa II. Jean Paul)
Bu ifadelerden sonra hâlâ "diyalog"u masum bir kültürel buluşma sananlara ne desem bilemiyorum.
Papanın neden İznik'e ilgisi var?
İznik, Hristiyan dünyası için semboliktir. 325'te toplanan İznik Konsili, bugünkü Hristiyanlık inancının şekillendiği yerdir. Papa'nın ziyaret ısrarı manevi değil, siyasidir. Çünkü Vatikan, Anadolu'da yeniden "Hristiyan hafızası" oluşturmak istemektedir.
Atatürk bu oyuna neden izin vermedi?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu girişimlerin Türkiye'nin dini, milli ve kültürel bütünlüğü için ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Bu nedenle:Misyonerlik faaliyetlerine karşı çok sıkı denetim getirdi.
Yabancı dini yapıların Anadolu'da örgütlenmesine izin vermedi.
Türkiye'nin egemenliğini zedeleyecek hiçbir dış dini otoriteye kapı açmadı.
Hristiyan dünyasının "tarihi hak iddiası" oluşturabileceği her girişimi devlet aklıyla engelledi.
Atatürk, Anadolu'nun "dini ve tarihi miras" üzerinden paylaşılmak istendiğini fark etmişti. Bu yüzden Papa'nın Anadolu'da sembolik alanlar üzerinde nüfuz kurmasına hiçbir zaman müsaade etmedi.
Tehlike Kapıda
Bugün Dinlerarası Diyalog adı altında Türkiye'nin milli ve dini hassasiyetleri yeniden hedef alınmaktadır. İznik ziyareti de bu sürecin bir uzantısıdır.Görevimiz açıktır
Milletimizi bu oyuna karşı uyarmak ve gerçekleri cesaretle söylemeye devam etmek.
Sözde dindarlara ne demeli?
Din gündem olunca mangalda kül bırakmayan tarikatlardan, cemaatlerden; sözde şeyhlerden, cübbeliden, sarıklıdan, külahlıdan, bir ses çıkmadı. Kimse sokaklarda "şeriat isterik" diye Osmanlı bayraklarıyla sancaklarıyla yürümedi. "Din elden gidiyor" diyen olmadı.Şimdi sözde dindarlara kritik bir soru soralım: Papanın İznik ziyaretine izin vermeyenlere mi verenlere mi dinsiz demek lazım?
Bu sorunun cevabı çok zordur. Ama sizi bir tavsiyede bulunayım. Bundan sonra sakın kimse Atatürk'ün dini inancına imanına kimse laf söylemesin.
Son söz Hüseyin Baş'ın olsun: ''Atatürk'ün Müslümanlığı şu anda en benim diyen Müslümana nal toplatır. Yalancılara ve iftiracılara itibar etmeyin.''
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Dinlerarası Diyalog tuzağı ve İznik üzerindeki hesaplar / 30.11.2025
- Yalan toplumu çökerten en büyük felakettir / 29.11.2025
- Açılım süreci ve Milli İrade tartışmaları derinleşiyor / 28.11.2025
- Nüfus artmıyor, tehlike kapımızda / 27.11.2025
- Öğretmenler Günü’nü kutlamakla sorunlar çözülmüyor / 26.11.2025
- İnsanlığın en derin savaşı nefis mücadelesidir / 25.11.2025
- Sosyal adalet yerlerde sürünüyor / 24.11.2025
- Tükenmeyen hazine kanaattir / 23.11.2025
- Dava adamının duruşu da sözü de değişmez / 22.11.2025
- Kalbin pası nasıl silinir? / 21.11.2025
- Yalan toplumu çökerten en büyük felakettir / 29.11.2025
- Açılım süreci ve Milli İrade tartışmaları derinleşiyor / 28.11.2025
- Nüfus artmıyor, tehlike kapımızda / 27.11.2025
- Öğretmenler Günü’nü kutlamakla sorunlar çözülmüyor / 26.11.2025
- İnsanlığın en derin savaşı nefis mücadelesidir / 25.11.2025
- Sosyal adalet yerlerde sürünüyor / 24.11.2025
- Tükenmeyen hazine kanaattir / 23.11.2025
- Dava adamının duruşu da sözü de değişmez / 22.11.2025
- Kalbin pası nasıl silinir? / 21.11.2025



















































































