Bazı insanlar vardır; aramızdan ayrıldıklarında yalnızca bir insanı değil, bir sesi, bir duruşu, bir düşünceyi de özleriz. Haydar Baş, geride bıraktıklarıyla hâlâ konuşmaya devam eden, yokluğunda bile varlığı hissedilen büyük bir insandır.
Onu anmak, onu anlamayı gerektirir. Ancak onu anlatmak, kelimelere sığmayacak kadar derin bir deryadır. O, sadece bir akademisyen ya da bir fikir insanı değil; birlik ve beraberliği esas alan, yazdığı tezlerle adeta bağımsızlık mücadelesini yeniden veren bir ilim insanıdır.
Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık fikrini ekonomik bir zeminde tarif etmiş; milletin kendi gücüne inanması gerektiğini vurgulayarak içimizdeki istiklal sevdasını ortaya koymuştur. Bu yönüyle yalnızca teorik bir model sunmamış, aynı zamanda bir özgüven inşa etmiştir.
Ebedi liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatma biçimi ise onu farklı kılan en önemli yönlerinden biridir. Düzenlediği Atatürk sempozyumları ve yazdığı Hoş Geldin Atatürk eseri ile Atatürk'ü sloganların ötesine taşıyarak fikrî bir derinlik içinde ele almış ve hafızalara kazımıştır. Haydar Baş'ın anlatımında Atatürk, yalnızca bir tarih figürü değil; vatanına, milletine ve değerlerine sahip çıkan, bugün de yol gösteren bir akıl ve iradedir.
Aynı şekilde Ehlibeyt sempozyumları, onun ilim ile gönül dünyasını birleştiren yaklaşımının güçlü bir yansımasıdır. Bu çalışmalar, farklılıklar üzerinden ayrışmayı değil; ortak değerler etrafında buluşmayı esas almıştır. İnsanları aynı duygu ve inanç paydasında birleştiren bir rol üstlenmiştir. Bu çerçevede Ehlibeyt'i, tevhid inancının en sahih, en saf ve en korunmuş çizgisi olarak tanımlamıştır. Böylece Ehlibeyt, onun anlatımında yalnızca tarihsel bir aidiyet değil, tevhid bilincinin canlı ve örnek bir tezahürü hâline gelmiştir.
İşte bizler, Haydar Baş'ı andıkça bu yüce ve değerli mirasa sahip çıkıp birlik ve beraberliğin çözümünün tek kapısı olan Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında ilerlersek, onu gerçekten anlamış oluruz. Hocamız biz gençlere "İcmal gençliği" derdi. Çünkü bilirdi ki bu davayı biz gençler taşıyacağız. O, bir baba, bir dosttu; çocukla çocuk, gençle genç olabilen büyük bir insandı.
Biz hocamıza teşekkür edemedik. Ama bu kutsal emanetlere sahip çıkarak, onun izinden yürüyen İcmal gençliği olacağız. Sevgi, minnet ve özlemle; bu dava için varız demeye…Unutmayacağız, unutturmayacağız.
Misafir Kalem / diğer yazıları
- FATIMA MELEK ÖZYER - Haydar Baş’ı anmak / 15.04.2026
- ZEYNEP SUDE ÖZTÜRK - Son Çağın Bilgesi “Haydar Baş’ı Anlamak” / 14.04.2026
- İLYAS GÜNEŞTEKİN: Müslümanın duruşu / 29.03.2026
- Çiğdem Pala: Hz. Zeyneb Annemiz… / 30.10.2025
- Dr. Yasemin Köker: Paylaşmak güzeldir / 03.02.2025
- Nurcan Karakaya: Sene 2040 / 19.12.2024
- İlyas Güneştekin: İsrail’in önündeki bir engel daha kalktı / 13.12.2024
- MELEK KERESTECİ : Vatan sevgisi imandandır / 11.03.2024
- R.Sümeyye Aydın: Hüseyin Baş’ın mücadelesi / 27.05.2023
- FATİH KIVIK: Son çağın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş hocamız / 18.04.2023
- ZEYNEP SUDE ÖZTÜRK - Son Çağın Bilgesi “Haydar Baş’ı Anlamak” / 14.04.2026
- İLYAS GÜNEŞTEKİN: Müslümanın duruşu / 29.03.2026
- Çiğdem Pala: Hz. Zeyneb Annemiz… / 30.10.2025
- Dr. Yasemin Köker: Paylaşmak güzeldir / 03.02.2025
- Nurcan Karakaya: Sene 2040 / 19.12.2024
- İlyas Güneştekin: İsrail’in önündeki bir engel daha kalktı / 13.12.2024
- MELEK KERESTECİ : Vatan sevgisi imandandır / 11.03.2024
- R.Sümeyye Aydın: Hüseyin Baş’ın mücadelesi / 27.05.2023
- FATİH KIVIK: Son çağın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş hocamız / 18.04.2023






























































