logo
23 EKİM 2026

Hayvancılığın tükendiğinin resmidir!

Sosyal medyada dolaşan Türkiye'de bir kesimhanedeki ölü buzağı görüntülerine sert tepki gösteren Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Bu şekildeki hayvanların kesilmesi, hayvancılığa büyük bir darbedir" dedi

22.03.2022 17:33:00
 
Hayvancılığın tükendiğinin resmidir!
Hayvancılığın tükendiğinin resmidir!
Sosyal medyada dolaşan ve bir kesimhanede üst üste yığılmış onlarca ölü yavru buzağı görüntüleri tepkiye neden oldu. Görüntüler maliyet artışından dolayı gebe besi hayvanlarının dahi kesime gönderildiğini ortaya koyuyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Çok facia bir görüntü, neredeyse doğmak üzere olan yavrular, belki de birkaç hafta içinde doğacaklardı. Bu şekildeki hayvanların kesilmesi, hayvancılığa büyük bir darbedir" dedi. Hayvancılıkta önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunun altını çizen Eroğlu, "Türkiye 1990 yılından itibaren hem hayvan ithalatı ile uğraşıyor. Mutlaka ülkemizin üretmesi gerekir. Ürettiğinizi tüketeceksiniz. Başkalarının ürettiğini tükettiğiniz takdirde bağımlı hale gelirsiniz. Onun için damızlık hayvan olmadan, hayvancılığı sürdürebilme şansınız yoktur. Yavru ile bu iş devam edecek" diye konuştu. Doğumu çok yakın olan hayvanların kesilmesinin uygun olmadığı gibi etinin de tüketilmesinin uygun olmadığının altını çizen Eroğlu, etin raflara gelmesi yönündeki soruya, "İnşallah olmamıştır" dedi. Eroğlu, Türkiye'nin ithalat sarmalından kurtulması gerektiğini ve kenti ürettiğini tüketmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı.


Üretici yem alamıyor


"Vatandaşın elindeki gebe doğum yapacak hayvanı neden kesime göndersin" diye soran Eroğlu, "Bunun sebepleri var. Çiftçiler yem parasından dert yanıyor. Ülkemizin bir sıkıntısı da kaba yem açığıdır. Kaba yem olmadan hayvancılık olmaz. Sağlıklı hayvan beslemeden verim olmaz. Kaba yem açığını kapatılması gerekiyor. Birkaç seneki verilere göre, Türkiye'nin 50 milyon ton kaba yeme ihtiyacı var. Biz bunun yüzde 60 civarını üretebiliyoruz. Mera hayvancılığının teşvik edilmeli ve canlandırılmalı. Kesif yem ile kaba yem arasında bir fark var. Yonca fiyatı artmış ciddi şekilde. Kaba yem açığımızın tedbirlerle giderilmesi gerekiyor" açıklamalarında bulundu.

Kanada ile yeni bir dönem başlıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada ile atacakları adımlarla, halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmini ilk olarak 5 milyar dolara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ettiklerini söyledi

22.10.2026 22:30:00
AA
 
Kanada ile yeni bir dönem başlıyor
Kanada ile yeni bir dönem başlıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Kanada Başbakanı Mark Carney ile baş başa görüşmesi, heyetler arası görüşmeye başkanlık etmesi ve iki ülke arasında 3 anlaşmanın imzalanmasının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihi dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine "Hoş geldiniz" dedi.

İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Erdoğan, Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkanı bulduklarını söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayi gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yıl sonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dahil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz."

Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık 2 katına çıkaracaklarını bildiren Erdoğan, "Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika'dan Latin Amerika'ya, Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz." diye konuştu.

Kanada ile savunma sanayisi ve nükleer enerji alanlarında yakın temas halinde olduklarını belirten Erdoğan, savunma sanayi işbirliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.

Bunu son olarak Ankara'da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Erdoğan, biraz önce de "Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı"nın imzalandığını anımsattı.

Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.

Enerji alanında, madencilikten LNG'ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen "Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri"nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.

Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dahil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, "Gerek Ukrayna'da, gerek Körfez'de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze'de ise Kanada'nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükümetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz." diye konuştu.


"Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık"


Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan işbirliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kağıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney'nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum."

Carney'ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Gerçekten uzun yıllara sari bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada'ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız."


Carney: "Bir Kanada Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyaret"


Kanada Başbakanı Carney, Erdoğan ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Başbakan Carney, yaptığı ziyaretin bir Kanada Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyaret olduğunun altını çizdi.

