logo
23 EKİM 2026

Emeklilerde iş bulma kaygısı

14.09.2001 00:00:00
 
Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fevzi Demir, ekonomik krizin ardından emekliye sevkedilenlerin çoğunun, yeniden iş bulma kaygısına düştüğünü söyledi

Prof. Dr. Fevzi Demir, kriz döneminde işten çıkarılanların önemli bir bölümünü emekliliği gelenlerin oluşturduğuna işaret ederek, bu beklenmedik gelişme üzerine işçi emeklilerini gelecek korkusunun sardığını belirtti.

Emeklilerin maaşlarının son derece yetersiz olduğunu dile getiren Demir, dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırının 800 milyon lira olduğu bir ortamda emekli maaşlarının çok sembolik kaldığını vurguladı.

Demir, Avrupa ülkelerinde çalışan altı kişiye karşılık bir emeklinin düştüğünü belirterek, "Ancak Türkiye'de çalışan 1.87 kişiye bir emekli düşmektedir. Bu düşük maaşlar için çok önemli bir göstergedir" dedi.

Emekliye sevkedilenlerin mağduriyet içinde olduğunu kaydeden Demir, bu durumdan kurtulmak isteyen çok sayıda emeklinin yeniden iş hayatına atılma kaygısına düştüğünü söyledi.

Disk'e bağlı Tüm Emekliler Sendikası (Emekli Sen) İzmir Şubesi Başkanı Şevket Tunca da, açlık sınırının 278 milyon lira olmasına karşın 165 ile 278 milyon lira arasında değişen işçi emeklileri maaşının büyük bir çelişki oluşturduğunu söyledi.

İş için sendikadan yardım talebinde bulunanların sayısının kriz sürecinde arttığını bildiren Tunca, bu gelişmenin emeklilerin içinde bulunduğu çaresizliği ortaya koyduğunu dile getirdi.

Emeklilerin işportacılık, şoförlük ve gece bekçiliği gibi işlerde çalışarak hayatlarını sürdürdüklerini ifade eden Şevket Tunca, "Krizden önce emekliler kendilerine teklif edilen asgari ücretin altındaki ücretlerle çalışmayı reddediyorlardı. Oysa şimdi durum değişti. Yeniden iş hayatına atılarak asgari ücretin altındaki ücretlerle çalışanların sayısı arttı" diye konuştu.

BTP liderinden madenciler için taziye mesajı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen patlama sonrası sosyal medya hesabından bir taziye mesajı yayımladı. Baş, faciada hayatını kaybeden 3 maden işçisine rahmet, yaralılara ise acil şifalar diledi

23.10.2026 17:24:00 / Güncelleme: 23.10.2026 17:33:28
Haber Merkezi
 
BTP liderinden madenciler için taziye mesajı
BTP liderinden madenciler için taziye mesajı
Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde faaliyet gösteren özel bir kömür madeninde bugün metan gazı sıkışması (grizu) nedeniyle meydana gelen patlamada 3 maden işçisi hayatını kaybetti, 5 işçi ise yaralandı.

Türkiye'yi yasa boğan acı haberin ardından siyasi liderlerden taziye mesajları gelmeye başladı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş da X hesabı üzerinden yayımladığı mesajla acıyı paylaştı.


"Büyük bir üzüntüyle öğrendim"


BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, maden ocağındaki patlamada hayatını kaybeden ve yaralanan işçilere değinerek şu ifadeleri kullandı:

"Zonguldak'ın Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada 3 maden işçimizin hayatını kaybettiğini, 5 işçimizin yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı; yaralı işçilerimize acil şifalar diliyorum."

Zonguldak Valiliği ve İçişleri Bakanlığı açıklamalarına göre, özel maden ocağındaki grizu patlamasında arama kurtarma çalışmaları tamamlanarak Cengiz Bölükbaşı, Recep Çolakoğlu ve Murat Kaya'nın cansız bedenlerine ulaşıldı.

Yaralı 5 işçiden 2'sinin durumunun ağır olduğu ve Adalet Bakanlığı'nın ihmal iddialarını incelemek üzere adli soruşturma başlattığı bildirildi. 

 

Bakan Kurum COP31 hazırlıklarını paylaştı

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, yazılı ve görsel medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleri ile İstanbul'da bir araya geldi. Kurum, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31'e 85 hükümet ve devlet başkanının katılımını bildirdiğini, yaklaşık 3 bin gazetecinin akredite olduğunu açıkladı. Zirvenin 10 başlıklı eylem gündemini ve 2035'e yönelik 6 küresel hedefini paylaşan Kurum, "Türkiye, yarının dünyasına imzasını atacak" dedi

23.10.2026 17:15:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bakan Kurum COP31 hazırlıklarını paylaştı
Bakan Kurum COP31 hazırlıklarını paylaştı
COP31 Başkanı Murat Kurum, yazılı ve görsel medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleri ile İstanbul'da bir araya gelerek, Türkiye'nin COP31 hazırlıklarına ilişkin bilgilendirme yaptı. COP31 Başkanlığı'nın Eylem Gündemi'nin 10 başlığını, 2035'e ilişkin 6 küresel hedefini anlatan Kurum, Antalya'da kurulan 1 milyon 100 bin metrekarelik COP31 Alanı'nın detaylarını paylaştı. Türkiye'nin hazırladığı "Let's COP" şarkısını ilk kez dinleten Kurum, iklim farkındalığını sanat organizasyonlarıyla anlatacak COPArt Projesi'ni basın mensuplarıyla paylaştı. Türkiye'nin iklim krizine karşı ülkemizin, dünyanın geleceği için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sorumluluk aldığını belirten Bakan Kurum, "COP31'i biz sadece bir zirve olarak görmüyoruz. Küresel görünürlük, diplomatik etki, uluslararası işbirlikleri, yatırım ve yeşil dönüşüm açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Önümüzdeki süreçte üretimini, istihdamını, sanayisini, teknolojisini bu konuya göre revize eden, yenileyen bir Türkiye olmak istiyoruz. Biz bu anlamda geleceği beklemiyoruz. Onu şekillendirmeye gayret gösteriyoruz ve ülkemizin ve dünyamızın önümüzdeki 50 yılını etkileyecek belki de tarihin akışına olumlu anlamda en büyük katkıyı sunacak o iradeyi ortaya koyuyoruz. Türkiye, yarının dünyasına imzasını atacak. Türkiye tüm insanlığın geleceğine inşallah mührünü vuracaktır" dedi.

