logo
01 EYLÜL 2026

Hatay'da aynı evi biri depremzede 6 kişiye satmışlar

Hatay'da depremde yuvası yıkılan ve yaşanan sorunlar nedeniyle hak sahibi sayılmayan Serkan Sürmeli, satın almak için 1 milyon TL ödeme yaptığı evin 6 kişiye daha satıldığını iddia ederek dolandırıldığını söyledi

01.09.2026 11:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Hatay'da aynı evi biri depremzede 6 kişiye satmışlar
Hatay'da aynı evi biri depremzede 6 kişiye satmışlar
Hatay'da depremde yuvası yıkılan ve yaşanan sorunlar nedeniyle hak sahibi sayılmayan Serkan Sürmeli, satın almak için 1 milyon TL ödeme yaptığı evin 6 kişiye daha satıldığını iddia ederek dolandırıldığını söyledi.

Antakya ilçesinde 6 Şubat depremini yaşayan Serkan Sürmeli'nin evi depremde yıkıldı. Yaşanan sorunlar nedeniyle hak sahibi sayılmayan Sürmeli, yeni bir yaşam kurmak için 1 milyon TL ödeme yaparak deprem konutlarından ev satın almak istedi. Deprem konutlarının tapu ve ödeme yönteminin yılbaşı itibarıyla belirlenecek olmasından dolayı tapu için yılbaşını beklemeye başlayan Sürmeli, okulların tatil olması ve taşınma sürecine başlamak istemesiyle ev sahibinin aynı konutu 6 kişiye sattığını öğrendi. Dolandırıldığını iddia eden ve ödeme yaptığı ev sahibine ulaşamayan Sürmeli, konuyla ilgili savcılığa suç duyurunda bulundu.

"Tanıdığımız birisiydi, tefecilere düştüğünü ve evi acil satması gerektiğini söyleyerek kandırdı"

Ev satın aldığı şahsın kendisini tefecilere düştüğünü ve evi acil satması gerektiğini söyleyerek kandırdığını ifade eden Serkan Sürmeli, "Devletimiz bu konutları deprem mağdurları için inşa etti ve gözümüzün alabildiğince ev var. Arkamda görünen binada hak sahibi olan vatandaştan bir daire satın aldık, hak sahipliğimiz olmasına rağmen çıkmamıştı. Yeniden bir yaşam kurmak için ev satın almıştım, öğrendiğimize göre aynı şahıs evi 6 kişiye daha satmış. Şu an ortalıkta yok, bunla ilgili savcılığa gerekli suç duyurusunda bulunduk. Ev için 1 milyon TL ödeme yapmıştık, yıl başında devir verileceği için tapu için beklemeye başladık ve bu şekilde kandırıldık. Tanıdığımız birisiydi, tefecilere düştüğünü ve evi acil satması gerektiğini söyleyerek kandırdı" dedi.

"Okullar kapandığında taşınmak için geldiğimizde evi 6 kişiye daha sattığını öğrendik"

Sürmeli, okulların kapanmasıyla yeni yuvasına taşınmak için harekete geçtiğinde aynı evin 6 kişiye daha satıldığını öğrendiğini ifade ederek "Okullar kapandığında taşınmak için geldiğimizde evi 6 kişiye daha sattığını öğrendik. Kiracı da sık sık aynı durumun yaşandığını söyledi. Kamu kurumlarına gittiğimde kimse ilgilenmiyor. Telefonlarını aradığımızda ulaşamıyoruz ve duyduğumuza göre şehir dışına kaçmış. Ciddi anlamda zor durumda bırakıldık. Benim amacım, benim yaşadığım dolandırıcılığı başkası yaşamasın. Yılbaşında tapuların verileceği söylenerek insanlar mağdur ediliyor, herkes dikkat etsin. Tapusunu almadan ödeme yapmayın. Şikayetçi olduk, telefonunu açmasa da devletimiz gerekeni yapacaktır. Yeni evliyim, küçük çocuğum var ve acil çözüm bekliyorum" şeklinde konuştu.

