logo
06 EKİM 2026

Fakirlik biterse terör de biter

28.07.2009 00:00:00
 
BTP iktidarında verecekleri Vatandaşlık Maaşı'yla dağa çıkan eşkıyanın, 'Ben Türk vatandaşıyım' demesini sağlayacaklarını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, terörün bitmesi için vatandaşların açlık ve fakirlikten acilen kurtarılması gerektiğini söyledi.

 

Yaptığı basın açıklamasında Türkiye üzerinde oynanan küresel oyunlara dikkat çeken Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "PKK tetikçi, tamam ama azmettirici, tetiği çektiren kim? Türkiye'nin güneyinde devlet kurduran irade hangisi? Bunlarla işbirliği yapanlar kimlerdir?" diye sordu. Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan bir an önce kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, terörün kökünün kazınması için "Baba Devlet" anlayışının hataya geçmesi gerektiğinin altını çizdi.

Amaç, iç savaş çıkarmakKonuşmasında Türkiye'yi tehdit eden projelere de değinen Prof. Dr. Baş Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) hedefini açıkladı. "BOP'un hedeflerinden birinin Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, "Bunu Kürt halkı mı istiyor? Hayır... Onların ilgisi yok... Batılı güçlerin asıl amacı 1980'dan önce yaptıkları gibi Türkiye'de iç savaşmak çıkartmaktır" dedi. Terörün kaynağının dışarıda olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: "Birileri bu topraklar üzerinde yaşayan insanları buradan çıkartmak istiyor. Niçin? "Biz bu topraklarda yaşayan insanları buradan çıkaracağız ve buraları kendimize vatan yapacağız" diyor. Bir tanesinin niyeti bu. Diğerinin niyeti ne? Bu coğrafyada senin rahatın olmaması lazım ki, iki yakan bir araya gelmesin ve kendisi için beklediği tehdit unsuru olmasın."

Zaafiyet terörü azdırdıBTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, sıfır terör ile iktidarı devralan hükümetin, sosyal ve dış politikadaki zaafiyetleri sebebiyle terörün azdığını belirterek, "Türk ekonomisini ayağa kaldıracak milli modeli ve yerli çözümü olmayanlar, yüce milletimizi can evinden vuran kanlı terörü besleyen devletlere ve küresel odaklara karşı milli duruş sergileyemezler. Bu sebeple Türk milletinin başının terör belasında kurtulması için, BTP'nin Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet projelerinin iktidar olmasının yanı sıra tam bir devlet kararlılığı şarttır. Terörün kökünü kazıyacak panzehir, BTP'nin sosyal projeleri ve devlet kararlılığıdır" dedi.

Devlet, 'baba devlet' olmalı"Ben Türk vatandaşıyım diyen herkes vatandaşlık maaşı alacak. Dağa çıkan eşkıya bu parayı almak için şehre inip, 'Ben Türk vatandaşıyım' der mi demez mi? diye soran ve "işte terör böyle çözülür. Terörü çözmek istiyorsan eşkıyayı aşağı indirip adam edeceksin"diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "insanlar kendi memleketlerinde geçimlerini sağlayabilmeli" şeklinde konuştu. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: "İnsanımız gidip de parayı sadece İstanbul'da kazanmayacak veya Ankara'da kazanmayacak. Nerede kazanacak? Diyarbakır'da da kazanacak, Muş'ta da, Antep'te de kazanacak. İşte devlet, bu imkânları vatandaşının önüne koyabilen güçtür. Bunu yapabilen adama ne denir? Devlet adamı ve siyaset adamı denir. Bunu yapamayan adama da hiç bir şey denmez. Bu icraatlar ancak Milli Ekonomi Modeli'nde yer alan sosyal devlet projelerimizle hayata geçebilecektir. BTP iktidarı döneminde vatandaşlık maaşı, ev hanımlarına maaş ve çocuk maaşı gibi sosyal devlet projelerini devreye koyacağız. Bu şekilde devlet baba olacak ve evlatlarını dağa çıkarmayacak."

