Tarihte bazı dönüşümler, bir devletin kimi tasfiye ettiğinden çok, kimi yeniden tanımladığıyla anlaşılır.
Suriye'de bugün yaşanan gelişme tam da böyle okunmalıdır.
SDG'nin bağımsız askerî yapısının sona ermesi, yalnızca bir silahlı örgütün askerî kapasitesini kaybetmesi değildir. Daha büyük bir değişim söz konusudur.
Yıllarca Suriye devletinin dışında ayrı bir askerî ve siyasî alan oluşturan yapı, yeniden devlet merkezli bir düzenin içine çekilmektedir.
Bu dönüşümün en dikkat çekici sembolü ise Mazlum Abdi'nin Ahmed el-Şara tarafından danışman olarak görevlendirilmesidir.
Dün devlet düzeninin dışında silahlı bir yapının başında bulunan aktör, bugün devletin merkezindeki mekanizmanın içerisinde yer almaktadır.
Burada tarihin bize gösterdiği önemli bir gerçek var:
Devlet düzenleri yalnızca düşmanlarını yenerek kurulmaz.
Bazen eski rakiplerini yeni bir hukuk ve siyaset düzeni içinde yeniden tanımlayarak kurulur.
İşte Suriye açısından asıl sınav şimdi başlamaktadır.
Çünkü silahların susması bir sonuçtur. Asıl mesele, silahı bırakan insanların ve onları temsil eden toplumsal kesimlerin devlet içerisinde kendilerine meşru bir yer bulabilmesidir.
Eğer bu başarılırsa Suriye'deki dönüşüm sadece askerî bir başarı olmaz.
Bir devletleşme sürecine dönüşür. Fakat burada başka bir soru ortaya çıkar.
Devlet, dışarıdaki silahlı rakibini kendi çatısı altında yeniden tanımlayabiliyorsa, içerideki aykırı seslere nasıl yaklaşacaktır?
Hukukun üstünlüğü tam burada önem kazanır. Çünkü devlet ile iktidar aynı şey değildir. İktidarlar değişir. Devlet devam eder.
Bu nedenle iktidarın kendisine yönelik her eleştiriyi tehdit, her aykırı sesi düşman ve her muhalifi cezalandırılması gereken bir unsur olarak görmesi, uzun vadede devletin gücünü artırmaz.
Tam tersine, devlet ile iktidar arasındaki sınırı zayıflatır.
Suriye'nin önündeki mesele de yalnızca eski silahlı yapıların devlet içine alınması değildir.
Yeni devlet düzeninin hangi hukuk anlayışı üzerine kurulacağıdır.
Türkiye açısından da ders buradadır.
Bölgesinde güçlü bir devlet düzenini savunan Türkiye, gücün hukukla sınırlandırılmasının da savunucusu olmalıdır.
Çünkü gerçek devlet aklı, rakibini yok etmekten önce onu hukuk içinde tanımlayabilme kabiliyetidir.
Mazlum Abdi'nin Şam'daki yeni konumu bu nedenle yalnızca bugünün haberi değildir.
Bir dönemin kapandığını ve başka bir dönemin başladığını gösteren sembollerden biridir.
Şimdi tarih şu sorunun cevabını arayacaktır:
Yeni devlet düzenleri yalnızca silahları mı susturacak, yoksa farklı seslerin de hukuk içinde yaşayabileceği bir düzen mi kuracak?
Belki de yeni Ortadoğu'nun gerçek ölçüsü budur. Vesselam…
Suriye'de bugün yaşanan gelişme tam da böyle okunmalıdır.
SDG'nin bağımsız askerî yapısının sona ermesi, yalnızca bir silahlı örgütün askerî kapasitesini kaybetmesi değildir. Daha büyük bir değişim söz konusudur.
Yıllarca Suriye devletinin dışında ayrı bir askerî ve siyasî alan oluşturan yapı, yeniden devlet merkezli bir düzenin içine çekilmektedir.
Bu dönüşümün en dikkat çekici sembolü ise Mazlum Abdi'nin Ahmed el-Şara tarafından danışman olarak görevlendirilmesidir.
Dün devlet düzeninin dışında silahlı bir yapının başında bulunan aktör, bugün devletin merkezindeki mekanizmanın içerisinde yer almaktadır.
