Ortada bile bile gelen, göre göre yapılan büyük bir vurgun var. İktidar partisi bir taraftan 'itibar suikastı yapmayan kalkışmayın' çıkışıyla gözdağı verirken diğer taraftan da:
'Hesap soracağız!
İpin ucunu bırakamayız!
Ucu kime dokunursa dokunsun!
Kim olursa olsun hesabını verecek!
Hiç kimseye ayrıcalık tanınmayacak!
Devletin malına el uzatan bedelini ödeyecek!
Sonuna kadar gidilecek!
Kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak' gibi çıkışların ardı arkası kesilmiyor.
İpin diğer ucundakiler
Ortada bir 'ip' olduğunu iktidar da kabul ediyor. 'İpin ucunu bırakmayacağız' diyorlar! E! İpin bir ucu iktidarın elinde ise diğer ucundakini bulmak hiçte zor olmasa gerek.
Ama!
İpin diğer uzundakileri bulmak isteyen iktidar eğer samimi ise öncelikle şu soruların cevabını vermek zorundadır!
1. Vurgun iddialarındaki isimlerin tam listesi neden açıklanmıyor?
2. TBMM'ye gelen 'fon skandalının araştırılması' önergesini neden reddettiniz?
3. Sadece vurgun yapanlar mı suçlu, bu vurgunu önlemekle görevli olanlar neden hâlâ koltuklarında?
4. Milyarlarca liralık iddialar gündeme gelmişken ilgili bakanlıkların ve üst düzey yöneticilerin siyasi sorumluluğu neden tartışılmıyor? Mehmet Şimşek neden görevden alınmıyor?
5. Denetim görevini yerine getiremeyen SPK yöneticileri neden istifa etmedi?
6. Skandalı önceden tespit edemeyen devletin diğer mekanizmalarındaki sorumlular neden görevden alınmadı?
7. Hesap sorulacaksa denetleyemeyenlerden de hesap sorulacak mı?
8. İddialarda adı geçen herkes için aynı hukuk işletilecek mi?
9. Muhalefet Belediye Başkanları için 'belediyeleri arpalığa çevirmişler' diyenler aynaya bakacak mı?
10. Vurgunun siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek?
Bu gibi daha nice sorular haftalardır gündemde. Ama iktidar bu gibi soruların hiçbirisine cevap vermeye yanaşmıyor.
Neden mi? Yukarıda 'ipin bir ucu iktidarın elinde ise diğer ucundakini bulmak hiçte zor olmasa gerek' dedik. Ortadaki ip birbirine bağlı. Haliyle bağlı ipin ucu bulunmaz!
Ortada bir düşman yok, içeriden hayli fazla dost var
AKP eski milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar konu ile ilgili sosyal medya hesabından dikkat çekici bir paylaşımda bulundu. Bu paylaşım aslında 'ipin ucunu da' ifade eder nitelikteydi! İşte o paylaşım:
'Fon krizine ilişkin son dönem artan 'darbe', '17 Aralık türevi', 'nihai hedef Erdoğan' gibi yorumları okuyunca ısrarla üzerinde durduğumuz şu tespiti tekrar edelim:
Ortada bir darbe girişimi yok, yaşananlar 17 Aralık'a asla benzetilemez.
Çünkü ortada bir düşman yok, içeriden hayli fazla dost var. Bir çıkar örgütü var.
Çok açık ve net: İçimizdeki açgözlüler AK Parti ve devleti zehirlemiştir.
Cehenneme giden yolları iyi niyet taşlarıyla döşemiştir.
Bundan herkes gibi Cumhurbaşkanımız da olumsuz etkilenmiştir.
Türkiye'nin tökezlemesinden mutluluk duyan dış çevreler de bayram etmiştir.
Mevzunun kısa özeti budur.
İnşallah bu kriz fırsata dönüştürülür, tökezlediğimiz yerden yeniden ve daha güçlü şekilde ayağa kalkarız."
Tayyar'ın gözden kaçırdığı
Bu yaşanılanlar öyle 'kriz' tabiri ile geçiştirilemez! Bu kriz testiyi taşırmış, balonu patlatmıştır.
Yani o devasa testilerin içinde sadece fon krizi değil nice vurgunlar nice talanlar vardır. O devasa balonların içine ne kadar fakir fukaranın, garip gurebanın, işçinin, memurun, emekçinin haklı üflenmiştir!