Analar çocuklarını dağdan indirecekBTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş "BTP, Sosyal Devlet projeleri ve Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan kadın-erkek herkese bağlayacağı 500 TL'lik 'vatandaşlık maaşı' ile halkımızın tamamını kucaklayacaktır. Vatandaşlık maaşını alan halkımız, dağa çıkan teröristler kendi yakınları dahi olsa, onları "yediğimiz kabı kirletmeyin, doyduğumuz sofrayı devirmeyin?" diye ikaz ederek bizzat kendi elleriyle dağdan aşağıya indirecektir. Böylece devlet ile milletimizin arasına girmek isteyenlerin tezgahları da bozulacaktır. BTP, Türk devletini hiçbir ecnebi devlet veya güce muhtaç kılmadan Milli Ekonomi Modeli ile kalkındıracağı için, terörü besleyen hiçbir devletin karşısında boynu bükük olmayacak, milli duruş ekseninde tam bir devlet kararlılığı ortaya konacaktır. İşte o zaman terör odakları da onları besleyen güçler de avuçlarını yalayacaktır" şeklinde konuştu.

Soma'da 5 işçinin öldüğü maden göçüğü soruşturmasında 9 şüpheli tutuklandı

Manisa'nın Soma ilçesindeki bir maden işletmesinde 5 işçinin yaşamını yitirdiği göçüğe ilişkin soruşturmada gözaltına alınan, ilgili firmanın genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 zanlı tutuklandı

06.10.2026 01:00:00
Haber Merkezi
 
Soma'da 5 işçinin öldüğü maden göçüğü soruşturmasında 9 şüpheli tutuklandı
Soma'da 5 işçinin öldüğü maden göçüğü soruşturmasında 9 şüpheli tutuklandı

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.

Maden şirketinin genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 zanlı, Soma Adliyesine sevk edildi.

Savcılıktaki sorgularının ardından şüpheliler, çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.

Olayın Gelişimi ve Kurtarma Çalışmaları

Manisa'nın Soma ilçesinde, 1 Ekim 2026 tarihinde İmbat Madencilik'e ait özel bir maden ocağında meydana gelen göçükte 5 maden işçisi hayatını kaybetti, 2 işçi ise yaralı olarak kurtarıldı.

Göçük, 1 Ekim 2026 Perşembe günü öğle saatlerinde (yaklaşık 13.15 civarında) yer altı çalışma alanında yaşandı.

Olay anında göçükten 7 maden işçisi etkilendi. İlk müdahalelerde 2 işçi yaralı olarak çıkarıldı, 2 işçinin ise cansız bedenine ulaşıldı.

AFAD, arama-kurtarma ekipleri ve toprak altı lazerli enkaz görüntüleme cihazlarıyla yürütülen çalışmalar sabaha karşı tamamlandı ve göçük altında mahsur kalan son 3 işçinin de cansız bedenine ulaşıldı.

Hayatını Kaybeden ve Yaralanan Madenciler

Yaşamını Yitiren İşçiler:

Halit Ersay (37 - Memleketi Denizli/Çameli, evli ve 3 çocuk babası)

Kerim Ören (37 - Memleketi Manisa/Kırkağaç, evli ve 2 çocuk babası)

Ramazan İnce (Memleketi Balıkesir)

İsa Olcay (Memleketi Kütahya, 20 yıllık madenci)

Ömer Karakaya (Memleketi Manisa/Kırkağaç)

Yaralı Kurtarılan İşçiler:

Süleyman Şakrak: Hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi.

İbrahim Çimen: Hastanedeki serviste tedavisi tamamlandı.

Adli ve İdari İnceleme

Adalet Bakanlığı tarafından ivedilikle adli soruşturma başlatıldı ve Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 3 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi.

Güvenlik güçlerinin yürüttüğü incelemeler kapsamında maden şirketinin genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 şüpheli/yönetici gözaltına alındı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kazanın teknik nedenlerini, ihmal ihtimallerini ve iş güvenliği tedbirlerini araştırmak üzere maden alanına uzman müfettiş ve heyetler sevk etti.

Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır

Meltem TV canlı yayında konuşan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin, Suudi Arabistan öncülüğünde Yemen'deki çocuk hastanesinin bombalanmasına bir nevi soykırım olduğunu söyledi

06.10.2026 00:10:00
Hasan Gündoğdu
 
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Meltem TV'nin dünkü Parantez programına canlı yayın konuğu olan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin Yemen'in başkentindeki hastane bombalanması konusunda önemli açıklamalarda bulundu. 
 
