logo
03 EKİM 2026

Haydar Baş Hocaya da Perinçek gibi davrandılar

31.05.2006 00:00:00
 
Danıştay'a gerçekleştirilen saldırıyı "ulusalcı bir çeteye" yamamak için adamlar hâlâ, bir kusmuktan daha iğrenç olan yalanı ağızlarında gargara edip duruyor bu haram lokmayı bu necip millete "yedirmeye" çalışıyorlar.

 

İşte benim bağımsız olmayan haber merkezlerini gerçeğin boğazlandığı mezbahaya benzetmem bu yüzden. 73 milyonu bir yalana inandırmaya çalışmak 73 cebine elini sokup hırsızlık etmekten daha beter bir kul hakkıdır. Hadi bunu Allah(c.c.)tan korkmayanlar (dünyalık için) yapıyor, yapabiliyor. İyi de, o beş vakit namaz kılanlar, o geceleri teeccüde kalkanlar, o zekât verenler, o Hacca gidenler, o zikir halkalarına katılanlar evet onlar nasıl oluyor da asla 'ulusalcı' denilen kesimin yapmadığı anlaşılmış ve bir CIA-MOSSAD operasyonu olduğu kuvvetle muhtemel bir cinayeti ısrarla bugün için sanki dünün Sultan Galiyev'inden Mehmet Akif'ine kadar geniş bir yelpazede yer alan "vatanseverlere" yüklemeye çalışıyorlar.Yoksa bunu CIA ve MOSSAD'ın Türkiye faaliyetlerini perdelemek için mi yapıyorlar?Hatırlarsınız, Şubat 2006'nın ilk haftasında Trabzon'da Santa Maria Kilisesi Papazı Andrea Santaro bir genç tarafından öldürülmüştü. Orada da tıpkı Danıştay'daki katil gibi cinayeti işleyen şahıs 35-36 saat içerisinde yakalandı. Rahip Santaro cinayeti sonrası da Danıştay baskını sonrası hükümet yetkililerinin "İşi çözdük" demesi ve meseleyi "ulusalcılara" yıkma imâlı mesajları gibi bir gelişme olmuş, Hürriyet'ten Nur Batur cinayetle ilgili operasyonu yürüten bir üst düzey yetkilinin kendisini aradığını ve "Cinayeti işleyen çocuğun Haydar Baş ideolojisi ile yetiştiğini" söylediğini ve o gün de tıpkı Vakit gazetesine bu hadisede yapılan Yeni Mesaj Gazetesi'ne yapılmış gazetede 4 yıl önce çıkmış bir yazı alıntılanarak, "İşte papaz böyle hedef gösterildi" denilmek istenmişti.İlginç olan Haydar Baş'ın da bugün ısrarla Danıştay baskını ile irtibatlandırılmak istenen "ulusalcılar" gibi ABD'nin Irak'ı işgaline, Büyük Ortadoğu Projesi'ne, AB'ye karşı ciddi bir duruş sergiliyor olmasıydı. "Milli Ekonomi Modeli" diye bir kitap yazan, bir tez üreten, bu tezini üniversite platformlarında mevcut Kapitalist sisteme meydan okurcasına savunan, "Bir itirazınız varsa söyleyin!" diye Türkiye'deki bütün yazar-çizer, ekonomistlere gönderen Haydar Baş bu Batı karşıtı duruşu karşısında "sanki yokmuş gibi" bir muameleye tabi tutulurken, ilginçtir, hiç alâkası olmayan bir konuda, Trabzon'da bir kilise papazının öldürülmesi üzerine Hürriyet gibi bir gazetede manşete oturuyor, özel televizyonlarda Rahip Santaro cinayeti ile yan yana anılır oluveriyor?Ve ilginçtir cinayeti işleyen çocuğun annesi AKP Trabzon Kadın Kollarında aktif üye olarak bulunuyor amma bu konu ısrarla gözden kaçırılmaya çalışılıyor.Danıştay'daki cinayette de aynı şeyler yapılmıyor mu? Soruşturmayı yürüten birimin başındaki emniyetçinin Türkiye'deki etkin bir cemaate irtibatlı olduğuna dair Valilik sicili ve mahkeme kararını gözden kaçırmak için elden gelen yapılmıyor mu?Habercilik bu mu?Bu milletten gerçeği saklamak ve hakikati çarpıtarak bu millete sunmak İslâm'la, milliyetçilikle, hak-hukuk, âdaletle örtüşür mü? Peygamber(s.a.v) olsaydı böyle mi yapardı. Atatürk sağ olsaydı Türk'ün ciğerine yönelen MOSSAD-CIA operasyonlarını ille de vatanım, milletim, bayrağım diyen ve  hâdise ile hiç alakası olmayan bu insanlara mı yüklerdi?Ve Atatürk sağ olsaydı Milli Ekonomi Modeli'ni görmezlikten mi gelirdi yoksa, "Gel çocuk, işin aslı nedir hele bir anlat bakalım!" mı derdi?Sen beri tarafta "kendinden" saydığın insanın iki kere iki otuz demesine itiraz edeni hainlikle suçlayacaksın ve fakat öte yandan iki kere iki dört eder diyenleri, ama o dün şöyle diyordu, yahut, canım öteki tarikat önderi diye perdelemeye çalışacaksın? İşte tam da buna "cahiliye dönemi" denir. Cahiliye dönemi insanları akılsız insanlar değillerdi. Onlar ticarette, edebiyatta, felsefede zirvedeydiler lakin hakikate yani iki kere ikinin dört ettiğine inanmıyor yani Allah(c.c)'ın varlığını kabule yanaşmıyorlardı.Bu milleti seven herkes, hakikatin müminin yitik malı olduğunu  bilecek ve onu nerede bulursa alacak. Bu imânının ve fıtratının gereğidir. Çünkü Türk milleti hakikate sırt çevirmediği dönemlerde hakikati engizisyonlarda boğazlayan cahiliye ifritlerine atının üzengisini öptürmüştü. Elbet yine Türk milleti hakikatle buluşacak ve elbet o gün de haber merkezlerini hakikati boğazlayarak mezbahaya çevirmiş Artin Kemallere diz çöktürecek, aman diletecek, el öptürecek. Tabi şaşırmamak, yılmamak lâzım.Milli Mücadele sürecinde de işgalciler övülürken Mustafa Kemal ve arkadaşlarına aynı şeyler yapıldı. Hasan Demir