Bozcaada'da 69 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Bozcaada ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 24'ü çocuk olmak üzere 69 kaçak göçmen yakalandı

01.09.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bozcaada'da 69 kaçak göçmen yakalandı
Bozcaada'da 69 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Bozcaada ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 24'ü çocuk olmak üzere 69 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince Bozcaada açıklarında, Sahil Güvenlik Mobil Radarı 'MORAD-7' ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi.

Bölgeye Sahil Güvenlik Botları 'TCSG-23' ve 'KB-57' sevk edildi. Ekipler tarafından hareket halinde durdurulan lastik bot içinde 24'ü çocuk olmak üzere 69 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart


 
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, "Beyin sağlığı sadece bir güne sığdırılacak bir durum değil. Düzenli uyku, düzenli beslenme alışkanlığı ve düzenli fiziksel aktivitelerle bunu sadece bir güne değil, her güne yaymamız lazım. Her güne yaymış olduğumuz programı da daha anne karnından, bebeklikten başlatmamız lazım ki sağlıklı beyinlerle sağlıklı gelecekleri ortaya koyalım" dedi.

01.09.2026 00:37:00
AA
 
 Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart
 Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, beyin sağlığını olumsuz etkileyen pek çok risk faktörü bulunduğuna dikkati çekti. Terzi, "Bunların başında çevre kirliliği, elektromanyetik alan, tuz ve sigara tüketimi, obezite ve yanlış beslenme alışkanlıkları geliyor. Bununla beraber genetik risk faktörlerimiz var. Anneden, babadan ya da kuşaklardan gelen Alzheimer, MS, Parkinson gibi bir hastalık varsa bu da nörolojik hastalık riskini artırıyor" diye konuştu.

Anne karnında başlıyor

Beyin sağlığının anne karnında başladığına işaret eden Terzi, şöyle devam etti: "Ne kadar iyi bir beynimiz varsa, gelecek beyinlerimiz ve geleceğimiz o kadar iyi olacaktır. O nedenle özellikle çevresel faktörleri ve günlük yaşam aktivitelerini önemsiyoruz. Diyoruz ki daha iyi beslenin. Akdeniz tipi mutfak alışkanlığınız olsun, tuzsuz, az yağlı, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeyi önemsiyoruz. Tuz tüketimini azaltmak, sigara ve alkol gibi beyin sağlığını olumsuz etkileyecek unsurlardan uzak durmak, özellikle gün içinde daha az ekran maruziyeti, en azından kapalı ortamlarda, akşam evimizde uyurken Wi-Fi, telefon gibi bu elektromanyetik alanlardan uzak durmak beyin sağlığı açısından önemli. Anne karnından itibaren bunlara dikkat etmek, bebek dünyaya geldikten sonra bunu önemseyerek devam ettirmek lazım."

Terzi, fiziksel aktivitenin de beyin sağlığı için oldukça faydalı olduğunu dile getirerek, "Haftada en az 2-3 gün yürüyüş ve egzersiz yapmak, kilo almamak, obeziteden uzak durmaya çalışmak çok önemli. Bu, beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları gibi risk faktörlerinin azaltılması açısından oldukça önemli. Tansiyon, diyabet gibi kontrol altına alınması gereken risk faktörlerimiz var. Bunlar beyin sağlığı açısından zararlı. O nedenle nörolojik hastalık dışında başka bir hastalığımız varsa bunların da kontrol altına alınması lazım" diye konuştu.

Prof. Dr. Terzi, "Beyin sağlığı sadece bir güne sığdırılacak bir durum değil. Düzenli uyku, düzenli beslenme alışkanlığı ve düzenli fiziksel aktivitelerle bunu sadece bir güne değil, her güne yaymamız lazım. Her güne yaymış olduğumuz programı da daha anne karnından, bebeklikten başlatmamız lazım ki sağlıklı beyinlerle sağlıklı gelecekleri ortaya koyalım. Onun için diyoruz ki beyin sağlığınızı önemsiyoruz. Beynimize iyi bakalım. Bununla ilgili herhangi bir problem hissediyorsak, baş ağrısı, nöbet, yürüme güçlüğü, görme kaybı gibi şikayetler var ise nöroloji kliniklerine mutlaka gidilmelidir."