Anıtkabir'i ziyaret ettiğini belirten Carney, şöyle devam etti:

"İkinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda dünyanın farklı ülkeleri, Kanada bunlara dahil, ağaçlar gönderdiler buraya Anıtkabir'in etrafındaki parkta bu ağaçların yetişmesi için. Bu park farklı ülkelerin bugün aynı barış düşüncesini paylaştığı bir sembolü bize hatırlatıyor. Bu çabalar zamanla ancak gelişiyor, karşılıklı saygı ve ortak bir amaç güdüsüyle şekillenebiliyor."

Carney, "Bugün bir kopuşun tam ortasındayız. Eski dünya düzeni geri gelmeyecek. Güvenliğimizi ve refahımızı on yıllarca sağlamış olan kurumlar tehdit altında. Bu yeni gerçeklik karşısında Kanada, kendine yatırım yapmaya devam ediyor ki kendi geleceğimizi kontrol edelim, kendi geleceğimizin efendisi olabilelim. Kendi yaşam tarzımızı, güvenliğimizi ve egemenliğimizi sürdürebilelim." dedi.


"En dirençli ülkeler birbirini tamamlayan güçlü yanları doğru ortaklarla harmanlayanlardır"


Elinde ne tür kaynaklar olursa olsun hiçbir ülkenin tek başına güçlü bir hale gelemeyeceğini belirten Carney, "En dirençli ülkeler birbirini tamamlayan güçlü yanları doğru ortaklarla harmanlayanlardır." diye konuştu.

Carney, Kanada'nın ortak dayanıklılığın peşinde olduğunu kaydederek, "Bugün Kanada güvenilir ortaklarla derin ortaklıklar kurmanın, karşılıklı olarak yeni fırsatlar yaratmanın peşinde ve Türkiye bu açıdan istisnai bir ortak." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin dinamik bir piyasa ekonomisi, 85 milyonu aşkın nüfusuyla Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun tam ortasında oduğunu ve 24 serbest ticaret anlaşmasına ulaşan bir ağı bulunduğunu vurgulayan Carney, "NATO'nun ikinci en büyük silahlı kuvvetlerine ve en yenilikçi, en hızla gelişen savunma sanayilerinden birine sahip. Geçtiğimiz yıllarda iki ülke arasındaki ticaret yüzde 50 arttı." değerlendirmesinde bulundu.

Carney, temmuz ayında NATO zirvesi bağlamında bir araya gelindiğinde, serbest ticaret anlaşmasına yönelik müzakereleri başlatma kararlılığının ifade edildiğini ve yeni bir savunma işbirliği anlaşması imzalandığını hatırlatarak, "Bugün bir adım daha atıyoruz, stratejik ortaklığımızı başlatıyoruz. Üç yıllık bir eylem planı da ortaya koyduğumuz bir plan. Bunun üç tane ayağı var; savunma ve yatırım, enerji ve halklar arası ilişkiler." dedi.

Başbakan Carney, yakın zamanda müzakere ekiplerinin serbest ticaret anlaşması kapsamında Ankara'da olacağını söyleyerek, "Hedefimiz açık; şirketlerin daha fazla refah yaratması, halklarımızı kalkındırması, masrafların azaltılması, engellerin azaltılması, belirsizliklerin azaltılması, şirketlerin ve yatırımcıların önünde her iki ülkede yeni kapıların açılması." diye konuştu.


"Türkiye'nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor"


Bugünkü yeni savunma sanayi işbirliği anlaşmasının Kanada ve Türk şirketlerini bir araya getireceğini, işbirliğine yönlendireceğini, istihdam ve ihracat fırsatları yaratacağını, vatandaşlarn güvenliğini artıracağını ve daha güçlü bir NATO ittifakına yol açacağını ifade eden Carney, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu güvenlik işbirliği çok derin. Zira Türkiye'nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor. G20'nin büyük bir ekonomisi, NATO içerisinde önemli bir müttefikimiz ve çok önemli roller oynuyor Türkiye, dünyanın farklı bölgelerindeki en çetrefilli çatışmaların çözümü anlamında. Gazze'den tutun, Ukrayna'ya, İran'dan, Orta Doğu'ya gelen anlamında ve daha başka nice bölgeler."

Carney, Kanada'nın şu anda attığı adımlarla bir enerji süper gücü olma yolunda ilerlediğini aktararak, ekonomisi hızla gelişen, büyüyen Türkiye'nin enerji tedariğine ihtiyacı olduğunu ve bunun güvenilir bir kaynaktan gelmesi gerektiğine dikkati çekti.

