logo
18 EKİM 2026

Paris’in rezervuarları, Londra’nın bariyerleri

18.10.2026 00:00:00
 

 

Aralarında İstanbul gibi Dünya'nın önemli ve hayranlık duyulan bir kentinin dahi etkilendiği farklı kentlerde meydana gelen sel baskınlarını izleyince şaşırdım.  Özellikle İstanbul'un "Körlerin kör liderleri" tarafından idare edildiğine hayret ettim. 

Sular kenti Venedik'i, Thames nehrinin yükselip alçalmasına karşı geliştirilmiş bariyerleri, Seine nehri havzasındaki taşkınları önlemek ve su akışını düzenlemek için kurulan yapay göl ve rezervuarları düşündüm. 

Kendisi Türkiye Mimarlar odası genel başkanlığı yapmış sevgili Y. Mimar Bora AKÇAY dostumuzu aradım. Bursa'da inzivaya çekilmiş. Eski bir İstanbullu… Sohbet ettik. İstanbul'un imar planından, inşaat sektörünün acımasızlığından, su basan bölgelerin ismine baktığımızda bile anlayabileceğimiz su akış alanları, dere yatakları, su sarnıçları gibi alanların nasıl yok edildiğinden konuştuk. Teşekkürler Bora başkan beni aydınlattın… 

Görülen o ki, büyük deprem yaşanıp, İstanbul yerle yeksan oluncaya kadar bu aymazlık böyle devam edecek.  

Nasıl bir lütuf ise, Dünyanın farklı kentlerini gezip görme şansına sahip olmuşum. Paris'in en ünlü su rezervuarları Chaillot tepesinin üstünde, nehir yatağından yaklaşık 55 metre yüksekte Passy rezervuarları yer alıyordu ve ne işe yaradığını önceleri anlamamıştık. Toplamda 60 bin metreküpe ulaşan rezervuarlar içme suyu için değil, genel temizlik, yangın, park ve bahçe sulama, temizlik gibi işler için kullanılıyor. Tabii, nehrin taşıp şehri su basmaması için de depolama görevi var. 

Eski İstanbul evlerinden ikisinin, üçünün ortasında bir sarnıç bulunduğunu, yolun ortasından veya kaldırım kenarından yağmurun rahatlıkla akması için 25-30 santimlik yataklar bırakıldığı biliniyor. Bugün pek çok Anadolu kasabasında yolun her iki tarafında böyle akar yalakları görmek mümkün. Onlar vasıtası ile tarlalarda sulanıyor. 

Londra'daki bariyerler deniz ile nehrin birleştiği yere kurulmuş. Deniz kabardığında veya çekildiğinde, nehrin debisi düşüp su kıtlığı başladığında kapatılıyor. Böylece içerde suyun birikmesini ve denize kontrollü tahliyesi sağlanıyor. Çünkü üzerinde yüzlerce köprünün yer aldığı, tekne ulaşımının sağlandığı önemli bir suyolu… Bu iki örnek benim yakından gezip gördüklerim. Vlatava nehri de dahil su yollarını ulaşım amaçlı kullanan yerlerde benzeri uygulamalar setler ile sağlanmış. 

Eski Roma'da ise ki,  örneği Truva ve Efes'te görülüyor, en küçüğü üç metre genişliğindeki kanallar ve şehir içinde yağmuru toplayan ve kullanıma sunan havuzlar düşünülmüş.  

Türkiye'de en gelişmiş sarnıç sisteminin Kaya köyde yaygın olduğunu, taş evlerin girişinde veya zemin altında su sarnıçları olduğunu görüyoruz.  Hollanda Polderler'de kurulu olmasına, her yerden su kanalları geçmesine, pek çok bölgesi okyanus seviyesinin altında olmasına, sürekli yağışlar almasına rağmen su ve kanalizasyon sistemini en iyi şekilde organize etmiş. Biz bile ilk kez kampa gittiğimizde geziye gittiğimizde okyanus seviyesinin altında çadır kurduğumuzu öğrenmiştik. 

Peki bu örneklerden sonra bakalım İstanbul ve benzeri büyükşehirlerin gerçeğine… Eğer onlar bu işleri başarabilmişler ise, bizim tedbir almamız ve çözümler üretmemiz işten bile değil. Yeter ki kararlı olalım ve yapılanmayı siyasi ranta çeviren idarecilerden kurtulalım. Her hangi bir felaket oluncaya kadar beklemek maalesef fıtratımızda var. 

Muhtemel felaket senaryolarını dillendiren insanlara ne yazık ki iyi gözle bakmıyorlar. Kaçınılmaz başa geldikten sonra çözüm üretmek hiç te kolay değil. Ölen öldüğü ile kalan kaybettiği ile kalıyor… 

Türkiye yaşlı veya yaşlanmakta olan bir ülke. Elbette binalar, köprüler, yollar da ayni kaderi paylaşıyor. Üniversiteler ile paylaşılmayan imar planları, imar değişiklikleri, imar afları ne yazık ki hiç te mantıklı değil. 

Bilime güvenmeyen ve bilimsel verilerin doğrulamadığı her değişiklik ülkede yeni bir felakete zemin hazırlıyor. 

Doğa olayları önümüzdeki yıllarda daha da keskin bir hal alacak. 

Dünyaya o kadar çok kötülük yaptık ki… Hiçbir kötülük cezasız kalmayacaktır…

 
 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.