İktidar hep bir ağızdan "KKTC'yi şimdi bütün dünya ülkelerinin tanıması gerekmektedir" demektedir. Dışişleri Bakanı Sayın Gül dünkü konuşmasında "ben bütün dışişleri bakanları ile birebir görüştüm, gerekeni yapacaklarını söylediler. Biz yapacağımızı yaptık, artık sıra onlarda" diyerek ne yazık ki kendini avutmaktadır.
Madalyonun öbür yüzünde ise; şu anda esen havadan dolayı ülkelerden "aferin siz yapacağınızı yaptınız, hiç merak etmeyin, gereken yapılacaktır" sesleri gelmektedir. Bu sözlerle Avrupa ülkeleri ve ABD, iktidarı uyutmaktadır.
Avrupa ülkeleri ve ABD'nin referandumdan önce verdiği sözlerle şu anda verilen sözler arasında biraz esneme, biraz daha zaman geçtikten sonra aynı tas aynı hamam olacak, iktidarın söylemlerini ve ülkelerden gelen aferinlerin sonucunu da hep beraber göreceğiz.
Bunun için pek fazla beklemeye de gerek kalmadan ilk çatlak ses ABD'den geldi. ABD Dışişleri Bakanı Powel "şu anda KKTC'yi tanımamız çok zor" sözleri ile herhalde ne söylemek istediğini açıkça anlattı. Zamanla bu sözler hep bir ağızdan söylenmeye başlanacak, bulunan nedenlerle ve bitmeyecek olan isteklerle yine aynı geldiğimiz noktaya döneceğiz.
İktidara şunu hatırlatmadan geçemeyeceğim.
ABD, bir yandan "Büyük Ortadoğu Projesi"nden söz ediyor. Bölgeye "demokrasi götürme" iddiasını ortaya atıyor. Alabildiğine pembe tablolar çiziyor...
Diğer taraftan yaptıkları da ortada:
Camiler bombalanıyor. Üstelik, yanlışlıkla da değil. Irak'taki ibadet yerlerine bilerek ve isteyerek füzeler gönderiliyor. Bunları yaparken ABD'nin yanında kim var? Cevap İngiltere. Bu zihniyet nasıl olur da içinde Müslümanları ve Türkleri ister. Kararlarınızı verirken ince eleyip sık dokuyunuz. Türkiye gibi dünyaya hakim olmuş bir ülkeyi yönetiyorsunuz.
Sayın Başbakan Tayip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Schröder Almanya'da Türk ve Alman iş adamları ile bir araya geldiler. Schröder, "Türklerin her türlü işlerinde arkasındayız, ilişkilerimiz her zaman iyi olması gerekir, KKTC'nin tanınması için, Türkiye'nin AB'ye girmesi için elimizden geleni yapacağız" dedi. Schröder çok iyi biliyor ki Almanya'da 2,8 milyon Türk var. Bunların 700 bini de Alman vatandaşı olmuş. Schröder kimlere karşı konuştu? Türk-Alman iş adamlarına. Dinleyen potansiyel Türk. Bunların da yarın seçimlerde oyları var. Günü kurtarması gerekmektedir. O da gününü kurtardı. Hükümet pohpohlandı ve Türkiye'ye gönderildi. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki, daha düne kadar bunlar "Türkleri Almanya'da istemeyiz" diyerek vatandaşlarımıza yapmadıkları eziyetler kalmamıştı. Bunların üstünden fazla zaman geçmedi. Ondan dolayı bu yapılan konuşmalar, verilen vaadler unutulacak ve üstü örtülecektir.
Sayın Başbakan, "Türkiye'nin çok işi var beyler, boşa kürek çekmek sevdasından kurtulamayanlar bunun bedelini ödeyeceklerdir, buyursunlar boşa kürek çekmeye devam etsinler" demişlerdi. Biz de bu sözlerden hareketle iktidarın devamlı boşa kürek çektiğinin farkına varmasını hatırlatalım. Söylemlerinizle asıl siz kendinizi avutuyorsunuz. Avrupa da, ABD de sanmayın ki samimidirler. Biliniz ki söyledikleri ile onlar sizi uyutuyor, size boşa kürek çektiriyor. Gerçeğin böyle olduğunu hep beraber yaşayacak, hep beraber göreceğiz.
Madalyonun öbür yüzünde ise; şu anda esen havadan dolayı ülkelerden "aferin siz yapacağınızı yaptınız, hiç merak etmeyin, gereken yapılacaktır" sesleri gelmektedir. Bu sözlerle Avrupa ülkeleri ve ABD, iktidarı uyutmaktadır.
Avrupa ülkeleri ve ABD'nin referandumdan önce verdiği sözlerle şu anda verilen sözler arasında biraz esneme, biraz daha zaman geçtikten sonra aynı tas aynı hamam olacak, iktidarın söylemlerini ve ülkelerden gelen aferinlerin sonucunu da hep beraber göreceğiz.
