Gençlerin görünmeyen yükü ve zihinsel sağlık krizleri
Geleceklerini tek bir sınava bağlayan milyonlarca genç için her yıl tekrarlanan maraton, yalnızca akademiyi değil, ruh sağlığını da doğrudan tehdit ediyor
23.10.2026 00:04:00
Yaşar Cebesoy
Yaşar Cebesoy





Geleceklerini tek bir sınava bağlayan milyonlarca genç için her yıl tekrarlanan maraton, yalnızca akademiyi değil, ruh sağlığını da doğrudan tehdit ediyor.
Türkiye'de LGS ve YKS gibi belirleyici sınavların yarattığı stres, aile ve toplum beklentileriyle birleştiğinde, gençlik çağındaki bireylerde ciddi bir akıl sağlığı krizine zemin hazırlıyor.

Mükemmeliyetçilik Kapanı ve Sürekli Kıyaslama
Gençlerin omuzlarındaki yükün tek kaynağı müfredat yoğunluğu değil. Birçok genç, ailelerinin kendi gerçekleşmemiş hayallerini, başarı beklentilerini veya komşu/akraba çocuklarıyla yapılan kıyaslamaları taşımak zorunda kalıyor.
Uzmanlar, ailelerin "Sadece senin iyiliğini istiyoruz" diyerek kurduğu baskının, gençlerde kronikleşen bir yetersizlik hissi yarattığını vurguluyor. Bu durum, gencin özsaygısını yalnızca aldığı puanlarla ölçmesine yol açıyor.
"Ailemin bana yaptığı maddi ve manevi yatırımı düşündükçe sınavı kazanamazsam onların yüzüne bakamayacağımı hissediyorum. Bu korku, ders çalışırken bile odağımı dağıtmaya yetiyor." (Sınava hazırlanan bir lise öğrencisi)

Beden ve Zihinde Alarm Zilleri
Sınav stresi ve performans kaygısı, zamanla fizyolojik ve psikolojik belirtilerle kendini gösteriyor:
Psikolojik Belirtiler: Anksiyete (kaygı bozukluğu), panik atak, özgüven kaybı, tükenmişlik duygusu ve depresyon.
Fizyolojik Yansımalar: Uyku bozuklukları, odaklanma sorunları, psikosomatik ağrılar (mide bulantısı, baş ağrısı, nefes darlığı).
Sosyal İzolasyon: Hata yapma ve başarısız olma korkusuyla sosyal çevreden ve hobilerden tamamen uzaklaşma.

Sorunun Değerlendirilmesi ve Çözüm Yolları
Bu krizin aşılması, yalnızca gençlerin dayanıklılığına değil; ailelerin ve eğitim sisteminin yaklaşım değişikliğine bağlı.
Aileler: Çocuğun değerini sınav sonucundan bağımsız tutmak; kıyaslama dilini terk edip koşulsuz destek sunmak.

Eğitimciler: Sadece akademik başarıyı değil, psikolojik iyi oluşu da takip eden rehberlik sistemlerini güçlendirmek.
Gençler: Mükemmeliyetçilik beklentisini esnetmek, nefes ve gevşeme egzersizleri ile profesyonel destek almaktan çekinmemek.
Sonuç: Başarı Ruh Sağlığından Değerli Değil
Hiçbir sınav, bir gencin zihinsel ve duygusal sağlığından daha önemli değildir. Ailelerin "baskı kuran" değil, "güvenli liman olan" bir tutum benimsemesi; toplumun ise başarıyı tek bir puan tablosuna indirgemekten vazgeçmesi hayati bir zorunluluktur.
Türkiye'de LGS ve YKS gibi belirleyici sınavların yarattığı stres, aile ve toplum beklentileriyle birleştiğinde, gençlik çağındaki bireylerde ciddi bir akıl sağlığı krizine zemin hazırlıyor.

Mükemmeliyetçilik Kapanı ve Sürekli Kıyaslama
Gençlerin omuzlarındaki yükün tek kaynağı müfredat yoğunluğu değil. Birçok genç, ailelerinin kendi gerçekleşmemiş hayallerini, başarı beklentilerini veya komşu/akraba çocuklarıyla yapılan kıyaslamaları taşımak zorunda kalıyor.
Uzmanlar, ailelerin "Sadece senin iyiliğini istiyoruz" diyerek kurduğu baskının, gençlerde kronikleşen bir yetersizlik hissi yarattığını vurguluyor. Bu durum, gencin özsaygısını yalnızca aldığı puanlarla ölçmesine yol açıyor.
"Ailemin bana yaptığı maddi ve manevi yatırımı düşündükçe sınavı kazanamazsam onların yüzüne bakamayacağımı hissediyorum. Bu korku, ders çalışırken bile odağımı dağıtmaya yetiyor." (Sınava hazırlanan bir lise öğrencisi)

Beden ve Zihinde Alarm Zilleri
Sınav stresi ve performans kaygısı, zamanla fizyolojik ve psikolojik belirtilerle kendini gösteriyor:
Psikolojik Belirtiler: Anksiyete (kaygı bozukluğu), panik atak, özgüven kaybı, tükenmişlik duygusu ve depresyon.
Fizyolojik Yansımalar: Uyku bozuklukları, odaklanma sorunları, psikosomatik ağrılar (mide bulantısı, baş ağrısı, nefes darlığı).
Sosyal İzolasyon: Hata yapma ve başarısız olma korkusuyla sosyal çevreden ve hobilerden tamamen uzaklaşma.

Sorunun Değerlendirilmesi ve Çözüm Yolları
Bu krizin aşılması, yalnızca gençlerin dayanıklılığına değil; ailelerin ve eğitim sisteminin yaklaşım değişikliğine bağlı.
Aileler: Çocuğun değerini sınav sonucundan bağımsız tutmak; kıyaslama dilini terk edip koşulsuz destek sunmak.

Eğitimciler: Sadece akademik başarıyı değil, psikolojik iyi oluşu da takip eden rehberlik sistemlerini güçlendirmek.
Gençler: Mükemmeliyetçilik beklentisini esnetmek, nefes ve gevşeme egzersizleri ile profesyonel destek almaktan çekinmemek.
Sonuç: Başarı Ruh Sağlığından Değerli Değil
Hiçbir sınav, bir gencin zihinsel ve duygusal sağlığından daha önemli değildir. Ailelerin "baskı kuran" değil, "güvenli liman olan" bir tutum benimsemesi; toplumun ise başarıyı tek bir puan tablosuna indirgemekten vazgeçmesi hayati bir zorunluluktur.





















































































