Yeni adli yıl 'soru'larla başlıyor

 
Yargıda toplu izin kullanımı anlamına gelen adli tatil dün sona erdi. Başta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik dava süreci olmak üzere çok sayıda kritik dosya gündemde yer alıyor. Yeni adli yılın en büyük sorusu ise 'adalet tecelli edecek' mi?

01.09.2026 00:06:00
Haber Merkezi
 
Yeni adli yıl 'soru'larla başlıyor
Yeni adli yıl 'soru'larla başlıyor

Yargıda toplu izin kullanımı anlamına gelen ve 20 Temmuz'da başlayan adli tatil dün sona erdi. 2026-2027 adli yılı 1 Eylül'de başlıyor. Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğinin genelgesiyle 20 Temmuz'da başlayan adli tatil boyunca, adliyelerde görev yapan nöbetçi mahkemeler, tutuklusu olan ve acil nitelik taşıyan davalara baktı. Diğer davalara ise yeni adli yıla kadar ara verildi. Yüksek yargı organları Danıştay ve Yargıtay'da da bu süreçte nöbetçi heyetler görev yaptı. Anayasa Mahkemesi ise adli tatil kapsamında yer almadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açılışta yer almayacak

Yeni adli yıl, bugün Yargıtay'daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu'nda düzenlenecek törenle başlayacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan da programda konuşma yapacak. Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'ne katılmak üzere Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış töreninde yer alamayacak.

Çok sayıda önemli dava var

Yeni adli yılın başlamasıyla kamuoyunca önemli görülen davaların görülmesine devam edilecek. Bu kapsamda, 3 Eylül'de Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinaf mahkemesinin bozma kararının ardından 76 sanığın yargılandığı davaya devam edilecek.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in de bulunduğu şüpheliler hakkında başlatılan "rüşvet" soruşturmasında, 27 şüpheli tutuklanmıştı. Yeni nesil suç örgütlerine yönelik çok sayıda soruşturma ve Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek hakkında da "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarına ilişkin tahkikat başlatılmıştı.
İstanbul'da ise başta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik yargı süreci olmak üzere çok sayıda kritik dosyanın yeni adli yılda karara bağlanması bekleniyor.

Bunlar dün de aynıydı, bugün de aynı


Girne açıklarında meydana gelen ve en az 8 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin kayıp olduğu feribot faciası KKTC'yi yasa boğarken, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde bazı sosyal medya kullanıcılarının yaptığı nefret içerikli paylaşımlar tepki çekti

31.08.2026 20:23:00 / Güncelleme: 31.08.2026 23:55:41
Haber Merkezi
 
Bunlar dün de aynıydı, bugün de aynı
Bunlar dün de aynıydı, bugün de aynı
Girne açıklarında meydana gelen ve en az 8 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin kayıp olduğu feribot faciası KKTC'yi yasa boğarken, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde bazı sosyal medya kullanıcılarının yaptığı nefret içerikli paylaşımlar tepki çekti. Facianın ardından gelen bazı yorumlarda ölümler üzerinden sevinç ifadeleri kullanılması tepkiyle karşılandı.

Denizde can pazarı yaşanırken nefret dili



Girne'den Taşucu'na gitmek üzere yola çıkan Filo Jet feribotu, 30 Ağustos'ta kısa süre içinde su almaya başlayarak alabora oldu. Gemide bulunan 267 kişiden yüzlercesi kurtarılırken, en az 8 kişi hayatını kaybetti ve kayıp yolcular için arama-kurtarma çalışmaları sürdürüldü.

Felaketin ardından dünyanın farklı bölgelerinden taziye mesajları gelirken, Güney Kıbrıs'taki bazı sosyal medya hesaplarından ölenlerin Türk olması üzerinden nefret içeren yorumlar yapılması büyük tepki topladı. Bazı paylaşımlarda insanların ölümünden duyulan memnuniyetin açıkça dile getirildiği bildirildi.

