Muhalefet belediyelerini ve milletvekillerini transferler…
Transfer olmayanlara sabah baskınları, gözaltılar, tutuklamalar, kamuoyu nezdinde itibar suikastları…
Muhalif kanallara kayyumlar atanması, gazetecilerin tutuklanması, aylarca hakim yüzü görememeleri…
Hak arayışı için meydanlara çıkan gazilerin, madencilerin, eğitimcilerin, sağlıkçıların kısaca insanların güvenlik güçlerince ablukaya alınması, şiddete maruz kalmaları iktidar tarafında provokatörlükle suçlanmaları, işten çıkarılmaları hatta yakınlarını bile baskı altına alınması…
Yargı kararları, bürokrasinin geldiği nokta vs.
Sanki 25 yıllık tek parti iktidarının hedefi, 'ya herkes sussun ya da AKP'li olsun' şeklinde!
Peki, herkes sussa ya da AKP'li olsa Türkiye kurtulacak mı?
Örneğin asgari ücret en az 2 katına çıkacak mı? Emekli maaşları asgari ücrete ulaşabilecek mi?
Bu bereketli topraklarda enflasyon özellikle gıda enflasyonu % 2'lere, 3'lere düşecek mi?
Bizi ısrarla kıskanmayan devam eden batının sağlık ve eğitim kalitesi Türkiye'ye gelecek mi?
Gençlerimiz Avrupa hayali yerine Türkiye hayali kurmaya başlayacaklar mı?
Sahi işsizlik bitecek mi?
Herkes sussa ya da AKP'li olsa
Devletin borcu yarım trilyon dolar borçlu! Her yıl trilyonlarca TL borç faizi ödeniyor. Herkes sussa ya da AKP'li olsa borç bitecek mi?
'Her kötülüğün anası' ilan ettikleri faiz sıfırlanacak mı?
'Para; tıpkı bayrak gibi, milli marş gibi, bir ülkenin gücünü, itibarını, bağımsızlığını simgeler' dedikleri TL itibarını kazanıp, gücünü, bağımsızlığını gösterebilecek mi?
Herkes sussa ya da AKP'li olsa talan bitecek mi? Yalan bitecek mi? Yasaklar kalkacak mı? Yolsuzluklar bitecek mi?
Herkes sussa ya da AKP'li olsa Ege'de, Akdeniz'de, Kıbrıs'ta, Kuzey Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de, İran, Yemen, Türk coğrafyası başlıklarında devleti yönetenler kendi kararlarını alabilecekler mi?
Evet, diyen ve delillerle ispatlayan varsa susalım hatta AKP'li olalım.
Ama hiç kimse evet, diyemez. Çünkü yaşadığımız sorunların ve geldiğimiz noktanın müsebbibi AKP iktidarıdır.
Sorunları kaynağı olanlar sorunları çözemezler. Ortaya konulan 'herkes sussun ya da AKP'li olsun' mantığı da bunun ifadesidir, itirafıdır, dayatmasıdır.
Ha! Sustukça sıra sana da gelecek…
Koltuk sevdası
Bağımsız Türkiye Partisi'nin ebedi lideri Merhum Prof. Dr. Haydar Baş siyaset arenasında ilk günde vefatına kadar ısrarla kurduğu bir cümle var. Bir hatırlayalım:
'Siyaset sahnesinde görünen bizler, aslında siyaset yapmanın ötesinde Türk milleti için "sosyal devleti - baba devleti" hayata geçirmenin derdindeyiz.
Bendeniz ve kadrom, koltuk sevdası peşinde asla olmadık.
Tezimiz Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesi ile değil Türk milletinin dünya insanlığının karnı doyacak, sırtı giyinecek, işi, aşı garanti altında olacaktır.
Biz, sömürüye boyun eğmeden, sömürülen milletimiz ayağa kaldırmak için siyasete girdik. Ancak her fırsatta da, iktidara gelin beraber olalım, "bu ülkeyi düze çıkaralım, bildiklerimizi sizinle paylaşalım" çağrısını yapmaktan da geri durmadık.