Başbakan Carney, iki ülkenin enerji, nükleer teknoloji, sivil teknoloji, temiz enerji ve kritik mineraller gibi üzerine çalışabileceği birçok alan bulunduğunu belirterek, bugün iki ülkenin enerji bakanlarının da bir araya gelerek bu alanlarda çalışacaklarını beyan ettiğini aktardı.

COP31'in iddialı ve bir o kadar da pragmatik bir yaklaşım benimsemiş durumda olduğunu ifade eden Carney, "Dünya çapında iklim söz konusu olduğunda Kanada güvenilebilir bir ortaktır." dedi.

Carney, bugün imzalanan hava taşımacılık anlaşması sayesinde iki ülke arasındaki yolcu uçuşlarının haftada 12'den 21'e yükseleceğini açıklayarak, böylece aile seyahatlerinin ve turist hareketlerinin kolaylaşacağını aktardı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" desturuyla yola çıktığını ve kendine güvenen egemen bir ulus kurduğunu dile getiren Carney, Kanada'nın güncel konjonktürde bu prensibi gerçekten değerli bulduğunu söyledi.

Carney, Kanada'nın 70 yılı aşkın bir süre önce Türkiye'ye Anıtkabir etrafındaki parklara dikilmesi amacıyla akçaağaç fidanları gönderdiğini ve bugün bu ağaçların oldukça büyüdüğüne dikkati çekti.

Bugün de yeni bir stratejik ortaklığın tohumlarını ektiklerini belirten Carney, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yeni fırsatlar yaratacağız. Halklarımız, firmalarımız, şirketlerimiz için daha fazla refah ve daha fazla güvenlik sağlayacağız, ülkelerimize hem kendi halklarımıza hem de başka halklara bu bölgede ve daha da geniş bir coğrafyada. Bu ortaklık ümit ediyoruz ki gelecek nesiller boyunca güçlenerek devam edecektir. Yurtta sulh, cihanda sulh."

Fon Kanun Teklifi, Meclis'te kabul edildi

Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi

22.10.2026 21:41:00
İhlas Haber Ajansı
 
Fon Kanun Teklifi, Meclis'te kabul edildi
Fon Kanun Teklifi, Meclis'te kabul edildi
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen teklifin öne çıkan maddelerine göre; teklifin hükümleri, belirtilenler dışındaki diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmayacak. Öte yandan, düzenleme kapsamındaki bazı tanımlar ve kısaltmalar da hüküm altına alınacak.

Düzenlemenin, "Tasfiyenin yürütülmesine ilişkin genel esaslar ve fon pay sahipliğinin belirlenmesi" başlıklı hükmüne göre, fonların tasfiyesi SPK'nın gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülecek. Kurul, tasfiye sürecinin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi, dağıtım sırasını ve tasfiyeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterecek. Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin Kurulca belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hakim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici olarak farklı bir fiyat marjı uygulanmasına ve sermaye piyasası mevzuatı ile Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlerin kullanılmasına Kurulca karar verilebilecek. Kurul, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilecek. Bu kapsamda yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmayacak. Borsada veya Borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına Kurulca karar verilebilecek.

Tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlar, fonun yönetim ve tasfiyesi için yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye malvarlığına dahil edilecek. Tasfiyenin tamamlanmasından sonra tahsil edilen tutarlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde geri kazanım hesabına aktarılacak.

Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ (MKK), Takasbank, Borsa İstanbul AŞ (Borsa), Türkiye Bankalar Birliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar, portföy yönetim şirketleri, portföy saklama kuruluşları ile diğer sermaye piyasası kurumları ve kamu kurum ve kuruluşları, bu düzenlemenin uygulanması için gerekli bilgi ve belgeleri Kurula, Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) ve/veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) talepleri üzerine gecikmeksizin vermekle yükümlü olacak. Bu kurum ve kuruluşlar özel mevzuatlarında yer alan gizlilik ve sır saklamaya ilişkin hükümlere dayanarak bilgi vermekten imtina edemeyecek. Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından MKK kayıtları ile mutabakat sağlanmak suretiyle fon ve hesap bazında tespit edilecek.

Katılma payı sahipleri adına Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) iletilmiş olmakla birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar geçersiz hale geldiğinden TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabında katılma payı bulunan katılma payı sahiplerinin de fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye kapsamında olduklarının belirlenmesi amaçlanıyor. Buna göre, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17 Eylül 20026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla düzenlemedeki tasfiye hükümlerine tabi olacak.

Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillerin, Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından işlenmesi veya bu fonlarla birlikte hareket edilmesi ya da fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya bu fonlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlara, Kurulun sözü edilen tarihli kararları uyarınca tasfiyesine karar verilen fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak.