Hasan Hüseyin Tekin televizyon kanalında "Muhammed bin Selman bu fotoğrafı (Hastane bombalanmasını) kimseye anlatamaz. Yanlış her yerde yanlıştır. Bunu Yahudi de yapsa yanlış, Müslüman da yapsa yanlış, Hindu da... Kim yaparsa yapsın hiç kimse bir hastane bombalayamaz, bombalamaması lazım. Zaten yeterince trajedi var, yeterince ölüm var. Hastane bombalamak ne demek biliyor musun? O milletin umutlarını bitirmek demektir. Savaşan bir halkı sağlık hizmetlerinden yoksun hale getirmek demektir. Çocukları, bebekleri yoksun hale getirmek demektir. Bir nevi soykırımdır. İfade ettiğimiz gibi askeri hedefler, üsler, karşılıklı stratejik noktalar bile vurulabilir ama baktığınız zaman bir hastanenin vurulması yanlıştır. Bu hastane, Yemen Salih Camisi'nin hemen yanıdır. İstanbul'da neye tekabül ediyor? Hani Sultanahmet Meydanı gibi düşünün. Yani çok kalabalık, çok işlek, çok bilinen bir yer. Burayı vurdular. Savaş sivilleri kapsamamalıdır" diye konuştu.
 

NE OLMUŞTU?

 
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, Yemen'in başkenti Sana'da bulunan El Seb'in Doğum ve Çocuk Hastanesini hedef almıştı. Saldırıya uğrayan hastane 45 bin kişilik cemaat kapasitesiyle bilinen Yemen Salih Camii'nin hemen kuzeyinde yer almaktaydı.

 

İKTİDAR CEPHESİNDE FON ÇATLAĞI! ŞAMİL TAYYAR İLE AKİT YAZARI KAPIŞTI

Fon soruşturması büyüdükçe tartışma yalnızca borsa ve para trafiğiyle sınırlı kalmadı; iktidara yakın isimler de birbirine girdi

05.10.2026 22:33:00
Haber Merkezi
 
İKTİDAR CEPHESİNDE FON ÇATLAĞI! ŞAMİL TAYYAR İLE AKİT YAZARI KAPIŞTI
İKTİDAR CEPHESİNDE FON ÇATLAĞI! ŞAMİL TAYYAR İLE AKİT YAZARI KAPIŞTI
Fon soruşturması büyüdükçe tartışma yalnızca borsa ve para trafiğiyle sınırlı kalmadı; iktidara yakın isimler de birbirine girdi. Eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar'ın fon krizine ilişkin sert çıkışları, Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu'nun tepkisini çekti. Karahasanoğlu, Tayyar'a "Erdoğan'dan yana gibi görünüp Erdoğan'ı mı devirmeye çalışıyorsunuz?" diye sordu.

"255 LİRADAN 4.500 LİRAYA ÇIKTI"

Karahasanoğlu ise tartışmanın merkezine Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki iddiaları koyarken, 255 TL'den alınan bir hissenin yaklaşık altı ayda 4.500 TL'ye çıkmasını savunulamaz buldu.

Akit yazarı, "Eski bakan da olsa, eşi de olsa... 255 TL'ye alınan hissenin 6 ayda 4500 TL'ye çıkması hak değildir, helal değildir, masum değildir... Hesabı sorulmalıdır" dedi.

Ancak aynı yazıda, soruşturmanın belirli siyasi isimler üzerinden yoğunlaştırılmasının da sorgulanması gerektiğini savundu. Karahasanoğlu, hedefteki kişinin toplam iddia edilen yolsuzluk içindeki payının çok daha küçük olduğunu öne sürerek siyasi operasyon ihtimalini gündeme getirdi.

TAYYAR'DAN SERT VE İRONİK YANIT

Tayyar ise Karahasanoğlu'nun yazısına doğrudan ve ironik bir yanıt verdi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

"Akit'in bilge yazarı Ali Karahasanoğlu da topa girdiğine göre pes ediyorum. Fon krizi, dış güçlerin CIA ve MOSSAD eliyle patlattığı bir operasyondur. Fatma Betül Sayan Kaya'nın AK Parti'yle ilgisi yoktur. 2.17 milyar liralık işlemi hanımefendinin haberi olmadan dış güçler yaptı. Fon soruşturmasındaki 217 şüpheli son gece Türkiye'ye gizlice sokuldular. Kamuoyunu aydınlattığı için yol gösterici bilge yazara ayrıca teşekkür ederim. Mevzu benim için kapanmıştır."

Tayyar'ın bu sözleri, gerçek bir CIA veya MOSSAD suçlaması olarak değil, Karahasanoğlu'nun yaklaşımını alaycı biçimde tersine çeviren ironik bir yanıt olarak aktarıldı.

ÖNCE "İSTİFA ETSİN" DEMİŞTİ

Tartışmanın dikkat çekici tarafı ise Tayyar'ın daha önce Kaya hakkındaki iddialar konusunda çok daha sert bir tutum sergilemiş olması.