Dünyanın en önemli iklim organizasyonu olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ilk kez ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye'nin çalışmaları sürüyor. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bu kapsamda İstanbul'da yazılı ve görsel medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleri ile bir araya geldi. Türkiye'nin COP31'e yönelik son hazırlıklarını anlatan COP31 Başkanı Kurum, temsilcilerin sorularını yanıtladı. COP31 Başkanı Kurum, "Antalya'daki buluşmanın dünyaya anlatılmasında sizlerin katkısını çok önemsiyoruz. Sizlerin kalemi, ekranı ve haberi bu büyük buluşmayı milyonlarca insanla buluşturacak. İstiyoruz ki Antalya'dan yükselen mesaj, daha yaşanabilir şehirler kurma irademizi, çevremizi koruma kararlılığımızı ve ülkeler arasında güçlenecek iş birliğini dünyanın her köşesine ulaştırsın" diye konuştu.

"Asıl kriz, insanlığın ve doğanın geri dönüşü olmayan bir eşiğe sürüklenmesi"

Bugün dünyada siyasi istikrarsızlıkların derinleştiği, çatışmaların ve sıcak savaşların milyonları yerinden ettiği, ekonomik krizlerin ve barınma gibi temel insani sorunların tüm coğrafyaları sarstığının altını çizen COP31 Başkanı Kurum, "Bu süreçlerin aşılabileceğini ancak iklim krizinin geri dönülemez sonuçlarla insanları baş başa bırakacağına dikkat çekti: Asıl ve kalıcı olan, insanlığın ve doğanın geri dönüşü olmayan bir eşiğe doğru sürükleniyor olmasıdır. Asıl büyük kriz; iklim değişikliğiyle birlikte, bu gezegenin artık üzerinde nefes alınamayacak, yaşanılamayacak bir yere dönüşme tehlikesidir. İşte tam da böyle bir dönemde, Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Dünya iklimin geleceğini konuşmak üzere ülkemize Antalya'ya gelecek" diye konuştu.

COP BM çatısı altındaki üst düzey iklim görüşmeleri

COP organizasyonunun (Taraflar Konferansı) Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen küresel iklim görüşmelerinin üst düzey buluşması olduğunu belirten COP31 Başkanı Kurum, Paris Anlaşması ile resmileşen Türkiye'nin iklim eylemi yolculuğuna ilişkin bilgilendirme yaptı. Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, İklim Şurası, İklim Kanunu, Sıfır Atık Projesi gibi kararlı adımları hayata geçirdiğine işaret eden Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen bu çalışmaların da Türkiye'nin örnek uygulamaları olarak COP31'de anlatılacağını dile getirdi.

COP31 Başkanı Kurum, 50'den fazla ülke ile doğrudan temas kurdu

Türkiye'nin COP31 Başkanı olarak bugüne kadar yürüttüğü diplomasi trafiğine ilişkin de bilgilendirme yapan COP31 Başkanı Kurum, 50'den fazla ülkeyle doğrudan ikili temas kurduklarını 'bugüne kadar tek bir günü bile boşa geçirmediklerinin' altını çizdi. Mart ayında Tokyo'daki iklim görüşmelerine, nisan ayında Antalya Diplomasi Forumu'na, Berlin'deki Petersberg İklim Diyaloğu'na, Kore İklim Haftası'na, mayısta Kopenhag'da İklim Bakanları Buluşmasına katıldığını belirten Kurum, 8-9 Mayıs'ta ise Hatay'da dünyanın farklı ülkelerinden temsilcilerini Türkiye'nin Dirençli Şehirler çalışmalarını yerinde görmeleri için ağırladıklarını kaydetti. Haziranda Bonn müzakerelerinde COP31 Eylem Gündemi'ni genişlettiklerini, Londra İklim Eylem Haftası'na katıldıklarını ifade eden Bakan Kurum, temmuz ayında ise İstanbul'daki D-8 Bakanlar Toplantısı'nda gelişmekte olan ülkelerin finansman ve teknoloji ihtiyaçlarını ele aldıklarını belirtti. Eylül ayında İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'ni gerçekleştirdiklerini, Bakü İklim Haftası'na katıldıklarını ve Trabzon Mavi Diyaloğu'nda denizlerin korunması, kıyıların dayanıklılığı ve mavi ekonomi gündemini dünya kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı. Diplomasi trafiğinin New York İklim Haftası ve Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası ile zirveye ulaştığını dile getiren Kurum, ekim ayında Fiji'deki COP31 Ön Konferansı ve Tuvalu'daki liderler buluşmasında Pasifik ülkelerinin özellikle kırılganlık, uyum ve iklim finansmanı alanındaki beklentilerini ele aldıklarını vurguladı, "Antalya'ya giderken bütün bu görüşmelerin birikimini de yanımızda götürüyoruz. Herkesi dinledik. Herkesin taleplerini, isteklerini, arzularını, beklentilerini aldık. Gelişmekte olan ülkelerin öncelikleri ile gelişmiş ülkelerin endişelerini dinledik" dedi.

85 Hükümet ve Devlet Başkanı katılımını bildirdi, 3 bin gazeteci akredite oldu

Antalya'daki zirvenin 2016 yılında Botanik EXPO'suna ev sahipliği yapan Antalya EXPO alanında gerçekleştirileceğini yineleyen Kurum, alana ilişkin şu bilgileri paylaştı:

"1 milyon 100 bin metrekarelik bir alandan bahsediyoruz. Buluşmaya gerçekten heyecanlı bir şekilde hazırlanıyoruz. Hazırlık planımızda 527 bin metrekarelik Mavi Bölgemiz var ve yine 582 bin metrekarelik Yeşil Bölge'de etkinliklerimiz olacak. Çok kapsamlı bir çalışma yürüttük. Yani ulaşım bağlantılarından güvenlik sistemlerine, toplantı salonlarından basın ve yayın altyapısına kadar her ayrıntı üzerinde çalıştık ve burada gelen her misafirin güvenli, huzurlu bir şekilde alandan istifade etmesini sağlayacak yatırımlarımızı yaptık. Mavi Bölge'de Birleşmiş Milletler'in resmi müzakereleri yürütülecek ve 11-12 Kasım'da Dünya Liderler Zirvesi de burada yapılacak. Şu ana kadar 85 hükümet ve devlet başkanı katılımını bildirdi. Uluslararası medyanın oldukça yoğun ilgisi var. Yaklaşık 3 bin gazeteci akredite oldu. Yeşil Bölge'de ise ne yapacağız' Ülkemizin aslında dünyaya açılan vitrini olacak Yeşil Bölge. Binlerce insanın iklim çözümlerini yakından takip ettiği, bilimle, sanatla, teknolojiyle buluşabileceği bir alan olacak. Ve burada üniversiteler, girişimciler, gençler, sivil toplum kuruluşları aynı çatı altında bir araya gelecekler. Mavi Bölgede iklim finansmanı ele alınırken Yeşil Bölge'de de aslında bu alandaki uygulamaları bilimi ve yeni projeleri tanıtmış olacağız. Bu anlamda da bilhassa gelişmekte olan ülkelerin bilime, teknolojiye erişimi, bu projelere erişimi adına yeşil bölgedeki bu faaliyeti de önemsiyoruz. Tabii bu iki bölgede elde ettiğimiz deneyimler sonrasında da müzakere masasında konuşulan aslında her başlığın günlük hayattaki karşılığını da görebilmiş olacağız."