Teklifin "Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme" başlıklı hükmüne göre, fon malvarlığının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir nakdin, tasfiye kararından bir önceki gün sonu itibarıyla geçerli fon birim pay fiyatı ile ödemeye esas katılma payı adetleri üzerinden hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yeterli olmaması halinde, Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillere yönelik hüküm saklı kalmak kaydıyla, tasfiye bakiyesinden yapılacak ödemelerde dikkate alınacak fon pay sahibinin net yatırım tutarı, fona, fon pay sahibi tarafından fiilen yapılan her bir nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak giriş ve çıkış tutarlarından, giriş tutarının çıkış tutarından fazla olması durumunda, fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanacak.

Fon pay sahiplerinin tasfiye bakiyesinden alacakları ödemelerden mahsup edilmek üzere, ilgili hüküm uyarınca hesaplanan net yatırım tutarının endeksleme uygulanmaksızın bulunan kısmını geçmemek kaydıyla, Kurulca belirlenen fonlarda, net yatırım tutarı 1 milyon Türk lirasının altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon Türk lirası ara ödeme yapılabilecek. Fon pay sahiplerine yapılacak ara ödeme tutarı, para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarının hesaplandığı tarihten bir önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan, ilgili fon pay sahibinin hesabında bulunan fon katılma paylarının toplam değerini aşamayacak. Fonun önceki gün sonu fiyatı, ihtiyaç duyulan bilgiler tasfiye ile görevli kuruluşlardan temin edilerek, ilgili güne dair yapılan değerleme ile Takasbank tarafından hesaplanan fiyat olacak.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

22.10.2026 20:44:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa'nın üç büyük ülkesi Almanya, Fransa ve İngiltere'yi (E3), Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubuyla ilk kez aynı formatta buluşturacak toplantılara ev sahipliği yapacak.

Toplantılarda Ortadoğu'daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği, Yemen'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkileri masaya yatırılacak. Tarafların, önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek iş birliği ve koordinasyon olanaklarını değerlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın aktardığı bilgilere göre, Fidan, bölgesel güvenliğin sağlanmasında bölge ülkelerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajını verecek. Fidan'ın ayrıca mevcut anlaşmazlıkların birbirini derinleştirmesinin, çatışmaların yeni bölgelere yayılmasının ve bölgesel gerilimlerin daha geniş çaplı istikrarsızlığa dönüşmesinin önlenmesi gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

İsrail'in politikaları ve Suudi Arabistan'ın güvenliği
Toplantının gündeminde Filistin meselesi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri de bulunuyor. Uluslararası toplumun, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve yerleşimci şiddetine karşı baskıyı artırması gerektiği mesajının öne çıkması bekleniyor.

Yemen'deki Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın güvenliğine verilen destek de görüşülecek konular arasında. Fidan'ın Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınması gerektiğini vurgulaması öngörülüyor.

Görüşmelerde ayrıca Karadeniz'deki güvenlik durumu ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de ele alınacak. Son haftalarda Karadeniz'de ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların yoğunlaşması, deniz taşımacılığı açısından güvenlik kaygılarını artırmış bulunuyor. Özellikle insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılarda Türk gemilerinin de hedef hâline geldiği gözlemleniyor.

E3 ve R4 formatları nedir?
E3 formatı, İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik koordinasyonu ilerletmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından oluşturuldu.

R4 ise Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı bir araya getiriyor. Bu ülkeler, bölgesel güvenlik ve iş birliğini geliştirmeye yönelik girişimler kapsamında ortak hareket ediyor.

Öte yandan Ankara, kısa süre önce İslamabad ve Riyad ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yeni bir güvenlik ittifakı oluşturmuş bulunuyor.

9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te

Dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu, yeni başkanını seçmek için sandık başına gidiyor. İttifakların ve güçlü grupların karşı karşıya geleceği bu tarihi yarışta, 9 farklı aday ve geniş tabanlı koalisyonlar baronun gelecekteki rotasını belirleyecek

22.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te
9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te
Yaklaşık 70 bin avukatın kayıtlı olduğu İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu ve başkanlık seçimleri, 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek. İki yıllık görev süresinin ardından mevcut yönetim ve muhalif gruplar arasında geçecek olan seçimlerde başkanlık koltuğu için 9 aday resmi olarak yarışacak.