Denizolgun soruşturmasında şok gelişme

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çok konuşulacak bir perde aralandı. Savcılık, cinayet iddialarını aydınlatabilecek mesaj, fotoğraf ve notların yer aldığı cep telefonunun kasten ortadan kaldırıldığını belirledi. Olayla ilgili 3 ayrı kamu davası açılırken, Kuriş ailesinden iki ismin 5 yıla kadar hapsi isteniyor

02.10.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunan eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli vefatına dair yürütülen geniş çaplı soruşturma yeni bir boyut kazandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen "kasten öldürme" soruşturması kapsamında, davanın en kritik materyali olan cep telefonunun akıbeti netleşti.

Savcılık tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianameye göre, Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden muhafaza altına alınan ve üzerinde hiçbir teknik ya da bilirkişi incelemesi yapılmayan cep telefonu aile bireyleri tarafından yok edildi.


Telefonun ortadan kaybolma kronolojisi iddianamede


Haber kaynaklarından edinilen bilgilere göre, telefonun adli emanetten yok edilme sürecine dair detaylar adım adım deşifre edildi.

Denizolgun'un vefatının ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı ve cihaz Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasına gönderildi.

Daha sonra başlayan miras (tereke) işlemleri kapsamında telefon, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ulaştırıldı.

Mahkeme, 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla söz konusu telefonu diğer kişisel eşyalarla birlikte eski bakanın kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın derinleştirdiği soruşturmalarda, telefonun izine bir daha rastlanamadı. Emniyetin yaptığı IMEI sorgulamaları ve fiziksel aramalara rağmen cihaz bulunamayınca, 30 Eylül tarihli tutanakla telefonun resmen "kayıp" olduğu ve yok edildiği kayda geçirildi.


"Telefondaki mesajlar ve notlar cinayeti aydınlatabilirdi"


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede yok edilen telefonun önemine dikkat çekti. Metinde, maktul Arif Ahmet Denizolgun'un telefonunda ele geçirilebilecek olası mesaj içerikleri, fotoğraflar ve kişisel notların olayın bir "kasten öldürme" vakası olup olmadığını kanıtlayacak nitelikte hayati birer delil olduğu vurgulandı.

Teknik analiz yapılmadan telefonun ortadan kaldırılmasının, doğrudan suç delillerini gizleme amacını taşıdığı ifade edildi.