Sonuçta testi çatladı, balon patladı.
6 yıl önceydi
'ANAP'ı o "Papatyalar", o "Lale Devri çocukları" bitirdi. AK Partiyi de, bu Erguvani AKP'nin "Papatyaları"(!) bitirecek bu gidişle.
AK Parti içindeki AKP'liler konuşuyor, AK Partililer susuyor.
AKP'liler terfi etti zenginleşti, itibar sahibi oldular. Kaymağı onlar yiyor, parayı onlar veriyor. Camiye, okula, yurda parayı veren de onlar. Eee, parayı veren düdüğü çalıyor. Kem alat ile kemalat olmuyor. Haram para ile hayır olmayacağı gibi.
Bunlardan maddi yardım almayan cemaat ve vakıf kaldı mı?
Ha, işte böyle, veren al alan elden üstündür. Daha önce siz konuşuyordunuz onlar dinliyordu, şimdi onlar konuşuyor, siz dinliyorsunuz.
AB fonları ile semirenlerin sesleri nasıl inceldi, eskiden ter kokuyorlardı, şimdi parfüm kokuyorlar. Bodrum katlarında rutubet kokan derneklerden çıkıp plazalara taşındılar.
(https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/akpnin-papatyalari-33008.html)
Evet, Sayın Tayyar! Durum 6 yıl öncesinden bizzat A. Dilipak tarafından açıklanmıştı. Bakalım nasıl krizi fırsata çevirecekler?
'Hesap soracağız!
İpin ucunu bırakamayız!
Ucu kime dokunursa dokunsun!
Kim olursa olsun hesabını verecek!
Hiç kimseye ayrıcalık tanınmayacak!
Devletin malına el uzatan bedelini ödeyecek!
Sonuna kadar gidilecek!
Kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak' gibi çıkışların ardı arkası kesilmiyor.
İpin diğer ucundakiler
Ortada bir 'ip' olduğunu iktidar da kabul ediyor. 'İpin ucunu bırakmayacağız' diyorlar! E! İpin bir ucu iktidarın elinde ise diğer ucundakini bulmak hiçte zor olmasa gerek.
Ama!
İpin diğer uzundakileri bulmak isteyen iktidar eğer samimi ise öncelikle şu soruların cevabını vermek zorundadır!
1. Vurgun iddialarındaki isimlerin tam listesi neden açıklanmıyor?
2. TBMM'ye gelen 'fon skandalının araştırılması' önergesini neden reddettiniz?
3. Sadece vurgun yapanlar mı suçlu, bu vurgunu önlemekle görevli olanlar neden hâlâ koltuklarında?
4. Milyarlarca liralık iddialar gündeme gelmişken ilgili bakanlıkların ve üst düzey yöneticilerin siyasi sorumluluğu neden tartışılmıyor? Mehmet Şimşek neden görevden alınmıyor?
5. Denetim görevini yerine getiremeyen SPK yöneticileri neden istifa etmedi?
6. Skandalı önceden tespit edemeyen devletin diğer mekanizmalarındaki sorumlular neden görevden alınmadı?
7. Hesap sorulacaksa denetleyemeyenlerden de hesap sorulacak mı?
8. İddialarda adı geçen herkes için aynı hukuk işletilecek mi?
9. Muhalefet Belediye Başkanları için 'belediyeleri arpalığa çevirmişler' diyenler aynaya bakacak mı?
10. Vurgunun siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek?
Bu gibi daha nice sorular haftalardır gündemde. Ama iktidar bu gibi soruların hiçbirisine cevap vermeye yanaşmıyor.
Neden mi? Yukarıda 'ipin bir ucu iktidarın elinde ise diğer ucundakini bulmak hiçte zor olmasa gerek' dedik. Ortadaki ip birbirine bağlı. Haliyle bağlı ipin ucu bulunmaz!
Ortada bir düşman yok, içeriden hayli fazla dost var
AKP eski milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar konu ile ilgili sosyal medya hesabından dikkat çekici bir paylaşımda bulundu. Bu paylaşım aslında 'ipin ucunu da' ifade eder nitelikteydi! İşte o paylaşım:
'Fon krizine ilişkin son dönem artan 'darbe', '17 Aralık türevi', 'nihai hedef Erdoğan' gibi yorumları okuyunca ısrarla üzerinde durduğumuz şu tespiti tekrar edelim:
Ortada bir darbe girişimi yok, yaşananlar 17 Aralık'a asla benzetilemez.
