Bir çocuğun hayata dair ilk bilgileri edindiği yer ailesidir. Konuşmayı, paylaşmayı, doğruyu yanlıştan ayırmayı, büyüklere saygıyı ve başkasının hakkını gözetmeyi önce evinde görür. Bu sebeple ahlak eğitimi, yalnızca çocuğa nasihat etmekle değil, anne babanın kendi hayatında doğru davranışları yaşatmasıyla başlar.
Lokman Suresi'nde bir babanın oğluna verdiği öğütler, aile içindeki eğitimin ne kadar köklü bir sorumluluk olduğunu gösterir. Yüce Allah şöyle buyurur:
"Hani Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür." (Lokman, 31/13)
Lokman'ın oğluna verdiği öğütler bununla sınırlı değildir. Aynı surenin 17. ayetinde şöyle buyurulur:
"Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelenlere sabret. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir." (Lokman, 31/17)
Bu öğütler, çocuğun yalnızca bilgiyle değil; inanç, ibadet, ahlak ve sabırla yetiştirilmesi gerektiğini ortaya koyar. Burada dikkat çeken husus, bir babanın evladına sadece dünyalık tavsiyelerde bulunmaması, onun ahiretini de düşünerek yetişmesine rehberlik etmesidir.
Yüce Allah, aileye karşı sorumluluğumuzu Tahrîm Suresi'nde de açıkça bildirir:
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilenleri yapan melekler vardır." (Tahrîm, 66/6)
Bu ayet, aile sorumluluğunun yalnızca geçim ve barınma ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret olmadığını, evlatlarımızın manevi ve ahlaki geleceğini de gözetmemiz gerektiğini hatırlatır.
Ancak çocuk, söylenenlerden önce yapılanları örnek alır. Anne babası doğruyu söylediği hâlde kendisi yalan söylüyorsa, adaletten söz edip evde haksızlık yapıyorsa, saygı beklerken başkalarını küçümsüyorsa verdiği öğütlerin tesiri azalır. Çocuk, büyüklerin davranışlarını hafızasına kaydeder. Bu yüzden evde yaşanan her tutum, farkında olunsun veya olunmasın, bir eğitimdir.
Nitekim Yüce Allah, söz ve davranış arasındaki tutarsızlığa şöyle dikkat çeker:
"Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazap gerektiren bir iştir." (Saff, 61/2-3)
Bu ilahi uyarı, anne babalar için de önemli bir ölçüdür. Çocuğumuza doğruluğu anlatırken doğru olmalı, merhameti öğütlerken merhamet göstermeli, adaleti savunurken önce kendi evimizde adil davranmalıyız.
Peygamber Efendimiz (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:
"Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz." (Buhârî, Cuma, 11; hadis no. 893).
Bu hadis, ailede anne babanın sorumluluğunu açıkça hatırlatır. Çocuğun karnını doyurmak, giyimini sağlamak ve okul ihtiyaçlarını karşılamak elbette önemlidir; fakat onun gönlünü, vicdanını ve karakterini beslemek de aynı derecede önem taşır.
Çocuğun yanlışını düzeltmek de bu eğitimin parçasıdır. Fakat düzeltmek, onu aşağılamak veya korkutmak değildir. Hata yaptığında neden yanlış yaptığını anlatmak, telafi etme imkânı vermek ve doğru davranışın yolunu göstermek gerekir. Sürekli azarlanan çocuk, çoğu zaman hatasını anlamaktan çok onu gizlemeyi öğrenir. Sevgiyle birlikte sınır koyabilmek, hem çocuğun güven duygusunu hem de sorumluluk bilincini geliştirir.
Aile içinde kardeşler arasında adalet gözetmek, verilen sözleri tutmak, özür dilemeyi bilmek ve emeğe teşekkür etmek de çocuğun ahlak dünyasını şekillendirir. Çünkü çocuk, adaletin yalnızca büyüklerin başkalarından beklediği bir ilke olmadığını, evin içinde de uygulanması gerektiğini görmelidir.
Yüce Allah, adaletin ve iyiliğin hayatın temel ilkeleri olduğunu şöyle bildirir:
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl, 16/90)
Böyle yetişen bir evlat, toplum içinde de hakkı gözetmeyi ve başkasının değerine saygı duymayı öğrenir. Çünkü ailede öğrenilen adalet, merhamet ve sorumluluk duygusu, zamanla toplumsal ahlakın da temelini oluşturur.
Bugün çocuklarımızın ekranlardan, sokaktan ve çevreden öğrendiklerinden kaygı duyuyoruz. Fakat önce kendi evimizde nasıl bir örnek sunduğumuzu sorgulamalıyız. Çocuğumuza kitap okumayı öğütlerken biz okuyor muyuz? Merhamet beklerken merhamet gösteriyor muyuz? Hakkaniyeti anlatırken aile içinde adil davranıyor muyuz?
Ahlak, yalnızca anlatılan bir ders değil, yaşanarak aktarılan bir emanettir. Aile bu emaneti hakkıyla taşıyabilirse çocuklarına sadece bir hayat standardı değil, ömür boyu yol gösterecek sağlam bir karakter bırakır.
(Devam edecek...)
Lokman Suresi'nde bir babanın oğluna verdiği öğütler, aile içindeki eğitimin ne kadar köklü bir sorumluluk olduğunu gösterir. Yüce Allah şöyle buyurur:
"Hani Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür." (Lokman, 31/13)
Lokman'ın oğluna verdiği öğütler bununla sınırlı değildir. Aynı surenin 17. ayetinde şöyle buyurulur:
"Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelenlere sabret. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir." (Lokman, 31/17)
Bu öğütler, çocuğun yalnızca bilgiyle değil; inanç, ibadet, ahlak ve sabırla yetiştirilmesi gerektiğini ortaya koyar. Burada dikkat çeken husus, bir babanın evladına sadece dünyalık tavsiyelerde bulunmaması, onun ahiretini de düşünerek yetişmesine rehberlik etmesidir.
