İçinde bulunduğumuz şartlar gereği hepimiz evlerimizdeyiz. Hepimiz dediysem çalışmak zorunda olan büyük bir kısmı kastetmiyorum. Bu süreçte aslına bakarsak her birimiz kendimizle baş başa kalma fırsatı da bulduk. Sosyal hayat sıfır noktasına yaklaşınca evlerdeki biz kendimizi sorgulamaya başladık. Ne oldu neler oldu da bu noktaya geldik. Soruyoruz sorguluyoruz merak ediyoruz. Sokaklarda yaşlıları kovup hakaretler ediyoruz, herkesle selamı kestik evlerde açlıktan mı virüsten mi öleceğiz diye Rus ruleti oynuyoruz. Değersizleştik… Değersizleştirildik...
Peki, ama neydi değer?
Bizle çok şükür ki İslam ahlakıyla doğmuş ve yetişmiş bir milletiz. İslam olan değeri ve değerli olanı Kur'an'dan öğrenir. Kur'an, yani Allah neye değer veriyorsa değerli olan O'dur, değer O'dur.
Değer aslen; Kur'an ahlakıyla ahlaklanmaktır, edeptir, edepli olmaktır, edepli olan değerli olandır.
Edep ise, temel hatlarıyla hak edene hakkını vermek haksıza da haddini bildirmektir.
İlim sahibine alim gibi davranmak ne kadar edepse, değerse, hak ise; küfür sahibine haddini bildirmek de o kadar edeptir, değerdir, haktır.
Ölçü bu iken biz 21. yüzyılda neyi kaybettik, ne yaptık da değersizleştik, hak ile batılı ayıramaz hale geldik, helali haram haramı helal gördük, zalimi alime tercih ettik, elimize Müslüman kanı bulaştırdık da haklı olduğumuzu savunduk?
Ve sonunda öyle bir noktaya geldik ki Allah'ın sevdiğini sevmek, sevmediğini sevmemek ölçüsü kayboldu.
İşte asıl kaybolan buydu ölçü…
Ey aziz milletim, senin bugün kötülüğü, yanlışı, haramı desteklemen, göz yumman, buğzetmemen, o gün Hz. Ali'yi şehit etti, Hz. Hüseyin'i şehit etti, Hz. Hasan'ı şehit etti.
Sonuç, değer yargın yok oldu.
Asr-ı Saadet'ten hemen sonra insanoğlunu zillete düşüren değersizlik ta o gün Sakife'de başladı.
İnsanoğlu aklını, Allah'ın emrine tercih edince izzet yerine illet'e talip oldu. Allah dilediğine dilediğini verdi.
O gün akıllarını üstün tutanları, Muaviye ve Yezit'in akıllarını üstün tutmaları takip etti. Rabbani ile Fetö ile günümüze geldi. O günün aklı bugünün diyaloğu oldu.
Moğolların Anadolu'ya verdiği maddi manevi zararı hepimiz tarih kitaplarından biliyoruz. Yıkılıp yakılan Anadolu'ya Allah, rahmeti gereği öyle bir merhamet ediyor ki, Anadolu insanının yaralarını aynı anda gönderdiği çok sayıda veli kulu ile sarıyor. Hacı Bektaş Veli ile Yunus Emre ile Mevlâna Celalettin Rumi ile Sarı Saltuk ile Hacı Bayram Veli ile onların yaralarına merhem olup değerlerini geri kazandırıyor. Yok olan değerler Müslüman-Türk kimliği ile diriliyor.
Yüzyıllarca yedi düvele hükmeden Osmanlı ise, nefsi için gayrimüslim eş edinince, Yahudi'yi akl-ı evvel görüp makam korkusu Allah korkusunu geçip eline evlat kanı bulaşınca yıkılıyor.
İşte bu süreçte Allah yine Ehl-i Beyt soyundan eşsiz bir değer yolluyor bu millete, Atatürk değeri.
Osmanlı'nın kaybettiği değerleri Müslüman Türk'lere yeniden veriyor. Anadolu yeniden değer kazanıyor. Kadına, miskine, yetime, yaşlıya, ilime, alime, Kur'an'a değer veriyor, değerleniyor.
Peki, bugün haçlının emperyalist saldırılarıyla, kapitalizmle, dinlerarası diyalogla, değerlerini yitiren Türk toplumu değersiz mi kalacak. Bu değerler yok mu olacak, tabii ki hayır.
Tüm bu değerler ehlibeytten günümüze miras olarak gelmiş bu yüzyılda da Haydar Baş beyin sahsında toplanmış o ve onun kadrosu tarafından yaşanmaktadır.
Moğollardan sonra insanlar, Hacı Bektaş'a sarıldı Yunus'a sarıldı Mevlana'ya sarıldı değerli oldu.
Osmanlı'dan sonra insanlar Atatürk'e sarıldı değerli oldu.
Şimdi biz de diyoruz ki; kapitalizmle, dinlerarası diyalogla kaybolan değerlerimizi, bu yüzyılın değeri olan Prof. Dr. Haydar Baş'a sarılarak geri kazanalım. Milli Ekonomi Modeli'yle kapitalizmin açtığı yaraları saralım, hak eden alime hakkını verelim, Sayın Baş ile bizler yeniden değerli olalım.
Bu virüs elbet başımızdan gidecek ama diyoruz ki artık başımıza iyi şeyler gelsin…
- Dr. Yasemin Köker: Paylaşmak güzeldir / 03.02.2025
- Nurcan Karakaya: Sene 2040 / 19.12.2024
- İlyas Güneştekin: İsrail’in önündeki bir engel daha kalktı / 13.12.2024
- MELEK KERESTECİ : Vatan sevgisi imandandır / 11.03.2024
- R.Sümeyye Aydın: Hüseyin Baş’ın mücadelesi / 27.05.2023
- FATİH KIVIK: Son çağın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş hocamız / 18.04.2023
- ALİ HAMZA AYDIN: Millete rağmen o koltukta oturulmaz / 28.03.2023
- FATIMA ZEHRA AYDIN: Milletimiz Ata’sını arıyor-1 / 16.02.2023
- Şener KONUKSEVEN: Canım vatanım / 01.11.2022



























