"Ülkemizin ve dünyanın önümüzdeki 50 yılını etkileyecek iradeyi ortaya koyuyoruz"

COP31 Başkanı Kurum, Türkiye'nin COP31'i her açıdan güçlü bir liderlikle sahiplendiğinin altını çizerek "COP31'i biz sadece bir zirve olarak görmüyoruz. Küresel görünürlük, diplomatik etki, uluslararası işbirlikleri, yatırım ve yeşil dönüşüm açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz ve Türkiye olarak önümüzdeki süreçte bu sürece liderlik eden, bu süreci tüm sektörleriyle birlikte benimseyen bir ülke olarak COP Başkanlığı sürecini yürütüyoruz. Bu bizim için gerçekten bir konferansın çok daha ötesinde. O yüzden COP31'in Türkiye'ye sağlayacağı kazanımları finansman, yatırım, teknoloji, şehircilik, sanayi, istihdam ve uluslararası itibar boyutları olmak üzere bu fırsata liderlik eden ve önümüzdeki süreçte üretimini, istihdamını, sanayisini, teknolojisini bu konuya göre revize eden, yenileyen bir Türkiye olmak istiyoruz. Biz bu anlamda geleceği beklemiyoruz. Onu şekillendirmeye gayret gösteriyoruz ve ülkemizin ve dünyamızın önümüzdeki 50 yılını etkileyecek belki de tarihin akışına olumlu anlamda en büyük katkıyı sunacak o iradeyi ortaya koyuyoruz. İşte Türkiye olarak devletimiz ve milletimizden aldığımız güçle hiçbir tereddüde yer bırakmadan, en net ve kararlı duruşumuzla, aksiyon gücümüzle, kimseyi bu anlamda geride bırakmadan herkesi sürece dahil ederek doğuyla batı, kuzeyle güney arasında köprü vazifesi görecek ve bu anlamda tüm medeniyetlerin buluşma noktası olan Türkiye'de, Antalya'da bu büyük dönüşüme liderlik edeceğiz" dedi.

Eylem gündeminin 10 başlığını ve 6 hedefini anlattı

Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı'nın Eylem Gündemi'nde yer alan Sıfır Atık, Temiz Enerji Dönüşümü/ Elektrifikasyon, Gıda Güvenliği, İklim Uygulama Köprüsü, Okyanuslar ve Denizler, İklim Dirençli Şehirler, Gençlik ve Eğitim, Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri, Rio Sinerjisi, Yeşil Sanayileşme başlıklarına ilişkin detaylı açıklamalar yaptı. COP31 Başkanı Kurum bu 10 başlığı, 2035 yılına uzanan 6 küresel uygulama hedefiyle desteklediklerini ifade ederek bu hedefleri şöyle sıraladı:

"Elektriğin dünya genelindeki nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 35'e yükselmesi, küresel atık üretimindeki artış hızını yarıya indirme, binalarda enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması, üretim ve imalatta döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e çıkarılması, Tarım ve iklim eğitimi alanında farkındalığı büyütmek, İklim Uygulama Köprüsü'nü yaygınlaştırmak."

"Amerikan ticaret odası da bu işin tam göbeğindedir"

Bakan Kurum, taahhütlerin eyleme geçmesini sağlayacak anlayışı gerçekleştirmede kararlı olduklarını belirterek COP31'in önemli iş birlikleriyle ilgili şu bilgileri verdi:

"Uluslararası Enerji Ajansı, OECD gibi birçok kuruluş, yine Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı bizim COP31'de stratejik ortağımız. Bu ortaklarımızla birlikte elektrifikasyon ve temiz enerji alanında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programıyla ülkelerin iklim hedeflerini uygulanabilir projelere yine dönüştürme alanlarında birlikte çalışıyoruz. Yine kalkınma bankaları. Yani bu işleri hayata geçirmemiz için evet bu taahhütler var, bu eylemler var ama bunları hayata geçirecek finansa ulaşıma için de kalkınma bankaları, uluslararası finans kuruluşları, yerel yönetimler ki bu konuyu da çok çok önemsiyoruz. Bugün bana soruyorlar işte 'Amerika bu toplantıya gelmeyecek, Paris Anlaşması'ndan çıktı mı veya buraya taraf mı'' Yani biz burada aslında sektörlerin, üretim ve istihdamın ne istediğini ne beklediğini değerlendiriyoruz ve bu kapsamda Amerikan Ticaret Odası da bu işin tam göbeğindedir. COP31 sürecinin yanındadır. Dolayısıyla orada sektörün dönüşümü, insanlığın bu konudaki beklentilerini de çok iyi biliyoruz."

"Dirençli şehirlere ayrı bir parantez açacağız"

Bakan Kurum, Türkiye'nin dünyaya COP31'in Dirençli Şehirler başlığına uygulama örneği olarak deprem bölgesinde tamamlanan Asrın İnşa Seferberliği'ni anlatacağını belirtti. Kurum, "Dirençli şehirlere ayrı bir parantez açacağız. Bu konuda büyük bir tecrübemiz var. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde deprem bölgesinde 100 milyar doları aşan yatırımla orada 11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı yeniden ayağa kaldırdık. Saatte 23, günde 550 konut üreterek yani tarihe not düşeceğimiz bir başarı hikayesini aziz milletimizle birlikte ortaya koyduk. Bugün orada yaptığımız konutlar enerji alanında yüzde 39 daha az enerji üretiyor. Hepsi Sıfır Atık uyumlu ve daha yaşanabilir şehirleri deprem bölgesinde 11 ilimizde ayağa kaldırmış olduk. Buradaki birikimi tüm dünyayla paylaşacağız" diye konuştu.

