logo
25 EKİM 2026

Doktorunuz sizinle/ Psikolojik danışmanlık önyargısından kurtulalım

28.02.2007 00:00:00
 
Psikolojik danışma: kişisel, sosyal, eğitimsel ve mesleki konularda kişilerin amaçlarını belirleme, karar verme, varolan problemlerini çözme ve benzeri konularda (tarafsız, kişilik haklarına saygılı, güven ve gizliliğe önem veren) eğitimli danışmanlardan yardım aldığı bir gelişim sürecidir. Psikolojik danışma süreci bir çok insan tarafından yanlış değerlendirilmektedir:

1. ÖNYARGI: Psikolojik danışma sadece yoğun ve derin duygusal problemi olan kişiler içindir.1. GERÇEK: Psikoterapi yoğun ve derin duygusal problemleri olan kişiler içindir. Psikolojik danışma ise : ? Kendini daha iyi tanımak isteyen bireylere, arkadaşları ve ailesiyle olan ilişkilerini düzeltmek ya da geliştirmek isteyenlere, yalnızlık ve utangaçlık ile başa çıkmak isteyenlere, ? Kendine güveni artırmak isteyenlere ve girişkenlik konusunda problemi olan öğrencilere, duygularını etkili şekilde ifade etmek isteyen veya bu konuda problemleri olan kişilere, ? Stres ve kaygı ile baş etmek isteyenlere, sınavlar ve notlar ile problemi olanlar ya da akademik uyarı almış öğrencilere, mesleki anlamda kendine bir yol çizmek isteyenlere, her türlü karar verme güçlüklerinde...2. ÖNYARGI: Psikolojik danışmaya başvuran kişiler zayıf karakterli kişiler olduğu düşüncesi.2. GERÇEK: Psikolojik danışmaya başvuran kişiler zayıf değil, gerçekte yaşamlarından ve kendilerinden sorumlu olduğunun farkında ve varolan problemleri, yaşadıkları zorlukları çözmek için ilk adımı atmış kişilerdir. Bir çok insan bunu "cesur davranmak" diye nitelendirmektedir.3. ÖNYARGI: Değişim çok kolaydır.3. GERÇEK: Değişim her zaman kolay değildir. Üzerinde zaman ve emek harcamak gereklidir. Psikolojik danışma problemlerinizi hemen çözüveren bir süreç olmadığı gibi, psikolojik danışman da elinde sihirli değnek olan bir kişi değildir. 4. ÖNYARGI: Psikolojik danışman sizi çözümler. Size yaşamınızda ne yaptığınızı ve problemlerinizi çözmek için ne yapmanız gerektiğini anlatır, öğütler verir.4. GERÇEK : Psikolojik danışman, problemlerinizi nasıl çözeceğiniz konusunda size öğüt veren kişi değildir. O, danışma süreci içinde sizin koyduğunuz hedeflere ulaşmanız, çeşitli konularda sağlıklı karar vermeniz veya problemlerinizi çözmeniz konusunda size yardımcı olan kişidir.5. ÖNYARGI: Psikolojik Danışmaya başvuranlar hakkında dosyalarına veya transcript'lerine yazı yazılıyor ve bu gelecekte işe girmemizi engelliyor.5. GERÇEK: Psikolojik danışmanın en önemli ilkelerinden birisi gizliliktir. Psikolojik danışmaya başvuranlar hakkında veya bu kişilerin danışmanlarına anlattıkları konularla ilgili olarak onların izni olmadan hiç kimseye veya kuruma bilgi verilmez...

R4 dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı

Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan (R4 Grubu) dışişleri bakanları, İsrail işgalinin bölge ve ötesindeki istikrarsızlığın temel kaynağını oluşturduğunu ve İsrail politikalarının küresel kamuoyunda derin adaletsizlik hissi yarattığını bildirdi

24.10.2026 07:00:00
AA
 
R4 dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı
R4 dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı

R4 dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı.

Bildiride, Birleşmiş Milletler Şartı'nın ilke ve amaçları doğrultusunda, bölge ve ötesinde barış ve istikrarı teşvik etmeye yönelik ortak çıkar anlayışı çerçevesinde diplomatik çabalara katkıda bulunma taahhüdünde birleşen bakanların, ortak ilgi alanına giren bölgesel konuları ele almak üzere İstanbul'da bir araya geldiği belirtildi.