Bunun için pek fazla beklemeye de gerek kalmadan ilk çatlak ses ABD'den geldi. ABD Dışişleri Bakanı Powel "şu anda KKTC'yi tanımamız çok zor" sözleri ile herhalde ne söylemek istediğini açıkça anlattı. Zamanla bu sözler hep bir ağızdan söylenmeye başlanacak, bulunan nedenlerle ve bitmeyecek olan isteklerle yine aynı geldiğimiz noktaya döneceğiz.
İktidara şunu hatırlatmadan geçemeyeceğim.
ABD, bir yandan "Büyük Ortadoğu Projesi"nden söz ediyor. Bölgeye "demokrasi götürme" iddiasını ortaya atıyor. Alabildiğine pembe tablolar çiziyor...
Diğer taraftan yaptıkları da ortada:
Camiler bombalanıyor. Üstelik, yanlışlıkla da değil. Irak'taki ibadet yerlerine bilerek ve isteyerek füzeler gönderiliyor. Bunları yaparken ABD'nin yanında kim var? Cevap İngiltere. Bu zihniyet nasıl olur da içinde Müslümanları ve Türkleri ister. Kararlarınızı verirken ince eleyip sık dokuyunuz. Türkiye gibi dünyaya hakim olmuş bir ülkeyi yönetiyorsunuz.
Sayın Başbakan Tayip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Schröder Almanya'da Türk ve Alman iş adamları ile bir araya geldiler. Schröder, "Türklerin her türlü işlerinde arkasındayız, ilişkilerimiz her zaman iyi olması gerekir, KKTC'nin tanınması için, Türkiye'nin AB'ye girmesi için elimizden geleni yapacağız" dedi. Schröder çok iyi biliyor ki Almanya'da 2,8 milyon Türk var. Bunların 700 bini de Alman vatandaşı olmuş. Schröder kimlere karşı konuştu? Türk-Alman iş adamlarına. Dinleyen potansiyel Türk. Bunların da yarın seçimlerde oyları var. Günü kurtarması gerekmektedir. O da gününü kurtardı. Hükümet pohpohlandı ve Türkiye'ye gönderildi. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki, daha düne kadar bunlar "Türkleri Almanya'da istemeyiz" diyerek vatandaşlarımıza yapmadıkları eziyetler kalmamıştı. Bunların üstünden fazla zaman geçmedi. Ondan dolayı bu yapılan konuşmalar, verilen vaadler unutulacak ve üstü örtülecektir.
Sayın Başbakan, "Türkiye'nin çok işi var beyler, boşa kürek çekmek sevdasından kurtulamayanlar bunun bedelini ödeyeceklerdir, buyursunlar boşa kürek çekmeye devam etsinler" demişlerdi. Biz de bu sözlerden hareketle iktidarın devamlı boşa kürek çektiğinin farkına varmasını hatırlatalım. Söylemlerinizle asıl siz kendinizi avutuyorsunuz. Avrupa da, ABD de sanmayın ki samimidirler. Biliniz ki söyledikleri ile onlar sizi uyutuyor, size boşa kürek çektiriyor. Gerçeğin böyle olduğunu hep beraber yaşayacak, hep beraber göreceğiz.
İsmail Çetin / diğer yazıları
- Sizce hak hangi taraf? / 31.01.2026
- Dijital tekel kıskacında Türkiye ekonomisi: Emek, kalite ve marka değil, algoritma kazanıyor / 27.01.2026
- Yarını bugünden daha zor yaşamamak: Geçim, aidiyet ve adalet / 25.01.2026
- Türk devlet geleneğinde “Kut” kavramı / 22.01.2026
- Ehli Beş perspektifi: Türkiye’nin Kurtuluş Formülü / 20.01.2026
- Millet-devlet-maneviyat dengesi: İnanç gönülde, hukuk devlette / 19.01.2026
- Haydar Baş: Bektaşilik ve Ahiliği Cumhuriyet senteziyle yeni toplumsal zemine taşımıştır / 14.01.2026
- Birlik harcının çimentosu: Hacı Bektaş-ı Veli / 10.01.2026
- Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye / 08.01.2026
- Atatürk, etnik kimlik gözetmeden 86 milyonun namus ve onurunu kurtardı / 03.01.2026
- Dijital tekel kıskacında Türkiye ekonomisi: Emek, kalite ve marka değil, algoritma kazanıyor / 27.01.2026
- Yarını bugünden daha zor yaşamamak: Geçim, aidiyet ve adalet / 25.01.2026
- Türk devlet geleneğinde “Kut” kavramı / 22.01.2026
- Ehli Beş perspektifi: Türkiye’nin Kurtuluş Formülü / 20.01.2026
- Millet-devlet-maneviyat dengesi: İnanç gönülde, hukuk devlette / 19.01.2026
- Haydar Baş: Bektaşilik ve Ahiliği Cumhuriyet senteziyle yeni toplumsal zemine taşımıştır / 14.01.2026
- Birlik harcının çimentosu: Hacı Bektaş-ı Veli / 10.01.2026
- Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye / 08.01.2026
- Atatürk, etnik kimlik gözetmeden 86 milyonun namus ve onurunu kurtardı / 03.01.2026



























