"Sıfır atık köyleriyle dönüşümü yaşatarak anlatacağız"

Bakan Kurum, Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi'nin de yine COP31'in metan azaltımı hedefi doğrultusunda dünyaya ilham vereceğini dile getirerek "Sıfır Atık Hareketi de ülkemizin dünyaya sunduğu en güçlü örneklerden, projelerden biri. Türkiye'nin bu anlamda dünyaya imzası. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde başlayan Sıfır Atık anlayışını COP31 alanının her köşesinde hissettirmek istiyoruz. Sıfır Atık Müzesi, çocuk ve gençlik atölyeleri ve Sıfır Atık köyleriyle ziyaretçilerimize bu dönüşümü yaşatarak anlatacağız" dedi.

LET'S COP şarkısını dinletti, COPArt projesini anlattı

Türkiye'nin kültür ve sanat organizasyonlarıyla COP31 sahnesine çıkacağını ve iklim farkındalığını tüm dünyaya yansıtacağını anlatan Kurum, bu kapsamda COP31 için özel hazırlanan "Let's COP" isimli İngilizce şarkıyı yayın yönetmelerine ilk kez dinletti. COpArt başlıklı etkinlikler kapsamında alanın tamamının açık hava sahnesi olarak kullanılacağını vurgulayan Kurum, "COPArt kapsamında tabii çok kapsamlı bir program hazırlıyoruz. Yani operasyon planımızda 70 yabancı, 120 yerli sanatçının eserlerini kapsayan 4 tematik sergi de bulunuyor. Ulusal ve uluslararası birçok sanatçımızın eserleri, senfonik konserler, dünyaca ünlü şarkıcıların konserleri yine panelleri olacak. Amacımız dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimize aslında çevre duyarlılığını sanatın diliyle anlatan unutulmaz bir deneyim sunmak istiyoruz. Bu açık hava müzesinde düşünün bir senfoni orkestrası doğanın sesini sahneye taşıyor. Geri kazanılmış malzemelerden bir heykel yükseliyor. Dijital bir eser, iklim verilerini herkesin anlayabileceği bir görüntüye dönüştürüyor. Böyle bir buluşma, insanları aynı duygu etrafında bir araya getirir. Antalya'da işte bu etkiyi oluşturmak istiyoruz" diye konuştu.

Anadolu medeniyeti, gençler, çocuklar ve gastronomi

Anadolu Bahçesi ve kültür-medeniyet alanlarında birbirinden farklı tanıtım etkinlikleri düzenleneceğini anlatan Bakan Kurum, 7 bölgenin mutfak kültürünü, yerel üretimi ve sürdürülebilir gastronomi örneklerini dünyaya sunacaklarını söyledi. Gençler ve çocuklar için özel programlar hazırlandığını ifade eden Bakan Kurum, Gençlik ve Bilim Merkezi, Çocuk Adası, eğitim alanları ve uygulamalı atölyelerin alanda kurulduğundan bahsetti.

"Bu hazırlıkların Antalya'ya kalıcı eserler kazandırması bizim için çok kıymetli"

COP31 Alanı'nda 500'ün üzerinde çalışma alanı ve 40 canlı yayın noktası ile 4 bin medya mensubuna hizmet verebilecek bir merkez oluşturduklarını anlatan Kurum, konferans boyunca 300'ü aşkın basın toplantısına imkan sağlayacak bir düzenin hayata geçirileceğini söyledi. Bakan Kurum, Antalya'da yenilikçi fikirlerin yatırımcılarla buluşması için Start-up Zone alanının oluşturulduğunu burada iklim teknolojileri geliştiren girişimlerin projelerini tanıtabileceğini uluslararası paydaşlarla görüşebileceğini vurguladı. Yine Türkiye Pavilyonu'nda enerji, atık yönetimi, şehircilik, bilim ve teknoloji alanlarında hayata geçirilen uygulamaların sergileneceğini kaydetti. Bakan Kurum, bu alanların COP31'den sonra da Antalya ekonomisine katkı sunacağını belirterek, "Elbette bu hazırlıkların Antalya'ya kalıcı eserler kazandırması da bizim için çok kıymetli. Yani bu alan artık Türkiye'nin, Antalya'nın kalıcı bir eseri haline geldi. Burada kongre, fuar ve ulaşım altyapısına yönelik çok önemli yatırımlarla aslında şehrimizin kapasitesini de güçlendirmiş olduk" dedi.

"Türkiye, yarının dünyasına imzasını atacak"

COP organizasyonlarının dünyanın ortak geleceği için hayati önemde olduğunu hatırlatan Bakan Kurum, son olarak şunları kaydetti:

"COP31'i sadece bir zirve olarak değil ülkemizin ve dünyanın önümüzdeki 50 yılını kurtaracak tarihi bir milat olarak ele alıyoruz. Bugün atılacak adımları sadece diplomatik birer protokol veya geçici birer organizasyon olarak görmek aslında karşı karşıya olduğumuz felaketin büyüklüğünü anlamamak demektir. Savaşlar ve krizler ne kadar yıkıcı olursa olsun, ekolojik çöküşün oluşturacağı kalıcı yıkım maalesef telafisi olmayan bir yıkımdır. Geçici krizlerin gürültüsü içinde asıl gerçeği göz ardı etmeyecek, gezegenimizin geleceğini hiçbir şekilde karanlığa teslim etmeyeceğiz. Bu konuda netiz, bu konuda ilk günden itibaren bu şekilde duruyoruz. Bu anlamda palyatif önlemler yerine çocuklarımızın istikbali için o kalıcı ve dönüştürücü iradeyi bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31 Başkanlığı olarak ortaya koyacağız. Türkiye, yarının dünyasına imzasını atacak. Türkiye tüm insanlığın geleceğine inşallah mührünü vuracaktır. Antalya'da bu anlamda hep birlikte çalışacak ve yine Antalya'da tüm dünyaya, tüm dünyanın geleceğine mührümüzü vurmak üzere kalıcı bir tarihi iz bırakacağız. Ben bu kapsamda herkesi Antalya'ya davet ediyorum. Türkiye'nin bu gururuna ortak olmaya çağırıyorum."

Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü

Kütahya'da 3 katlı binada çıkan yangında yaralanan şahıs, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti

23.10.2026 14:18:00
İHA
 
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Yangın, Bahçelievler Mahallesi Lodos Sokak'taki 3 katlı bir binanın 2. katındaki dairede meydana geldi.

Daireden dumanların yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü.

Yangında yaralanan Ramazan Öget, sağlık ekiplerince Kütahya Şehir Hastanesi kaldırıldı.

Öget, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Dairede hasara yol açan yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor

Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor

23.10.2026 14:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Özellikle büyük kentlerde meydana gelen taşkınlar, yalnızca yoğun yağışların değil, yıllardır biriken plansız yapılaşmanın da sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre sorun sadece gökten düşen yağmur miktarı değil; yağmurun toprağa ulaşamaması.

Kentlerde betonlaşmanın artması, dere yataklarının daraltılması ve doğal su yollarının yapılaşmaya açılması, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, gelecekte benzer felaketlerin daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunurken, doğayla uyumlu kentleşmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Sel felaketlerinin nedeni sadece yağış değil

Şiddetli yağmurlar her zaman yaşanabiliyor. Ancak uzmanlara göre bir yağışın afete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen temel unsur, kentin bu suyu nasıl karşıladığı.

Yıllar içinde beton ve asfaltla kaplanan şehirlerde yağmurun toprağa sızması zorlaşıyor. Su toprağa karışamadığında ise hızla yüzeyde birikiyor, yolları, alt geçitleri ve yerleşim alanlarını su altında bırakabiliyor.

Bu nedenle uzmanlar, yaşanan felaketleri yalnızca hava koşullarıyla açıklamanın eksik bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor.

Dere yatakları unutulduğunda risk büyüyor

Kentleşme sürecinde en çok zarar gören alanların başında dere yatakları geliyor. Uzmanlar, geçmişte suyun doğal geçiş güzergâhı olan birçok bölgenin yıllar içinde yapılaşmaya açıldığına dikkat çekiyor.

Oysa dere yatakları ve taşkın sahaları, yağışlı dönemlerde fazla suyu taşıyan doğal güvenlik koridorları olarak görev yapıyor. Bu alanların daraltılması veya tamamen ortadan kaldırılması halinde, su farklı güzergâhlar arıyor ve bu durum yerleşim alanlarını tehdit eden taşkınlara neden olabiliyor.

Beton yerine suyu emen kentler öneriliyor

Uzmanların çözüm olarak dikkat çektiği yaklaşım ise "mavi-yeşil altyapı" sistemi.

Bu modelde yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler, sulak alanlar, bitkilendirilmiş drenaj sistemleri ve yeşil koridorlar birlikte planlanıyor. Amaç, yağmur suyunu mümkün olduğunca düştüğü yerde tutabilmek ve kontrollü şekilde doğaya geri kazandırabilmek.

Uzmanlara göre suyu hızla uzaklaştırmaya çalışan klasik yöntemler tek başına yeterli olmayabiliyor. Bunun yerine suyu yönetebilen ve depolayabilen sistemlere ihtiyaç duyuluyor.

Parklar sadece dinlenme alanı değil

Birçok kişi parkları ve yeşil alanları yalnızca sosyal yaşamın bir parçası olarak görüyor. Ancak uzmanlar bu alanların iklim krizine karşı mücadelede kritik görevler üstlendiğini belirtiyor.

Kent ormanları, sulak alanlar, açık yeşil bölgeler ve ekolojik koridorlar yağmur suyunun tutulmasına yardımcı olurken aynı zamanda kent sıcaklıklarını da düşürebiliyor. Kısacası parklar yalnızca piknik yapılacak yerler değil; aynı zamanda kentin doğal savunma mekanizmaları olarak görülüyor.

İklim krizine karşı doğa temelli çözümler gerekiyor

Uzmanlara göre gelecekte aşırı hava olaylarının sıklığında artış yaşanabilir. Bu nedenle sadece beton kanallar ve mühendislik projeleriyle çözüm aramak yeterli olmayabilir.

Doğa temelli çözümler olarak adlandırılan yöntemler; ekosistemlerin kendi işleyişinden yararlanarak suyu tutmayı, filtrelemeyi ve yönlendirmeyi hedefliyor. Böylece hem taşkın riski azaltılıyor hem de doğal yaşam destekleniyor.

Bu yaklaşımın şehir planlamasına entegre edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Kentler doğayla mücadele ederek değil uyum sağlayarak korunabilir

Uzmanlar, afetlere karşı dayanıklı şehirler oluşturmanın yolunun doğayı kontrol etmeye çalışmaktan değil, doğal süreçlerle uyum içinde yaşamaktan geçtiğini ifade ediyor.

Dere yataklarının korunması, yeşil alanların artırılması, geçirimsiz yüzeylerin azaltılması ve suyun doğal döngüsüne saygı gösteren planlama anlayışının benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kentleşmenin kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli güvenlik perspektifiyle ele alınmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, bugün alınacak doğru kararların gelecekte yaşanabilecek can ve mal kayıplarını azaltabileceğini belirtiyor. Yağmurun düşmesini engellemek mümkün değil; ancak suya hareket edeceği güvenli alanlar bırakıldığında şehirlerin sel felaketlerine karşı çok daha dirençli hale gelebileceği ifade ediliyor.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 9 maddelik fon teklifi kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle belirlenen şartları taşıyan yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 9 maddelik fon teklifi kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle belirlenen şartları taşıyan yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı

23.10.2026 12:11:00
Haber Merkezi
 
 TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 9 maddelik fon teklifi kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle belirlenen şartları taşıyan yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı
 TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen 9 maddelik fon teklifi kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle belirlenen şartları taşıyan yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı
Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Kabul edilen maddelere göre, Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu düzenlemenin yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanların adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların malvarlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsiline ve geri kazanılan değerlerin fon pay sahibine ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanıyor.

YATIRIMCILARA 1 MİLYON TÜRK LİRASI ARA ÖDEME YAPILABİLECEK
Teklifin "Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme" başlıklı hükmüne göre, fon malvarlığının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir nakdin, tasfiye kararından bir önceki gün sonu itibarıyla geçerli fon birim pay fiyatı ile ödemeye esas katılma payı adetleri üzerinden hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yeterli olmaması halinde, Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillere yönelik hüküm saklı kalmak kaydıyla, tasfiye bakiyesinden yapılacak ödemelerde dikkate alınacak fon pay sahibinin net yatırım tutarı, fona, fon pay sahibi tarafından fiilen yapılan her bir nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak giriş ve çıkış tutarlarından, giriş tutarının çıkış tutarından fazla olması durumunda, fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanacak.