Ortak bildiride, şu ifadelere yer verildi:

"Bakanlar, İsrail işgalinin bölge ve ötesindeki istikrarsızlığın temel kaynağını oluşturduğunu ve İsrail politikalarının küresel kamuoyunda derin bir adaletsizlik hissi yarattığını vurgulamışlardır. İki devletli çözümün ilgili BM kararları uyarınca bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulunmuşlardır."

Orta Doğu'da kapsamlı barışın sağlanması amacıyla Filistin halkının meşru haklarına, kendi kaderini tayin etme ile 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, yaşanabilir ve coğrafi bütünlüğe sahip Filistin Devleti kurma yönündeki devredilemez hakkı da dahil olmak üzere verilen desteğin yinelendiği kaydedildi.

Bildiride bakanlar, "devam eden İsrail şiddeti ile Kudüs'ün hukuki ve tarihi statüsünü değiştirme girişimlerine acilen son verilmesi ve Filistin'deki yıkım ile insani felaketin durdurulması" çağrısında bulundu.

Batı Şeria ve Kudüs'teki geçmiş ve mevcut tüm yerleşim faaliyetlerinin ve Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetinin kınandığı bildiride, Gazze'ye kesintisiz insani yardım akışının sağlanması ve Gazze'nin yeniden imarı yönündeki acil ihtiyacın altını çizildi.

Yemen meselesi

Bildiride, "Yemen konusuna ilişkin bakanlar, insani acıları derinleştiren Husi milislerinin yol açtığı kabul edilemez tırmanmayı, Suudi Arabistan'a yönelik, özellikle sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan, süregelen saldırılarını ve Kızıldeniz ile Babulmendeb'te ticari gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırıları en güçlü şekilde kınamışlardır." denildi.

Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduklarını ifade eden bakanlar, İran destekli Husileri tüm askeri eylemlerini, tehditlerini ve saldırılarını derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırdı.

"Diyalog ve diplomasi" çağrısı

Bildiride, ABD, İsrail ile İran arasında ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan askeri çatışmanın yalnızca diyalog ve diplomasi yoluyla ele alınması, gemilerin, sivillerin ve sivil altyapıların hedef alınmasının önlenmesi yönündeki acil ihtiyaç vurgulandı.

Bakanların, İslamabad Mutabakat Zaptı'na olan desteklerinin ifade edildiği bildiride, gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemeye yönelik sürdürülen diplomatik çabaların memnuniyetle karşılandığı ve müzakere yoluyla varılacak kalıcı bir çözüme olan bağlılıklarının yeniden teyit edildiği aktarıldı.

Bildiride, seyrüsefer serbestisinin, kalıcı deniz emniyeti ve güvenliği ile seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin korunmasının hayati önemi vurgulandı.

Deniz hatlarının kesintiye uğramasının küresel tedarik zincirlerini, enerji, gübre ve gıda akışını engelleyerek bölge ve ötesindeki kırılgan durumdaki kesimleri olumsuz etkilediği ve herkesin güvenliğini ve refahını tehdit ettiği kaydedilen bildiride, söz konusu zorlukların aşılması için uluslararası toplumun ortak çaba göstermesi gerektiği ifade edildi.

Bildiride, hukuka uygun seyrüseferi engelleyen her türlü tedbir veya kısıtlamanın reddedildiği, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli, emniyetli ve engelsiz geçişin hızlı ve eksiksiz şekilde yeniden başlatılması çağrısı yapıldı.

Ortak bildiride, bakanların belirtilen bu hususlarda yakın istişare ve işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldığı kaydedildi. 

Sumud Filosu'na silahlı müdahale davasında ara karar

Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Sumud Filosu'na İsrail güvenlik unsurları tarafından silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin hakkında yakalama kararı bulunan 35 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Mahkeme ara kararında, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu sanıklar hakkındaki yakalama ve kırmızı bülten emrinin devamına karar verdi

24.10.2026 01:00:00
İHA
 
Sumud Filosu'na silahlı müdahale davasında ara karar
Sumud Filosu'na silahlı müdahale davasında ara karar
Sumud Filosu'na İsrail güvenlik unsurları tarafından silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin hakkında yakalama kararı bulunan, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail Miras Bakanı Amichai Eliyahu, İsrail Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Arye Sharuz Sharuz Shalicar, İsrail 146. Tümen Komutan-Subayı Beni Aharon, İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi Başkanı Daniile Hagari, İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama'nın bulunduğu 35 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada müştekiler beyanda bulundu.