Tayyar, Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın 163 milyon 46 bin TL yatırıp beş ay sonra 2,17 milyar TL çektiği iddiası için, "Eğer iddialar doğruysa, kabul edilebilir bir durum değil. Hemen istifası gerekir" demişti.

Ayrıca, "Hiç kimse makamını kişisel zenginleşme aracı olarak kullanamaz" ifadelerini kullanmıştı.

SORULAR

Fon krizinde hesap gerçekten kimden sorulacak?

Siyasi bağlantısı olanlara da aynı hukuk uygulanacak mı?

İktidar çevresindeki isimler birbirini suçlamak yerine, kamuoyunun beklediği bütün sorulara açık ve net cevap verecek mi?


HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!

Harem-i İbrahim Camii’nde yeni provokasyon… AK Parti yine “lanetledi”. Peki, somut adım ne olacak?

05.10.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!
HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!
Harem-i İbrahim Camii'nde İsrailli yerleşimcilerin provokasyonuna AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik sert tepki gösterdi: "Barbarlıktır… Sessiz kalmayacağız."

Ancak kamuoyunun önündeki soru değişmedi: Lanetlemek, kınamak ve tepki göstermek yetiyor mu? Türkiye bundan sonra hangi somut adımı atacak?

İşgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camii'nde İsrailli yerleşimcilerin müzik eşliğinde dans ederek provokasyon yaptığı görüntüler büyük tepki çekti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla olayı sert sözlerle kınadı.

Çelik, "Harem-i İbrahim Camii'ne yönelik devam eden insanlık dışı saygısızlıkları ve işgalcilerin camide yaptığı provokasyonları lanetliyoruz" dedi. İsrail makamlarının hukuksuzlukları "teşvik ve himaye etmesinin kabul edilemez" olduğunu belirten Çelik, "Kutsallarımıza yönelik bu fütursuz saldırılara karşı sessiz kalmayacağız" ifadelerini kullandı.

SORU BASİT: PEKİ SONRA?

Çelik'in sözleri sert. Fakat kamuoyunun merak ettiği konu artık yalnızca "Türkiye ne düşünüyor?" değil.

Asıl soru şu: Türkiye ne yapacak?

Çünkü Harem-i İbrahim Camii meselesi bugün ortaya çıkmış bir olay değil. Türkiye, daha önce de İsrail'in caminin statüsüne yönelik girişimlerini reddetti. Dışişleri Bakanlığı Temmuz 2025'te İsrail'in Harem-i İbrahim Camii'nin statüsünü değiştirme ve Filistinlilere ait yetkileri gasp etme girişimlerine karşı uluslararası toplumdan tedbir alınmasını istemişti.

Eylül 2026'da ise İsrail'in Yahudi bayramlarını gerekçe göstererek camiyi günler boyunca ibadete kapattığı bildirildi. Yani mesele tek bir provokasyon değil; tekrarlanan bir uygulama.

"SESSİZ KALMAYACAĞIZ" DENİYOR AMA…

Türkiye'nin İsrail'le ticareti 2 Mayıs 2024'ten itibaren tamamen durdurduğunu Ticaret Bakanlığı açıklıyor.

Ancak bunun dışında Mescid-i Aksa, Harem-i İbrahim gibi kutsal mekânlara yönelik ihlalleri durdurmaya yönelik hangi yeni diplomatik, hukuki veya uluslararası girişimin devreye sokulacağı kamuoyuna açıklanmış değil.

Üstelik TBMM'de İsrail'e yönelik daha kapsamlı bir ambargo öngören bir kanun teklifi de bulunuyor. Teklifte İsrail gemilerinin Türkiye limanlarına girişinin yasaklanması ve Türkiye'de yaşayan hiç kimsenin İsrail'le ticaret yapamaması öngörülüyor; ancak teklif hâlen komisyonda.

LANETLEME DEĞİL, CAYDIRICILIK

Türkiye'nin "kınama" ve "lanetleme" açıklamalarının ötesine geçip geçmeyeceği tartışması tam da burada başlıyor.

İsrail'in kutsal mekânlara yönelik uygulamaları sürerken Ankara'nın önünde diplomatik girişimlerden uluslararası kuruluşlara başvurulara, yaptırım mekanizmalarından uluslararası baskının artırılmasına kadar çeşitli araçlar bulunuyor.

Dışişleri Bakanlığı da daha önce Mescid-i Aksa baskınları sonrasında "caydırıcı tedbirler" çağrısı yapmıştı.

Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle 17 Ağustos’ta tutuklandı

05.10.2026 21:01:00
Haber Merkezi
 
Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye
Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle 17 Ağustos'ta tutuklandı. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada hapis cezasına çarptırılan Ertürk, tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi. Kararın ardından gözaltı ve tutuklama tedbirinin gerekliliği yeniden tartışma konusu oldu.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında sosyal medyada yeniden dolaşıma giren televizyon programı görüntüleri üzerine soruşturma başlatıldı. Ertürk, 17 Ağustos 2026'da gözaltına alındıktan sonra "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" ve "suç işlemeye tahrik" suçlamalarıyla tutuklandı.

Ancak Ertürk'ün tutuklanmasının ardından başlayan hukuki tartışmanın merkezinde şu soru bulunuyor: Bir kişinin tutuklanması için yalnızca hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunması yeterli mi?

Kanun ne diyor?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanı sıra tutuklama nedeninin bulunması gerekiyor. Ayrıca tutuklama, beklenen ceza ile ölçülü değilse uygulanamıyor.

Kanunda tutuklama nedenleri arasında kişinin kaçması veya kaçacağına ilişkin somut olgular ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimaline ilişkin kuvvetli şüphe bulunması sayılıyor.

Üstelik CMK'nın 101. maddesi, tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedenlerinin, ölçülülüğün ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının somut olgularla açıkça gerekçelendirilmesini zorunlu kılıyor.

Dosyada tartışmanın kilit noktası

Ertürk'ün suçlamaya konu edilen sözleri bir televizyon programında söylenmiş ve söz konusu görüntüler daha sonra sosyal medyada yeniden gündeme gelmişti. Ertürk ise duruşmadaki savunmasında görüntülerin yıllar önceki bir televizyon programından kesilerek oluşturulduğunu ve bağlamından koparıldığını savundu.

Dolayısıyla soruşturmanın dayandığı görüntülerin mevcut olması, tutuklamanın kendiliğinden zorunlu olduğu anlamına gelmiyor. Tutuklama açısından ayrıca kaçma, delilleri karartma veya benzeri somut tutuklama nedenlerinin ve adli kontrolün neden yeterli olmayacağının ortaya konulması gerekiyor.

Mahkeme ceza verdi ama tahliye etti

Bugünkü duruşmada mahkeme Ertürk hakkında hapis cezasına hükmetti. Haber kaynaklarında kararın miktarı konusunda farklı aktarımlar bulunuyor; DHA, 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası verildiğini bildirirken, bazı kaynaklar 1 yıl 14 ay 20 gün şeklinde aktardı. Ortak nokta ise mahkemenin Ertürk'ün tahliyesine karar vermiş olması.

Bu tablo hukuken önemli bir soruyu gündeme getiriyor:

Eğer tutuklama tedbiri gerekli ve ölçülüydüyse, neden ilk duruşmada verilen ceza sonrasında Ertürk tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi?

İfade özgürlüğünü ilgilendiren bir dosyada, tutuklama tedbirinin gerçekten zorunlu olup olmadığı ve daha hafif bir tedbirle aynı amaca ulaşılıp ulaşılamayacağı hukuk açısından tartışmanın merkezinde bulunuyor.

Ertürk açısından ortaya çıkan tablo ise dikkat çekici: 17 Ağustos'ta tutuklandı, 5 Ekim'de hâkim karşısına çıktı, hapis cezası aldı ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi.

Asıl soru şu: "Verilen hapis cezasından önce 49 gün süren tutukluluk gerçekten zorunlu muydu?"

Yasin Kol'un hesap hareketlerinde diğer hakemlerle para transferleri tespit edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen MHK soruşturması kapsamında gözaltına alınan Süper Lig hakemi Yasin Kol'un hesap hareketlerine ilişkin MASAK raporunun detayları ortaya çıktı. Raporda Kol'un aynı maçta görev aldığı bazı hakemlerle para transferleri gerçekleştirdiği kaydedildi. Ayrıca Kol ile aynı maçta görev alan hakemlerle aynı adı taşıyan 64 karşı tarafla yapılan bankacılık transferlerinin 50'sinin, birlikte görev alınan maçın 3 gün öncesi ile 2 gün sonrası arasındaki dönemde gerçekleştiği belirtildi