'Ölenleri umursamayalım. Aklınızı başınıza alın'
'Kahrolsunlar'
'Gebersinler'
'Üzülmeyin, hepsi Türk'tü'

KKTC'de yas, Akdeniz'de arama-kurtarma



Feribot faciasının ardından KKTC'de yas ilan edilirken, Türk ve Kıbrıs Türk makamlarının yürüttüğü arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor. Feribotun yaklaşık 514 metre derinliğe batması, kayıp kişilere ulaşma çalışmalarını zorlaştırıyor. Kazanın nedeni ise soruşturma kapsamında araştırılıyor.

Taşucu Limanı'nda Kıbrıs seferleri iptal edildi

Mersin'in Silifke ilçesindeki Taşucu Limanı'ndan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) yapılması planlanan feribot seferleri, Girne açıklarında 267 kişinin bulunduğu Filo Jet isimli yolcu gemisinin batmasının ardından iptal edildi. Limanda Kıbrıs'a geçmek için bekleyen yolcular ise gelişmeleri takip ediyor

31.08.2026 12:08:00
İHA
 
Taşucu Limanı'nda Kıbrıs seferleri iptal edildi
Taşucu Limanı'nda Kıbrıs seferleri iptal edildi
Girne-Taşucu seferini yapan Filo Jet isimli feribot, dün Girne Limanı'ndan ayrıldıktan kısa süre sonra su alarak alabora oldu. Gemide 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişinin bulunduğu bildirildi.

Son açıklamalara göre kazada 8 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi kurtarılırken kayıp kişileri arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Taşucu Limanı'nda seferler iptal edildi

Yaşanan facianın ardından Taşucu Limanı'nda da hareketlilik yaşandı. Limandan yayımlanan duyuruda, "Taşucu-KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) seferleri iptal edilmiştir" ifadelerine yer verildi.

Bazı vatandaşlar seferlerin yeniden başlayıp başlamayacağını öğrenmeye çalışırken, bazıları ise alternatif ulaşım imkanlarını değerlendirmeye başladı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü

31.08.2026 11:29:00
AA
 
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü.

Milli Savunma Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı, bugün İstanbul'da yapılacak.

Milli Savunma Bakanı Güler ile Pakistan Savunma Bakanı Asif, toplantı öncesi bir araya geldi.

Görüşmede, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu da yer aldı.

Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor

Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor. Uzmanlar aşırı veri tüketimi ve donmalara karşı araç sahiplerini uyardı

30.08.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
 Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor
 Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor
Bağlantılı araç teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte otomobiller açık hedef haline geldi. Siber güvenlik kuruluşu Kaspersky tarafından saptanan son saldırı dalgası, Android tabanlı araç içi multimedya sistemlerinin doğrudan hedef alındığını ortaya koydu. Kullanıcının şüpheli bir bağlantıya tıklamasına veya korsan dosya indirmesine gerek kalmadan, doğrudan aracın meşru güncelleme mekanizması üzerinden sızan zararlı yazılımlar otomotiv dünyasında yeni bir güvenlik açığını tetikledi.

Güncelleme görünümünde sızan zararlı yazılım
Gelişmiş saldırı zincirinde siber korsanlar, sistemde yer alan "TWCore" isimli meşru güncelleme uygulamasının iletişim kanalını kötüye kullanıyor. Üretici sunucusu gibi davranan saldırganlar, ilk etapta "JarService" adlı yükleyiciyi, ardından da çok aşamalı ek zararlı modülleri araca yüklüyor.
Bilişim Uzmanı Osman Demircan, Upstream Security verilerine işaret ederek siber olayların yüzde 92'sinin uzaktan ve fiziksel temas gerekmeksizin gerçekleştirildiğini vurguladı. Demircan, sürecin sürücünün hiçbir hatası olmadan, tamamen arka plandaki OTA (uzaktan yazılım güncelleme) kanalı üzerinden işlediğini aktardı.