Kuriş ailesine 5 yıla kadar hapis istemi


Soruşturma kapsamında, başka bir suçtan dolayı tutuklu bulunan Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında kamu davası açıldı.

Tanık avukatların ifadelerine göre, mahkemeden çuvalla teslim alınan tereke eşyaları Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürülerek bir çalışana teslim edildi. Hilmi Tuna Kuriş ifadesinde telefonu kendisinin aldığını kabul ederken; anne Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş eşyalarla şahsen ilgilenmediğini savundu. Ancak savcılık, mahkeme kararıyla eşyayı bizzat teslim alan annenin adli muhafazadan hukuken sorumlu olduğunu kaydetti.

Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, anne ve oğul hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" (TCK 281/1) suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.


Soruşturma genişliyor: 3 ayrı kamu davası, 6 şüpheli


Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen ana soruşturma sadece kayıp telefonla sınırlı değil. Savcılık, sürece ilişkin farklı suçlamalarla toplam 3 ayrı kamu davası açmış durumda. Davalarda, aralarında "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklanan eski bakanın özel doktoru Nurettin Demirkol ile sahte rapor düzenledikleri iddia edilen 3 Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisinin de bulunduğu toplam 6 kişi yargılanıyor.

Daha önce Adli Tıp raporlarındaki çelişkiler ve yastıkla boğulma şüpheleri nedeniyle mezarı açılarak (fethi kabir) inceleme yapılan Denizolgun dosyası, delil niteliğindeki telefonun da yok edildiğinin kesinleşmesiyle önümüzdeki günlerde yargıda çok daha büyük tartışmaları beraberinde getireceğe benziyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi

02.10.2026 14:16:00
AA
 
 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi
 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından yapılan açıklamaya göre, İkinci Fon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz başkanlığında toplandı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Toplantıda Sermaye Piyasası Kurulunun 30 Eylül 2026 tarihli kararları çerçevesinde hesaplanacak net yatırım tutarı hesap yöntemine ilişkin ilgili kurumların çalışmaları ile Kurulun aynı tarihte fon hesaplarına ilişkin aldığı ödeme kararına yönelik ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirilmiştir. Devamında çalışmaları bir süredir devam eden Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin taslak üzerinde çalışılmış ve nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatlar iletilmiştir.

Ele alınan bütün düzenlemelerde vatandaşlarımıza herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış vurgulanmıştır. İlgili kurumlarımız ile fon piyasasının belirli ve sınırlı bir bölümünde ortaya çıkan sorunun çözümüne ilişkin sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adalet gözetilerek gerekli çalışmalar hızlı ve etkili bir şekilde sürdürülecektir."

Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı

İstanbul'un Güngören ilçesinde ters yönden dönüş yapan ticari minibüse tramvay çarptı. Kazada 4 kişi yaralandı

02.10.2026 14:11:00 / Güncelleme: 02.10.2026 14:13:57
İHA
 
Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı
Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı
Kaza, saat 11.00 sıralarında Güngören Abdi İpekçi Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün kimliği henüz öğrenilemeyen 34 M 4556 plakalı ticari minibüs, ters yönden dönüş yaptığı sırada tramvayla çarpıştı.

Çarpışmanın etkisiyle minibüs savruldu. Kazada 4 kişi yaralanırken, ihbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı ilk müdahale sonrası yaralılar ambulanslar ile hastaneye kaldırıldı.



Görüntülerde, tramvayın minibüse çarptığı ve minibüsün çarpmanın etkisiyle savrulduğu görüldü.

Dönüşü olmayan yerden dönüş yapıldığını ifade eden Ömer Aydın, "Burada sürekli aynı kazalar oluyor. Buradaki problemi çözsünler. Yol tramvayın yolu. Kırmızı ışık yanarken bunlar buradan dönüyor. Burada devamlı haftada 2-3 defa kaza oluyor. Buranın problemini çözsünler. Vatandaşa yazık günah değil mi" şeklinde konuştu.

Kaza ile ilgili inceleme sürüyor.

Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı

Spiker Erhan Çelik'in boşanma aşamasındaki eşi doktor Özlem Gültekin Çelik'in hayatını kaybetmesine ilişkin olayda 5 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin Çelik'in ölümüne neden olan maddeleri temin ettiği belirlendi

02.10.2026 13:57:00
İHA
 
Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı
Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaçakçılık, Narkotik Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, spiker Erhan Çelik'in doktor olan eşi Özlem Gültekin Çelik'in 13 Ağustos'ta vefat etmesine ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla yapılan otopsi sonucu Çelik'in yüksek dozda propofol (genel anestezi) indüksiyonu sonucu vefat ettiği belirlendi.