05.10.2026 16:54:00
İhlas Haber Ajansı
 
Yasin Kol'un hesap hareketlerinde diğer hakemlerle para transferleri tespit edildi
Yasin Kol'un hesap hareketlerinde diğer hakemlerle para transferleri tespit edildi
Yasin Kol hakkında hazırlanan bilirkişi raporunda yer verilen MASAK incelemesinde, şüphelinin 11 bankada 50 hesabı ve 41 farklı IBAN numarasının bulunduğu aktarıldı. Hesap kayıtlarında meslek bilgilerinin farklı şekillerde yer aldığı, SGK kayıtlarına göre ise Mart 2018-Ağustos 2026 arasında bir üniversitede güvenlik görevlisi olarak çalıştığı belirtildi. Raporda, Kol'un hesaplarındaki işlem hacminin 2020 yılından sonra belirgin şekilde arttığı, artışın 2024-2026 döneminde hızlandığı kaydedildi. 2026 yılında hesaplara yaklaşık 22,3 milyon lira giriş olurken, 40,8 milyon lira para çıkışı gerçekleştiği aktarıldı.

TFF'den 6,8 milyon lira ödeme

MASAK raporunda, Kol'un Türkiye Futbol Federasyonundan hakemlik ödemesi aldığı da belirtildi. 2018-2026 yılları arasında dış kaynaklı 25 milyon 57 bin 733 liralık transfer girişinin 6 milyon 883 bin lirasının TFF'den geldiği kaydedildi. Aynı dönemde Kol'un çalıştığı üniversiteden hesabına 2,5 milyon lira geldiği, iki kurumdan yapılan ödemelerin toplam dış kaynaklı girişlerin yaklaşık yüzde 37,45'ini oluşturduğu aktarıldı. Kalan 15 milyon 674 bin liranın ise gerçek kişiler ve diğer kurumlardan geldiği belirtildi. Raporda ayrıca 4 milyon 985 bin liralık transferin açıklama bölümünde "borç veya borç iadesi" ibaresinin bulunduğu ifade edildi.

Diğer hakemlerle para transferleri

Raporda, şüpheli Kol'un "dolandırıcılık", "bilişim yoluyla hırsızlık", "banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" gibi suç kayıtları bulunan kişilerle para giriş ve çıkışlarının olduğu belirtilirken, maç takvimi ile diğer hakemlerle gerçekleştirdiği transferlere ilişkin tespitlere de yer verildi. Raporda, Kol ile aynı maçta görev alan hakemlerle aynı adı taşıyan 64 karşı tarafla yapılan bankacılık transferlerinin 50'sinin, birlikte görev alınan maçın 3 gün öncesi ile 2 gün sonrası arasındaki dönemde gerçekleştiği belirtildi. Söz konusu transferlerin 47'sinin Kol tarafından ekipteki yardımcı ve dördüncü hakemlere gönderilen 100 lira ile 5 bin lira arasındaki ödemeler olduğu, bu ödemelerin 44'ünde Kol'un ilgili maçın hakemi olduğu aktarıldı. Ödemelerin 40'ının maç başladıktan sonra yapıldığı kaydedildi.

Raporda söz konusu ödemelerin nedeninin mevcut kayıtlardan belirlenemediği belirtilerek, şu ifadeler yer aldı:

"Yasin Kol'la aynı maçta görev alan hakemlerle aynı adı taşıyan 64 karşı tarafla bankacılık transferlerinin 50'si birlikte görev alınan bir maçın 3 gün öncesi ile 2 gün sonrası arasındadır, bunların 47'si Yasin Kol'dan ekipteki yardımcı ve dördüncü hakemlere yapılan 100 lira ile 5 bin lira arasındaki ödemelerdir. Bu ödemelerin 44'ünde Yasin Kol ilgili maçın hakemidir ve 40'ı maçın başlamasından sonra yapılmıştır."

Raporda ayrıca O.T.'ye 12 işlemle 1 milyon 880 bin lira, aynı adı taşıyan vergi kimlik numarasından ise 1 işlemle 100 bin lira geldiği, karşı yönde transfer bulunmadığı aktarıldı. K.S.'ye ise 358 bin 900 lira gönderildiği belirtildi.

Yasin Kol tutuklama talebiyle sevk edildi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosunun koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile bazı hakem ve gözlemciler hakkında işlem yapılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Süper Lig hakemi Yasin Kol ile Süper Lig yardımcı hakemi Göktuğ Hazar Erel'in emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildiği, Kol'un "şike ve teşvik primi", Erel'in ise "resmi belgede sahtecilik" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildiği belirtildi.

