logo
02 KASIM 2026

Gazi’nin dindarlığı konusunda yanındakilerin aktardıkları -1-

Benim annemi Zübeyde Hanım büyütmüştür. Zübeyde Hanım’ın anneme anlattığı bir anımı anlatmak istiyorum

02.11.2026 00:19:00
Haber Merkezi
 
Gazi’nin dindarlığı konusunda yanındakilerin aktardıkları -1-
Gazi’nin dindarlığı konusunda yanındakilerin aktardıkları -1-
EVLATLIĞI ÜLKÜ ADATEPE ANLATIYOR:

"Benim annemi Zübeyde Hanım büyütmüştür. Zübeyde Hanım'ın anneme anlattığı bir anımı anlatmak istiyorum:

Atatürk 25 Ağustos'ta Kocatepe'ye çıktığı zaman orada şöyle dua ediyordu: 'Allah'ım, Senin bana verdiğin fikir ve zeka ile ben bütün planlarımı gerçekleştirdim. Bundan sonrası artık Senin mukadderatında…'

O, Allah'a inanan bir insandı. Paşa, Ramazan'da, Dolmabahçe'de veya Çankaya'da olduğunda, anneme, 'Vasfiye oruç tutuyor musun?' diye sorarmış, annem, 'tutuyorum' dediğinde çok memnun kalırmış.

Bana hastalandığımda dua ettirirdi, kendi de ederdi. Çok iyi hatırlıyorum, tifo geçiriyordum, çok üzülmüş beni kurtarması için Allah'a dua etmiş.

Annesi Zübeyde Hanım da çok dindarmış. Anneme daha 7 yaşındayken Kur'an dersi aldırmaya başlamış. Kız kardeşi Makbule Hanım'ın da devamlı namaz kıldığını biliyorum." 







SABİHA GÖKÇEN ANLATIYOR:

"Bir sabah Ata'nın elini öpmek için yanına girdim. İşleriyle meşguldü, bir süre ayakta bekledim. Birden derin bir iç geçirdi ve 'Allah' dedi. (O sık sık böyle yapardı).

Atatürk hakkında evvelce çok şeyler duymuştum, bu tesirle olacak bir hayli şaşırdım. O'nun ağzından Allah kelimesini duymak beni şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı.

Ata'nın yüzüne şaşkın bir şekilde bakmış olacağım ki, 'sen dindar mısın?' diye sordu.

Ben de ailemden aldığım din terbiyesi ile 'evet, dindarım' dedim. Ve bu cevabı nasıl karşılayacağını merak ederek ürkek ürkek yüzüne baktım. Cevabım hoşuna gitmişti.

'Çok iyi… Allah, büyük bir kuvvettir. O'na daima inanmak lazımdır' dedi.

Ben de o zaman anladım ki, Atatürk hakkında söylenenlerin aslı yoktur ve Ata dindar bir insandır.

Kimsenin inancına karışmaz, dindar kişilere saygı gösterirdi. Allah ve Peygamberimiz hakkındaki konular, Atatürk'ün yanında tartışma konusu yapılamazdı.

Kadir geceleri Mevlid dinlediği olurdu. Hafız Yaşar Bey'in Mevlid'ini saygıyla dinlerdi. Mevlid'in Mi'rac bölümünde, 'göklere çıktı Mustafa' denilince gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük, inanışı samimi idi.

Öyle Allah derdi ki, yalnız kaldığında, O'nun gibi kimse diyemez. Herkes çekilip yalnız kalınca gökyüzüne bakar, kendi kendine Allah derdi."   







MANEVÎ KIZLARINDAN NEBİLE HANIM'A EZAN VE YASİN-İ ŞERİF OKUTMASI

Mithat Cemal Kuntay, Atatürk'ün, Dolmabahçe Sarayı'nda verdiği bir yemekten sonra yaşananları anlatır:

"… Güneş doğarken çok müstesna bir hadise oldu. Muayede salonunun büyük kapılarının parmaklıklarından doğan güneş ve deniz içeriye vuruyordu.

Bu çerçevenin içinde Gazi'nin manevî kızlarından Nebile Hanım, Gazi'nin işareti ile sandalyenin üzerine çıktı. Sabah ezanı okumaya başladı.

Bir aralık baktım, Nebile Hanım'ın ses damlalarına yaş damlaları karışıyordu. Gazi Mustafa Kemal, ağlıyordu." 