"Kolum kırıldı"



Duruşmada beyanda bulunan Muhammed Mustafa Çakmakçı, "Her türlü insanlık ve hukuk dışı muameleye maruz kaldık. Benim kolum kırıldı. Bu soykırımı gerçekleştirmeye devam eden Netanyahu adalet önünde hesap vermelidir. Şikayetçiyim" dedi.


"Türklere karşı ayrı bir nefretleri vardı"



Sanatçı Fethullah Badem ise, "İsrail askerleri tarafından durdurulduk. Gemimize el koydular. Yolculuk sırasında motorun bozulmasını sağladılar. Çekici ile bizi limana götürdüler. Limana aldıklarında saatlerce bir alanda ters kelepçe ile bekletildik. Türklere karşı ayrı bir nefretleri vardı. Türk pasaportunu görünce İsrailli güvenlik güçlerinin yüzündeki nefreti gördüm" ifadelerini kullandı.

Müşteki beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki çıkarılan yakalama ve kırmızı bülten emrinin devamına ve infazlarının beklenilmesine karar verdi. Mahkeme, şikayetçilerin beyanlarında geçen, Türk vatandaşı olup İsrail'de kendilerine karşı yapılan eylemlerde yer aldıklarını beyan ettikleri şahısların tespiti için suç duyurusunda bulunulmasına da hükmetti. Sanıkların Türkiye'de mal varlıklarının bulunup bulunmadığı konusunda ilgili kurumlardan bilgi istenilmesine ve Adalet Bakanlığı aracılığıyla Gazze'de soykırıma ilişkin Birleşmiş Milletler'e sunulan raporun mahkemeye gönderilmesinin istenilmesine de karar verdi. Duruşma 30 Mart 2026'ya ertelendi.

Öte yandan STK kuruluşları davaya destek olmak için İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.


"Zalim Netanyahu ve hanesi, siyonist İsrail devleti bu yaptıkları zulmün mutlaka hesabını verecek"



Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, "Hukuk, adalet, insan hakları dünya hegemonik güçleri istediğinde örümcek ağına dönüştürse de, dünyanın vicdan sahibi insanlar güçlerine güvenip, hegemonyalarına güvenip hukuku örümcek ağına dönüştürmesine müsaade etmeyecek. Zalim Netanyahu ve hanesi, Siyonist İsrail Devleti bu yaptıkları zulmün mutlaka hesabını verecek. Biz buna inanıyoruz. Unutmayalım, tarih artık İsrail'den ve siyonizmden yana değildir. Bu dava bize bugün bunu gösteriyor ve bu saydığımız, saymadığımız arkadaşlarımız siyonizm zulmünün sona ermesine İbrahim'in ateşine su taşıyan karınca misali tarihte adlarının yazılacağına ben inanıyorum. Herkes bu zulmün sona erdiği günün kahramanları olarak burada bulunan ve bu sürece destek veren kardeşlerimizi anacaklar. Onun için bu davayı hep beraber ciddiyetle takip edeceğiz. Bundan sonra açılacak davaları da hep beraber ciddiyetle takip edeceğiz. Bu mücadelenin hep beraber yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


İddianameden



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan ve "Sumud Filosu" olarak anılan sivil deniz organizasyonunda yer alan gemilere, uluslararası sularda seyir halinde bulundukları sırada İsrail güvenlik unsurları tarafından silahlı müdahalede bulunulduğu tespit edilmişti.

Müdahalede gemiler zorla durdurularak, sivillere cebir ve şiddet kullanılmış, alıkonulmuş, fiziksel saldırıya uğramış ve insan onuruyla bağdaşmayan muamelelere maruz bırakılmıştı. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında İsrailli bazı bakanlar hakkında yakalama kararı da çıkarılmıştı.

