logo
02 KASIM 2026

Üniversite mezunu yetiştiriyoruz, dünyaya mı gönderiyoruz?

02.11.2026 00:00:00
 
Türkiye, geleceğin teknolojisini üretecek insan gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 23 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2025 raporu, ülkemizin geleceği açısından üzerinde dikkatle durulması gereken bir tablo ortaya koydu.

Bir ülkenin en büyük sermayesi yetişmiş insan gücüdür. Üniversiteler açmak, gençleri okutmak ve diploma sahibi yapmak elbette önemlidir. Ancak asıl mesele, yetiştirdiğimiz insanların bilgi ve becerilerini kendi ülkemizin kalkınmasına ne ölçüde kazandırabildiğimizdir.

Çünkü bir ülke, yalnızca kaç üniversite mezunu yetiştirdiğiyle değil, o mezunların ne ürettiğiyle kalkınır.


Beyin göçü yıllar içinde artıyor


TÜİK verilerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2015 yılında %1,6 iken 2023 yılında %2'ye yükseldi. Bu oran 2024 yılında %2 seviyesinde kalırken 2025 yılında %2,2'ye çıktı.

Böylece on yıllık dönemde beyin göçü oranı 0,6 yüzde puan, başlangıç seviyesine göre ise %37,5 artmış oldu.

2025 yılında erkek mezunlarda oran %2,7, kadınlarda ise %1,8 olarak gerçekleşti. Devlet üniversitesi mezunlarında %1,9 olan oran, vakıf üniversitesi mezunlarında %4,4'e yükseldi. Vakıf üniversitelerinden tam burslu mezun olanlarda ise %8,6'ya ulaştı.

Bu verilerdeki oranlar, belirli mezun grupları içerisinde yurt dışında kayıtlı bulunanların payını göstermektedir. Her yıl bu oranda yeni mezunun ülkeden ayrıldığı anlamına gelmez.

Bununla birlikte uzun dönemli eğilim, yetişmiş insan gücümüzün yurt dışına yönelmesinin dikkatle izlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.


Asıl kayıp, geleceğin teknolojisini üretecek alanlarda


Beyin göçü tartışmalarında çoğunlukla toplam oran üzerinde duruluyor. Oysa kanaatimce daha önemli soru şudur:

Türkiye hangi alanlarda yetiştirdiği insan gücünü kaybediyor?

TÜİK'in 2025 verilerine göre genel beyin göçü oranı %2,2 iken bilişim ve iletişim teknolojileri mezunlarında %7'ye, mühendislik, imalat ve inşaat alanında %4,8'e ulaşıyor.

Bölüm bazında tablo daha dikkat çekici: Moleküler biyoloji ve genetik mezunlarında %13,1, işletme mühendisliğinde %13, matematik mühendisliğinde %11, elektronik mühendisliğinde %10,9 ve fizik mühendisliğinde %10,2.

Bu bölümler neden önemli?

Çünkü dünya ekonomisinde rekabet artık yalnızca daha fazla üretmek üzerinden yürümüyor. Yapay zekâ, biyoteknoloji, yarı iletkenler, ileri elektronik sistemler ve yüksek teknolojili sanayi ürünleri ekonomik gücün belirleyici unsurları hâline geliyor.

Türkiye'nin de bu alanlarda yetişmiş insan gücüne ihtiyacı var.

Ancak veriler, tam da yüksek katma değerli üretime katkı sağlayabilecek alanlarda mezunların yurt dışına yönelme oranının genel ortalamanın üzerinde olduğunu gösteriyor.

Üstelik bu sorun yeni değil. TÜİK'in 2023 verilerinde de bilişim ve iletişim teknolojileri %6,8 ile en yüksek beyin göçü oranına sahip alan olmuştu. Mühendislik, imalat ve inşaatta oran %4,4 düzeyindeydi. İki yıl sonra bu oranların sırasıyla %7 ve %4,8'e yükseldiğini görüyoruz.

Dolayısıyla yalnızca bir yıllık dalgalanmadan değil, teknoloji odaklı alanlarda devam eden yapısal bir eğilimden söz ediyoruz.

Elbette bu bölümlerden mezun olan herkesin yüksek teknoloji üretiminde çalışacağını varsayamayız. Ancak söz konusu alanlar, bilimsel araştırma ve teknolojik yenilik kapasitesinin temel insan kaynağını oluşturuyor.

Yetiştirdiğimiz mühendis ve araştırmacıların başka ülkelerde teknoloji geliştirmesi, bizim ise o teknolojiyi ithal etmek zorunda kalmamız ihtimali, ekonomik bağımsızlık açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir meseledir.


Peki, gidenler geri dönüyor mu?


Beyin göçünün bir başka önemli boyutu da geri dönüşlerdir.

2025 yılında yayımlanan ve TÜİK mikroverilerini kullanan Türkiye'nin Beyin Dolaşımı Durumu başlıklı araştırmada, 2010–2022 döneminde yurt dışında bulunmuş 160.789 yükseköğretim mezunundan 67.366'sının Türkiye'ye döndüğü bildirildi. Bu, incelenen grup için yaklaşık %41,9'luk bir geri dönüş oranına karşılık geliyor.

Ancak bu veri 2010–2022 dönemini kapsamaktadır.

23 Ekim 2026'da yayımlanan son TÜİK bülteninde, 2025 yılında yurt dışından Türkiye'ye dönen yükseköğretim mezunlarının oranına ilişkin karşılaştırılabilir yeni bir resmî gösterge açıklanmadı.