Atatürk'ün manevî kızlarından Nebile, bir gün Atatürk'e, "Ben Yasin-i Şerif'i ezbere hiç yanlışsız okurum" iddiasında bulunmuştu.

Bunun üzerine Atatürk Nebile'den bunu ispatlamasını istemiş. Kitaplığındaki Kur'an-ı Kerim'lerden Arapça olanını getirerek, Yasin sûresini açmış ve Nebile'den okumasını istemişti.
Nebile, besmele çekerek Yasin sûresini okumuş, bu sırada Atatürk de elinde Kur'an'la onu takip etmişti.

Bu olaya şahit olan H. Aroğul, o sırada Atatürk'ün duygulandığını, gözlerinin nemlendiğini ifade etmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden) 

Bağcılar'da inşaat sebebiyle zemininden kayan 4 bina tahliye edildi

Bağcılar'da inşaat alanındaki çalışma esnasında bitişiğindeki binalarda çatlaklar oluşunca 4 apartman tedbir amaçlı tahliye edildi. Tahliye edilen binalardan birinin zemininde kayma olduğu görüldü

01.11.2026 06:38:00
İHA
 
Bağcılar'da inşaat sebebiyle zemininden kayan 4 bina tahliye edildi
Bağcılar'da inşaat sebebiyle zemininden kayan 4 bina tahliye edildi
Olay, 02.00 sıralarında Bağcılar Kazım Karabekir Mahallesi 262. Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, inşaat alanında yapılan çalışmalar esnasında bitişikteki 2 binanın duvarlarında yarıklar ve çatlaklar oluştu.






İnşaatın bitişiğindeki başka bir binanın da ön tarafındaki zeminde kayma yaşanması ile binadan sesler gelmesi üzerine vatandaşlar kendi imkanlarıyla dışarı çıktı. İhbar üzerine belirtilen adrese itfaiye, zabıta ve belediye ekipleri sevk edildi.









Zabıta ekipleri güvenlik önlemi alarak sokağı giriş ve çıkışlara kapattı. Yapılan kontrollerde inşaat alanının etrafındaki 2 apartmanda da kısmi çatlaklar ve yarıklar oluştuğu tespit edildi. Ekipler tarafından hasar gören 2 bina mühürlenirken 2 bina ise tedbiren boşaltıldı.
 
 







"Büyük ihtimalle binayı yıkacaklar"

Bina sakinlerinden İrfan Uluç, "Burada inşaat yapıyorlar, hafriyat çıkarıyorlar binanın alt tarafında hafriyat çıkarırken fazla çıkarmışlar o yüzden binada kayma olmuş. Biz de tedbiren binayı boşalttık. Şu an için yetkililer ne karar verecekler onu bekliyoruz. Büyük ihtimalle binayı yıkacaklar" diye konuştu.

 














Bolu Dağı tünel çıkışında tır alev alev yandı

Anadolu Otoyolu'nun Bolu Dağı Tüneli çıkışında çekirdek yüklü tırın balatalarında çıkan ve dorsesine sıçrayan yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık 30 dakikalık müdahalesiyle söndürüldü

29.10.2026 13:32:00
İHA
 
Bolu Dağı tünel çıkışında tır alev alev yandı
Bolu Dağı tünel çıkışında tır alev alev yandı
Yangın, Anadolu Otoyolu'nun İstanbul istikametinde, Bolu Dağı Tüneli çıkışında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen Bulgaristan plakalı BX 0835 HP plakalı çekirdek yüklü tırın balatalarında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.






Kısa sürede büyüyen alevlerin dorsenin bir bölümüne sıçraması üzerine bölgeye Kaynaşlı ve Düzce Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, alevlerin tırın tamamını sarmasını önlemek için çalışma yürüttü. Yangın nedeniyle otoyolun İstanbul istikametindeki bir şerit trafiğe kapatıldı.








İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 30 dakika süren müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürülen yangında, tırın dorsesinin bir bölümü kullanılamaz hale geldi.








Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

İzmir açıklarında 111 düzensiz göçmen yakalandı

İzmir'in Menderes, Foça ve Aliağa ilçeleri açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri tarafından düzenlenen operasyonlarda lastik botlar içerisindeki 111 düzensiz göçmen yakalandı

29.10.2026 12:48:00
İHA
 
İzmir açıklarında 111 düzensiz göçmen yakalandı
İzmir açıklarında 111 düzensiz göçmen yakalandı
Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, 27 Ekim 2026 tarihinde İzmir kıyılarında gerçekleştirdiği denetimler sırasında düzensiz göçmen hareketliliğini tespit etti. Ekiplerin çalışması sonucu farklı saatlerde tespit edilen lastik botlar durdurularak operasyonlar gerçekleştirildi.






Menderes ilçesinde saat 04.30 sıralarında görevli Sahil Güvenlik Mobil Kıyı Gözetleme Aracı tarafından lastik bottaki düzensiz göçmenler belirlendi. Bölgeye gelen Sahil Güvenlik Botu tarafından durdurulan bot içerisindeki 18 düzensiz göçmen yakalandı.








Foça ilçesinde saat 08.20 sıralarında Mobil Kıyı Gözetleme Aracı tarafından tespit edilen bir diğer lastik bot ise Sahil Güvenlik Gemisi ve Sahil Güvenlik Botu tarafından durduruldu. Bu operasyonda da 36 düzensiz göçmen yakalandı. Aynı ilçede saat 08.35 sıralarında Sahil Güvenlik Mobil Radarı tarafından tespit edilen hareketli lastik bot da Sahil Güvenlik Gemisi ve Sahil Güvenlik Botu tarafından durduruldu ve bottaki 21 düzensiz göçmen yakalanarak muhafaza altına alındı.








Aliağa ilçesinde ise saat 03.20 sıralarında Mobil Kıyı Gözetleme Aracı tarafından lastik bot içerisindeki bir grup düzensiz göçmen tespit edildi. Görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu tarafından durdurulan lastik bottaki 36 düzensiz göçmen yakalandı.

Operasyonlar sonucunda toplam 111 düzensiz göçmen yakalanarak işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

Bungalov yangını korkuttu: Alevler ormana sıçramadan söndürüldü

Bursa'da sobanın açık bırakılması sonucu çıktığı belirtilen yangın, itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürüldü

28.10.2026 13:09:00
İHA
 
Bungalov yangını korkuttu: Alevler ormana sıçramadan söndürüldü
Bungalov yangını korkuttu: Alevler ormana sıçramadan söndürüldü
Yangın, Nilüfer ilçesi Ayvaköy Mahallesi'nde ormanlık alanda bulunan bir bungalov evde çıktı. Sobanın açık bırakılması sonucu çıktığı belirtilen yangında, ev sahibi evinin yandığını öğrenince geri döndü.






Yangın ihbarı üzerine olay yerine kısa sürede ulaşan itfaiye ekipleri, alevlere müdahale etti. Ekiplerin hızlı çalışması sayesinde yangın, ormanlık alana sıçramadan söndürüldü.








Muhtemel bir orman yangınının önüne geçilirken, olayda bungalov evde maddi hasar meydana geldi.

"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor" dedi

27.10.2026 13:55:00
İHA
 
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
Eğitim-Bir-Sen, yaklaşık 8 bin öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye'de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri' başlıklı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Toplam 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada okul güvenliği, öğretmen otoritesi, disiplin sistemi, akran ve siber zorbalık, bildirim mekanizmaları ile aile-okul iş birliği kapsamlı biçimde ele alındı. Araştırma kapsamında Türkiye genelinden 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci ve 2 bin 280 veli yer aldı. Çalışmayla okullardaki mevcut durumun ortaya konulması, zorbalık risklerinin değerlendirilmesi ve güvenli okul politikalarına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlandı. Araştırmanın sonuçları, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz'un katılımıyla düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantıda araştırmadan elde edilen bulguların yanı sıra güvenli okul ortamlarının oluşturulmasına ve akran zorbalığıyla mücadeleye yönelik politika önerileri de paylaşıldı.






12 maddelik politika önerisi kamuoyuna sunuldu

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, okullarda güvenliğin sağlanması ve akran zorbalığının önlenmesi amacıyla ulusal önleme çerçevesi oluşturulması, öğretmen otoritesinin güçlendirilmesi ve disiplin sisteminin yeniden değerlendirilmesi başta olmak üzere 12 maddelik politika önerisi açıkladı. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından 7 bin 793 kişinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya göre, okul güvenliği algısı öğrencilerde 3,24, velilerde 3,38, öğretmenlerde ise 3,48 olarak ölçüldü. Öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünürken, öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye yönelik zorbalığa tanık olduğunu belirtti. Araştırmada hakaret, alay ve sosyal dışlanmanın yanı sıra siber zorbalığın da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Velilerin yüzde 88'inin çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediği ortaya konuldu.








"Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz"

Eğitim-Bir-Sen olarak akran zorbalığı konularına detaylı bir şekilde yaklaştıklarını belirten Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Biz Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Meseleyi anlamaya, sahayı dinlemeye, veri üretmeye ve çözüm önermeye çalışıyoruz. Çünkü bizim için eğitim politikası yalnızca müfredat, sınav veya akademik başarı meselesi değildir. Çocuğun kendisini güvende hissetmediği, öğretmenin müdahale etmekte zorlandığı, ailenin ne yapacağını bilemediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edemeyiz. Bugün yayımladığımız araştırma da tam olarak bu anlayışın ürünüdür. Üç ayrı pencereden aynı okula baktık. Çalışmamızı önemli kılan hususlardan biri kapsamıdır. Araştırmamıza toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Bunların 3 bin 198'i öğretmen, 2 bin 315'i öğrenci, 2 bin 280'i velidir. Öğretmenlerimizden 81 ilin tamamından, velilerimizden 75 ilden, öğrencilerimizden ise 61 ilden veri topladık. Dolayısıyla bugün önümüzde yalnızca öğrencinin anlattığı, yalnızca öğretmenin gözlemlediği veya yalnızca velinin dışarıdan değerlendirdiği bir tablo bulunmuyor. Aynı okul gerçekliğine öğretmenin, öğrencinin ve velinin gözünden birlikte baktık. Araştırmamızda okul güvenliğinden öğretmen otoritesine, disiplin sisteminden öğrencilerin yaşadığı zorbalık biçimlerine; siber zorbalıktan ailelerin tutumlarına ve okulun müdahale kapasitesine kadar geniş bir alanı inceledik" diye konuştu.

"Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz"

Okul güvenliği ve akran zorbalığının ivedilikle ele alınması gerektiğini ifade eden Yavuz, "Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz ama aynı şekilde, 'Çocuklar arasında bunlar olur, büyüyünce geçer' diyerek meseleyi küçümsemek de araştırmanın ortaya koyduğu gerekçelerle bağdaşmamaktadır. Önümüzde çözülmesi gereken bir mesele vardır ve bu mesele yalnızca çocukların kendi aralarında çözebilecekleri bir mesele değildir. Çocuklarımızın gördüğü okul ile yetişkinlerin gördüğü okul aynı değil. Araştırmadaki ilk dikkat çekici bulgulardan biri okul güvenliği algısında ortaya çıkıyor. Beş üzerinden değerlendirildiğinde okul güvenliği algısı öğretmenlerde 3,48, velilerde 3,38, öğrencilerde ise 3,24'tür. Yani okulun içinde yaşayan çocuklarımız, okul güvenliğini yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendiriyor. Bu fark bize önemli bir şey söylüyor. Bir okulun güvenli olup olmadığını yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendiremeyiz. Çocuğa da sormak zorundayız. Çocuk teneffüste ne yaşıyor' Sınıfta kendisini ne kadar güvende hissediyor' Dışlandığında kime başvuruyor' Alay edildiğinde bunu anlatabiliyor mu' Anlattığında bir şeylerin değişeceğine inanıyor mu' Güvenli okul politikası, tam da bu sorulara cevap verebilmelidir" şeklinde konuştu.