Burada tarihin bize gösterdiği önemli bir gerçek var:
Devlet düzenleri yalnızca düşmanlarını yenerek kurulmaz.
Bazen eski rakiplerini yeni bir hukuk ve siyaset düzeni içinde yeniden tanımlayarak kurulur.
İşte Suriye açısından asıl sınav şimdi başlamaktadır.
Çünkü silahların susması bir sonuçtur. Asıl mesele, silahı bırakan insanların ve onları temsil eden toplumsal kesimlerin devlet içerisinde kendilerine meşru bir yer bulabilmesidir.
Eğer bu başarılırsa Suriye'deki dönüşüm sadece askerî bir başarı olmaz.
Bir devletleşme sürecine dönüşür. Fakat burada başka bir soru ortaya çıkar.
Devlet, dışarıdaki silahlı rakibini kendi çatısı altında yeniden tanımlayabiliyorsa, içerideki aykırı seslere nasıl yaklaşacaktır?
Hukukun üstünlüğü tam burada önem kazanır. Çünkü devlet ile iktidar aynı şey değildir. İktidarlar değişir. Devlet devam eder.
Bu nedenle iktidarın kendisine yönelik her eleştiriyi tehdit, her aykırı sesi düşman ve her muhalifi cezalandırılması gereken bir unsur olarak görmesi, uzun vadede devletin gücünü artırmaz.
Tam tersine, devlet ile iktidar arasındaki sınırı zayıflatır.
Suriye'nin önündeki mesele de yalnızca eski silahlı yapıların devlet içine alınması değildir.
Yeni devlet düzeninin hangi hukuk anlayışı üzerine kurulacağıdır.
Türkiye açısından da ders buradadır.
Bölgesinde güçlü bir devlet düzenini savunan Türkiye, gücün hukukla sınırlandırılmasının da savunucusu olmalıdır.
Çünkü gerçek devlet aklı, rakibini yok etmekten önce onu hukuk içinde tanımlayabilme kabiliyetidir.
Mazlum Abdi'nin Şam'daki yeni konumu bu nedenle yalnızca bugünün haberi değildir.
Bir dönemin kapandığını ve başka bir dönemin başladığını gösteren sembollerden biridir.
Şimdi tarih şu sorunun cevabını arayacaktır:
Yeni devlet düzenleri yalnızca silahları mı susturacak, yoksa farklı seslerin de hukuk içinde yaşayabileceği bir düzen mi kuracak?
Belki de yeni Ortadoğu'nun gerçek ölçüsü budur. Vesselam…
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Yeni düzenin şifreleri / 02.09.2026
- Ortadoğu'da taşlar neden şimdi yer değiştiriyor? / 01.09.2026
- SDG'nin bıraktığı alanı kim dolduracak? / 31.08.2026
- SDG'nin sonu mu, yeni bir düzenin başlangıcı mı? / 29.08.2026
- Yeni bir blok mu, yeni bir kaos mu? / 27.08.2026
- Amerika geri mi çekiliyor, oyunun kurallarını mı değiştiriyor? / 26.08.2026
- Mekke Anlaşmasında Mısır neden yok, İran neden dışarıda? / 25.08.2026
- Mekke'den yeni bir Ortadoğu düzeni mi çıkıyor? / 24.08.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Yeni düzenin şifreleri / 02.09.2026
- Ortadoğu'da taşlar neden şimdi yer değiştiriyor? / 01.09.2026
- SDG'nin bıraktığı alanı kim dolduracak? / 31.08.2026
- SDG'nin sonu mu, yeni bir düzenin başlangıcı mı? / 29.08.2026
- Yeni bir blok mu, yeni bir kaos mu? / 27.08.2026
- Amerika geri mi çekiliyor, oyunun kurallarını mı değiştiriyor? / 26.08.2026
- Mekke Anlaşmasında Mısır neden yok, İran neden dışarıda? / 25.08.2026
- Mekke'den yeni bir Ortadoğu düzeni mi çıkıyor? / 24.08.2026


























