Kritik ittifaklar ve grupların adayları


Seçim atmosferini hareketlendiren en önemli unsur, geçmiş yıllarda ayrı ayrı yarışan bazı güçlü grupların bu yıl geniş tabanlı ittifaklar kurması oldu. Baronun yönetimini belirleyecek öne çıkan adaylar ve onları destekleyen gruplar şu şekilde sıralanıyor:

İbrahim Özden Kaboğlu (Değişim İçin Avukatlar Grubu): İstanbul Barosu'nun mevcut başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, "Değişim İçin Avukatlar Grubu"nun adayı olarak ikinci dönem için yeniden yetki istiyor.

Ümit Kocasakal (Cumhuriyetçi Güç Birliği): Eski baro başkanlarından Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, bu seçimin en büyük koalisyonlarından birinin çatı adayı oldu. Kocasakal'ı; Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu (Ali Gürbüz kanadı), Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG) ortaklaşa destekliyor.

Hasan Kılıç (Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu & Yükseliş Hareketi): Seçim maratonunun bir diğer güçlü ittifakı ise Av. Hasan Kılıç'ın adaylığında kuruldu. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu'nun Filiz Saraç kanadı ile Önce İlke ÇAG Yükseliş Hareketi güçlerini birleştirerek sandığa tek adayla gitme kararı aldı.

Korkut Kanadoğlu (Avukat Hakları Grubu): Avukat Hakları Grubu (AHG), bağımsız duruşunu koruyarak Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu'nu başkan adayı olarak çıkardı.


Yarışacak diğer adaylar ve gruplar


Büyük ittifakların yanı sıra, baro genel kurulunda kendi listeleriyle yer alacak başkan adayları ve temsil ettikleri yapılar da var.

Arife Gökkaya Dinç'i Bağımsız Avukatlar Grubu, Atakan Adem Selanik'i Cumhuriyet Avukatları Grubu, Salih Uçar'ı Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, Metin Üraçin'i İstanbul Avukatlar Birliği Grubu destekliyor. Gülbeyaz Karadeniz de bir diğer başkan adayı.

Seçim öncesinde aday grupların temsilcileri bir araya gelerek genel kurul protokolünü netleştirdi. Yapılan kura çekimi sonrasında, başkan adaylarına kürsüde 20'şer dakika, grubu adına konuşma yapacak olan temsilcilere ise 7'şer dakika konuşma süresi tanınması kararlaştırıldı.

Yaklaşık 70 bin avukatın Haliç Kongre Merkezi'ne ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla İstanbul Barosu yönetimi, şehrin belirli merkezlerinden iki gün boyunca ücretsiz otobüs ve tekne servisleri düzenleneceğini duyurdu. Sandıkların kurulacağı pazar günü geç saatlerde oy sayımının tamamlanmasıyla birlikte İstanbul Barosu'nun yeni başkanı resmen ilan edilecek.

Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor

Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor. İzmir Barosu’nda Cumhuriyetçilerin kazandığı zaferin ardından gözler İstanbul'a çevrildi. Atatürkçü çizgisiyle bilinen Ümit Kocasakal, Cumhuriyetçi grupların çatı adayı olarak sahaya indi

22.10.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor
Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor
İstanbul Barosu'nda bu hafta sonu sandık heyecanı yaşanacak. 2010-2016 yılları arasında görev yaptığı dönemde FETÖ'cü savcı ve hakimlerin baskılarına karşı sergilediği tutumla tanınan Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, "Ülkemde adaletsizlik kol gezerken, Cumhuriyetin temel taşlarından biri olan baromuz cumhuriyet karşıtlarının elindeyken avukatın itibarı yerlerdeyken evimde oturup kahvemi yudumlayamazdım" diyerek yeniden adaylığını açıkladı.

Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerini kırmızı çizgi kabul eden üç grubun ortak adayı olan Kocasakal, mevcut baro yönetiminin en güçlü rakibi olarak öne çıkıyor.

İZMİR BAROSU'NDAKİ DEĞİŞİM RÜZGARI İSTANBUL'A TAŞINACAK MI
Geçen hafta sonu İzmir Barosu seçimlerini Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'nun yeniden kazanması, İstanbul'daki seçim atmosferini de derinden etkiledi. Kocasakal'ı destekleyen avukatlar mevcut yönetimin sandıkta kaybedeceğini savunurken, mevcut Baro Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve ekibi ise siyasi desteklerle seçimi yeniden kazanacaklarına inanıyor.

CUMHURİYETÇİ OYLARDA İTTİFAK VE BÖLÜNME TARTIŞMASI
Barodaki seçim dengelerini etkileyen bir diğer unsur ise geçmiş dönemdeki oy bölünmeleri oldu. 2022 yılında İstanbul Barosu'nun ilk kadın başkanı seçilen Filiz Saraç, 2024 seçimlerinde oyların bölünmesiyle koltuğu Kaboğlu ekibine devretmişti.