Alınan gizli tanık beyanları ve cep telefonları üzerinde yapılan incelemeler sonucu olay günü Çelik'in ölümüne neden olan maddeleri temin ettiği belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesine verilen talimat doğrultusunda şüpheliler Ç.K, F.A, H.Ç, H.Y ve P.Ç gözaltına alındı.

Olaya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

Van'da yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi

Van'da jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda 517 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi, 1 şüpheli yakalandı

02.10.2026 12:46:00
İhlas Haber Ajansı
 
Van'da yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
Van'da yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
Van'da jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda 517 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi, 1 şüpheli yakalandı.

İçişleri Bakanlığından operasyona ilişkin yapılan açıklamada, "Van'da 'Uyuşturucu madde imalatçısı zehir tacirlerine' yönelik Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonda; 517 kg uyuşturucu madde ele geçirildi.

1 şüpheli zehir taciri yakalandı. Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı, Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 6'ncı Hudut Tugay Komutanlığı ve Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Van İl Jandarma Komutanlığınca yapılan istihbari çalışmalar sonucunda düzenlenen operasyonda; 471 kg esrar, 32 kg metamfetamin ve 14 kg afyon sakızı ele geçirildi" ifadelerine yer verildi.

Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı

Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında sabah saatlerinde operasyonda CHP'li Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen gözaltına alındı

02.10.2026 11:20:00
Haber Merkezi
 
Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı
Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı
Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında sabah saatlerinde operasyonda CHP'li Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen gözaltına alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 23'ü kamu görevlisi toplam 28 kişi gözaltına alındı.

Eyüpsultan Belediyesi'nde arama işlemleri yapıldı.

Mithat Bülent Özmen kimdir?
Mithat Bülent Özmen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde siyaset bilimi ve kamu yönetimi okudu.

Ardından Avrupa Birliği Jean Monnet bursuyla University of Kent, Brussels School of International Studies'de uluslararası ilişkiler yüksek lisansı yaptı.

Özmen'in bankacılık ve finans üzerine doktorası bulunuyor.

1992 yılında Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Özmen, 1994'de Türkiye İş Bankası Teftiş Kurulu'na katıldı.

Banka ve finans kuruluşlarının yanı sıra reel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı.

Doğal Gaz İthalatçıları Derneği (GAZİD) yönetim kurulu başkanlığı yaptı.

2019'da İGDAŞ'ta CEO ve yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Enerji Grup Başkanlığı yaptı.

Özmen üniversitelerde MBA ve yüksek lisans programlarında konut politikaları, risk yönetimi, finansal piyasalar ve finansal yönetim üzerine ders veriyor.

Özmen, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'den Eyüpsultan Belediye Başkanı seçildi.

A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?

Fon soruşturması Türkiye gündemini sarsarken, A Haber ve Takvim’in soruşturma kapsamında adı geçen Tera yöneticisi Emir Münir Sarpyener’in aile bağlarını ve İsmet İnönü’nün 1968’de kazandığı Milli Piyango ikramiyesini gündeme taşıması yeni bir tartışma başlattı

02.10.2026 11:10:00
Haber Merkezi
 
A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?
A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?
Fon soruşturması Türkiye gündemini sarsarken, A Haber ve Takvim'in soruşturma kapsamında adı geçen Tera yöneticisi Emir Münir Sarpyener'in aile bağlarını ve İsmet İnönü'nün 1968'de kazandığı Milli Piyango ikramiyesini gündeme taşıması yeni bir tartışma başlattı.

A Haber, Sarpyener'in anne tarafından 1932 Dünya Güzeli Keriman Halis'in torunu, baba tarafından ise İsmet İnönü'nün kız kardeşinin torununun oğlu olduğunu aktardı.

Takvim ise haberi daha sert bir çerçeveyle verdi: "Biri piyangocu, diğeri foncu."

Haberde İnönü'nün 1968'de kazandığı 50 bin liralık Milli Piyango ikramiyesi yeniden gündeme getirildi ve olay için "İnönü'nün 'piyango' şaibesi" ifadesi kullanıldı.