Yürütülen soruşturma sonucu söz konusu eylemlerin planlanması ve icrasında rol aldıkları tespit edilen ve bir kısmı hakkında yakalama kararı bulunan 35 kişi hakkında insanlığa karşı suç, soykırım, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, eziyet, nitelikli yağma, mala zarar verme ve ulaşım araçlarının alıkonulması suçlarından iddianame düzenlendi. İddianame İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

BTP liderinden madenciler için taziye mesajı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen patlama sonrası sosyal medya hesabından bir taziye mesajı yayımladı. Baş, faciada hayatını kaybeden 3 maden işçisine rahmet, yaralılara ise acil şifalar diledi

23.10.2026 17:24:00 / Güncelleme: 23.10.2026 17:33:28
Haber Merkezi
 
BTP liderinden madenciler için taziye mesajı
BTP liderinden madenciler için taziye mesajı
Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde faaliyet gösteren özel bir kömür madeninde bugün metan gazı sıkışması (grizu) nedeniyle meydana gelen patlamada 3 maden işçisi hayatını kaybetti, 5 işçi ise yaralandı.

Türkiye'yi yasa boğan acı haberin ardından siyasi liderlerden taziye mesajları gelmeye başladı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş da X hesabı üzerinden yayımladığı mesajla acıyı paylaştı.


"Büyük bir üzüntüyle öğrendim"


BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, maden ocağındaki patlamada hayatını kaybeden ve yaralanan işçilere değinerek şu ifadeleri kullandı:

"Zonguldak'ın Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada 3 maden işçimizin hayatını kaybettiğini, 5 işçimizin yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı; yaralı işçilerimize acil şifalar diliyorum."

Zonguldak Valiliği ve İçişleri Bakanlığı açıklamalarına göre, özel maden ocağındaki grizu patlamasında arama kurtarma çalışmaları tamamlanarak Cengiz Bölükbaşı, Recep Çolakoğlu ve Murat Kaya'nın cansız bedenlerine ulaşıldı.

Yaralı 5 işçiden 2'sinin durumunun ağır olduğu ve Adalet Bakanlığı'nın ihmal iddialarını incelemek üzere adli soruşturma başlattığı bildirildi. 

 

Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi

Zonguldak'ın Kilimli ilçesi Gelik beldesinde maden ocağında meydana gelen patlamada mahsur kalan son işçinin de cansız bedenine ulaşıldı. Böylece olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e çıktı

23.10.2026 15:00:00
İHA
 
Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi
Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi
Zonguldak'taki maden faciasında ölü sayısı 3'e yükseldi.

Olay, saat 10.00 sıralarında Gelik beldesinde faaliyet gösteren Demir Madencilik'e ait maden ocağında meydana geldi. Metan gazı sıkışması sonrası yaşanan grizu patlamasında maden ocağındaki 8 işçiden 7'si çıkarılarak ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Yaralı olarak çıkarılan işçilerden Murat Bölükbaşı ve Recep Çolakoğlu yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, durumu ağır olan Cemal Arslan (45) ve Okan Dinçer (45) ilk tedavilerinin ardından Ankara'ya sevk edildi. Vücudunda yanıklar bulunan Ercan Akdal (40) ve kafa travması bulunan Soner Dinçer (34) Atatürk Devlet Hastanesi'nde, iki ayağında da kırıklar bulunan Kurtuluş Elmas (38) ise Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavi altına alındı.


Mahsur kalan işçinin cansız bedenine ulaşıldı


Patlama sonrası ocakta mahsur kalan Murat Kaya'ya ulaşmak için ekipler seferber oldu. Yaklaşık 1.5 saat süren çalışma sonucu ekipler Murat Kaya'nın cansız bedenine ulaştı. Kaya'nın cenazesi bulunduğu yerden çıkararak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Böylece olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e çıktı.

3 işçinin hayatını kaybettiği, 5 işçinin ise yaralandığı maden ocağındaki patlama ile ilgili olarak ise Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından inceleme başlatıldı.

Öte yandan, acı haberi alan aileler ise hastane morgu önüne gelerek feryat etti.


"Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir"  


Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Zonguldak'ta maden ocağında meydana gelen patlamaya ilişkin, "Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir. Olayda yaralanan 5 vatandaşımızın tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir" dedi.  

Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Zonguldak'ta maden ocağında meydana gelen olayla ilgili sürecin yakından takip edildiğini belirterek, "Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum. Olayda yaralanan 5 vatandaşımızın tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir. Yaralanan 1 vatandaşımızın durumu ağırdır. Ekiplerimiz tüm imkanlarıyla teyakkuz hâlindedir. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum" dedi.

Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü

Kütahya'da 3 katlı binada çıkan yangında yaralanan şahıs, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti

23.10.2026 14:18:00
İHA
 
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Yangın, Bahçelievler Mahallesi Lodos Sokak'taki 3 katlı bir binanın 2. katındaki dairede meydana geldi.

Daireden dumanların yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü.

Yangında yaralanan Ramazan Öget, sağlık ekiplerince Kütahya Şehir Hastanesi kaldırıldı.

Öget, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Dairede hasara yol açan yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor

Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor

23.10.2026 14:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Özellikle büyük kentlerde meydana gelen taşkınlar, yalnızca yoğun yağışların değil, yıllardır biriken plansız yapılaşmanın da sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre sorun sadece gökten düşen yağmur miktarı değil; yağmurun toprağa ulaşamaması.

Kentlerde betonlaşmanın artması, dere yataklarının daraltılması ve doğal su yollarının yapılaşmaya açılması, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, gelecekte benzer felaketlerin daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunurken, doğayla uyumlu kentleşmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Sel felaketlerinin nedeni sadece yağış değil

Şiddetli yağmurlar her zaman yaşanabiliyor. Ancak uzmanlara göre bir yağışın afete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen temel unsur, kentin bu suyu nasıl karşıladığı.

Yıllar içinde beton ve asfaltla kaplanan şehirlerde yağmurun toprağa sızması zorlaşıyor. Su toprağa karışamadığında ise hızla yüzeyde birikiyor, yolları, alt geçitleri ve yerleşim alanlarını su altında bırakabiliyor.

Bu nedenle uzmanlar, yaşanan felaketleri yalnızca hava koşullarıyla açıklamanın eksik bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor.

Dere yatakları unutulduğunda risk büyüyor

Kentleşme sürecinde en çok zarar gören alanların başında dere yatakları geliyor. Uzmanlar, geçmişte suyun doğal geçiş güzergâhı olan birçok bölgenin yıllar içinde yapılaşmaya açıldığına dikkat çekiyor.

Oysa dere yatakları ve taşkın sahaları, yağışlı dönemlerde fazla suyu taşıyan doğal güvenlik koridorları olarak görev yapıyor. Bu alanların daraltılması veya tamamen ortadan kaldırılması halinde, su farklı güzergâhlar arıyor ve bu durum yerleşim alanlarını tehdit eden taşkınlara neden olabiliyor.

Beton yerine suyu emen kentler öneriliyor

Uzmanların çözüm olarak dikkat çektiği yaklaşım ise "mavi-yeşil altyapı" sistemi.

Bu modelde yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler, sulak alanlar, bitkilendirilmiş drenaj sistemleri ve yeşil koridorlar birlikte planlanıyor. Amaç, yağmur suyunu mümkün olduğunca düştüğü yerde tutabilmek ve kontrollü şekilde doğaya geri kazandırabilmek.

Uzmanlara göre suyu hızla uzaklaştırmaya çalışan klasik yöntemler tek başına yeterli olmayabiliyor. Bunun yerine suyu yönetebilen ve depolayabilen sistemlere ihtiyaç duyuluyor.

Parklar sadece dinlenme alanı değil

Birçok kişi parkları ve yeşil alanları yalnızca sosyal yaşamın bir parçası olarak görüyor. Ancak uzmanlar bu alanların iklim krizine karşı mücadelede kritik görevler üstlendiğini belirtiyor.

Kent ormanları, sulak alanlar, açık yeşil bölgeler ve ekolojik koridorlar yağmur suyunun tutulmasına yardımcı olurken aynı zamanda kent sıcaklıklarını da düşürebiliyor. Kısacası parklar yalnızca piknik yapılacak yerler değil; aynı zamanda kentin doğal savunma mekanizmaları olarak görülüyor.

İklim krizine karşı doğa temelli çözümler gerekiyor

Uzmanlara göre gelecekte aşırı hava olaylarının sıklığında artış yaşanabilir. Bu nedenle sadece beton kanallar ve mühendislik projeleriyle çözüm aramak yeterli olmayabilir.

Doğa temelli çözümler olarak adlandırılan yöntemler; ekosistemlerin kendi işleyişinden yararlanarak suyu tutmayı, filtrelemeyi ve yönlendirmeyi hedefliyor. Böylece hem taşkın riski azaltılıyor hem de doğal yaşam destekleniyor.