Türkiye'nin ve Türk insanının hangi sorunu varsa bunu halledecek projeye ve kadroya sahibiz.
Tarımda, hayvancılıkta, ormancılıkta, sanayide vesaire her sahada klasörler dolusu projelerimiz ile milletimizin huzurundayız.
Gittiğimiz her yerde dert dinliyoruz; açlık, işsizlik, terör meselesi ile bezmiş insanımıza acıyoruz. Yardım etmek istiyoruz ancak bu yardımın yolu bir ve beraber olmaktan, kadromuz ile bizi iktidara taşımanızdan geçmektedir.
Biz, noter tasdikli senetler ile sizin huzurunuza çıkacak kadar yapacağız dediklerimizin arkasında idik. Yine aynı taahhütler ile karşınızdayız.
Reva mıdır, "hazine üstünde oturan dilenci misali" bu kadar kaynak içindeki Türk milleti açlık çeksin?
Öyleyse bugünden itibaren herkes Bağımsız Türkiye Partisi iktidarına çalışmalı, "fakirlik suç sayılsın" diyen BTP kadrolarını işin başına getirmelidir."
Hizmet ehline değil de sefa ve koltuk derdinde olanlara güvenmenin bedeli hep çok ağır olmuştur…
Transfer olmayanlara sabah baskınları, gözaltılar, tutuklamalar, kamuoyu nezdinde itibar suikastları…
Muhalif kanallara kayyumlar atanması, gazetecilerin tutuklanması, aylarca hakim yüzü görememeleri…
Hak arayışı için meydanlara çıkan gazilerin, madencilerin, eğitimcilerin, sağlıkçıların kısaca insanların güvenlik güçlerince ablukaya alınması, şiddete maruz kalmaları iktidar tarafında provokatörlükle suçlanmaları, işten çıkarılmaları hatta yakınlarını bile baskı altına alınması…
Yargı kararları, bürokrasinin geldiği nokta vs.
Sanki 25 yıllık tek parti iktidarının hedefi, 'ya herkes sussun ya da AKP'li olsun' şeklinde!
Peki, herkes sussa ya da AKP'li olsa Türkiye kurtulacak mı?
Örneğin asgari ücret en az 2 katına çıkacak mı? Emekli maaşları asgari ücrete ulaşabilecek mi?
Bu bereketli topraklarda enflasyon özellikle gıda enflasyonu % 2'lere, 3'lere düşecek mi?
Bizi ısrarla kıskanmayan devam eden batının sağlık ve eğitim kalitesi Türkiye'ye gelecek mi?
Gençlerimiz Avrupa hayali yerine Türkiye hayali kurmaya başlayacaklar mı?
Sahi işsizlik bitecek mi?
Herkes sussa ya da AKP'li olsa
Devletin borcu yarım trilyon dolar borçlu! Her yıl trilyonlarca TL borç faizi ödeniyor. Herkes sussa ya da AKP'li olsa borç bitecek mi?
'Her kötülüğün anası' ilan ettikleri faiz sıfırlanacak mı?
'Para; tıpkı bayrak gibi, milli marş gibi, bir ülkenin gücünü, itibarını, bağımsızlığını simgeler' dedikleri TL itibarını kazanıp, gücünü, bağımsızlığını gösterebilecek mi?
Herkes sussa ya da AKP'li olsa talan bitecek mi? Yalan bitecek mi? Yasaklar kalkacak mı? Yolsuzluklar bitecek mi?
Herkes sussa ya da AKP'li olsa Ege'de, Akdeniz'de, Kıbrıs'ta, Kuzey Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de, İran, Yemen, Türk coğrafyası başlıklarında devleti yönetenler kendi kararlarını alabilecekler mi?
Evet, diyen ve delillerle ispatlayan varsa susalım hatta AKP'li olalım.
Ama hiç kimse evet, diyemez. Çünkü yaşadığımız sorunların ve geldiğimiz noktanın müsebbibi AKP iktidarıdır.