Aracınızın ele geçirildiğini gösteren belirtiler
Saldırıya uğrayan araçlarda sistem kaynaklarının arka planda gizlice tüketildiğine dikkat çeken uzmanlar, sürücülerin dikkat etmesi gereken kritik işaretleri paylaştı. Otomobil ekranının nedensiz yere yavaşlaması, sistemin sık sık kendiliğinden yeniden başlaması ve kontrolsüz aşırı internet verisi tüketimi en belirgin işaretler arasında yer alıyor.
Aracın internet bağlantısının izinsiz bir proxy ağı gibi kullanılabileceğini belirten Demircan; park halindeyken oluşan olağan dışı veri trafiği, ekranda beliren şüpheli reklamlar ve donanımın aşırı ısınması durumunda siber saldırı ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sonradan takılan ekranlara ve ev ağına dikkat
Uzmanlar, piyasada markası belirsiz ve ucuz Android multimedya sistemlerinin güncelliğini hızla yitirmesi nedeniyle yüksek risk taşıdığı konusunda uyarıyor. Araç alımlarında UN R155 (araç siber güvenliği) ve UN R156 (yazılım güncelleme yönetimi) standartlarının sorgulanması gerektiği belirtiliyor.
Araca bağlanan akıllı telefonlardaki rehber ve arama kayıtlarının risk altına girebileceğini belirten uzmanlar; ev Wi-Fi ağına bağlı park halindeki bir otomobilin, yerel ağdaki diğer cihazları hedeflemek için bir sıçrama tahtası olarak kullanılabileceğine de dikkat çekiyor.

Taksim Meydanı'nda 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni

30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl dönümü dolayısıyla Taksim Meydanı'nda bulunan Cumhuriyet Anıtı'na çelenk sunuldu

30.08.2026 12:00:00
İHA
 
Taksim Meydanı'nda 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni
Taksim Meydanı'nda 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında İstanbul Valiliği, 1. Ordu Komutanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Taksim Meydanı'ndaki Cumhuriyet Anıtı'na çelenk sunuldu.

Törene İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nuri Aslan, 1. Ordu Komutanı ve İstanbul Garnizon Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, askeri personel ve vatandaşlar katıldı.

Tören, İstanbul Valisi Davut Gül'ün Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakmasıyla başladı. Ardından 1. Ordu Komutanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından anıta çelenk sunuldu.

Çelenk sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kutlama mesajının okunmasının ardından tören sona erdi.

Diyarbakır’da sokaklara PKK’lı teröristlerin fotoğrafları asıldı

Sokaklara PKK mensuplarına ait olduğu belirtilen fotoğrafların asılması tepki çekti

30.08.2026 11:14:00
Haber Merkezi
 
Diyarbakır’da sokaklara PKK’lı teröristlerin fotoğrafları asıldı
Diyarbakır’da sokaklara PKK’lı teröristlerin fotoğrafları asıldı
Sokaklara PKK mensuplarına ait olduğu belirtilen fotoğrafların asılması tepki çekti. Kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirildiği öne sürülen olay, "Terörle mücadelede yeni dönem ne anlama geliyor?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Diyarbakır'da sokaklara PKK mensuplarına ait olduğu belirtilen fotoğrafların asılması kamuoyunda tartışma yarattı. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla birlikte "Bu görüntülere nasıl gelindi?" ve "Devletin terörle mücadele politikasında yeni dönemin sınırları nereye kadar uzanıyor?" soruları gündeme geldi.

Buradaki asıl mesele yalnızca birkaç fotoğrafın bir yere asılması değildir. Asıl mesele, Türkiye'nin onlarca yıl boyunca ağır bedeller ödediği terör meselesinde sembollerin, algının ve kamu düzeninin nasıl yönetileceğidir.