Fon pay sahiplerinin tasfiye bakiyesinden alacakları ödemelerden mahsup edilmek üzere, ilgili hüküm uyarınca hesaplanan net yatırım tutarının endeksleme uygulanmaksızın bulunan kısmını geçmemek kaydıyla, Kurulca belirlenen fonlarda, net yatırım tutarı 1 milyon Türk lirasının altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon Türk lirası ara ödeme yapılabilecek.

Fon pay sahiplerine yapılacak ara ödeme tutarı, para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarının hesaplandığı tarihten bir önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan, ilgili fon pay sahibinin hesabında bulunan fon katılma paylarının toplam değerini aşamayacak. Fonun önceki gün sonu fiyatı, ihtiyaç duyulan bilgiler tasfiye ile görevli kuruluşlardan temin edilerek, ilgili güne dair yapılan değerleme ile Takasbank tarafından hesaplanan fiyat olacak.

ARA ÖDEMEDE ÖNCELİK VE SINIRLAR
Dağıtılabilir nakdin düzenlemeye göre hesaplanan net yatırım tutarlarının ve/veya düzenlemeye göre hesaplanan ara ödeme tutarlarının tamamını karşılamaya yetmemesi halinde Kurul, mevcut nakitten mümkün olan en fazla sayıda fon pay sahibinin tam yararlanması amacıyla, net yatırım tutarı en düşük olan fon pay sahibinden başlanmak suretiyle ödeme yapılmasına ve/veya tüm fon pay sahipleri bakımından uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirlenerek bu tutara kadar ödeme yapılmasına karar vermeye yetkili olacak.

Bu kapsamda yapılacak ödemelerde hiçbir fon pay sahibine net yatırım tutarını, ödeme tutarının hesaplandığı tarihten ve/veya tasfiye tarihinden önceki gün sonu itibarıyla hesaplanmış hak ve alacak tutarlarını veya düzenlemede öngörülen 1 milyon Türk lirası tutarındaki ara ödeme tavanını aşan ödeme yapılamayacak. Ara ödeme karşılığı herhangi bir katılma payı iade işlemi yapılamayacak. Söz konusu katılma payları nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.

TASFİYE SÜRECİNDE SPK'NIN YETKİLERİ
Teklifin hükümleri, belirtilenler dışındaki diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmayacak.

Öte yandan, düzenleme kapsamındaki bazı tanımlar ve kısaltmalar da hüküm altına alınıyor.

FONLARIN TASFİYESİ SPK GÖZETİMİNDE YÜRÜTÜLECEK
Düzenlemenin, "Tasfiyenin yürütülmesine ilişkin genel esaslar ve fon pay sahipliğinin belirlenmesi" başlıklı hükmüne göre, fonların tasfiyesi SPK'nın gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülecek. Kurul, tasfiye sürecinin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi, dağıtım sırasını ve tasfiyeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterecek. Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin Kurulca belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hakim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici olarak farklı bir fiyat marjı uygulanmasına ve sermaye piyasası mevzuatı ile Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlerin kullanılmasına Kurulca karar verilebilecek. Kurul, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilecek.

Bu kapsamda yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmayacak. Borsada veya Borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına Kurulca karar verilebilecek.

TASFİYEDE ELDE EDİLEN TUTARLAR FONA AKTARILACAK
Tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlar, fonun yönetim ve tasfiyesi için yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye mal varlığına dahil edilecek. Tasfiyenin tamamlanmasından sonra tahsil edilen tutarlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde geri kazanım hesabına aktarılacak.

KURUMLAR BİLGİ VE BELGELERİ SPK'YA VERECEK
Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ (MKK), Takasbank, Borsa İstanbul AŞ (Borsa), Türkiye Bankalar Birliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar, portföy yönetim şirketleri, portföy saklama kuruluşları ile diğer sermaye piyasası kurumları ve kamu kurum ve kuruluşları, bu düzenlemenin uygulanması için gerekli bilgi ve belgeleri Kurula, Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) ve/veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) talepleri üzerine gecikmeksizin vermekle yükümlü olacak. Bu kurum ve kuruluşlar özel mevzuatlarında yer alan gizlilik ve sır saklamaya ilişkin hükümlere dayanarak bilgi vermekten imtina edemeyecek.

FON PAY SAHİPLİĞİ MKK KAYITLARIYLA BELİRLENECEK
Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından MKK kayıtları ile mutabakat sağlanmak suretiyle fon ve hesap bazında tespit edilecek.

TEFAS'TA BLOKE EDİLEN PAYLAR DA KAPSAMDA
Genel Kurulda kabul edilen önergeyle, katılma payı sahipleri adına Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) iletilmiş olmakla birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar geçersiz hale geldiğinden TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabında katılma payı bulunan katılma payı sahiplerinin de fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye kapsamında olduklarının belirlenmesi amaçlanıyor.

Buna göre, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17 Eylül 20026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla düzenlemedeki tasfiye hükümlerine tabi olacak.

GERİ KAZANIM VE GETİRİLERİN İADESİ
Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlarda, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade etmek suretiyle ödeme almış olan kişilerin, girişlerinin tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak miktarı aşan tutarda elde ettikleri getiri, Kurulca ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.

Bu fonların malvarlığında yer alan ve Kurulca Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili maddelerine konu edilen paylardan kazanç elde eden kişilerce, söz konusu paylardan elde edilen getirinin, payın elde tutulduğu dönemde alım maliyetinin tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak tutarı aşan kısmı, Kurulca ilan edilen genel hisse iade hesabına isteğe bağlı olarak iade edilebilecek. Hüküm kapsamında, hesaplama döneminin, iade edilecek tutarın belirlenmesinde kullanılacak yöntem ile hükmün uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesine Kurul yetkili olacak.

NİHAİ ÖDEMEDE ÖNCEKİ ÖDEMELER MAHSUP EDİLECEK
Nihai ödemede, fon pay sahibine tasfiye mal varlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollardan daha önce yapılan ödemeler mahsup edilecek.

Fon mal varlığından mevzuata aykırı çıkarılan değerler ve şahsi sorumluluk

FON MALVARLIĞINDAN ÇIKARILAN DEĞERLER İÇİN SORUMLULUK
Düzenlemeyle "Fon mal varlığından mevzuata aykırı çıkarılan değerler ve şahsi sorumluluk" başlıklı hükümle fon mal varlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin kapsamı ve bu nedenle doğan zarara veya kayba yönelik sorumluluk düzenleniyor.