FON DOSYASI NEDEN 1968'E GÖTÜRÜLDÜ?

Asıl tartışma tam da burada başlıyor. Bugünkü soruşturmanın konusu 2026'da gerçekleşen fon işlemleri, şirketler, yöneticiler, yatırımcılar ve para hareketleri.

Ancak iktidara yakın medya kuruluşlarının haberlerinde, soruşturmanın önemli isimlerinden birinin aile ağacı üzerinden İsmet İnönü'ye kadar uzanan bir bağlantı kuruluyor. Ardından 1968'deki Milli Piyango ikramiyesi yeniden gündeme taşınıyor.

Oysa İnönü'nün 1968'deki piyango kazanması ile 2026'daki fon soruşturması arasında doğrudan bir hukuki bağlantı gösterilmiş değil. Haberlerde kurulan bağlantı esas olarak akrabalık ve aile geçmişi üzerinden yapılıyor.

"İSİM DEĞİŞTİR, SORUŞTURMA DEĞİŞSİN" Mİ?

Fon soruşturmasıyla ilgili kamuoyunun merak ettiği temel başlıklar; kimlerin hangi işlemler nedeniyle soruşturulduğu, para hareketlerinin nasıl gerçekleştiği, yatırımcıların durumunun ne olacağı ve soruşturmanın siyasi bağlantılarının bulunup bulunmadığı.

Buna karşılık İnönü'nün 1968'de kazandığı piyango ikramiyesi, bugünkü soruşturmanın doğrudan konusu olmamasına rağmen haberlerin önemli bir unsuru haline getirildi.

Bu durum muhalif çevrelerde "gündemi bugünden geçmişe taşıyarak siyasi sorumluluğu tartışmadan uzaklaştırma çabası mı?" sorusunu gündeme getirdi.

ASIL HESAPLAŞILMASI GEREKEN NE?

Soruşturmanın hukuki sonucu elbette mahkemelerin ve ilgili adli makamların ortaya koyacağı delillerle belirlenecek.

Ancak siyasi tartışmanın merkezindeki soru farklı: 2026'da yaşanan bir fon soruşturmasının hesabı neden 1968'deki bir piyango üzerinden soruluyor?

Bugünün soruşturmasındaki sorumlular tartışılırken neden 58 yıl önce hayatını kaybetmiş bir siyasetçinin aile bağlantısı manşete çıkarılıyor?

Çanakkale'de 51 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'de düzenlenen 6 operasyonda 2 organizatör ve 51 kaçak göçmen yakalandı

02.10.2026 10:15:00
İhlas Haber Ajansı
 
Çanakkale'de 51 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'de 51 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'de düzenlenen 6 operasyonda 2 organizatör ve 51 kaçak göçmen yakalandı.

İl Jandarma Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Şube Müdürlüğünce, 18-24 Eylül tarihlerinde göçmen kaçakçılığıyla mücadele çerçevesinde 6 operasyon gerçekleştirildi.

Operasyonlarda 2 organizatör şüphelisi ile 51 kaçak göçmen yakalanırken 1 şişme bot ve 1 bot motoru muhafaza altına alınarak yediemin otoparkına teslim edildi.

Organizatörler hakkında adli işlemler devam ederken kaçak göçmenler GÖKSEM'e teslim edildi.

Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Borsa İstanbul'daki bazı hisselerde fonlar aracılığıyla manipülatif işlemler yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı

02.10.2026 10:10:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme
Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Borsa İstanbul'daki bazı hisselerde fonlar aracılığıyla manipülatif işlemler yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakan Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın mal varlığına yönelik tedbir kararı aynı gün içerisinde kaldırıldı. Yazıcı hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Başsavcılığın daha önceki yazışmalarında, soruşturma kapsamında aralarında Mustafa Yazıcı'nın da bulunduğu kişilerin mal varlıklarını azaltabilecek devir, satış, bağış, hesap kapatma, yüksek miktarda nakit çekme ve para transferi gibi işlemlerinin durdurulması istenmişti. Tedbirin eş ve çocukları da kapsayacak şekilde geniş tutulduğu aktarılmıştı.

Ancak Mustafa Yazıcı'nın ifadesinin alınmasının ardından yapılan değerlendirmede, Yazıcı ile birlikte 5 kişi hakkındaki mal varlığı tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi. Savcılığın ilgili yazısında gerekçe olarak alınan ifadeler ve toplanan diğer delillerin değerlendirilmesi gösterildi.