Bolu'da 1 milyon liralık kablo çaldılar: 6 tutuklama

Bolu'da 1 milyon lira değerindeki telefon kablosunun çalınmasına ilişkin düzenlenen operasyonda yakalanan 6 şüpheli tutuklandı. Şüphelilerin, firma çalışanı gibi giyinip yola duba koyarak kiraladıkları iş makinesiyle kabloları çaldıkları belirlendi

05.10.2026 14:08:00
İHA
 
Bolu'da 1 milyon liralık kablo çaldılar: 6 tutuklama
Bolu'da 1 milyon liralık kablo çaldılar: 6 tutuklama
Olay, Gölyüzü Mahallesi Fevzi Paşa Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, rögar kapağını kaldırarak yer altına inen şüpheliler, yaklaşık 400 metre uzunluğunda ve piyasa değeri 1 milyon lira olduğu değerlendirilen telefon kablosunu çaldı.

Hırsızlık olayının aydınlatılması için çalışma başlatan Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, yaptıkları titiz çalışma sonucunda olayın şüphelilerinin kimliklerini tespit etti.

İstanbul'dan Bolu'ya geldikleri belirlenen 6 şüphelinin, kendilerine firma çalışanı süsü vermek amacıyla iş kıyafetleri giydikleri, yola dubalar dizdikleri ve kiraladıkları iş makinesiyle hırsızlık olayını gerçekleştirdikleri tespit edildi.

Polis ekipleri tarafından düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alınan 6 şüpheli, işlemlerinin ardından Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edildi.

Adliyeye sevk edilen 6 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Adana'da depremler devam ediyor: AFAD ön değerlendirme raporunu açıkladı

Adana'nın Saimbeyli ilçesinde 4,1 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. AFAD, dün 14.43'te merkez üssü yine Saimbeyli ilçesinde olan 5,2 büyüklüğündeki deprem ile ilgili ön değerlendirme raporunu açıklamıştı

05.10.2026 07:00:00
AA
 
Adana'da depremler devam ediyor: AFAD ön değerlendirme raporunu açıkladı
Adana'da depremler devam ediyor: AFAD ön değerlendirme raporunu açıkladı

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 01.51'de, merkez üssü Saimbeyli olan 4,1 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin, yerin 7 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi. 

AFAD, Adana'daki depreme ilişkin ön değerlendirme raporunu yayınlamıştı 

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Adana'nın Saimbeyli ilçesinde meydana gelen depremin ardından bölgeye ilişkin ön değerlendirme raporunu yayımladı.

AFAD Deprem Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ön değerlendirme raporunda, dün 14.43'te merkez üssü Adana'nın Saimbeyli ilçesinde 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiği belirtildi.

Yerin 7 kilometre derininde meydana gelen bu depremin en yakın yerleşim birimi olan Adana'nın Feke ilçesine bağlı Akoluk köyüne uzaklığının 7,114 kilometre olduğu ifade edilen raporda, "Ana şoktan, 12.58'e kadar geçen zamanda, büyüklükleri 1 ile 2,4 arasında değişen 16 artçı deprem kaydedilmiştir." bilgisine yer verildi.

Raporda, depremin hangi faydan kaynaklandığının yapılacak ayrıntılı sismolojik ve saha çalışmaları ile belirleneceği kaydedildi.

Bölgede 1900'dan bu yana büyüklüğü 4 ve üzerinde 32 depremin meydana geldiği, bunların en büyüğünün 5,7 olduğu bildirilen raporda, bölgede ayrıca 1900 yılı öncesine ait 3 tarihsel dönem deprem kaydının bulunduğu aktarıldı.

Rapordaki bilgilerin depremin meydana gelmesini takiben 1 saatlik sürede üretilen verilerin kullanılarak derlendiği ifade edildi. 

TBMM, 6 Ekim Salı günü çalışmalarına başlayacak. Genel Kurul’da Türk Kızılay Kanunu Teklifi ele alınırken, TCMB Başkanı Fatih Karahan da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapacak

TBMM, 6 Ekim Salı günü çalışmalarına başlayacak. Genel Kurul’da Türk Kızılay Kanunu Teklifi ele alınırken, TCMB Başkanı Fatih Karahan da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapacak

04.10.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
TBMM, 6 Ekim Salı günü çalışmalarına başlayacak. Genel Kurul’da Türk Kızılay Kanunu Teklifi ele alınırken, TCMB Başkanı Fatih Karahan da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapacak
TBMM, 6 Ekim Salı günü çalışmalarına başlayacak. Genel Kurul’da Türk Kızılay Kanunu Teklifi ele alınırken, TCMB Başkanı Fatih Karahan da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapacak
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), haftalık çalışmalarına 6 Ekim Salı günü başlayacak. Genel Kurul'un gündeminde, Türk Kızılay Derneğinin görev ve yetkileri ile hak ve muafiyetlerini düzenleyen Türk Kızılay Kanunu Teklifi bulunuyor.

