Egzama sadece kaşıntı değil psikolojik yük de getiriyor
Egzama denildiğinde çoğu kişinin aklına ciltteki kızarıklıklar, kuruluk ve inatçı kaşıntılar geliyor
Ahmet Turan Yiğit





Birçok kişi egzamanın fiziksel belirtileriyle mücadele ederken, aynı zamanda insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü de sorgulamaya başlıyor. Bu durum zamanla görünmeyen ama oldukça yıpratıcı bir psikolojik yük oluşturabiliyor.
Egzama sadece cildi değil sosyal hayatı da etkiliyor
Uzmanlara göre egzama yaşayan kişiler, özellikle belirtilerin görünür bölgelerde ortaya çıkması durumunda sosyal ortamlarda kendilerini daha fazla gözlem altında hissedebiliyor.
Bir toplantıda konuşurken, arkadaş buluşmasında vakit geçirirken ya da yeni insanlarla tanışırken akıllarından sürekli olarak aynı düşünce geçebiliyor: "Acaba cildime mi bakıyorlar?"
Bu düşünceler ilk başta geçici olsa da zaman içerisinde kişinin sosyal ortamlardaki rahatlığını azaltabiliyor. Bazen yalnızca birkaç bakış bile olduğundan daha olumsuz yorumlanabiliyor.
Kaygı arttıkça kaçınma davranışı başlıyor
Uzmanlar, egzamanın görünür belirtilerinin bazı kişilerde sosyal kaygıyı artırabildiğini belirtiyor.
Kişi zamanla cildini gizlemeye çalışabiliyor, göz temasından kaçınabiliyor veya kalabalık ortamlarda kendisini rahatsız hissedebiliyor. Hatta bazı bireyler davetleri reddetmeye, buluşmaları ertelemeye ya da sosyal ortamlardan erken ayrılmaya başlayabiliyor.
Bu davranışlar kısa süreli rahatlama sağlasa da uzun vadede kişinin özgüvenini daha fazla zedeleyebiliyor. Çünkü kaçınma arttıkça sosyal ortamlara dönmek de daha zor hale geliyor.
Yanlış inanışlar psikolojik yükü artırıyor
Uzmanlara göre egzama ile ilgili toplumda hâlâ birçok yanlış inanış bulunuyor. Bunların başında egzamanın bulaşıcı olduğu veya kişisel bakım eksikliğinden kaynaklandığı düşüncesi geliyor.
Oysa egzama bulaşıcı bir hastalık değil. Ancak kişi, çevresinin böyle düşündüğünü varsaydığında kendisini açıklama ihtiyacı hissedebiliyor ya da daha fazla kaygı yaşayabiliyor.
Geçmişte yapılan kırıcı bir yorum veya alınan olumsuz bir tepki de bu endişelerin güçlenmesine neden olabiliyor. Zamanla kişi yalnızca başkalarının yargısından değil, kendi kendisini yargılamaya başlamaktan da etkilenebiliyor.
Her egzama hastası aynı şekilde etkilenmiyor
Uzmanlar, egzama yaşayan herkesin sosyal kaygı geliştirmediğini özellikle vurguluyor.
Hastalığın şiddeti kadar kişinin karakter yapısı, geçmiş deneyimleri, sosyal çevresi ve psikolojik dayanıklılığı da önemli rol oynuyor. Bazı kişiler belirtilere rağmen günlük yaşamlarını rahatça sürdürebilirken, bazıları daha yoğun kaygılar yaşayabiliyor.
Bu nedenle her bireyin yaşadığı deneyimin farklı olduğu ve kişisel olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Ne zaman destek almak gerekir
Uzmanlara göre egzama nedeniyle sosyal etkinliklerden sürekli uzak kalmak, iş hayatında geri planda durmak, insan ilişkilerinden kaçınmak veya günün büyük kısmını başkalarının ne düşündüğünü hesaplayarak geçirmek profesyonel destek ihtiyacının işareti olabilir.
Önemli olan nokta, kaygının kişinin yaşam alanını daraltıp daraltmadığı. Eğer egzama nedeniyle kişi yapmak istediği şeylerden uzaklaşıyor ve hayatını sınırlıyorsa psikolojik destek yararlı olabiliyor.
Amaç kaygıyı yok etmek değil hayatı yeniden genişletmek
Uzmanlar, psikolojik desteğin temel amacının kişiye "Kimse sana bakmıyor" demek olmadığını ifade ediyor. Asıl hedef, kişinin kaygısını artıran düşünceleri fark etmesine yardımcı olmak ve yaşamını kısıtlayan kaçınma davranışlarını azaltabilmek.
Bazen ilerleme, kaygının tamamen ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Kaygıya rağmen bir arkadaş buluşmasına gitmek, toplantıda söz almak veya yeni insanlarla iletişim kurabilmek de önemli bir gelişim olarak kabul ediliyor.
Egzama ile yaşamak yalnızca ciltteki belirtilerle mücadele etmek anlamına gelmiyor. Hastalığın oluşturduğu duygusal yükün de fark edilmesi gerekiyor. Uzmanlara göre egzama farkındalığı sadece kaşıntı, kızarıklık ve kuruluğu tanımaktan ibaret değil; aynı zamanda bu hastalıkla yaşayan kişilere karşı daha anlayışlı olmak, yanlış inanışları terk etmek ve görünür bir rahatsızlığın arkasındaki görünmeyen psikolojik etkileri de görebilmek anlamına geliyor.
















































