Yüce Allah, aileye karşı sorumluluğumuzu Tahrîm Suresi'nde de açıkça bildirir:
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilenleri yapan melekler vardır." (Tahrîm, 66/6)
Bu ayet, aile sorumluluğunun yalnızca geçim ve barınma ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret olmadığını, evlatlarımızın manevi ve ahlaki geleceğini de gözetmemiz gerektiğini hatırlatır.
Ancak çocuk, söylenenlerden önce yapılanları örnek alır. Anne babası doğruyu söylediği hâlde kendisi yalan söylüyorsa, adaletten söz edip evde haksızlık yapıyorsa, saygı beklerken başkalarını küçümsüyorsa verdiği öğütlerin tesiri azalır. Çocuk, büyüklerin davranışlarını hafızasına kaydeder. Bu yüzden evde yaşanan her tutum, farkında olunsun veya olunmasın, bir eğitimdir.
Nitekim Yüce Allah, söz ve davranış arasındaki tutarsızlığa şöyle dikkat çeker:
"Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazap gerektiren bir iştir." (Saff, 61/2-3)
Bu ilahi uyarı, anne babalar için de önemli bir ölçüdür. Çocuğumuza doğruluğu anlatırken doğru olmalı, merhameti öğütlerken merhamet göstermeli, adaleti savunurken önce kendi evimizde adil davranmalıyız.
Peygamber Efendimiz (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:
"Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz." (Buhârî, Cuma, 11; hadis no. 893).
Bu hadis, ailede anne babanın sorumluluğunu açıkça hatırlatır. Çocuğun karnını doyurmak, giyimini sağlamak ve okul ihtiyaçlarını karşılamak elbette önemlidir; fakat onun gönlünü, vicdanını ve karakterini beslemek de aynı derecede önem taşır.
Çocuğun yanlışını düzeltmek de bu eğitimin parçasıdır. Fakat düzeltmek, onu aşağılamak veya korkutmak değildir. Hata yaptığında neden yanlış yaptığını anlatmak, telafi etme imkânı vermek ve doğru davranışın yolunu göstermek gerekir. Sürekli azarlanan çocuk, çoğu zaman hatasını anlamaktan çok onu gizlemeyi öğrenir. Sevgiyle birlikte sınır koyabilmek, hem çocuğun güven duygusunu hem de sorumluluk bilincini geliştirir.
Aile içinde kardeşler arasında adalet gözetmek, verilen sözleri tutmak, özür dilemeyi bilmek ve emeğe teşekkür etmek de çocuğun ahlak dünyasını şekillendirir. Çünkü çocuk, adaletin yalnızca büyüklerin başkalarından beklediği bir ilke olmadığını, evin içinde de uygulanması gerektiğini görmelidir.
Yüce Allah, adaletin ve iyiliğin hayatın temel ilkeleri olduğunu şöyle bildirir:
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl, 16/90)
Böyle yetişen bir evlat, toplum içinde de hakkı gözetmeyi ve başkasının değerine saygı duymayı öğrenir. Çünkü ailede öğrenilen adalet, merhamet ve sorumluluk duygusu, zamanla toplumsal ahlakın da temelini oluşturur.
Bugün çocuklarımızın ekranlardan, sokaktan ve çevreden öğrendiklerinden kaygı duyuyoruz. Fakat önce kendi evimizde nasıl bir örnek sunduğumuzu sorgulamalıyız. Çocuğumuza kitap okumayı öğütlerken biz okuyor muyuz? Merhamet beklerken merhamet gösteriyor muyuz? Hakkaniyeti anlatırken aile içinde adil davranıyor muyuz?
Ahlak, yalnızca anlatılan bir ders değil, yaşanarak aktarılan bir emanettir. Aile bu emaneti hakkıyla taşıyabilirse çocuklarına sadece bir hayat standardı değil, ömür boyu yol gösterecek sağlam bir karakter bırakır.
(Devam edecek...)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -6- Ailede başlayan ahlak / 02.11.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -5- Aileyi ayakta tutan değerler / 01.11.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -4- Nikâhın kıymetini hatırlamak / 31.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -3- Geleneklerin hatırlattığı değerler / 30.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -2- İman, hatırlamak ve sorumluluk / 29.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -1- İman ve nikâh tazeleme geleneği üzerine / 28.10.2026
- Üç çocuk çağrısı yetmez, aileyi geçindirmek gerekir / 27.10.2026
- Doğum İkramiyesi: Yeni bir hayata başlarken ailenin yanında olmak / 26.10.2026
- Çocuk Maaşı: Her çocuk toplumun geleceğidir / 25.10.2026
- Ev Hanımı Maaşı: Evin içindeki emek görülmeli / 24.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -5- Aileyi ayakta tutan değerler / 01.11.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -4- Nikâhın kıymetini hatırlamak / 31.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -3- Geleneklerin hatırlattığı değerler / 30.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -2- İman, hatırlamak ve sorumluluk / 29.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -1- İman ve nikâh tazeleme geleneği üzerine / 28.10.2026
- Üç çocuk çağrısı yetmez, aileyi geçindirmek gerekir / 27.10.2026
- Doğum İkramiyesi: Yeni bir hayata başlarken ailenin yanında olmak / 26.10.2026
- Çocuk Maaşı: Her çocuk toplumun geleceğidir / 25.10.2026
- Ev Hanımı Maaşı: Evin içindeki emek görülmeli / 24.10.2026

























