Sorunları kaynağı olanlar sorunları çözemezler. Ortaya konulan 'herkes sussun ya da AKP'li olsun' mantığı da bunun ifadesidir, itirafıdır, dayatmasıdır.
Ha! Sustukça sıra sana da gelecek…
Koltuk sevdası
Bağımsız Türkiye Partisi'nin ebedi lideri Merhum Prof. Dr. Haydar Baş siyaset arenasında ilk günde vefatına kadar ısrarla kurduğu bir cümle var. Bir hatırlayalım:
'Siyaset sahnesinde görünen bizler, aslında siyaset yapmanın ötesinde Türk milleti için "sosyal devleti - baba devleti" hayata geçirmenin derdindeyiz.
Bendeniz ve kadrom, koltuk sevdası peşinde asla olmadık.
Tezimiz Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesi ile değil Türk milletinin dünya insanlığının karnı doyacak, sırtı giyinecek, işi, aşı garanti altında olacaktır.
Biz, sömürüye boyun eğmeden, sömürülen milletimiz ayağa kaldırmak için siyasete girdik. Ancak her fırsatta da, iktidara gelin beraber olalım, "bu ülkeyi düze çıkaralım, bildiklerimizi sizinle paylaşalım" çağrısını yapmaktan da geri durmadık.
Türkiye'nin ve Türk insanının hangi sorunu varsa bunu halledecek projeye ve kadroya sahibiz.
Tarımda, hayvancılıkta, ormancılıkta, sanayide vesaire her sahada klasörler dolusu projelerimiz ile milletimizin huzurundayız.
Gittiğimiz her yerde dert dinliyoruz; açlık, işsizlik, terör meselesi ile bezmiş insanımıza acıyoruz. Yardım etmek istiyoruz ancak bu yardımın yolu bir ve beraber olmaktan, kadromuz ile bizi iktidara taşımanızdan geçmektedir.
Biz, noter tasdikli senetler ile sizin huzurunuza çıkacak kadar yapacağız dediklerimizin arkasında idik. Yine aynı taahhütler ile karşınızdayız.
Reva mıdır, "hazine üstünde oturan dilenci misali" bu kadar kaynak içindeki Türk milleti açlık çeksin?
Öyleyse bugünden itibaren herkes Bağımsız Türkiye Partisi iktidarına çalışmalı, "fakirlik suç sayılsın" diyen BTP kadrolarını işin başına getirmelidir."
Hizmet ehline değil de sefa ve koltuk derdinde olanlara güvenmenin bedeli hep çok ağır olmuştur…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Herkes sussa ya da AKP’li olsa Türkiye kurtulacak mı? / 02.11.2026
- ABD’de, Amerika’nın çöküşü konuşuluyor / 01.11.2026
- ‘Not alıyoruz’ tartışması / 31.10.2026
- Siyasi hesaplar ve bir darağacı / 30.10.2026
- Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak / 29.10.2026
- Başörtüsü sorgulanamaz, yasaklanamaz / 28.10.2026
- Emanet, imtihan ve tevekkül / 26.10.2026
- Fon vurgunu ve ipin ucu / 25.10.2026
- Ha Netenyahu ha Trump demiştik! / 24.10.2026
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026
- ABD’de, Amerika’nın çöküşü konuşuluyor / 01.11.2026
- ‘Not alıyoruz’ tartışması / 31.10.2026
- Siyasi hesaplar ve bir darağacı / 30.10.2026
- Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak / 29.10.2026
- Başörtüsü sorgulanamaz, yasaklanamaz / 28.10.2026
- Emanet, imtihan ve tevekkül / 26.10.2026
- Fon vurgunu ve ipin ucu / 25.10.2026
- Ha Netenyahu ha Trump demiştik! / 24.10.2026
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026

























