Dolayısıyla bugün göç edenlerin ne kadarının geri döndüğünü, hangi alanlarda çalışmaya başladığını ve ülke ekonomisine ne ölçüde katkı sağladığını güncel verilerle yeterince değerlendiremiyoruz.

Kanaatimce bu da başlı başına önemli bir eksikliktir.

Beyin göçünü ölçüyorsak beyin dönüşünü de ölçmeliyiz. Hatta yalnızca kaç kişinin döndüğünü değil, dönenlerin hangi sektörlerde çalıştığını, araştırma faaliyetlerine katılıp katılmadığını ve teknoloji üretimine katkısını da takip etmeliyiz.

Çünkü geri dönüş, tek başına başarı değildir. Asıl başarı, geri dönen insanın bilgi birikimini üretime dönüştürebilmesidir.


Dünyaya açılmak başka, yetişmiş insan gücünü kaybetmek başka


Gençlerimizin yurt dışında eğitim görmesine, araştırma yapmasına veya uluslararası deneyim kazanmasına karşı çıkmak doğru değildir.

Bilim evrenseldir. Üniversiteler ve araştırmacılar arasında uluslararası hareketlilik bilimsel gelişmenin önemli unsurlarındandır.

Sorun, bu hareketliliğin tek yönlü ve kalıcı bir kayba dönüşmesidir.

Türkiye'den Almanya'ya, ABD'ye, Birleşik Krallık'a veya başka ülkelere giden gençlerimiz uluslararası bilgi ağlarının bir parçası olabilir. Bu deneyim ülkemize de katkı sağlayabilir.

Fakat bunun gerçekleşmesi için güçlü araştırma kurumlarına, nitelikli istihdam alanlarına, liyakate dayalı akademik ilerleme imkânlarına ve teknoloji geliştiren bir üretim yapısına ihtiyaç vardır.

Bir akademisyen olarak üniversitelerin yalnızca diploma veren kurumlara dönüşmesini doğru bulmuyorum. Üniversiteler araştırmalı, bilim üretmeli, sanayiyle iş birliği yapmalı ve ülkenin ihtiyaç duyduğu teknolojik dönüşümün merkezinde yer almalıdır.

Gençlerimize yalnızca eğitim vermek yetmez; öğrendiklerini uygulayabilecekleri, araştırmalarını sürdürebilecekleri ve emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir gelecek de sunmalıyız.


Eğitim politikası ile ekonomi politikası birbirinden ayrı düşünülemez


Türkiye'nin daha fazla üniversite mezunu yetiştirmesi elbette değerlidir. Ancak mezun sayısındaki artış, tek başına ekonomik kalkınmanın göstergesi değildir.

Asıl mesele, üniversitelerimizin yetiştirdiği insan gücünün ekonominin ihtiyaçlarıyla ne ölçüde örtüştüğüdür.

Yüksek katma değerli üretimi hedefleyen bir ülkenin bilim insanına, mühendise, yazılımcıya ve araştırmacıya ihtiyacı vardır.

Bu nedenle üniversite-sanayi iş birliği güçlendirilmeli, araştırma altyapıları geliştirilmeli, teknoloji üreten girişimler desteklenmeli ve özellikle stratejik alanlarda çalışan gençlere uzun vadeli imkânlar sunulmalıdır.

Yurt dışına gitmiş yetişmiş insanlarımızın geri dönüşünü kolaylaştıracak programlar oluşturulmalı; dönmeyenlerle de ortak araştırma, yatırım ve teknoloji transferi ilişkileri geliştirilmelidir.

Bunun yanında beyin göçüne ilişkin resmî istatistikler, yıllık geri dönüş oranlarını ve dönüş sonrasındaki istihdam alanlarını da kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

Çünkü ölçemediğimiz bir soruna kalıcı çözüm üretmek güçtür.


Son söz


23 Ekim'de açıklanan TÜİK verileri bize yalnızca üniversite mezunlarının yurt dışına yöneldiğini göstermiyor. Aynı zamanda geleceğin teknolojilerini geliştirebilecek insan gücümüzün hangi alanlarda kayıp riskiyle karşı karşıya olduğunu da ortaya koyuyor.

Türkiye'nin hedefi gençlerini dünyadan koparmak değil, dünyanın her yerinde başarılı olabilecek gençlere kendi ülkelerinde de güçlü bir gelecek sunmak olmalıdır.

Üniversite mezunu yetiştirmek önemlidir. Ancak asıl kalkınma, yetiştirdiğimiz insanın bilgisini ülkemizde bilime, teknolojiye, üretime ve refaha dönüştürebildiğimiz zaman gerçekleşecektir.

Kaynakça:

1. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2026). Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2025. Haber Bülteni, 23 Ekim 2026. Ankara: TÜİK.

2. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2025). Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2024. Ankara: TÜİK.

3. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2024). Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2021–2023. Ankara: TÜİK.

4. Metin, F. (2025). Brain circulation status of Türkiye. Yükseköğretim Dergisi, 15(1), 169–182. doi:10.53478/yuksekogretim.1407019.

5. Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD). (2026). Education at a Glance 2026: OECD Indicators. Paris: OECD Publishing.

6. Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD). (2025). OECD Economic Surveys: Türkiye 2025. Paris: OECD Publishing.

7. European Commission, Joint Research Centre (JRC). (2024). High-Skilled Migration Is Beneficial for Most Countries of Origin. European Commission, Knowledge for Policy.
 
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.