"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Öğretmenin otoritesinin okullarda giderek zayıfladığını dile getiren Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor. Fakat burada dikkate değer başka bir sonuç daha var. Öğrencilerin yüzde 71,8'i, velilerin ise yüzde 86'sı, öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli görüyor. Demek ki mesele öğrencinin veya velinin öğretmeni reddetmesi değildir. Mesele, öğretmenin meşru mesleki otoritesinin sistem tarafından ne kadar desteklendiği ile ilgilidir. Bizim öğretmen otoritesinden kastımız baskı ve keyfilik değildir. Çocuğu korkutmak hiç değildir. Biz; adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir öğretmen otoritesinden söz ediyoruz. Çünkü öğretmenin sınır koyamadığı, müdahale ettiğinde kendisini yalnız hissettiği bir okulda öğrenciyi korumak da zorlaşır. Disiplin sistemine ilişkin sonuçlar da bu bilgiyi teyit ediyor. Öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin genel değerlendirmesi 5 üzerinden yalnızca 2,53; sistemin caydırıcılığına ilişkin değerlendirme ise 1,98 düzeyinde. Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor. Öğretmene 'zorbalığa müdahale et' demek yetmez. Öğretmenin arkasında işleyen bir sistem olmak zorundadır. Zorbalık yalnızca vurmak değildir. Araştırmadan çıkan bir diğer önemli sonuç da zorbalığın biçimine ilişkindir. Çocuklarımızın en fazla karşılaştığı davranışların başında fiziksel saldırıdan önce hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlanma geliyor. Öğrencilerin yüzde 18,1'i ayda bir-iki kez, yüzde 10,5'i haftada bir-iki kez, yüzde 10,2'si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını ifade ediyor. Bu veriyi özellikle önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.








"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez"

Akran zorbalığının, çocuğun okula ve öğretmenine olan güvenini azalttığını söyleyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez. Zorbalık, çocuğun okula olan güvenini de aşındırıyor. Araştırmanın belki de üzerinde en çok düşünülmesi gereken sonuçlarından biri de şudur. Zorbalığın sıklığı arttıkça öğrencinin yalnızca kendisini kötü hissetmesi söz konusu olmuyor, okula ve yetişkinlerin kendisini koruyabileceğine duyduğu güven de azalıyor. Araştırmada öğrencilerin yüzde 35,4'ü yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini ifade ederken, toplam öğrenci grubunun yüzde 18,3'ü etkilenme düzeyini 'çok' veya 'çok ciddi' olarak değerlendiriyor. Bu nedenle zorbalığı 'çocukların kendi arasındaki mesele' olarak görmemek zorundayız. Çünkü çocuk bir süre sonra yalnızca arkadaşına değil, okula da güvenini kaybedebiliyor. Çocuklarımız görüyor, onları çözümün parçası yapmalıyız. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu söylüyor. Bu rakam bize bir risk kadar önemli bir imkanı gösteriyor. Çocuklarımız yalnızca zorbalığa maruz kalan veya zorbalık yapan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda okul ikliminin aktörleridir. Bu yüzden akran destek sistemlerini güçlendirmeli, çocuklarımıza güvenli biçimde nasıl yardım isteyeceklerini ve arkadaşlarını nasıl destekleyebileceklerini öğretmeliyiz. Çocuğa 'Git arkadaşını korumak için kavga et' demiyoruz. Tam tersine; 'Doğru yetişkine haber ver, mağdur olan arkadaşını yalnız bırakma, zorbalığı alkışlama, normalleştirme' diyoruz. Zorbalık okul kapısında sona ermiyor. Bugün çocukların sosyal hayatı zil çaldığında sona ermiyor. Araştırmamıza göre öğrencilerin yüzde 69,9'unun akıllı telefonu, yüzde 58,8'inin kendisine ait sosyal medya hesabı var. Öğrencilerin yüzde 7,2'si son altı ay içerisinde çevrim içi ortamda hedef alındığını söylüyor. Günlük ekran süresi dört saatin üzerine çıktığında bu oran yüzde 14,9'a kadar yükseliyor. Daha dikkat çekici başka bir sonuç ise velilerle ilgili. Velilerin yüzde 88'i, çocuğunun siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade ediyor. Bu bize şunu söylüyor. Artık okul güvenliğini okulun duvarlarıyla sınırlandıramayız. Sınıfta başlayan bir ilişki akşam telefon ekranında devam ediyor."

"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz"

Akran zorbalığına karşı kapsamlı öneriler sunan Yavuz, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz. Birincisi, Türkiye genelinde ortak standartları olan bir Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi oluşturulmalıdır. İkincisi, öğretmenin meşru mesleki otoritesi yeniden güçlendirilmelidir. Üçüncüsü, disiplin sistemi yeniden değerlendirilmelidir. Dördüncüsü, her okulda güvenilir, görünür ve izlenebilir bir bildirim sistemi kurulmalıdır. Beşincisi, sözel, ilişkisel ve siber zorbalık daha görünür hale getirilmelidir. Altıncısı, kırılgan öğrenciler için erken fark etme ve güçlendirilmiş koruma mekanizmaları kurulmalıdır. Yedincisi, akranların koruyucu gücünden daha fazla yararlanılmalıdır. Sekizinci olarak, aile-okul iş birliği güçlendirilmelidir. Dokuzuncu olarak, dijital güvenlik okul güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir. Onuncu olarak, Türkiye'de okul sosyal hizmeti sistemi kurulmalıdır. On birinci olarak, rehberlik ve psikososyal destek sistemi daha güçlü hale getirilmelidir. On ikinci ve son olarak, düzenli bir ulusal izleme ve veri sistemi kurulmalıdır."