On yılların bedeli unutulmamalı



PKK'nın Türkiye'deki silahlı faaliyetleri, binlerce insanın hayatını kaybetmesine, şehirlerin güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalmasına ve toplumda derin yaraların oluşmasına neden oldu. PKK, Türkiye'nin yanı sıra birçok ülke ve uluslararası kuruluş tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor.

Bu nedenle terör örgütü mensuplarının fotoğraflarının kamusal alanda görünür hale gelmesi, özellikle şehit aileleri ve terörle mücadelede yakınlarını kaybeden vatandaşlar açısından sıradan bir görüntü olarak değerlendirilemez.

"Süreç"in sınırları nerede?

Türkiye son yıllarda terör meselesinde yeni bir siyasi dönemin kapısını aralayan gelişmelere sahne oldu. PKK'nın 2025 yılında fesih ve silahlı faaliyetleri durdurma yönünde açıklama yapması da bu sürecin önemli başlıklarından biri oldu.

Ancak silahların susması ile terörün sembollerinin normalleşmesi aynı şey değildir.

Türkiye'nin önündeki en kritik sınavlardan biri de burada ortaya çıkıyor:

Terörle mücadelede yeni bir sayfa açılırken, devlet otoritesi ve toplumun ortak hafızası nasıl korunacak?

Çünkü toplumsal barış; geçmişi unutturmak, yaşananları önemsizleştirmek veya terör örgütünün sembollerini sıradanlaştırmak anlamına gelmemelidir.

Devlet otoritesi zayıflarsa simgeler güçlenir

Sokakların, meydanların ve kamuya açık alanların hangi sembollerin görünür olacağı konusunda devletin hukuk çerçevesinde belirleyici olması gerekir.

Kimliği belirsiz kişilerin kamuya açık alanlara siyasi veya örgütsel anlam taşıyan fotoğraflar asabilmesi iddiası doğruysa, burada cevaplanması gereken soru açıktır:

Bunları kim astı, hangi amaçla astı ve kamu otoritesi neden buna izin verdi ya da zamanında müdahale etmedi?

Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı

26 Ağustos’ta Malazgirt’in yıl dönümünde başlayan Büyük Taarruz, bugün yıldönümünü kutladığımız 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere dönüştü. Zaferin ardından 9 Eylül’de İzmir’in kurtarılmasıyla Anadolu toprakları işgalden tamamen temizlendi

30.08.2026 07:00:00
Haber Merkezi
 
Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı
Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı
Türk milletinin varoluş mücadelesinin en kritik dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz, sadece askerî bir askerî strateji değil; maddi ve manevi değerlerin birleştiği, bağımsızlık iradesinin mühürlendiği tarihi bir zaferdir. 26 Ağustos'ta Malazgirt'in yıl dönümünde başlayan bu büyük harekât, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere dönüştü.
 

Malazgirt'ten Kocatepe'ye uzanan manevi miras

 
26 Ağustos tarihi, Türk tarihi açısından çifte bir zafer anlamı taşır. 1071 yılında Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te kazandığı zafer ile 1922'de Mustafa Kemal Paşa'nın Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz aynı tarih şeridinde buluşur. Anadolu topraklarını vatan kılan bu sürecin arkasında, Horasan erenlerinden Hacı Bektaş-ı Veli geleneğine, Kuvayı Milliye ruhuna rehberlik eden din adamlarından milletin yekvücut oluşuna kadar uzanan derin bir manevi birikim yer almaktadır. Büyük Taarruz'un başladığı 26 Ağustos gününden itibaren yanında olan yaveri Muzaffer Kılıç Attaürk'ün Kocatepe'deki halini şu sözlerle anlatıyor: "28 Ağustos'ta bizim Kocatepe'deki topçu ateşimiz başladığı zaman, Mustafa Kemal, 'Ya Rabbi! Sen Türk ordusunu muzaffer et. Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına müsaade etme' dedi. O anda gözlerinden birkaç damla yaşın süzüldüğünü gördüm."
 