Bu seçim sürecinde ise Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu ile Avukat Hakları Grubu üzerinden kurulan ittifakın kısa sürede bozulmasının ardından, Saraç ekibi Hasan Kılıç ile hareket etme kararı aldı. Bu durum Cumhuriyetçi kanatta oyların yeniden bölünme riskini gündeme getirdi.

ADAYLAR ANAYASA VE MESLEKİ İLKELERİ VURGULADI
Genel kurul öncesinde adayların öne çıkardığı temel tartışma noktaları şöyle oldu.

İbrahim Kaboğlu, iki yıllık görev süresinde avukatların çalışma koşullarını iyileştirdiklerini belirterek, "Gerileyen hukuk karşısında savunma kurumu çatısı altında hukuku etkili kılma mücadelesini daha güçlü sürdürmek için adayız" dedi.

Ümit Kocasakal, baroyu yeniden Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet çizgisine oturtmayı hedeflediğini kaydetti. Kocasakal, "Anayasanın değiştirilemez ilk 4 maddesine dokunulabileceğini söyleyen anlayışa karşı Cumhuriyeti ve hukuku müdafaa etmek için adayım" diye konuştu.

Hasan Kılıç, Önce İlke Çağdaş Avukatlar ve Yükseliş Hareketi adayı olarak, "İstanbul Barosu'nu akademisyenler değil sahadaki avukatlar yönetmeli" vurgusunu yaptı.

Korkut Kanadoğlu, Avukat Hakları Grubu adayı olarak bağımsız duruşlarına dikkat çekerek, "Seçimi kazanmak uğruna ilkelerimizden taviz vermiyoruz, oyları birleştiren adayız" ifadelerini kullandı.

İstanbul Barosu'nda Cumhuriyetçi avukatların mı yoksa mevcut baro yönetiminin mi zaferle çıkacağı Pazar günü sandıkların açılmasıyla netleşecek.

YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi

YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi. Parti kurmayları, 72 ilde il başkanlarının üyelerin oylarıyla belirleneceğini belirtirken genel başkanlık ön seçiminin de kurultaydan bir gün önce yapılmasının planlandığını bildirdi

22.10.2026 13:50:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi
YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi
YENİ Parti'nin 14-15 Kasım'da Ankara Arena'da düzenlenecek Birinci Olağan Kurultayı için hazırlıklar sürüyor. Kurultay Hazırlık Komisyonu, organizasyonun salon, slogan, tema, lojistik ve teknik ayrıntılarını ele almak üzere dördüncü toplantısını gerçekleştirdi.

69 İLDE ÖN SEÇİM YAPILDI
Partinin kongre takvimi kapsamında 17-18 Ekim'de 69 ilde ön seçim düzenlendi. Üyelerin il başkanlarını belirlemek için sandık başına gittiği seçimlerde katılımın yüzde 65 civarında olduğu belirtildi.

Parti kurmayları, ön seçimlerin düzenli ve disiplinli biçimde gerçekleştirildiğini belirterek, "Adeta bir genel seçim havasında ve ciddiyetinde seçimler yaptık. Üçer kişilik sandık kurulları, her adayın temsilcisi, gözlemcisi yer aldı. Bizim için iyi bir deneyim oldu. Üyelerin ilgisi oldukça yüksekti. Yarışlı olan seçimlere katılım çok daha yüksekti. Bazı illerde yüzde 80'leri buldu" ifadelerini kullandı.

Seçimlerde 13 ilin il başkanı değişirken Ankara, İstanbul ve İzmir'de kurucu il başkanları görevlerini sürdürdü.

İl ve ilçe başkanlarının üyelerin oylarıyla belirlenmesinin yöneticilerin temsil gücünü artırdığını savunan kurmaylar, "Partinin ilçe başkanları binlerce, il başkanları on binlerce üyenin testinden geçmiş oldu, oyunu aldı. Bu il-ilçe başkanlarımızı güçlendirdi. Temsil anlamında da güçlendi. Kimsenin konsolide edemeyeceği bir kalabalık var oy veren; üyeler karar veriyor. Etki altında kalınmadan yapılan bir seçim ve sonucu var karşımızda. Bu da seçilen başkanları daha özgür kılıyor, siyasi gücünü, temsil yeteneğini artırmış oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

72 İLDE BAŞKANLAR ÜYELERİN OYUYLA BELİRLENECEK
Edinilen bilgiye göre, üye sayısı 600'ün altında olan Hakkari, Bayburt ve Muş'ta il başkanları, Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca bu hafta sonu yapılacak resmi kongrelerde üyelerin oylarıyla belirlenecek.

