Ebu Türab-ı Nahşebi hazretleri pek çok haccetti ve Sevgili Peygamberimizin kabrini ziyaret etmek için Medine-i Münevvere'ye gitti. Bu yolculuklar esnasında da pek çok alim ve veli ile görüşüp sohbet etti. Birçok kerametleri görüldü.
Ebu Türab-ı Nahşebi, Mekke-i Mükerreme'de bulunduğu sırada Harem-i Şerif'te bir kenara yaslanarak uyumuştu. Rüyasında hurilerden bir kısmı gelip kendilerini ona göstermek, onunla konuşmak istedi. Ebu Türab; "Ben kendimi Allah-ü Teala'ya o kadar verdim ki, hurilerle oturup konuşacak vaktim yok" dedi. Huriler etrafında gürültü ederlerken, Cennet meleklerinin reisi Rıdvan gelip; "Bu azizin size yüz vermesi mümkün değildir. O, Cennet'teki yerini almadıkça sizinle ilgilenmez. Gidin, o zaman gelirsiniz" dedi.
Ebu Türab-ı Nahşebi hazretleri tasavvuf yolundaki talebelerin dikkat edecekleri hususları açıklarken hac yolculuğu hususunda şöyle buyurdu: "Tasavvuf yolundaki talebeler için, nefislerine uyarak yaptıkları seferden daha zararlı bir şey yoktur. Allah-ü Teala Kur'an-ı Kerim'de mealen; "Yurtlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve Allah yolundan alıkoymaya çalışanlar gibi olmayın..." (Enfal: 47) buyurdu. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şerifte: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, ümmetimin zenginleri hacca seyahat için giderler. Orta durumda olanlar ticaret için, kurralar (Kur'an-ı Kerim okuyucuları) riya için, fakirler de dilenmek için giderler" buyurdu.









































