YURT DIŞI YASAĞI DEVAM EDİYOR

Tedbirin kaldırılması, soruşturmanın tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Mustafa Yazıcı hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanıyor.

TBMM'nin 1 Ekim 2026'daki açılışının ardından gazeteciler, oğlu Mustafa Yazıcı hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağını sordu. Hayati Yazıcı soruya: 'Açıklayacağım' cevabını verdi.

GÜRLEK: "HİÇ KİMSE KANUNLARIN YAPTIRIMINDAN MUAF OLAMAZ"

Tam da bu gelişmenin tartışıldığı günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sözleri yeniden gündeme geliyor.

Gürlek, 7 Eylül 2026'daki Adli Yıl Açılış Programı'nda şu ifadeleri kullandı: "Hukuk karşısında herkes eşittir ve hiç kimse kanunların yaptırımından muaf olamaz. Adalet, herkese lazım olan can suyudur. Hiç kimse kendisini imtiyazlı veya ayrıcalıklı bir konumda göremez."

Bu sözler, Mustafa Yazıcı hakkında uygulanan tedbirin saatler içerisinde kaldırılması nedeniyle yeni bir tartışmanın önünü açtı.

"Hakemler dosyası" soruşturmasında, görevli ve eski hakemler müşteki ve tanık olarak ifade verdi

İstanbul'da "hakemler dosyası" olarak bilinen soruşturma kapsamında çok sayıda görevli ve eski hakem, müşteki ve tanık olarak ifade verdi

02.10.2026 03:00:00
AA
 
"Hakemler dosyası" soruşturmasında, görevli ve eski hakemler müşteki ve tanık olarak ifade verdi
"Hakemler dosyası" soruşturmasında, görevli ve eski hakemler müşteki ve tanık olarak ifade verdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosunca bazı şüpheliler hakkında "eziyet", "resmi belgede sahtecilik", "güveni kötüye kullanma" ve "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme" suçlarıyla ilgili başlatılan "Hakemler dosyası" soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında, düzenlenen operasyon öncesi ve sonrası çok sayıda görevli ve eski hakem, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde müşteki ve tanık olarak ifade verdi.

İfade veren bazı görevli hakemlerin isimleri şöyle:

"Abdullah Buğra Taşkınsoy, Erdem Onur Uçarcı, Sarper Barış Saka, Murat Zirek, Kerem Ersoy, Oğuzhan Uğurlu, Zorbay Küçük, Mustafa İlker Coşkun, Gamze Durmuş Pakkan, Burak Pakkan, Mehmet Dilaver Ay, Burak Taşkınsoy, Ümit Öztürk, Emir Eray Eyisoy, Direnç Tonusluoğlu, Abdullah Polat, Mert Güzenge, Taner Gizlenci, Tugay Kaan Numanoğlu, İbrahim Hakan Ceylan, Burak Şeker, Burak Erdoğan, Mesut Arık, Abdulkadir Bitigen."

Yine müşteki ve tanık olarak eski hakemler Deniz Ateş Bitnel, Alparslan Dedeş, Hüseyin Göçek, Mete Kalkavan, Süleyman Abay, Alper Ulusoy, Ali Tuna, Emre Altun da ifade verdi.

Soruşturma

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosunun koordinasyonunda yürütülen "Hakemler dosyası" soruşturması kapsamında, bazı şüpheliler hakkında "eziyet" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarına ilişkin iddialar olduğu belirlenmişti.

Dosya kapsamında açık kaynak araştırmaları, MASAK ve HTS çalışmaları, müşteki ve tanık ifadeleri ile bilirkişi tespitleri sonucunda MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile MHK üyesi olan bazı hakem ve gözlemcilerin suçla bağlantılı olabilecekleri değerlendirilmişti.

Bunun üzerine İstanbul, Ankara, Elazığ ve Manisa'da belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda Ferhat Gündoğdu, TFF Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk, eski TFF Merkez Hakem Kurulu Başkan Vekili Ahmet Şahin, eski TFF Merkez Hakem Kurulu Üyesi Yunus Yıldırım, TFF Eğitim ve 4'üncü Bölge Sorumlusu Sebahattin Şahin, TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul Şubesi Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ile TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul İl Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında, Süper Lig hakemi Yasin Kol ile Süper Lig yardımcı hakemi Göktuğ Hazar Erel de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınmıştı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.