Buna göre, fon mal varlığından mevzuata aykırı olarak veya mevzuata şeklen uygun olsa dahi fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amacı bulunmaksızın, karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo veya benzeri işlem ve sözleşmeler yoluyla ilişkili taraflar, hakim ortaklar, yöneticiler, bunların doğrudan veya dolaylı kontrol ettikleri kişiler yahut diğer üçüncü kişiler lehine çıkarılan veya aktarılan para, sermaye piyasası aracı, mal, hak ve alacaklar ile bunların yerine geçen veya değerlendirilmesi suretiyle elde edilen değerler fon mal varlığından hukuka aykırı çıkarılmış değer addedilerek fon zarara veya kayba uğratılmış sayılacak.

Zarar veya kayıptan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu olacak. Bu tutarın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması halinde, fonun zarara veya kayba uğratılmasında sorumluluğu Kurulca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilenler, şahsen sorumlu olacak.

Bu hüküm kapsamındaki kişilerin görevlerinden ayrılmış olmaları, görev yaptıkları veya yönetim ya da kontrolü ellerinde bulundurdukları dönemde gerçekleştirilen işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.

TMSF GERİ KAZANIM İÇİN TAHSİL VE TAKİP YAPACAK
Düzenlemenin "El konulan ve müsadere edilen mal varlığı değerleri ve geri kazanım hesabı" başlıklı hüküm kapsamında bulunmayan durumlar bakımından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar veya kayıp tutarını, zarar veya kayıpta sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişileri ve sorumlu oldukları tutarları belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.

SPK'nin bildirimi üzerine sorumluların mal varlığından geri kazanım sağlanması amacıyla, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında TMSF tarafından tahsil ve takip işlemleri başlatılacak. TMSF, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümlerini uygulama yetkisine haiz olacak. Bu hüküm kapsamında açılacak davalarla ilgili olarak İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.

Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve provası kapsamında 24 ve 29 Ekim tarihlerinde trafiğe kapatılacak yolları ve alternatif güzergahları duyurdu

 

23.10.2026 11:06:00
Anadolu Ajansı
 
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü, İstanbul'da düzenlenecek törenlerle coşkuyla kutlanacak.

Vatan Caddesi'nde 29 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek resmi geçit töreninin provası, 25 Ekim Pazar günü düzenlenecek Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) nedeniyle 24 Ekim Cumartesi günü yapılacak.

Alınacak trafik tedbirlerinde 58 noktada 22 ekip, 28 MEDAR Mobil Hız Tespit Sistemi (MTS) unsuru, 36 yaya personel ve 3 çekici ile toplam 111 personel görevlendirilecek.

Bu kapsamda provanın yapılacağı 24 Ekim Cumartesi ve törenin gerçekleştirileceği 29 Ekim Perşembe günleri saat 05.45 itibarıyla program bitimine kadar trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.

Adnan Menderes Bulvarı (Vatan Caddesi) gidiş ve gelişler ile D-100 kuzey ve güney istikametinden, Edirnekapı'dan, 10. Yıl, Oğuzhan, Sofular, Halıcılar, Akdeniz, Akşemsettin ve Ordu caddelerinden, Atatürk Bulvarı, Keçeci Meydan Sokak ve Hal Yolu güney istikametinde Adnan Menderes Bulvarı girişleri trafiğe kapatılacak.

Adnan Menderes Bulvarı'na çıkan tüm cadde ve sokaklar ile Tatlıpınar, Kaleboyu ve Sulukule caddelerinden bulvara katılım da sağlanamayacak.

Kapatılacak yollara alternatif olarak Turgut Özal Millet ve Fevzipaşa caddeleri ile Atatürk Bulvarı, D-100 kara yolu ve O-3 Hal Yolu kullanılabilecek. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda gözaltına alınan 11 şüpheli tutuklandı

23.10.2026 08:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 31 şüpheliden 16'sının sulh ceza hakimliğindeki sorgu işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, şüphelilerden Çetin Genç, Eren Yeşilyurt, Hakan Avdan, Konuralp Özkan, Metin Kartal Emür, Osman Uçar, Seyit Tahir Özek, Ahmet Haluk Güner, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Terzi ve Ümit Yılmaz'ın tutuklanmalarına karar verdi.

Şüpheliler Fadimenur Demir, Gülsüm Doğan, Zuhal Topaloğlu ve Yasemin Yılmaz hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Gözaltında bulunan 15 şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli ise aranıyor.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fadimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Alnus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Alnus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında ayrıca şüpheliler Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın şüpheliler arasında yer aldığı ancak yakalanmadığı, kardeşi İnan Altınbaş'ın gözaltında olduğu ve diğer aile fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu öğrenilmişti. 

MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) yönelik 'nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet' suçlarına yönelik polisin düzenlediği eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 22'si tutuklandı

23.10.2026 07:30:00
İHA
 
MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama
MESEM okullarına yönelik 'dolandırıcılık ve rüşvet' operasyonu: 22 tutuklama
Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri MESEM'lere yönelik 'nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet' suçlarına yönelik çalışma yaptı.

Ekiplerin çalışmasında bazı MESEM okullarında iddia edilen suçlardan 36 milyon 244 bin 715 TL kamu zararına sebebiyet verildiği, 8 milyon 749 bin TL, 2 adet laptop ve 2 adet renkli yazıcının rüşvet olarak alanlarında olduğu bir biriyle bağlantılı 45 şahıs belirlendi.

Devam eden çalışmalarda 45 şüpheliden 1'inin yakın zamanda vefat ettiği, 2'sinin ise farklı suçlardan cezaevine girdiği tespit edildi. Diğer 42 şüphelinin yakalanması için Mersin merkez ve Silifke ilçesiyle, Adana, İzmir ve İstanbul'da eş zamanlı operasyon yapıldı.



Operasyonda aralarında Mersin ve Silifke'deki MESEM okullarının bazı eski müdür ve yardımcılarının da olduğu 39 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüpheliler adli işlemleri için emniyete götürülerek ifadesi sonrasında adliyeye sevk edildi.

Nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 22'si isnat edilen suçlardan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer şüphelilerin ise adli kontrol ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldığı öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Fon Kanun Teklifi, Meclis'te kabul edildi

Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi

22.10.2026 21:41:00 / Güncelleme: 23.10.2026 10:32:17
İhlas Haber Ajansı
 
Fon Kanun Teklifi, Meclis'te kabul edildi
Fon Kanun Teklifi, Meclis'te kabul edildi
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen teklifin öne çıkan maddelerine göre; teklifin hükümleri, belirtilenler dışındaki diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmayacak. Öte yandan, düzenleme kapsamındaki bazı tanımlar ve kısaltmalar da hüküm altına alınacak.

Düzenlemenin, "Tasfiyenin yürütülmesine ilişkin genel esaslar ve fon pay sahipliğinin belirlenmesi" başlıklı hükmüne göre, fonların tasfiyesi SPK'nın gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülecek. Kurul, tasfiye sürecinin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi, dağıtım sırasını ve tasfiyeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterecek. Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin Kurulca belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hakim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici olarak farklı bir fiyat marjı uygulanmasına ve sermaye piyasası mevzuatı ile Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlerin kullanılmasına Kurulca karar verilebilecek. Kurul, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilecek. Bu kapsamda yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmayacak. Borsada veya Borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına Kurulca karar verilebilecek.

Tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlar, fonun yönetim ve tasfiyesi için yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye malvarlığına dahil edilecek. Tasfiyenin tamamlanmasından sonra tahsil edilen tutarlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde geri kazanım hesabına aktarılacak.

Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ (MKK), Takasbank, Borsa İstanbul AŞ (Borsa), Türkiye Bankalar Birliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar, portföy yönetim şirketleri, portföy saklama kuruluşları ile diğer sermaye piyasası kurumları ve kamu kurum ve kuruluşları, bu düzenlemenin uygulanması için gerekli bilgi ve belgeleri Kurula, Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) ve/veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) talepleri üzerine gecikmeksizin vermekle yükümlü olacak. Bu kurum ve kuruluşlar özel mevzuatlarında yer alan gizlilik ve sır saklamaya ilişkin hükümlere dayanarak bilgi vermekten imtina edemeyecek. Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından MKK kayıtları ile mutabakat sağlanmak suretiyle fon ve hesap bazında tespit edilecek.

Katılma payı sahipleri adına Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) iletilmiş olmakla birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar geçersiz hale geldiğinden TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabında katılma payı bulunan katılma payı sahiplerinin de fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye kapsamında olduklarının belirlenmesi amaçlanıyor. Buna göre, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17 Eylül 20026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla düzenlemedeki tasfiye hükümlerine tabi olacak.

Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillerin, Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından işlenmesi veya bu fonlarla birlikte hareket edilmesi ya da fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya bu fonlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlara, Kurulun sözü edilen tarihli kararları uyarınca tasfiyesine karar verilen fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak.

Teklifin "Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme" başlıklı hükmüne göre, fon malvarlığının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir nakdin, tasfiye kararından bir önceki gün sonu itibarıyla geçerli fon birim pay fiyatı ile ödemeye esas katılma payı adetleri üzerinden hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yeterli olmaması halinde, Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillere yönelik hüküm saklı kalmak kaydıyla, tasfiye bakiyesinden yapılacak ödemelerde dikkate alınacak fon pay sahibinin net yatırım tutarı, fona, fon pay sahibi tarafından fiilen yapılan her bir nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak giriş ve çıkış tutarlarından, giriş tutarının çıkış tutarından fazla olması durumunda, fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanacak.

Fon pay sahiplerinin tasfiye bakiyesinden alacakları ödemelerden mahsup edilmek üzere, ilgili hüküm uyarınca hesaplanan net yatırım tutarının endeksleme uygulanmaksızın bulunan kısmını geçmemek kaydıyla, Kurulca belirlenen fonlarda, net yatırım tutarı 1 milyon Türk lirasının altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon Türk lirası ara ödeme yapılabilecek. Fon pay sahiplerine yapılacak ara ödeme tutarı, para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarının hesaplandığı tarihten bir önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan, ilgili fon pay sahibinin hesabında bulunan fon katılma paylarının toplam değerini aşamayacak. Fonun önceki gün sonu fiyatı, ihtiyaç duyulan bilgiler tasfiye ile görevli kuruluşlardan temin edilerek, ilgili güne dair yapılan değerleme ile Takasbank tarafından hesaplanan fiyat olacak.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

22.10.2026 20:44:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa'nın üç büyük ülkesi Almanya, Fransa ve İngiltere'yi (E3), Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubuyla ilk kez aynı formatta buluşturacak toplantılara ev sahipliği yapacak.

Toplantılarda Ortadoğu'daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği, Yemen'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkileri masaya yatırılacak. Tarafların, önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek iş birliği ve koordinasyon olanaklarını değerlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın aktardığı bilgilere göre, Fidan, bölgesel güvenliğin sağlanmasında bölge ülkelerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajını verecek. Fidan'ın ayrıca mevcut anlaşmazlıkların birbirini derinleştirmesinin, çatışmaların yeni bölgelere yayılmasının ve bölgesel gerilimlerin daha geniş çaplı istikrarsızlığa dönüşmesinin önlenmesi gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

İsrail'in politikaları ve Suudi Arabistan'ın güvenliği
Toplantının gündeminde Filistin meselesi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri de bulunuyor. Uluslararası toplumun, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve yerleşimci şiddetine karşı baskıyı artırması gerektiği mesajının öne çıkması bekleniyor.

Yemen'deki Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın güvenliğine verilen destek de görüşülecek konular arasında. Fidan'ın Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınması gerektiğini vurgulaması öngörülüyor.

Görüşmelerde ayrıca Karadeniz'deki güvenlik durumu ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de ele alınacak. Son haftalarda Karadeniz'de ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların yoğunlaşması, deniz taşımacılığı açısından güvenlik kaygılarını artırmış bulunuyor. Özellikle insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılarda Türk gemilerinin de hedef hâline geldiği gözlemleniyor.

E3 ve R4 formatları nedir?
E3 formatı, İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik koordinasyonu ilerletmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından oluşturuldu.

R4 ise Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı bir araya getiriyor. Bu ülkeler, bölgesel güvenlik ve iş birliğini geliştirmeye yönelik girişimler kapsamında ortak hareket ediyor.

Öte yandan Ankara, kısa süre önce İslamabad ve Riyad ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yeni bir güvenlik ittifakı oluşturmuş bulunuyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.