Çünkü ortada bir düşman yok, içeriden hayli fazla dost var. Bir çıkar örgütü var.
Çok açık ve net: İçimizdeki açgözlüler AK Parti ve devleti zehirlemiştir.
Cehenneme giden yolları iyi niyet taşlarıyla döşemiştir.
Bundan herkes gibi Cumhurbaşkanımız da olumsuz etkilenmiştir.
Türkiye'nin tökezlemesinden mutluluk duyan dış çevreler de bayram etmiştir.
Mevzunun kısa özeti budur.
İnşallah bu kriz fırsata dönüştürülür, tökezlediğimiz yerden yeniden ve daha güçlü şekilde ayağa kalkarız."
Tayyar'ın gözden kaçırdığı
Bu yaşanılanlar öyle 'kriz' tabiri ile geçiştirilemez! Bu kriz testiyi taşırmış, balonu patlatmıştır.
Yani o devasa testilerin içinde sadece fon krizi değil nice vurgunlar nice talanlar vardır. O devasa balonların içine ne kadar fakir fukaranın, garip gurebanın, işçinin, memurun, emekçinin haklı üflenmiştir!
Sonuçta testi çatladı, balon patladı.
6 yıl önceydi
'ANAP'ı o "Papatyalar", o "Lale Devri çocukları" bitirdi. AK Partiyi de, bu Erguvani AKP'nin "Papatyaları"(!) bitirecek bu gidişle.
AK Parti içindeki AKP'liler konuşuyor, AK Partililer susuyor.
AKP'liler terfi etti zenginleşti, itibar sahibi oldular. Kaymağı onlar yiyor, parayı onlar veriyor. Camiye, okula, yurda parayı veren de onlar. Eee, parayı veren düdüğü çalıyor. Kem alat ile kemalat olmuyor. Haram para ile hayır olmayacağı gibi.
Bunlardan maddi yardım almayan cemaat ve vakıf kaldı mı?
Ha, işte böyle, veren al alan elden üstündür. Daha önce siz konuşuyordunuz onlar dinliyordu, şimdi onlar konuşuyor, siz dinliyorsunuz.
AB fonları ile semirenlerin sesleri nasıl inceldi, eskiden ter kokuyorlardı, şimdi parfüm kokuyorlar. Bodrum katlarında rutubet kokan derneklerden çıkıp plazalara taşındılar.
(https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/akpnin-papatyalari-33008.html)
Evet, Sayın Tayyar! Durum 6 yıl öncesinden bizzat A. Dilipak tarafından açıklanmıştı. Bakalım nasıl krizi fırsata çevirecekler?
Akın Aydın / diğer yazıları
- Fon vurgunu ve ipin ucu / 25.10.2026
- Ha Netenyahu ha Trump demiştik! / 24.10.2026
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026
- Bir çağrı bir fetva ve cevabı / 21.10.2026
- ‘Erdoğan Nobel’e aday gösterilmeli’ / 19.10.2026
- Türkiye, suçluların sığınağı olmayacakmış! / 18.10.2026
- Parayı takip etmeyenler sigarayı takibe aldı / 17.10.2026
- Foncular, faizciler ve Mahkeme-i Kübra / 16.10.2026
- Husiler ne kadar da güçlüymüş! / 15.10.2026
- AKP’nin, Yemen politikası / 13.10.2026
- Ha Netenyahu ha Trump demiştik! / 24.10.2026
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026
- Bir çağrı bir fetva ve cevabı / 21.10.2026
- ‘Erdoğan Nobel’e aday gösterilmeli’ / 19.10.2026
- Türkiye, suçluların sığınağı olmayacakmış! / 18.10.2026
- Parayı takip etmeyenler sigarayı takibe aldı / 17.10.2026
- Foncular, faizciler ve Mahkeme-i Kübra / 16.10.2026
- Husiler ne kadar da güçlüymüş! / 15.10.2026
- AKP’nin, Yemen politikası / 13.10.2026


























