30 Ağustos sabahı 'Türk'ün hakiki kurtuluş güneşi' doğdu

 
TBMM tarafından 20 Temmuz 1922'de kendisine dördüncü kez Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa, taarruz kararını haziran ayında alarak hazırlıkları büyük bir gizlilik içinde yürüttü. 26 Ağustos'ta Afyon'da başlayan harekât, adım adım düşman birliklerinin kuşatılmasıyla gelişti. 29 Ağustos'u 30 Ağustos'a bağlayan gece, Türk ordusu düşman kuvvetlerini Dumlupınar civarında tamamen çembere aldı. Mustafa Kemal Atatürk, 1924 yılında Çal köyünde yaptığı tarihi konuşmada o anları şu sözlerle dile getirir: "29/30 Ağustos gecesi sabaha karşı, ordularımız düşmanın mühim kuvvetlerini kuşatmaya müsait bir vaziyet almış bulunuyorlardı. Türk'ün hakiki kurtuluş güneşi 30 Ağustos sabahı ufuktan bütün şaşaası ile doğacaktır." Çal köyü civarında şiddetlenen çatışmalarda Türk süngüsünün hücumu karşısında düşman hatları dağıtılmış, süvari ve piyade birliklerinin kararlı takibiyle düşman ordusu imha edilmiştir. Zaferin ardından 9 Eylül'de İzmir'in kurtarılmasıyla Anadolu toprakları işgalden tamamen temizlenmiştir.
 

Sadece orduların değil, medeniyetlerin çarpışması

 
Atatürk'e göre 30 Ağustos, sadece iki ordunun cephede karşı karşıya gelmesi değildir. Meydan muharebeleri; milletlerin kültürleri, ahlakları, ilim ve fen sahasındaki seviyeleri ile tüm maddi ve manevi kudretlerinin sınandığı bir imtihan sahasıdır. Dumlupınar'da elde edilen netice, Türk milletinin kayıtsız şartsız hakimiyetini eline aldığını ve ahlaki üstünlüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir. İlk olarak 1924 yılında Atatürk'ün katılımıyla Çal köyünde "Başkumandan Zaferi" adıyla anılan ve Meçhul Asker Abidesi'nin temeli atılan bu özel gün, 1926 yılında çıkarılan kanunla resmi olarak "Zafer Bayramı" ilan edilmiştir. Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin ortak bayramı olan 30 Ağustos, aynı zamanda ordudaki rütbe terfileri ve askerî okulların mezuniyet günü olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin ebedi muhafızlarının simgesi haline gelmiştir.
 

BTP lideri Hüseyin Baş'tan anlamlı mesaj


Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Evlere bayrak asın" çağrısında bulundu. BTP lideri mesajında şunları ifade etti: "Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı… Bize bu toprakları ebedi vatan kılan en büyük zaferin yıl dönümü. Bu kutlu zaferin ruhunu diri tutmak ve coşkusunu nesilden nesile taşımak adına merhum babam Prof. Dr. Haydar Baş'ın hafızalarımıza kazınan o tarihi çağrısını bir kez daha hatırlatmak istiyorum: 'Evlerinize bayrak asın; eğer siz asmazsanız, gelir başka milletler kendi bayrağını asar.' Bizler bu geceden itibaren balkonlarımızı, pencerelerimizi al bayrağımızla donatıyoruz. Allah bu millete bir daha esaret günleri yaşatmasın; vatanımızı ve bayrağımızı ilelebet payidar kılsın. Zafer Bayramımız kutlu olsun!"
 

BTP İstanbul'dan Avcılar'da Zafer Korteji daveti

 
BTP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı Ümit Semerci, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümünde tüm İstanbul gençliğini Avcılar'daki Zafer Korteji'ne davet etti. Semerci, paylaştığı mesajda, "Kocatepe'de yakılan bağımsızlık meşalesini gururla taşımak ve Cumhuriyetimize sahip çıkmak için sen de yerini al!" ifadelerini kullandı. Zafer yürüyüşü, 30 Ağustos saat 18.00'de Avcılar'da Marmara Caddesi Atatürk Anıtı Önü'nden başlayacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.