Bu hafta 72 ilde resmi kongrelerin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Kurmaylar, kalan dokuz il için ise özel bir takvim oluşturulacağını belirtti.

Söz konusu illerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunduğunu aktaran kurmaylar, "Parti kurulurken oraya bir hassasiyet göstermiş ve üzerlerinde titiz bir çalışma gerçekleştirerek kurucu il başkanlarını atamayı uzun bir sürece yaymıştık. Oradaki atamalarımız kongre takvimine yetişmediği o dokuz il için özel bir takvim oluşturacağız" dedi.

"PARTİYİ İKTİDARA TAŞIYACAK ÖRGÜTÜ OLUŞTURUYORUZ"
İl ve ilçe yönetimlerinin oluşturulmasında kapsayıcılığa önem verileceğini belirten parti kurmayları, yönetimlerde gençlere, kadınlara ve farklı meslek gruplarına yer verilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Kurmaylar, "Yönetimler kapsayıcı olacak. Yeter sayıda genç ve kadın olacak. O ilin özelliklerine ilişkin meslek gruplarının yönetimde yer almasını önemsiyoruz. Biz partiyi iktidara taşıyacak örgütü oluşturuyoruz şu anda. Partiyi bütün kılacak, vakit ayıracak, liyakatli isimleri bir araya getireceğiz. İlin yükünü il başkanı iki arkadaşıyla kaldırmayacak" diye konuştu.

GENEL BAŞKAN DA ÜYELERİN OYUYLA SEÇİLECEK
YENİ Parti'nin yeni örgütlenme modeli kapsamında genel başkanın da üyeler tarafından belirlenmesi planlanıyor. Edinilen bilgiye göre genel başkanlık ön seçimi, Birinci Olağan Kurultay'dan bir gün önce yapılacak ve tek günlük bir seçim olarak düzenlenecek.

Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama

Konya'da sosyal medya üzerinden yayımlanan sahte ev ilanlarıyla 'sazan sarmalı' yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına yönelik 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 9'u tutuklandı

22.10.2026 12:15:00
İHA
 
Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama
Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama
Edinilen bilgiye göre, Konya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sosyal medya üzerinden yayımlanan sahte ev ilanları aracılığıyla gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına yönelik çalışma başlattı.

'Sazan sarmalı' olarak tabir edilen yöntemle gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına ilişkin yürütülen çalışmalar çerçevesinde, 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonda 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 9'u tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Diğer 8 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi

İstanbul merkezli yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonunda gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 44 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirildi

22.10.2026 12:03:00
İHA
 
Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi
Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İstanbul Emniyeti Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şubesi tarafından yürütülen yasa dışı üreme hücresi ticareti ile ilgili soruşturma çok yönlü devam ediyor.

CİMER üzerinden yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturmada, bir şebeke tarafından Türk vatandaşı kadınların yumurtalarını yurt dışına satıldığı tespit edilmişti.

İstanbul merkezli 14 ilde yapılan yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonunda haklarında adli işlem başlatılan 53 zanlıdan 44'ü gözaltına alınmıştı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yasa dışı yumurta hücresi ticareti soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildi.

Şüphelilerin sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

Mustafa Sarıgül'ün koruması gözaltına alındı

Sarıgül ailesi yönelik yürütülen "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması" soruşturması kapsamında Mustafa Sarıgül'ün koruması Ömer D.'nin aralarında olduğu 5 şüpheli gözaltına alındı

22.10.2026 11:51:00
İHA
 
Mustafa Sarıgül'ün koruması gözaltına alındı
Mustafa Sarıgül'ün koruması gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Sarıgül ailesi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir operasyon düzenlendi.

Operasyonda Mustafa Sarıgül'ün koruması Ömer D.'nin aralarında olduğu 5 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasındaki müşteki beyanlarında, kaynağı belirsiz paraların yurt dışındaki şirketler aracılığıyla yurt dışına çıkarıldığı, yatırım sözleşmelerinde belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılmadığı ve suçtan elde edilen gelirlere yasal görünüm kazandırılmaya çalışıldığı iddia edildi.

Müştekiler ayrıca, yaşadıkları sorunlara çözüm bulmak amacıyla gazeteci Murat Ağırel aracılığıyla girişimde bulunduktan sonra Abdurrahman Emir Sarıgül tarafından tehdit edildiklerini ileri sürdü.

İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı

İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre yaşanan taşkınları yalnızca yoğun yağışla açıklamak mümkün değil

21.10.2026 18:15:00
Ahmet Turan Yiğit
 
İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı
İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı
İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre yaşanan taşkınları yalnızca yoğun yağışla açıklamak mümkün değil. Plansız kentleşme, dere yataklarının yapılaşmaya açılması ve giderek artan betonlaşma, şehirleri şiddetli yağışlara karşı daha kırılgan hale getiriyor.

Uzmanlar, günümüzde kentleri sellerden korumanın yolunun suyun önüne set çekmekten değil, suyla uyumlu yaşam alanları tasarlamaktan geçtiğini vurguluyor. Çünkü doğanın işleyişini dikkate almayan şehirleşme modelleri, her kuvvetli yağışta benzer manzaraların yaşanmasına neden olabiliyor.

Sorun sadece yağmurun şiddeti değil

Uzmanlara göre son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık görülen aşırı yağışlar, kentlerdeki mevcut altyapı sorunlarını da görünür hale getiriyor.

Eskiden doğal olarak suyu emebilen alanların yerini beton ve asfalt yüzeylerin alması, yağmur sularının toprağa ulaşmasını zorlaştırıyor. Yağışla birlikte oluşan su kütlesi kısa sürede yüzeyde birikiyor ve taşkın riski büyüyor.

Bu nedenle yaşanan afetlerin yalnızca hava olaylarıyla açıklanmasının eksik bir değerlendirme olacağı belirtiliyor.

Dere yataklarına yapılan müdahaleler riski büyütüyor

Uzmanlar, dere yataklarının ve taşkın alanlarının yıllardır yapılaşma baskısı altında olduğuna dikkat çekiyor.

Doğal su yollarının daraltılması veya farklı amaçlarla kullanılması, yağış sırasında suyun yönünü değiştirmesine ve kontrolsüz taşkınlara neden olabiliyor. Suyun doğal olarak akması gereken alanlar ortadan kalktıkça, şehirlerin afetlere karşı direnci de azalıyor.

Bu nedenle dere yataklarının ve taşkın sahalarının doğal işlevlerine yeniden kavuşturulmasının önemli olduğu ifade ediliyor.

Beton yerine suyu emen kentler öneriliyor

Uzmanların dikkat çektiği konuların başında "mavi-yeşil altyapı" yaklaşımı geliyor.

Bu sistemler; yağmur bahçeleri, sulak alanlar, geçirimli zeminler, bitkilendirilmiş su kanalları ve yeşil koridorlar gibi uygulamaları kapsıyor. Amaç, yağmur suyunun hızla akıp gitmesini değil, mümkün olduğunca yerinde tutulmasını sağlamak.

Uzmanlara göre suyu tutan ve yöneten bu sistemler, hem sel riskini azaltıyor hem de yeraltı su kaynaklarının beslenmesine katkı sunuyor.

Parklar sadece dinlenme alanı değil

Şehirlerdeki parklar, korular, kent ormanları ve açık yeşil alanlar çoğu zaman yalnızca sosyal yaşamın bir parçası olarak görülüyor. Ancak uzmanlar bu alanların çok daha kritik görevler üstlendiğini belirtiyor.

Yeşil alanlar yağmur sularını emebiliyor, sıcaklıkları dengeleyebiliyor ve afet risklerinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Bu nedenle kent planlamasında parkların ve doğal alanların yalnızca estetik unsur olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade ediliyor.

İklim krizine karşı yeni planlama anlayışı gerekiyor

Uzmanlara göre iklim krizinin etkileri önümüzdeki yıllarda daha belirgin hissedilecek. Bu yüzden kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli ve bütüncül planlamalara ihtiyaç duyuluyor.

Kentlerin yalnızca insanlar için değil, doğal yaşam ve ekosistemler için de sürdürülebilir şekilde tasarlanması gerektiği belirtiliyor. Su yolları, doğal vadiler, sulak alanlar ve ekolojik koridorların korunması, gelecekte yaşanabilecek afetlerin etkilerini azaltan önemli unsurlar arasında gösteriliyor.

Yağmurun kendisi bir afet değil, ancak yanlış planlanmış kentlerde afete dönüşebiliyor. Uzmanlar, sel ve taşkın risklerinin azaltılması için doğayla mücadele eden değil, doğayla uyum içinde çalışan şehirler tasarlanması gerektiğini vurguluyor. Çünkü suyun doğal akışını engellemek yerine ona yaşam alanı tanıyan kentler, iklim krizinin getirdiği zorluklara karşı çok daha dayanıklı hale gelebiliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.