Etkinliğe Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz'un yanı sıra Prof. Dr. Emrah Akbaş ve Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi ekibi katılım sağladı.

Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi

İstanbul Bahçelievler'de temel kazısı yapılan inşaatın istinat duvarının yıkılması sonucu bitişikteki 6 ve 7 katlı iki binanın zemininde yaklaşık 10 santimetrelik çökme meydana geldi. Binalardaki 20 daire tedbir amaçlı tahliye edildi

27.10.2026 05:30:00 / Güncelleme: 27.10.2026 06:12:43
İHA
 
Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi
Bahçelievler'de iki binanın zemininde çökme: 20 daire tahliye edildi
Olay, Siyavuşpaşa Mahallesi Çavuşpaşa Caddesi'nde saat 03.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, caddede temel kazısı yapılan inşaatın istinat duvarı henüz belirlenemeyen bir nedenle yıkıldı. Yıkılmanın ardından inşaatın bitişiğinde bulunan 6 ve 7 katlı iki binanın zemininde yaklaşık 10 santimetrelik çökme meydana geldi.








Binalardan gelen çatırdama sesleri ve hissedilen sallantı üzerine bina sakinleri ile mahalle sakinleri dışarı çıktı. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, zabıta, polis ve tedbir amaçlı sağlık ekipleri sevk edildi.









20 daire tahliye edildi

Polis ve zabıta ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, iki binada bulunan toplam 20 daire tedbir amaçlı tahliye edildi. Bina sakinlerinin kontrollü şekilde bazı eşyalarını almalarına izin verildi. Mahalle sakini bir genç kalkarken yere düştüğünü belirterek, "Ben gece 2 gibi yatmıştım. Bağırışmalara uyandım. Olay gece 3 gibi oldu. Kalkarken yere düştüm. Ben o kadar da çok hissetmedim ama ekipler binayı sarmıştı. İki binayı da tahliye ettiler" dedi.
 
 







"Bütün bina tahliye edildi"

Binanın tahliye ettiğini belirten Ozan Ünsal ise, "Arka taraftaki binanın istinat duvarının kaymasından ötürü binada çatlaklar oluştu. Bütün bina tahliye edildi. Kapılar eğildi. Arka bahçe duvarı yıkıldığından bina tahliye edildi" şeklinde konuştu.
 
 







Ekiplerin, çökme meydana gelen binalardaki incelemeleri sürüyor.













Susurluk'ta işçi servisi ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 10 yaralı

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde işçi servisi ile ticari aracın kafa kafaya çarpıştığı trafik kazasında 10 kişi yaralandı. Araçta sıkışan sürücü, itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla yaralı olarak kurtarıldı

26.10.2026 11:37:00
İHA
 
Susurluk'ta işçi servisi ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 10 yaralı
Susurluk'ta işçi servisi ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 10 yaralı
Kaza, Susurluk ilçesine bağlı Kepekler Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Bursa'nın Karacabey ilçesinden Susurluk istikametine seyir halinde olan A.Y. yönetimindeki 16 BOP 191 plakalı ticari araç ile Susurluk'tan Karacabey yönüne ilerleyen A.A. idaresindeki 16 BLU 665 plakalı işçi servisi kafa kafaya çarpıştı.






İtfaiye ekipleri yaralıları kurtardı

Çarpışmanın ardından olay yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Susurluk Grup Amirliği'ne bağlı 5 personel ve 1 araçla müdahale edildi. İşçi servisinde bulunan 8 yaralı ile ticari araçta sıkışan sürücü A.Y., ekiplerin çalışması sonucu kurtarıldı. Kazada yaralanan toplam 10 kişi, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.








Kaza nedeniyle yolda trafik bir süre kontrollü olarak tek şeritten sağlandı. Trafik akışını olumsuz etkileyen başka bir durumun bulunmadığı bildirildi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.