Teklifin yasalaşması halinde Türk Kızılay; Uluslararası Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri Federasyonu, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer ülkelerin ulusal Kızılay ve Kızılhaç derneklerinden Türkiye'ye gönderilen olağan ve olağanüstü dönem yardımlarının alınması ve kullanılmasında tek yetkili kuruluş olacak.

Düzenlemeyle, afet, savaş ve çatışma gibi olağanüstü dönemlerde görev bölgelerinde fiilen çalışan Kızılay personeline nakdi tazminat ödenmesi de öngörülüyor. Ayrıca Kızılay şube ve temsilciliklerinin bulunduğu il ve ilçelerde, şube başkanları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının mütevelli heyetlerinde yer alacak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 6 Ekim'de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sunum gerçekleştirecek. Karahan'ın küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası başlıklarında değerlendirmelerde bulunması bekleniyor.

TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu da Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi'ni görüşmek üzere toplanacak.

Meclis'te salı ve çarşamba günleri ise grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları yapılacak.

Mekke Savunma Paktı’nda ikinci buluşma yarın

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi; Kızıldeniz'deki Husi tehdidi ve İsrail'in saldırgan politikalarının gölgesinde yarın Riyad'da kritik bir zirve gerçekleştirecek. Toplantıya Türkiye'den üst düzey askeri ve siyasi liderler katılıyor

04.10.2026 14:40:00
Haber Merkezi
 
Mekke Savunma Paktı’nda ikinci buluşma yarın
Mekke Savunma Paktı’nda ikinci buluşma yarın
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmek amacıyla 7 Ağustos 2026 tarihinde imzaladığı "Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması" kapsamında kurumsal adımlar hız kazandı. İlk toplantısı 31 Ağustos'ta İstanbul'da gerçekleştirilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ikinci büyük buluşması için Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir araya geliyor.

Ankara, bu kritik zirveye üst düzey diplomatik ve askeri bir heyetle çıkarma yapıyor. Toplantıda Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil edecek.

Ankara'nın masadaki stratejik öncelikleri

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bakan Hakan Fidan toplantıda paktın kurumsallaşma sürecine ve gelecekteki operasyonel adımlarına dair Türkiye'nin vizyonunu aktaracak.

Fidan'ın masaya getireceği temel başlıklar şunlar:

• Yemen'deki Husi güçlerinin Suudi Arabistan'ın sivil ve ekonomik altyapısına yönelik gerçekleştirdiği saldırılar karşısında Türkiye'nin güçlü desteği ve dayanışması yeniden teyit edilecek.

• İslam dünyasının kutsal mekanlarına yönelik her türlü provokatif eylemin kabul edilemez olduğu vurgulanacak.

• Kızıldeniz ve küresel ticaret yollarındaki seyrüsefer serbestisinin ve deniz güvenliğinin korunmasının altı çizilecek.

• İsrail'in Orta Doğu genelinde barış ve istikrar çabalarını baltalayan saldırgan politikalarına karşı ortak bir duruş sergilenmesi istenecek.

İttifak kağıt üzerinden sahaya iniyor

Üç ülkenin devlet başkanları düzeyinde imzalanan Mekke Anlaşması, müttefiklerden herhangi birine yapılan askeri saldırıyı tüm taraflara yapılmış sayan tarihi bir kolektif caydırıcılık maddesi içeriyor.

Zirvede, paktın idari yapısını yürütecek olan ve ilk 3 yıl için Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood'un genel sekreterliğe aday gösterildiği Kalıcı Sekretarya'nın Riyad'da kurulması resmiyete dökülecek. Askeri kanatta ise savunma sanayisinde ortak teknoloji geliştirme, silahlı kuvvetlerin uyumu ve ortak üretim modelleri masaya yatırılacak.

Altıdan fazla ülke ittifaka katılmak için sırada

Tamamen savunma odaklı ve bölgesel çözümleri merkezine alan bu yeni pakt, uluslararası arenada da büyük bir çekim merkezi haline geldi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan son açıklamalara göre, Orta Doğu ve Asya dengelerini değiştiren bu ittifaka katılmak amacıyla 6'dan fazla ülke resmi ilgi gösterdi. İttifakın genişleme stratejileri de Riyad'daki komite toplantısında ilk kez kapsamlı şekilde değerlendirilecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.