Bu yaklaşımın şehir planlamasına entegre edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Kentler doğayla mücadele ederek değil uyum sağlayarak korunabilir

Uzmanlar, afetlere karşı dayanıklı şehirler oluşturmanın yolunun doğayı kontrol etmeye çalışmaktan değil, doğal süreçlerle uyum içinde yaşamaktan geçtiğini ifade ediyor.

Dere yataklarının korunması, yeşil alanların artırılması, geçirimsiz yüzeylerin azaltılması ve suyun doğal döngüsüne saygı gösteren planlama anlayışının benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kentleşmenin kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli güvenlik perspektifiyle ele alınmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, bugün alınacak doğru kararların gelecekte yaşanabilecek can ve mal kayıplarını azaltabileceğini belirtiyor. Yağmurun düşmesini engellemek mümkün değil; ancak suya hareket edeceği güvenli alanlar bırakıldığında şehirlerin sel felaketlerine karşı çok daha dirençli hale gelebileceği ifade ediliyor.

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

23.10.2026 12:01:00
AA
 
 Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı
 Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı
Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.

Gelik beldesi Dereiçi mevkisindeki özel kömür madeni ocağında grizu patlaması meydana geldi.

İhbar üzerine bölgeye AFAD, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ocaktan çıkarılan 2 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi, 5 yaralı hastaneye kaldırıldı.

Türkiye'de geçen yıl beyin göçü oranı yüzde 2,2 oldu

Türkiye'de geçen yıl yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı yüzde 2,2 olurken, mezunlar en çok Almanya'ya gitmeyi tercih etti

 

23.10.2026 11:49:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye'de geçen yıl beyin göçü oranı yüzde 2,2 oldu
Türkiye'de geçen yıl beyin göçü oranı yüzde 2,2 oldu

Türkiye İstatistik Kurumu, geçen yıla ilişkin yükseköğretim beyin göçü istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2025'te bir önceki yıla göre artarak yüzde 2,2 oldu. Bu oran, kadınlarda yüzde 1,8, erkeklerde ise yüzde 2,7 olarak kayıtlara geçti.

Beyin göçünün en yüksek olduğu il İstanbul

Yükseköğretim beyin göçü oranının en yüksek olduğu il 2025'te yüzde 4 ile İstanbul olurken, bu kenti sırasıyla İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova izledi. Yükseköğretim beyin göçü oranının en düşük olduğu il ise yüzde 0,2 ile Siirt olurken, bunu sırasıyla Hakkari, Kilis, Van ve Bitlis takip etti.

Bu oranın erkeklerde en yüksek olduğu ilk beş il, yüzde 4,7 ile İstanbul, yüzde 4,4 ile İzmir, yüzde 3,6 ile Ankara, yüzde 2,9 ile Eskişehir ve yüzde 2,8 ile Yalova oldu. Yükseköğretim beyin göçü oranının kadınlarda en yüksek olduğu ilk beş il, yüzde 3,4 ile İstanbul, yüzde 2,8 ile İzmir, yüzde 2,4 ile Ankara, yüzde 1,7 ile Eskişehir ve yüzde 1,5 ile Bursa olarak sıralandı.

En yüksek beyin göçü bilişim ve iletişim teknolojilerinde

Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 1,7 iken, 2025'te yüzde 1,9'a yükseldi.

Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024'te yüzde 4,3 iken, 2025'te yüzde 4,4'e çıktı.

Vakıf üniversitesi mezunları arasında 2025'te en yüksek beyin göçü oranı yüzde 8,6 ile tam burslu eğitim alanlarda gözlemlenirken, bunu yüzde 3,8 ile kısmi burslu eğitim alanlar ve yüzde 3,7 ile ücretli eğitim alanlar izledi.

En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, yüzde 7 ile bilişim ve iletişim teknolojileri olarak belirlendi. Bu alanı yüzde 4,8 ile mühendislik, imalat ve inşaat ve yüzde 3 ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik takip etti.

En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, erkeklerde yüzde 8,2, kadınlarda yüzde 5,1 ile bilişim ve iletişim teknolojileri olurken, en düşük beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı erkeklerde yüzde 0,8 ile tarım, ormancılık, balıkçılık ve veterinerlik, kadınlarda yüzde 0,7 ile eğitim olarak kayıtlara geçti.

Mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, en yüksek beyin göçü oranına sahip lisans programı yüzde 13,1 ile moleküler biyoloji ve genetik olarak saptandı. Bu bölümü yüzde 13 ile işletme mühendisliği, yüzde 11 ile matematik mühendisliği, yüzde 10,9 ile elektronik mühendisliği ve yüzde 10,2 ile fizik mühendisliği izledi.

Öğrenim diline göre mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, Fransızca eğitim alan mezunlar yüzde 10,5 ile en yüksek beyin göçü oranına sahip oldu. Fransızcayı, yüzde 7,5 ile Almanca, yüzde 6,8 ile İngilizce ve yüzde 5 ile Rusça takip etti.

Mezunlar en çok Almanya'ya gitti

Bir lisans programını tamamlayanların göç etmeyi en çok tercih ettikleri ülke, yüzde 22 ile Almanya oldu. Almanya'nın ardından yüzde 16,9 ile ABD, yüzde 10,5 ile Birleşik Krallık, yüzde 5,2 ile Hollanda ve yüzde 5,2 ile Kanada geldi.

Almanya'ya göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı bilgisayar mühendisliği olurken, Birleşik Krallık ve Hollanda'yı en fazla tercih eden mezunlar arasında da yine aynı bölüm öne çıktı.

ABD'ye göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı elektrik-elektronik mühendisliği, Kanada'ya göç etmeyi tercih eden mezunlar arasında en fazla paya sahip lisans programı işletme olarak kayıtlara geçti.

Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve provası kapsamında 24 ve 29 Ekim tarihlerinde trafiğe kapatılacak yolları ve alternatif güzergahları duyurdu

 

23.10.2026 11:06:00
Anadolu Ajansı
 
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü, İstanbul'da düzenlenecek törenlerle coşkuyla kutlanacak.

Vatan Caddesi'nde 29 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek resmi geçit töreninin provası, 25 Ekim Pazar günü düzenlenecek Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) nedeniyle 24 Ekim Cumartesi günü yapılacak.

Alınacak trafik tedbirlerinde 58 noktada 22 ekip, 28 MEDAR Mobil Hız Tespit Sistemi (MTS) unsuru, 36 yaya personel ve 3 çekici ile toplam 111 personel görevlendirilecek.

Bu kapsamda provanın yapılacağı 24 Ekim Cumartesi ve törenin gerçekleştirileceği 29 Ekim Perşembe günleri saat 05.45 itibarıyla program bitimine kadar trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.

Adnan Menderes Bulvarı (Vatan Caddesi) gidiş ve gelişler ile D-100 kuzey ve güney istikametinden, Edirnekapı'dan, 10. Yıl, Oğuzhan, Sofular, Halıcılar, Akdeniz, Akşemsettin ve Ordu caddelerinden, Atatürk Bulvarı, Keçeci Meydan Sokak ve Hal Yolu güney istikametinde Adnan Menderes Bulvarı girişleri trafiğe kapatılacak.

Adnan Menderes Bulvarı'na çıkan tüm cadde ve sokaklar ile Tatlıpınar, Kaleboyu ve Sulukule caddelerinden bulvara katılım da sağlanamayacak.

Kapatılacak yollara alternatif olarak Turgut Özal Millet ve Fevzipaşa caddeleri ile Atatürk Bulvarı, D-100 kara yolu ve O-3 Hal Yolu kullanılabilecek. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda gözaltına alınan 11 şüpheli tutuklandı

23.10.2026 08:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 31 şüpheliden 16'sının sulh ceza hakimliğindeki sorgu işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, şüphelilerden Çetin Genç, Eren Yeşilyurt, Hakan Avdan, Konuralp Özkan, Metin Kartal Emür, Osman Uçar, Seyit Tahir Özek, Ahmet Haluk Güner, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Terzi ve Ümit Yılmaz'ın tutuklanmalarına karar verdi.

Şüpheliler Fadimenur Demir, Gülsüm Doğan, Zuhal Topaloğlu ve Yasemin Yılmaz hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Gözaltında bulunan 15 şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli ise aranıyor.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fadimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Alnus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Alnus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında ayrıca şüpheliler Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın şüpheliler arasında yer aldığı ancak yakalanmadığı, kardeşi İnan Altınbaş'ın gözaltında olduğu ve diğer aile fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu öğrenilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.